Azerperest
13 şiiri ve 3 yazısı kayıtlı Takip Et

Madde ve manevi bağımlılık



3,2,1 gülümseyin çekiyorum… Bir aile fotoğrafıydı. Anne, baba, hala, teyze, amca, dayı, kuzenler, yeğenler vesaire herkes oradaydı. Büyükbaba Nazım Bey istemişti bu hatıra olarak kalacak resmi. Birinci ve birinci olmayan akrabalar kırmamıştı tabi ki bu isteğini. Çektim.
Yaşlı hissediyordu kendisini ki öyleydi. 72 yaşında koskoca bir çınar, yıllara meydan okuyan emekli bir öğretmen. Ölüm ha geldi ha gelecek diye bekliyordu. Torun torba sahibi olmuş, ölmeden önce de onlarla bir fotoğrafı olsun istemişti. Nihayet bir araya gelmişler, bu isteğini gerçekleştiriyorlardı.
Fotoğrafçı, çektiği fotoğrafa tekrar baktı. Önde duran kardeşinin elini tutan genç kıza doğru yürüdü. “Bir şey mi oldu? Neden gülmüyorsun.” Dedi. “Yok bir şey olmadı, bir anlık tebessüm etmedim her halde o an çekmişsinizdir.” Dedi. Fotoğrafçı pek ikna olmasa da “tamam tekrar çekiyorum, hazır olun.”
Aile fertleri tekrar hizalanmış bir şekilde kameraya bakıyorlardı. Kızının fotoğrafçı ile konuştuğunu görünce anne merakından “bahar kızım ne oldu ne dedi?” Diye kızıyla iletişime geçmek istedi. Bahar pek oralı olmadı “hiç” diyerek geçiştirdi.
Bahar’ın annesi ve babası kızının hep üstüne titremişlerdir fakat onda anlayamadıkları bir değişiklik olduğunun farkındalardı. Psikoloğa götürmek isteseler de bahar hep “ben deli miyim?” diye çıkışırdı. Bu yüzden pek zorlamazlardı. Şu ana kadar ne istedi ise yaptılar. Onu özgür bıraktılar. Yanlış mı yaptılar acaba? Özgür bırakmak konusunda değilse de doğruyu yanlışı öğretme konusunda biraz geri mi kaldılar? Neyse herkes hazır, fotoğrafın çekilmesini bekliyor.
Tekrar 3,2,1 çekiyorum, gülümseyin. Fotoğrafçı kameradan Bahar’a bakıyordu, gülümseyecek mi diye. Gülümsüyordu bu sefer “tamam oldu bu iş” dedi içinden. Çektim. Fotoğrafa baktı. Bahar bırakın gülümsemeyi tebessüm bile etmiyordu. Hem de ikinci dereceden akrabalar da fotoğraflar da gözükmüyordu. Fotoğrafçı Bahar’a kızacaktı ama öylece şaşırdı kaldı. Aile fertleri bekliyordu. Bahar’ın babası bu bekleyişi sonlandırmak isteyince “ne oldu, yine mi olmadı?” diye fotoğrafçıya seslendi. Kafasını kaldırıp baktığın da bir de ne görsün ikinci dereceden akrabalar yerinde duruyor ama fotoğrafta gözükmüyor. Bunun olması imkânsız diye içinden geçiriyor, aileye durumu belirtmemek için “ıı şey pardon elim biraz kadraja girmişte hemen tekrarını alalım.” Diye bir yalanla toparlamak istedi. Başarılı oldu. Aile bireyleri tekrardan kameraya gülerek bakıyorlardı. Bahar ise hiçbir tepki vermeden bakıyordu. Bu fotoğrafçı için yeterliydi. Artık gülmesini, tebessüm etmesini geçmişti.
Ve tekrar 3,2,1 çekiyorum, gülümseyin lütfen. Herkesin ağzı kulaklarında gülerek poz verdiler, bahar ise aynı duruşunu bozmamıştı. Çektim. Deklanşör sesi geldikten saniyeler sonra “tamam güzel oldu” deyip biraz dağıldı aile sakinleri. Fotoğrafçı da aynı şeyi düşünüyordu ki sandalyesine oturdu. Bahar’a baktı. Bahar öylece yerinde durmuş küçük kardeşinin elini bırakmıyordu. Tedirgin oldu hemen çektiği fotoğrafa baktı. Gördüğü manzara karşısında şok olmuştu. Bahar’ın yüzü hem solmuş hem de yüzünden düşen bin parça misali bakmıştı. Diğer akrabaları aksine çok neşeliydi. Bir saniye, bir eksik vardı yok yok bir değil iki üç eksik vardı. Kuzenleri, yeğenleri, dayısı, halası fotoğrafta gözükmüyordu. Nasıl oluyor bu. Gözüyle gördüğü insanlar fotoğrafta çıkmıyordu. Bu fotoğrafı onlara böyle veremezdi. “Ayrıca bu kız niye gülmüyor onu geçtim insanlar birer birer kadrajdan çıkıp fotoğrafta neden gözükmüyor, kafayı yiyeceğim?” diye soruyordu kendi kendine. Unutmak istedi bunları. Silkelendi. Toparlandı. Kalktı yerinden. Gitti ailenin en büyüğüne.
“Efendim tekrar çeksek olur mu?” diye girdi muhabbete. “Neden?” diye sordu büyükbaba. “Tam iyi çıkmadı, hazır buraya hepiniz teşrif etmişsiniz yedek mahiyetinde bir tane daha çekeyim garanti olsun diye, yoksa neden olacak ki” dedi. İkna etti. Büyükbaba herkesi topladı yine etrafına “garanti olsun” diyerekten. “Hadi oğlum çek şunu bitsin bu kâbus kurtul şu döngüden” diyerek kendine moral veriyordu fotoğrafçı.
Ve yine tekrar 3,2,1 çekiyorum, sadece bakın. Herkes tebessüm etmiş bir şekilde bakmaktaydı. Bahar ve elini tuttuğu kardeşi sadece bakıyordu. Çektim. Büyükbaba hemen fotoğrafçının yanına gidip “bu sefer tamam” dedi. “Fotoğrafı ne zaman alalım?” diye sordu. Fotoğrafçı biraz tırsmış bir şekilde “bir dakika fotoğrafa bir bakayım, izin verin.” Dedi. Fotoğrafa baktı ve öylece dondu kaldı. Büyükbaba, nene, amca, teyze bu sefer fotoğrafta çıkmamış, Bahar’ın yüzüne de bakınca birden istemsizce korkarak “Allah!” dedi. Bahar’ın yüzü perişan halde göz altları şişmiş, baygın bir şekilde bakıyordu. Bir fotoğrafta ki Bahar’a bakıyordu, bir de önünde duran Bahar’a bakıyordu. Şaşırmış kalmıştı öyle. Büyükbaba telaşlı bir biçimde “ne oldu niye şaşırdın bir şey mi oldu?” diye sordu. Fotoğrafçı olayı toparlamak için “şey… ha şey benim salak kafam işte film koymayı unutmuşum onu hatırlayınca aniden Allah diye şaşırmış bulundum.” Büyükbaba olaya pek anlam veremedi, “peki tekrar çekelim bu sefer film koymayı unutma şaşkın” dedi. Tabii efendim siz geçin ben hemen geliyorum. Fotoğrafçı film koyarmış gibi yapıp oyalandı biraz. Arada bir göz ucuyla Bahar’a bakıyordu. Öylece duruyordu. Bu öylece duruş korkutmuştu kendisini.
Herkes artık sıkılmış bitse de gitse havasındaydı. Fotoğrafçı elinde film ile dolu olduğunu gösterdiği kamerası ile tekrar karşılarındaydı. “Kusura bakmayın, teknik bir arıza oluştu hemen fotoğrafınızı çekeyim sizi de meşgul etmeyeyim artık” diye bir konuşma yaparak herkesi poz vermesine ve kameraya bakmasına davet etti.
Ve son olarak tekrar 3,2,1 çekiyorum. Herkes son kelimesini duyduğu için en içten gülümsemeleri ile kameraya baktılar. Bahar ile elini tuttuğu kardeşi de yine öylece durgun bir şekilde baktılar. Çektim. Fotoğrafçı hemen çektiği fotoğrafa baktı. Bu sefer fotoğrafta herkes vardı ve gülüyorlardı. Bahar ve kardeşi gülmüyordu ama yüzü bir önceki gibi değildi. Sevindi fotoğrafçı. Fotoğrafa bakarak kafasını kaldırmadan “tamamdır bu iş, çok güzel oldu.” Dedi. Beyni kulağındaydı. Bir ses duymadı. Sadece sessizlik. Kaldırdı kafasını bir de ne görsün kimse yok sadece bahar ve kardeşi var, baharın yüzü de berbat bir halde. Fotoğrafçı önce irkildi, sonra kamera elinden düştü. “Ne oluyor lan burada” ifadesi vardı yüzünde. Hem korkmuş hem de şaşırmış ne yapacağını bilemeden kendini stüdyodan dışarı zar zor attı.
Oda da sadece iki kişi kalmıştı. Bahar öylece önüne bakıyordu. Elini tuttuğu kardeşi ise ablasına bakmak istedi. Baktı. Korktu. Elini ablasından almak istedi. Ablası elini bıraktı. Kardeşi bir iki adım geri gitti. Sırtını döndü. Odadan tam çıkacakken durdu. Tekrar ablasının yanına gitti. Elini uzattı tutmak için. Eli havadaydı. Bahar kardeşinin yüzüne baktı. Kardeşinin elini tutmak istedi fakat yapamadı. Önüne baktı, yüzü düştü. Boynunu büktü.


Beğen

Azerperest
Kayıt Tarihi:18 Kasım 2019 Pazartesi 10:30:50

MADDE VE MANEVI BAĞıMLıLıK YAZISI'NA YORUM YAP
"Madde ve Manevi Bağımlılık" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.