Albatros Piyal
2 şiiri ve 49 yazısı kayıtlı Takip Et

Çamaşır suyuna ekmek banmak



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 16.11.2019 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Günün kriptolu telefonu ’elalem neder?’ çınlıyor acı acı ve buz kesmiş mimikler. Göz bebeği kocaman açılmış, yerinden fırladı fırlayacak. Vay be! Efkarımızı bile doğru düzgün yaşatmayacaklar, belli oldu. Koyduğum yerde bulamıyorum moralimi. Çekmeceleri açıp açıp daldırıyorum şüphelerimi. Ve sıkıldım artık haklı çıkmaktan. Ne vardı ki herşeyi bilecek? Cahillik değil de, bir güzel yalana öyle kuvvetli inanmak namussuzca mı? Ne kazandırdı zaten dürüstlük, yalın yalnızlıktan başka?
- Böyle konuşma Mehmet! Emek verdik o kadar. Boşa mıydı bütün yaşananlar? Hem annemlere ne diyeceğim ben? Nasıl izah ederim? O kadar masraf yaptık. Salonun kirasını bile ödedik ya! Çıldırtma beni adam! Kırarım kalbini!
- Bir kez olsun sordun mu neyin var diye? Görmezden gelince halloldu mu herşey? Tek düze bir hayat yaşamak senin tercihin Yasemin! Herkes evleniyor diye, belli bir yaşa geldim, evde mi kalayım mantığı değil de ne sendeki? Tüküreyim böyle işin içine! Ben defolup gitmek istiyorum! Bari buna izin ver! Bir kez olsun, samimi ol bana! Lütfen!

Akmayan rimel. Nemli gözler. Şaşkın bir düşünüş vaziyeti. Şimdi nerden bulacaksın yeni birini. Mehmet’in Allah belasını versin zaten. Flört et, buluş, kahveler, çaylar. En sevmediğim yanım, herkesi kendim gibi sanmam falan filan. Tanı, tanıştır. Takılsın yüzükler. Küs, barış. Umarsızlığa göz yum. Sekiz ay ve ’bende, belediye başkanının bana verdiği yetkiye dayanarak, sizleri karı koca ilan ediyorum!’. Alkış kıyamet. Otele varmadan, lüks sayılacak bir kebapçıda adana yanına ayranıyla, bir buçuk ciğer şiş. Soda, orta şekerli kahve. At ağzına karanfili hesabı öderken. Fazladan bir kaç ıslak mendili hesap ediyor o esnada damat, arabanın torpidosuna koymak için. Kulağında Mehmet’in sesi, ’ tüküreyim böyle işin içine!’.

- O kapıdan çıkarsan bir daha giremezsin Yasemin! Süründürürüm seni avukat kapılarında! Göstermem bu çocuğu sana. Hadi şimdi git bakalım gidebiliyorsan. Hadi! Git sana! Bakma öyle yüzüme aval aval kadın! Hop! Nereye? Kredi kartını bırak masaya.
- Allah senin belanı versin! Ağlama kızım ağlama. Ben anneannenin yanına gidiyorum. Seni almaya geleceğim tamam mı? Şimdi sen uyu güzelce. Söz veriyorum sana! Hem bak, ağlamazsan parka gideriz.

Ve ışıklar söner. Merdiven dairesinin ışıkları. Kapanan asansör kapısının ardından.

-’Ah Yasemin! Neden bu hale geldik ki? Tek derdimiz sevmek sevilmek iken, reva mıydı çektiğimiz?’ dedi, Aysel. Ezbere konuştuğu her halinden belli olsa da başka derttaşı yoktu. Üç katlı iş hanının caddeye bakan tarafında, ikinci katta ki kafede buluştular liseden arkadaşıyla. Platin sarısı yeni saçlar. Yarısına gelmeden soğumuş kahveler. Yeni başlanmış, ince sarım sigara izmaritleri. Dumanı taze duruyor küllükte. Göz altı torbalarıyla ters orantılı, hafif abartı makyaj. Sevmediği kırmızı ruju sürmüş. Öyle olmasa da güçlüymüş gibi pozlar, güzel filtrelerle cuppa sosyal medya. Belki görür diye.

Kadının doğasından farklı erkeğin acı çekişi. Sonradan sonradan yakıyor içini. Küçük kızının velayetini annesine veren hakime sövse de özünde kendine kızıyor. Kolları çift çizgili, ütüsü bozuk gömlekler. En alttaki çekmecede henüz atılamamış alyans. Orda olduğu unutulacak kadar zaman geçmemişken daha, her sabah boğazda düğüm düğüm patatesli poğaça. Telefonda yemek siparişi için indirilen uygulamayı çözdü sonunda. O akşam misafirliğe gitmeyen evli arkadaşlarıyla haftada bir iki kez görüşmeler. Haftasonları görebildiği kızını hep aynı hamburgerciye götürdükten sonra duruma alışmış olan çocuğun internette gördüğü oyuncağı aldırması. Geri eve bırakırken, politik gülüşler. ’Bak! Yokluğun koymadı bana’ sansın diye. Asansörün kata gelmesini beklemeden yüzüne kapanan kapı. O bir dakikalık cehennem vari bekleyiş. Mercekten bakıyor mu diye dalıp giderken otomat ışığın sönmesi. Kapının ardında içi içine sığmayan Yasemin, balkona koşuyor. Arabaya binip gittikten sonra, bir sigara daha yakacak.

Bu hayattan enstantaneler, hep bilindik akışıyla, sırası şaşmadan devam edecek. Hem, kim ayrılmak için evleniyor ki? Değil mi? ’Sensiz ne yaparım ben?’ diyenler, sahi ne yapıyorlar? Kafamda deli sorular. Bir solo gitar çalıyor radyoda, yeşil ışık yanıp gaza basarken. Ezberimde evinin yeri, dönüyorum ikinci sapaktan senli benli düşlere. Ama işte burdayız, yaşanmamış heyecanların hayalinde. Biz evlenmeyelim. Ayrılık falan, uğraşamam. Hem çocuğumuz olursa, nasıl derim ’anneni sevmiyorum artık’ diye. Yok yok. Bu, horoz şekerini elinden almak gibi bir çocuğun. Gaddarca. İyiyiz böyle.


Beğen

Albatros Piyal
Kayıt Tarihi:15 Kasım 2019 Cuma 02:02:34

ÇAMAŞıR SUYUNA EKMEK BANMAK YAZISI'NA YORUM YAP
"Çamaşır Suyuna Ekmek Banmak" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Türk Kızı(Emine Sezek Akb
16 Kasım 2019 Cumartesi 20:01:36
Doğal süreçlerin mantığı ve varoluşsal sanrıların sürtüşmesi sonucu oluştu diye düşünüyorum felsefe. Diğer sanat dalları da burdan türedi. Buna edebiyat da dahil. Olanı, olduğu gibi anlatmak aykırılık teşkil etmez bizim için. Sonuçta bu dünyada aynı zamana denk gelen misafirleriz. İçinizden geldiği gibi ifade etmeniz kıymetli benim için. Çok teşekkür ediyorum.


Bunları alacam bir güzel skeç hazırlayacağım sen güldür güldüre neden baş vurmuyosun ya kaçışma atışma olarak güzelleme yapıyosun benim bu ozan atışmamı da reklam yapalım reklam ilan vergisi de hazır ödemiş bulunmuşken kaçırmadan benimkisi koçaklama olur ağrı bursa dağı sırtımda yıkılmaz üşenmeden taşıdım...
Selamımsın...

Cevap Yaz
Türk Kızı(Emine Sezek Akb
16 Kasım 2019 Cumartesi 20:01:17
Doğal süreçlerin mantığı ve varoluşsal sanrıların sürtüşmesi sonucu oluştu diye düşünüyorum felsefe. Diğer sanat dalları da burdan türedi. Buna edebiyat da dahil. Olanı, olduğu gibi anlatmak aykırılık teşkil etmez bizim için. Sonuçta bu dünyada aynı zamana denk gelen misafirleriz. İçinizden geldiği gibi ifade etmeniz kıymetli benim için. Çok teşekkür ediyorum.


Bunları alacam bir güzel skeç hazırlayacağım sen güldür güldüre neden baş vurmuyosun ya kaçışma atışma olarak güzelleme yapıyosun benim bu ozan atışmamı da reklam yapalım reklam ilan vergisi de hazır ödemiş bulunmuşken kaçırmadan benimkisi koçaklama olur ağrı bursa dağı sırtımda yıkılmaz üşenmeden taşıdım...
Selamımsın...

Cevap Yaz
Ayten Tekin
16 Kasım 2019 Cumartesi 16:32:52
Şamil Bey, Elinize sağlık. Bir yazarın kitabında okumuştum. Kimdi şimdi hatırlamıyorum. ''Evlilik doğaya aykırı'' diyordu.

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Albatros Piyal 16 Kasım 2019 Cumartesi 16:46:06
Evliliği misyon olarak tanımlamak hata. Oysa başlı başına bir vizyondur evlilik. Adına ölüm yahut son, ne dersek diyelim, o makul nihayete erinceye değin, geçtiğimiz herhangi bir merhaledir yalnızca. Gözümüzde büyütmeye değmez yani. Kim demişse 'evlilik doğaya aykırı' diye, yürekten kutluyorum. Bunu bizimle paylaştığınız için ayrıca teşekkür ediyorum. Saygılarımla.
Ayten Tekin 16 Kasım 2019 Cumartesi 17:41:10
Şamil bey o doğa bilimci şöyle devam ediyordu:
Taş devrinden beri dişi, güçlü kuvvetli iyi avcı olan ve mağaraya et getiren eş seçiyordu. Şimdilerde ise yine dişi, eve ekmek ve her şey getiren eş istiyor. Güçlü kuvvetli olması şart değil. Ayrıca doğa çeşitlilik istiyor. Belli bir zaman geçtikten sonra, dişi, doğanın çeşitlilik istemesi doğrultusunda, genetik hafızasında kayıtlı olduğu üzere, değişik döl istiyor. Öyle ya bir geri zekalıyla evlen, yada genetik bozuklukları olan biri ile evlen, sıra sıra dizilsin dünya özürlü çocuklarla. Doğa bunu istemiyor. İşte bu nedenle evlilik doğaya aykırı diyor, yazar. Bilmiyorum bu izahım çok mu aykırıya kaçtı. Yazılarınızda hayata dair çok şey var. Zevkle okuyorum.
Albatros Piyal 16 Kasım 2019 Cumartesi 19:25:53
Doğal süreçlerin mantığı ve varoluşsal sanrıların sürtüşmesi sonucu oluştu diye düşünüyorum felsefe. Diğer sanat dalları da burdan türedi. Buna edebiyat da dahil. Olanı, olduğu gibi anlatmak aykırılık teşkil etmez bizim için. Sonuçta bu dünyada aynı zamana denk gelen misafirleriz. İçinizden geldiği gibi ifade etmeniz kıymetli benim için. Çok teşekkür ediyorum.
erdal güvenli
16 Kasım 2019 Cumartesi 11:25:56
tebrikler
güçlü ifadelerle cesur bir yazı

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Albatros Piyal 16 Kasım 2019 Cumartesi 16:33:12
Yorumunuzu paylaştığınız için teşekkür ediyorum. Saygılarımla.
Türk Kızı(Emine Sezek Akb
16 Kasım 2019 Cumartesi 03:11:26
Çok banel bayat bir uçurumun dibinde asrın göz yaşını döküyordu oysa tam atacaktı ki kendini dağın arkasından şimşeklerin enfoze edilmiş kaçışından uçurumun dibine yalın ayak sarmaşıklara tutunmuştu korku panik lanetlenmişti ayak damarlarında bulamıyordu asrın düşlerini mantarlar türemiş çam ağaçlarının dibinde oraya varmadan önüne düşmüştü koca çam alaşağı etmeden kütüğün üstündeki yosunları çimen sanmış ayağına çorap dikiyordu az kalsın ... Sonra manevra yapmadan onca yıllık düşsüz mazilerini yıl ederken fındık ağacını sincaplar kemiriyordu yemiş yok ki ardı arkası kesilmiyor bertarafın koca bir masalı alt üst ettim ... Sayın yazar tebrik ederim... Saygılarımla...

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


Albatros Piyal 16 Kasım 2019 Cumartesi 03:43:20
çocukluğumdan kalma rüyalarımın parçalarını birleştirip, yapboz yaptım, yazdıklarınızı okurken. Uyusam, yine yakama yapışacak o sincaplar. Çok teşekkür ediyorum. Saygılarımla iyi sabahlar diliyorum.
Türk Kızı(Emine Sezek Akb 16 Kasım 2019 Cumartesi 12:32:00
Çocukluğun cebinde parasız kalmasın eline attığında harcarım diye çok korkma panoramada çok konuşulursun sonra.... Saygımla...
Albatros Piyal 16 Kasım 2019 Cumartesi 19:29:36
Panorama'da bir gün buluşmak dileğiyle, tüm dünyevi prangalardan kurtulmuş vaziyette. Ve de halen daha horozlu şekeri en derin haz olarak görmek kadar saf kalabilmek adına. Tebessüm ettirdiniz. Varolun.
Türk Kızı(Emine Sezek Akb 16 Kasım 2019 Cumartesi 19:38:08
Allah'a emanet olasın zamanı asmada gerisi boş ... Hala evli olup da diğer evlilikleri uzatmaya çalışan insanlar da var unutmadan ...Sonra düşündüm de kahramanlara zarar gelmesin!

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Gule
16 Kasım 2019 Cumartesi 01:41:02
"Evliliğin erkeğin boyutlarını daralttığı söylenir, çoğu kez doğrudur da; kadınıysa hemen her zaman hiçleştirmektedir.

Toplumun kadına hazırladığı yazgı genel olarak evliliktir. Kadınların çoğu evlidir, evlenip ayrılmış ya da dul kalmıştır. Evlenmeye hazırlanmakta ya da evlenmediği için dertlenmektedir.

Sizin anlayacağınız, sevmek evlenmek demek değildir ve aşkın nasıl olup da ödev haline geldiğini de anlamak son derece güçtür." diyor Simone de Beauvoir

evliliği dayatan toplum ve ahlãk kurallarıdır...bi imzayla sadakãt yemini verilir, sonra da bekãreti bozulur özgürlüğün...evliliğin prangadan bi farkı yok yani...



1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Albatros Piyal 16 Kasım 2019 Cumartesi 03:33:13
Geçenlerde bir kadınla muhabbet ettik bir kereye mahsus. Kariyerinin baharında, ayakları yere basan. Birkaç kez denediğini ama hiç aşık olmadığını söyledi. Aradan bir kaç gün geçmemişti ki, tevafuk, nişanlı olduğunu işittim. Söylediklerinizi doğrular nitelikte bir durum. Şaşırdım mı? Elbette. Bir insan kendine bunu neden yapar? Eleştirmedim. Üzüldüm. Ezbere evlilik tavernası gösterimde. İyi seyirler(!) saygılarımla.
Konsantre Karanlık Madde
15 Kasım 2019 Cuma 02:46:29
''Dağılıyor elyaf ve aşk
Sezon değişiyor
Parabolik aynalarda
Başka bir set kuruluyor
Yepyeni bir dizayn
Işıl ışıl göz alıyor megastar mikalar
Klip hızında karton film derinliğinde
Bir marka gibi yaşanıyor aşklar
Merkezi sistem yönetiyor ayrılıkları, açıklamaları
Acı yok. Can yakmıyor tuzla buz olsa da
Dağılmış mika parçaları''

Murathan Mungan

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Albatros Piyal 15 Kasım 2019 Cuma 04:08:28
Suni aşk vaziyetinin, seri üretimmiş gibi tüm toplumda cereyan etmesi daha derin korkunçlu. Öyle bir virüs olmadığına inandırmaya çalışsan da kendini, dışarıda zombiler geziyor. Kafayı uzatırsan yerler diri diri. En iyisi, daha ziyade kulaktan dolma sevme sevilme mitlerine bel bağlamak. Hadi bakalım. Sıkıyorsa sev sevil seviş şimdi. Yemezler!
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.