mirim
292 şiiri ve 148 yazısı kayıtlı Takip Et

Siyanürlü yazı



Siyanürlü yazı

Oturduğum sitenin tam altında Carrefoursa var. Zaman zaman alışverişimi oradan yaparım. Bu süreçte personelle oldukça samimi olduk. Seçimden önce yine bir alışveriş esnasında kasada uzun süre beklemek zorunda kaldım. Benim hemen önündeki iyi giyimli bir bayanın ödeme şekli dikkatimi çekti. Bazı evraklar dolduruyorlardı. Tam olarak ne olduğunu anlamamıştım. Evrak üzerinde yazan rakam kadar alışveriş yapması gerektiği için ufak tefek şeyler ilave ediyordu. Mecburen ben ve arkamdakiler beklemek zorunda kaldık. Neyse ki bir süre sonra alışverişi denkleştirdiler ve kadın bir imza attıktan sonra alışverişi noktalandı. Aldıklarını alışveriş arabasıyla götürürken ben kasiyere bunun ne olduğunu sordum. Sorma Ahmet abi, bunlar belediyenin dağıttığı alışveriş kartları. Ve bu kadının altındaki arabaya bakar mısın dedi. Cama yaklaştım ve baktığımda Mercedes marka bir aracın bagajına aldıklarını yerleştirirken gördüm. Elbette olanı biteni kavramak kısa sürdü. Meğer gün boyu bunun gibi birçok kişi gelip alışveriş yapıyormuş. Ve sadece Carrefoursa’da değil, Migros, A101, BİM, Şok market ve benzeri alışveriş merkezlerinde aynı uygulama devam ediyormuş. Nutkum tutulmuştu. Belediyenin oy için dağıttığı rüşvet mahiyetindeki bu yardımları verdiği kişilerin aslında hiç de muhtaç olmadıklarına mı, bu yardımları, ihtiyaçları olmadığı halde zerre kadar utanmadan alıp içleri rahat bir şekilde çoluk çocuklarıyla yeme şerefsizliğinde hiçbir beis görmeyenlere mi yanalım ?

Bunu neden gündeme getirdiğimi söyleyeyim. Hemen hemen hepinizin bildiği gibi geçen gün, insanın içini acıtan, hatta kendisini ve insanlığı sorgulatan korkunç bir olay yaşandı. Aynı evde oturan 4 kardeş siyanür içerek intihar etti. Olayın çok çok acı olması yanında, nedeni de çok acıydı. Yokluk ve çaresizlik… Dört kardeşten sadece birisi çalışıyor ve diğerlerine de bakıyormuş. Ve maaşına haciz gelmiş. Bakkala da 1200 TL borçları varmış. Öldüklerinin tespit edildiği sabah 2 aydır ödeyemedikleri 390 TL elektrik borcu için görevliler elektriği kesmeye gelmiş. Yani bir maaş dört cana bakmaya yetmemiş ! Ölürken bile başka insanları düşünecek kadar asil olan bu insanlar, kapıya “dikkat içeride siyanür var, girmeden önce polise haber verin” diye not bırakmayı da ihmal etmemişler.
Bir arkadaşı anlatıyor; yeşil karta müracaat edin dedim ama bizden daha çok ihtiyacı olan insanlar var diye reddetti dedi (( Onur, gurur, şeref, haysiyet örneği bu asilce davranış acaba o rüşvetleri dağıtan belediyeleri, o yardımları ihtiyaçları olmadığı halde alıp gönül rahatlığıyla yiyen insan müsvettelerini bir nebze utandırdı mı merak ediyorum. Aslında sanmıyorum… Utanacak yüz olsa bu kadar alçalmazlardı.

Aklıma, eve ekmek götürecek parası olmadığı için, iş bulamadığı için kendini yakan, oğluna bir pantolon alamadığı için ve çocuklarını ısıtamadığı için saç kurutma makinesini açıp yan odaya geçerek kendini asan kadın geliyor. İçim parçalanıyor…

Biz nasıl bir ülke olduk böyle ?

Bu vahim olay dış basında yer almayacak mı ? Nedenini yazmayacaklar mı ? İtibarımız yerle bir olmayacak mı ? Haaa pardon olmaz elbette. Çünkü bizim itibarımızı ayakta tutan sarayımız var. Birkaç gün önce Cumhurbaşkanı yardımcısı, eski YİMPAŞ yöneticisi Fuat OKTAY’a Cumhurbaşkalığı makamına ait 21 adet zırhlı ultra lüks araç ve 13 adet uçağı sorduklarında, yine, itibarımız gereği demişti. İtibarınız batsın ! Böyle itibar yerin dibine batsın da bir daha çıkmasın…

Ve aklıma bir şey daha geliyor. Bir kadın Cumhurbaşkanından iş istiyordu. Üniversite mezunuyum, çalışmak istiyorum işsizim, bana yardımcı olun sayın cumhurbaşkanım dediğinde, eşin çalışıyor mu diye sormuştu. Evet cevabı aldığında, e eşin çalışıyormuş işte, herkese iş bulacağız diye bir şey yok demişti.

Demek ki bir maaş yetmiyor sayın Cumhurbaşkanı…

Ben sizlerin vicdanının ne zaman harekete geçeceğini merak ediyorum. Konuklarınıza bir bardağı o zamanki kur üzerinden 120 TL ye tekamül eden bilmem ne ejder suyundan ikram ederken, altın varaklı bardaklardan kilosu yine o zamanki kur üzerinden 4 bin TL ye özel çaydan içerken ve eşinizin kolunda 40 bin dolarlık çanta varken sahiden vicdanınız rahat bir şekilde uyuyabiliyor musunuz ? Kaldı ki basında yer alması için böyle büyük olması lazım acıların. Oysa gizli saklı ne acılar yaşıyor insanımız.

Hani bir laf vardır; eve lazım olan camiye haramdır...
4 milyon Suriyeli’ye yardım ettik, Filistin’e yardım yağdırdık, keza Somali’ye öyle... 4 kişiye bakamadık !

Bu intihar eden dört gurur ve onur abidesi siz politikacılara örnek olabilecek mi ?

Yemin ederim parmaklarım titriyor ve yazmakta zorlanıyorum.

Dün, yani 07/11/2019 tarihinde cumhurbaşkanına hakaretten duruşmam vardı. İleri bir tarihe ertelendi. Meslek hayatım boyunca da yazdığım şiir ve yazılar nedeniyle kaç soruşturma geçirdim inanın sayısını bilmiyorum. Şahsıma atılan iftiralar, yalan beyanlarla işten atmaya kalkmalar hep duvardan döndü. En sonunda terörün en azgın olduğu bir dönemde beni Diyarbakır-Lice’ye sürerek susturmaya çalıştılar. Diyarbakır’a vardığımda Lice’de sokağa çıkma yasağı olduğundan ve çatışmalar sürdüğünden Lice yolu asker ve polis tarafından ulaşıma kapatılmıştı. Başmüdürlüğe, o gün iş başı yapmam gerektiğini, can güvenliğimden sorumlu olduklarını söylediğimde kabul etmediler ve izne ayırdılar. Sonrasında başıma gelebilecekleri tahmin ettiğimden Lice’yi hiç görmeden emekli oldum.

Diyeceğim o ki, mümkün olduğu kadar özenle yazıyorum. İçimdeki duyguları gerçek manada yazıya döksem hem yeni davalarla uğraşırım hem de site zor durumda kaldığı için beni atar…

Fıkrayı bilenler bilir. Küfrettiği için ceza alan papağan artık küfretmez ama “anlarsınız ya” diyerek olayı özetler… İşte öyle…
Ölen dört onur abidesi vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı ve sorumlulara, kul hakkı yiyenlere de Allah’tan utanma duygusu ve vicdan diliyorum…

Saygılarımla…

Beğen

mirim
Kayıt Tarihi:8 Kasım 2019 Cuma 00:35:43

SIYANÜRLÜ YAZı YAZISI'NA YORUM YAP
"Siyanürlü yazı" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Suat Zobu
10 Kasım 2019 Pazar 23:58:11
Sevgili Kardeşim,

Sarraf bilir elbet budur hadise
Altın bin yıl yerde kalsa paslanmaz
Adamın içinde hinlik var ise
Sen ne yaparsan yap gene uslanmaz..

demek istiyorum.

Benim düşüncem bir insanın içi ne ise dışı da öyle olmalı. Sağ gösterip sol vurmak olmaz, olmamalı.

Eğrisin yada doğrusun. Bitti.. Ak'sın yada kara'sın bitti..

Ben mümkün olduğunca muhatap olmamaya çalışıyorum.

Selam ve saygı bıraktım buraya..


7 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 11 Kasım 2019 Pazartesi 01:02:38
En iyisini yapıyorsun !
Çok teşekkürler kardeşim.
Serhat BİNGÖL 11 Kasım 2019 Pazartesi 14:15:54
Suat bey gerçi isim telaffuz etmemişsiniz ama yorumunuzda geçen içi dışı bir olmayan kişi ben miyim.?
Diğer yorumlara baktım da Ahmet hocanın yazısını eleştiren tek yorum, benim yazım. Eğer bu sözlerin bana ise bak arkadaşım.; yakın dostlarım çok iyi bilir ki, benim en temel özelliğim içimin, dışımın, bir olmasıdır. Nokta.

Sağ gösterip sol vurmak benim işim olamaz çünkü herkes bilir ki ben sol siyasetin içinde yer almış biriyim bu özelliğimi, ne sakladım nede gizledim. Dolayısıyla ben vurursam göstere göstere soldan vururum. Nokta.

Eğer bu yorumun şahsıma dönükse cevabım budur. Yok eğer muhatabı ben değil isem bu yazı yok hükmündedir.
Suat Zobu 11 Kasım 2019 Pazartesi 17:44:39
Çok korktum..

Gelmeyim dediğine göre belli ki dönmüşsün. Şimdi hangi siyasetin içindesin onu da söyle bari.
mirim 11 Kasım 2019 Pazartesi 20:18:59
Serhat velev ki sana dedi. Adam muhatap olmak istemiyorsa olmazsın biter.
Nasıl solcusun ben pek anlamadım ama olsun. Tatlı su solcuları da varmış bu yaştan sonra onu öğrendim :)
Serhat BİNGÖL 12 Kasım 2019 Salı 00:19:10
Ah be Ahmet hocam, senin hayata dair öğreneceğin daha çok şey var çook.
mirim 12 Kasım 2019 Salı 17:04:34
Doğrudur Serhat. Her insanın öğreneceği şeyin sınırı yoktur.

Mesela Müslüman geçinen ve güya iktidar yandaşlığı yapmayan bir kişiye ilk önce Allah'tan rahmet, ona dili varmıyorsa Taksiratlarının affını dileyerek söze başlamak yakışırdı. Sen önce bunu öğren.

Almanya'da, İngiltere'de, Japonya'da ve hatta Çin'de olsa gündemi yerle bir edecek, bakanların istifasına yol açacak bir olayın Türkiye'de yaşanıyor olmasının anlamını idrak edememekte bir tür öğrenme eksikliğidir.

Ekonomi hakkında negatif konuşanları terörist ilan edenler, bugün de intihar haberlerini yasakladı... Duyulmasın da kim yada kaç kişi yoksulluktan, sefaletten en son çare bile sayılmayan intihara başvurmuş bilinsin istemediklerinden haber olması yasaklanıyor. Ve sen bunların yandaşısın.

Muhtemelen dansöz Perinçek yanlısısın. Ve sen vicdansız bir çıkarcısın.
Serhat BİNGÖL 13 Kasım 2019 Çarşamba 00:42:26
Dramatik ve hüzünlü bir intihar olayının sözde muhalefet etmek adına fırsat bu fırsat mantığıyla iktidara bel altı vurmak için siyasete alet eden sensin. Ben mi çıkarcı oluyorum?!’’

Daha düne kadar, hükumetin belediyeler aracılığıyla fakir ailelerle yaptığı gıda ve yakacak yardımlarını sabote eden o yarımları alan insanları makarnacı, kömürcü diye aşağılayan sendin şimdi ben mi acımasız oldum?!’’

Daha birkaç ay önce Japon eğitim bakanı ülkede başta öğrenci gençler olmak üzere son bir yılda 250 ölümle sonuçlanan intihar vakası yaşandığını ve intihar eden insan sayısının son 30 yılın en yüksek seviyeye ulaştığı açıklamasından. Haberi olmayan sensin. Öğrenme eksiği olan ben miyim?!’’

Perinçeğin dansöz olduğu konusunda sana gönülden katılıyorum. Ancak senin benim solculuğumu anlaman ve sorgulayabilmen için kütüphaneme sığmayan ve bu nedenle bir kısmını koliler içerisinde muhafaza etmek zorunda kaldığım kitaplarımın en azından üçte birini okuman lazım.

Bu arada kişisel gelişim üzerine kaleme alınmış çok sayıda kitaplarımda var. Kendini tanıman kendinde var olan psikolojik sorunları görmen ve sağlıklı ruh haline sahip olman için birkaçını sana ödünç göndere bilirim, okuduktan sonra iade edersin. Emin ol seni rahatlatacak bilinç düzeyini güçlendirmem de çok faydası olacaktır.

Serhat BİNGÖL
9 Kasım 2019 Cumartesi 11:36:03
Değerli Ahmet hoca çok anlamlı bir yazı kaleme almış, iyide bir iş yapmışsın desem kendimle, böyle bir yazı yazılır mı akıl var mantık var diyerek eleştirel bir yorum yazsam bu seferde seninle papaz olmak var! Dolayısıyla ne diyeceğimi bende bilemiyorum. Aslında biliyorum da dediğim gibi seninle ters düşeceğimiz kesin orasını nasıl aşacağız onu bilemiyorum.

Ya hocam devletin itibarıyla trajik bir intihar olayının ne alakası var! Öyle bir anlatmışsın ki sanki bu ülkede hiçbir dönem intihar vakaları yaşanmamış ta ilk defa yaşanıyormuş gibi davranıp bu üzücü ve trajik vakadan siyasi bir yazı çıkarmışsın. Üstelik çok tehlikeli söylemlerle adeta intiharı övüp intihar eden insanlara onursal payeler vermişsin. Bildiğim kadarıyla başta İslam olmak üzere tüm dinlerde gerekçesi ne olursa olsun insanın kendi canına kıyması büyük günahlardan sayılır. Hatta bazı ülkelerde hukuki anlam da suç sayıldığını duymuştum. Neyse şuan evdeyim birazdan iş yerine geçmek ve oradan da acil bir iş seyahatine çıkmak durumundayım ben dönene kadar sen bana istediğin kadar giydirebilirsin muhtemelen yarın akşam gibi sana cevap yazarım o zaman kadar sana kolay gelsin.


Serhat BİNGÖL tarafından 11/9/2019 11:40:04 AM zamanında düzenlenmiştir.

Serhat BİNGÖL tarafından 11/9/2019 11:41:21 AM zamanında düzenlenmiştir.

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


mirim 9 Kasım 2019 Cumartesi 12:15:32
Serhat senin dünya ve ahiret üzerine yanılgılarının nedenini çözdüm. Ciddi derecede algı problemin var.

Sen şimdi bu yazıdan intiharın övüldüğü mesajını mı çıkardın ? ! Vallahi pes !

Gelelim iktidarın sorumluluğuna.
Ağzınızı açınca dinden imandan bahsedersiniz, caminin yollarını bize bırakmazsınız. Nalıncı keseri gibi de kendinize yontarsınız. İyi bir şey olursa sahiplenmek üzere üstüne atlarsınız, kötü bir şey olduğunda suçlu ya dış güçler yada size muhalif olan herkese taktığınız lakap; iç işbirlikçiler. "Fırat'ın kenarında bir koyun kaybolsa hesabı benden sorulur" diyen Hz. Ömer'den, bırak koyunu, sürüyle insanın ekonomik sıkıntılar yüzünden can vermesini bile doğal akış gibi kakalamaya çalışan bir anlayışa terfi ettiniz !

Bugün de yine toplu bir intihar haberi var henüz okumadın sanırım. Bir baba, anne ve 2 yavru ! Her şey güllük gülistanlıkken, can sıkıntısından hadi bir intihar edelim de değişiklik olsun mu dediler sence ?

Be vicdansız ! İntihar eden 4 kardeşin 2 aylık elektrik faturası kaç lira biliyor musun ? 390 TL. Bakkala borçları kaç lira biliyor musun ? 1200 TL. Sizin eseriniz. Her şeye %1000 zam yapmasaydınız bakkal borcu belki 600 TL Elektrik borcu 120 TL civarında olurdu. Belki de ödenecek boyutta borç olurdu da bir çıkış yolu bulurlardı. Bakkal ve elektrik parası sadece bir örnek. Kim bilir sizin eseriniz olan kaç sorunla boğuşuyorlardı.

Suriyeliye 40 Milyar dolar, Cengiz İnşaata ballı kaymaklı ihaleler ve 450 milyon TL borcunu silmeler, Ali Ağaoğlu denen yandaşa varlık fonundan yapılan, yanlış hatırlamıyorsam 120 milyar dolar yardım, kiliselerin, sinegogların bakım onarımına bilmem kaç milyon dolar yardım, bizi her fırsatta sırtımızdan vuran Filistinliye bilmem ne kadar yardım. sınırsız örtülü ödenek, günlük masrafı 3,5 milyon TL olan saray, yetmemiş gibi, Marmaris'e 300 odalı 2. bir saray. O da yetmezmiş gibi Ahlat'a senede bir kez lazım olacak, geri kalan zamanda kodamanların karı kız atacağı 3. bir saray. 21 tane ultra lüks zırhlı makam aracı (korumaların ve yanındaki diğer yalakaların araçlarını saymıyorum) 13 adet uçan saray niteliğinde uçak. Altın varaklı bardaklar, kilosu 4 bin liradan beyaz çay. Bardağı 129 TL olan ejder meyveli smoothieler... Zıkkımın kökünü içsinler...

Ve sen bunca şeye rağmen hala bunlara toz kondurmuyorsan sen Müslüman değilsin kardeşim. Boşuna Namaz kılıyormuş gibi jimnastik yapma. Oruç tutuyormuş gibi aç kalma. Senin zihniyetinin İslamla uzaktan yakından ilgisi yok.

Şu ülkede tasarrufla, yenilen içileni yerine koymakla kaç hayat kurtulurdu biliyor musun ?

Meral Akşener binlerce insanın kredi kartı borcunu sileceğim dediğinde nasıl dalga geçmiştiniz hatırlıyor musun ? Halbuki sadece sarayın örtülü ödeneği bu gideri karşılamaya yetiyordu. Hepsi 8 milyar TL idi. Oysa sadece 3. havaalanında yandaş müteahhitlere yedirilen fazladan para 4,5 milyar dolar ! Bu paralarla kaç insanın hayatı kurtulurdu biliyor musun ?

Kaldı ki bu intihar vakaları marjinal olaylar olduğu için yandaş medya tarafından ört bas edilemiyor ve gündeme geliyor. Kaç aile ne facialar yaşıyor da yazmıyor şerefsizler. Adam açım diye meclis önünde kendini yaktı, kaç yandaş medya bunu yayınladı ? Hiç !

Şu olayda bile hala yandaşlık damarın kabarabiliyorsa sana yazıklar olsun. Sorsam iktidar yanlısı değilim filan dersin. Sen yandaşın ağababasısın.

Ben intiharı teşvik yada meth etmiyorum. Ama sizin Mercedesli yeşil kartlılardan ne kadar asil olduklarını, doymak bilmeyen yandaşlardan ne kadar şerefli olduklarını, ölürken bile kapıya bıraktıkları notla ne kadar ince düşünceli olduklarını dile getirdim.

Ben ölümle gurur duymam. Çocukları ısınsın diye saç kurutma makinesini açık bırakıp yan odada kendini asan, çocuğuna pantolon alamadığı için size yabancı olan gurur yüzünden intihar eden, yokluktan kendini yakanlarla gurur duyulmaz. Ama hicap duyulur. Onu da duması gerekenlerin kimler olduğunu biliyoruz. Ama nafile bir umuş bizimki. Çünkü hicap duyması gereken kişilerde ne onur, ne gurur, ne utanma arlanma var... Domuzlar gibi semirinceye kadar yedikleri halde doymayan yaratıklarda hicap ne gezer ?

Yazık yazık... Şöyle bir konuda bari susabilseydin bu bile bir ilerleme sayılabilirdi.

mirim 9 Kasım 2019 Cumartesi 13:03:10
Al buda dünkü intihar haberi aile reisinin geride bıraktığı mektup.

"Antalya'nın Uncalı Mahallesi'nde bir apartmanın 8. katında 4 kişi ölü olarak bulundu. Cesetlerin Selim Şimşek (36), eşi Sultan Şimşek'e (38) ile çocukları Ceren Şimşek (9) ve Ali Çınar Şimşek'e (5) ait olduğu belirlenirken, polisin evde yaptığı incelemede, Selim Şimşek'in bıraktığı bir mektup bulundu. NTV'nin haberine göre baba Selim Şimşek'in, mektubunda maddi sıkıntı çektiğini, dokuz aydır çalışmadığını yazdığı belirtiliyor. Babanın, "Herkesten özür diliyorum ama artık yapacak bir şeyim yok. Hayatımıza son veriyoruz" ifadelerini kullandığı öğrenildi."

Şimdi bu haberi senin bakış açından değerlendirelim.

Eminim diyeceksin ki, ulan adama bak ya, kesin dış güçlerin etkisinde. Ölürken bile iktidara çamur atmayı ihmal etmemiş. Türkiye'de çalışana iş mi yok..."

Serhat BİNGÖL 10 Kasım 2019 Pazar 21:03:56
Ahmet hoca benim mi, algı problemim var? Ve bunu sen söylüyorsun öyle mi? İlahi hocam ne diyeyim bilemedim ALLAH sana akıl fikir versin.

Yaptığım yorumuma verdiğin cevaptan da anlaşılıyor ki sen daha kendi yazını algılayamamış sın birde bana laf söylüyorsun asıl sende algı problemi var.

İktidar yanlısı olmadığımı defalarca söylememe rağmen halen beni iktidar yanlısı hatta ve üstelik iktidar yandaşının ağababası olmakla suçluyorsun. Peh peh peh. Ne kadar önemli bir tespitte bulunmuşsun helal olsun sana. Kaldı ki iktidar yanlısı da olabilirim eğer böyle olsaydı bunu söylemekten de çekinmezdim rahat ol. Sonuçta adamlar legal bir siyasi oluşum. Aslında sende haklısın ipe sapa gelmez konular üzerinden iktidarı suçlamayı muhalefet etmek sanan zihniyetin uzantısı olduğun için muhalif olmayı böyle bir şey sanıyorsun. Ama ne var ki, sen ve senin gibiler yüzünden adamlar on yedi senedir uzak ara iktidardalar ve görünen o ki, daha uzun yıllar iktidarda kalacaklar. Haa! Bu arada iktidarın yaptığı iyi bir icraat varsa kim ne der, ne yapar diye düşünmeksizin emeğe saygı gereği haklarını teslim etmekten de çekinmem. Yani öyle körü körüne muhalefet etme anlayışım yoktur. Hele hele senin yaptığın gibi sosyolojik ve psikolojik derinliği olan trajik ve dramatik üzücü olay ve konuları gündeme getirip iktidara yamamaya çalışmam.

Ahmet hoca, naçizane ben bu iktidar döneminde yani on yedi yıllık süre içerisinde ayrı sektörler de iş yapan biri aile, diğeri şahsıma ait iki farklı şirketi kapatmak durumunda kaldım. Yani bu iktidar döneminde ekonomik anlamda geriledim. Senin iftira attığın gibi iktidar yandaşı olsaydım o şirketleri kapatmak zorunda kalmazdım. Samimiyetimle söylüyorum iş hayatım boyunca devletten tek kuruş, ama tek kuruş ticari kredi almadım. Ne yapabildiysem çok çalışmakla ve dişimle tırnağımla oluşturduğum sermaye sayesinde yaptım.
Daha önce de sana söylemiştim gençlik ve öğrencilik çağlarımda sol siyasetin içerisinde yer almış biriyim. Ağır bedeller ödemek pahasın o günden bu güne ezilen kesimlerin mücadelesini verdim veriyorum. Dolayısıyla bana ezilen kesimlerin demagojisini yapma. Senin siyasi zihniyetin bizleri dinsiz imansız sermaye düşmanı gibi gösterip polisle, askerle üzerimize gelirken, bizler kafamıza inen coplara rağmen kol kola girip sokaklar da emeğin ve emekçinin haklarını savunuyorduk. Bu gün az ya da çok ezilen emekçi kesimlerin kazandığı siyasi ve sosyal haklar varsa kapitalizme direnç gösteren biz solcuların o dönem verdiği mücadeleler sayesinde oldu.

Dolayısıyla benim namazım jimnastik midir orucum boşuna aç kalmak mıdır bırak ta, o da yüce ALLAHI’IN takdiri olsun.

Emperyalizmin emir erlerinin conilerden aldıkları emir gereği darbe sonrasında tek suçu tam bağımsız Türkiye idealleri olan bizleri içeri atıp sakıncalı damgasıyla fişleyip devlet memuru olma haklarımızı elimizden alındı. Fişlendiğimiz için özel sektörde bile iş bulma şansımız yok gibiydi. Hepimiz açlıkla baş başa kaldık dolayısıyla çaresizliğin ve açlığın ne olduğunu çok iyi bilirim. Uzatmayayım. Hayata tutunmak adına her birimiz bir şekilde ticarete atılmak durumunda kaldık. Ve hiçbir zaman Rabbimiz den ümidimizi kesmedik imanımız ve yoğun çabamız sayesinde o zor zamanları atlattık çok şükür. Gerçi iş hayatı süresince de belli zamanlarda da ekonomik sıkıntılar yaşamadım değil öyle ki cebimde ekmek alacak param yoktu ama bir hafta on gün gibi bir zaman içerisinde birlikte çalıştığım mesai arkadaşlarımın maaşlarını vermek zorundaydım. Onun nasıl bir psikolojik baskı olduğunu o ruh halini izah bile edemem. Ama dediğim gibi Cenab-ı haktan hiçbir zaman ümidimi kesmedim. Hâşâ kimseyi kınamıyorum ama ekonomik nedenlerle intihar etmeyi asla tasvip etmem.

Kaldı ki, muhtemelen sende hayata dair ağır ekonomik sıkıntılar yaşamışsındır. Ama bak intihar etmemişsin hayattasın ve yazılar yayınlıyorsun, yazılarından anladığım kadarıyla iyi bir ekonomik yaşam standardına da sahipsin. İnşallah daha da iyisine sahip olursun. Demek ki intihar etmek çözüm değil. Kaldı ki bizlerin aç kaldığı ve ekonomik çaresizlikleri en üst düzeyde yaşadığımız o dönemlerde bu günkü gibi yeşil kart, belediye yardımı, sivil toplum kuruluşları vs gibi sosyal ve ekonomik destek veren kurum kuruluşlar da yoktu.

Özetle uzun yıllar sonra diğer aile fertlerim sağlık ve yorgunluk gibi masum ve haklı sebeplerden dolayı kendilerini emekliye ayırıp iş dünyasından çekilseler de naçizane ben halen ticaret hayatımı devam ettiriyorum. Aslında ekonomik anlamda kendime yeter mütevazı bir hayat standardına sahip olsam da yinede çok çalışıp beş on kişi veya üzerideki sayıda insanı daha istihdam etmenin mücadelesi içerisindeyim. Özetle iktidar yandaşı veya ezilen kesimlerin düşmanı falan değilim.

Son olarak eğer mevcut iktidarı istemiyorsak onu indirmenin tek yolu iktidar olmaya en yakın olan ana muhalefet partisini hükümet olmaya zorlamaktır. Gerçi onların iktidar olmak gibi bir niyetleri yok. Öyle ya nasılsa seçim barajını aşacağı yüzde yirmi civarındaki seçmen oyunu çantada keklik!’’ Ama olsun yine de bizlerin eleştiri ve baskısı sonunda kendilerine çeki düzen verecek iktidara yürümek zorunda kalacaklardır. En azından böyle düşünüyorum. Belki o zaman muhalefet partisinin milletvekilleri belediye başkanları da iktidar partisinin milletvekilleri, belediye başkanları ve partilileri gibi halkın içine karışır vatandaşın seviyesine inip kendilerine oy vermesi için seçmeni ikna ederler. Aksi halde seninle benim tartışmamız körler sağırlar birbirini ağırların ötesine geçmez.

Kendine iyi bak..



mirim 11 Kasım 2019 Pazartesi 00:13:06
Serhat yine saçmalamışsın. Ben ekonomik sorunlar yüzünden intihar ederek yaşamına son veren yada verilen 8 CAN’dan bahsediyorum, sen bana laf kalabalığı yapıyorsun. Uzun uzun cevap vermişsin, yazının %90 ı ya iktidar yanlısı olmadığını anlatmakla yada zamanında yaptığın yürüyüşlerle böbürlenmekle alakalı ama kendini yakan, asan zehirleyen insanlar ve bu intiharların nedenleriyle ilgili tek kelime etmemişsin.

Ne yapacağız yani Merkel’i mi suçlayacağız Trump’u mu ? Dandik bir futbol takımı bile 3-4 kez üst üste yenildiğinde teknik direktör değiştiriyor ama bunlar koltuğa öyle bir yapışmış ki ülkenin yarısı intihar etse şeylerinde değil. Bunların iktidarda kalma nedeni “din istismarı ! “ ve cahiller… Başka hiçbir şey değil. Demedi mi yandaş profesörün biri, biz cahil halkın ferasetiyle buradayız diye.

Bugün 30 daire yapan bir müteahhitin, tanesi 350 bin TL eden dairelerinden üçünün 390 bin TL ye satıldığına şahit oldum. Sırf çekim yazılmasın diye maliyetinin altında ağlaya ağlaya satış yaptı. Ama iflastan kurtulma şansı olmayacağı kesin. Ki çevremde iflas eden edene. Kemal TANCA, HOTİÇ gibi yılların ayakkabı firmaların da iflasını açıkladı. Şu anda konkordato ilanlarının kabulü için binlerce firma kuyrukta bekliyor. Ülke bitmiş, sıfırı tüketmiş, kredi bulamıyor, zamlardan vergilerden, trafik cezalarından başka geliri kalmamış, sen hala iktidar yandaşlığı yapıyorsun, sonra da yok ben yandaş değilim edebiyatı… Geçeceksin bunları.

Yandaşlara yedirmekten millete sıra mı geliyor ? Mercedesli yeşil kartlılar var dedim, deveyi amuduyla götüren yandaşlar var dedim, saray dedim, ikinci saray dedim, yetmedi üçüncü saray dedim, 21 zırhlı ultra lüks makam aracı dedim, 13 tane uçan saray dedim bunların kıyısından kenarından geçmiyorsun, yok kredi kullanmamış, yok bilmem ne yapmamışsın onları anlatıyorsun.

Sayın Cumhurbaşkanının ilkokul mezunu eşi kolunda taşıdığı 40-50 bin dolarlık çantayla gelip Tıp Kongresinde konuşma ypıyor ve halka eskiyen elbiselerinizi atmayın, tasarruf yapın diye ahkam kesiyor. Sana da avukatlığını yapmak düşüyor.

Biliyor musun, ciddi ciddi ekonomiyi eleştirmek suç kapsamına alınıyor. Merak etme yakında senin istediğin olur ve kimse konuşamaz. Telefonda muhabbet ettiğimiz kaç kişi varsa iki cümle sonra “bunlar telefonda konuşulmaz, tehlikeli” diyor ya Hu ! Ben de dedim ki, bırak dinlesinler, onlar yandaş medyadan bir şey öğrenemiyorlar bari telefonda öğrensinler gerçekleri. Aç youtube’u insanlarla röportaj yapanların hemen hepsi aman az daha konuşursam içeri atarlar diye yarıda kesiyor yada Silivri’ye gitmek istemiyorum diye hiç konuşmuyor. Sen solcusun madem bu günler için mi yürüdün ? Senin demokrasi anlayışın bu mu ?

Sen Müslümansın ya hani… Sana Hz. Ömer’in bir sözünü hatırlattım. “Fırat kenarında bir koyun kaybolsa sorumlusu benim” Bu laftan sonra bile hala sosyal adaletin içine sıçan bu iktidarı savunuyorsan sen gerçekten imanını sorgula…

Allah senin ve senin gibilerin yar ve yardımcısı olsun. Gerçek dünyada işiniz çok zor çok…
erdal güvenli
9 Kasım 2019 Cumartesi 01:32:56
her yazıda yazının kalbi olan bir satır vardır demişti bana bir seferinde bedri abim..bu yazının kalbi de ilk defa duyduğum ve okuduğumda hah! işte bu dedirten bir satır.
"eve lazım olan camiye haramdır" yaşadığımız zamanlar bu sözü unutturmaya çalışmış adeta.bu söz hep aklımda olacak ve her sohbette dile getireceğim.selam ve saygılarımla.

Cevap Yaz

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Alibaba
8 Kasım 2019 Cuma 21:37:19
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana... Ve muhtemeldir Muz Cumhuriyetinde bile olmayan bir sansürleme ve de korkunun gücü yüzünden, bu ve buna benzer daha ne vahim olaylar yaşanıyor ülkemizde kim bilir.

Çok değil, altı ay önce sekiz yüz liraya yaptığım market alışverişini bu gün bin yedi yüz liraya yapıyorum. (Asgari ücret; iki bin yirmi dokuz lira) Bir maaşla dört boğazı doyuramayan içler acısı örnek, nicelerinin sessiz çığlığı aslında.

Hakkı olmadan alınan her şey haramdır, hırsızlıktır. Hırsızda onur, haysiyet, şeref gibi kavramlar olmayacağına göre, onlar yaptığından utanmaz ve hatta belki de gururlanırlar bile.

Söylenecek o kadar şey var ki, senin de bahsettiğin nedenlerden dolayı kendimi tutabileceğim noktayı aşmadan bitiriyorum.

Duyarlı ve asil yüreğini tüm kalbimle tebrik ederim ustam.
Saygılarımla.

Cevap Yaz
Afet İnce Kırat
8 Kasım 2019 Cuma 19:24:59
ZEVZEKLİĞE GEREK YOK

Yok, yok oldu yurdunda yaşıyoruz ne yazık
Ne tarafa yönelsek çevremiz demir kazık
Bütçemiz yetişmiyor almaya düzgün azık
Yeşillik mi yolalım sökülen ormanlardan
Saman mı devşirelim yakılan harmanlardan.
Sofra garip boş kaldı baklava yok börek yok
Her şey yolunda diye zevzekliğe gerek yok.

Kimlerden miras kaldı fakirlik denen eser
Kışın fırtına boran yalnız yoksula eser
Elektrik özelde canı isterse keser
Plastik şişelere sıcak su mu koyalım
Söylemesi ayıp da oduncu mu soyalım.
Donuyoruz be adam odun kömür tezek yok
Her şey yolunda diye zevzekliğe gerek yok

Sümen altı edildi önemli birçok husus
Varlık bizden çok uzak usta hırsıza mahsus
Anlatmak istiyorum diyorlar ki; kadın sus!
Anlayış yok efendim içimiz onmaz yara
Kurtulmak için beyler girelim mi mezara.
Moral sıfır altında hayal rüya dilek yok
Her şey yolunda diye zevzekliğe gerek yok

Gün döner devran döner dünya döner diyorlar
Bu gün isyan etsinler ateş söner diyorlar
Var mı başka bir yolu haydi öner diyorlar
Hepsini toparlayıp sopa mı atmalıyız
Düşünce tarzlarını bize mi katmalıyız
Kim inanır desek de; ülkemizde dönek yok
Her şey yolunda diye zevzekliğe gerek yok.


Şiirimle cevap veriyorum halimiz bu sebep olanlar kahrolsun.

Cevap Yaz
Aygün Deniz
8 Kasım 2019 Cuma 11:53:34


Aygün Deniz tarafından 11/8/2019 9:02:08 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Serap IRKÖRÜCÜ
8 Kasım 2019 Cuma 11:06:21

Kendilerinde uygun ve önemli gördükleri konularda ard arda sanki kopyalanmış gibi açıklama yapanların böyle konulardaki sessizliklerini ölüme saygıya bağlıyorum. (!)

Hiçkimsenin tanımadığı bu dört kardeş öyle nahif bir gidiş seçtiler ki, belki de bu incelikleriyle, birden herkesin 'bir şeyi' oluverdiler. Okuyan, duyan herkesin içi acıdı.

Onurlarından vermemek için canlarını vermeyi seçen bu dört kardeş, (suçsuz olduklarını düşündükleri için olsa gerek ) uyarı içeren bir de not bıraktılar. AMAN!... der gibi...

Çok sevdiğim bir atasözü vardır:

"Yiyen mi bilir, doğrayan mı bilir."

Elbette doğrayan bilir!... Yiyen, malı götürmekle meşgulken, doğrayanın çilesi, yetti yetmedisi onu hiç ilgilendirmez!...

VE GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ İLGİLENDİRMİYOR DA!..

Soz söz bilge bir kişiden:

GÜNEŞİN BATIŞINA YAKIN GÖLGELER BÜYÜMEYE BAŞLAR.

Toplumsal bir acı ve duyarlı bir yaklaşım, kutlarım Ahmet Bey.

Saygılarımla.

Cevap Yaz
muslumbayram
8 Kasım 2019 Cuma 10:26:56

Dünkü astığım şiir tamda anlattıklarını anlatmak içindi
ancak şiir olunca çok anlaşılmıyor
beni özetlemişsiniz değerli yazar
ruhunuza sağlıklar dilerim

HAZANA ÇALAN BAHARLAR

Bir ot yanar durmaksızın sevdası karışık yüreklerde
Dumanı yakar genizlerde acısıyla öksürüğün
Zorlaşır nefes almak, yüzleri yakar gözyaşı
Boşalır ırmaklar
Eser meltem rüzgârları
Hazana çalan baharlar

Bu tertemiz gökyüzünde aydınlık bulutların
Temizlediği yeryüzü nerede
Güneş gibi ışıldayan yaşama sevinci
Kursaklarında boğulan gecede
Ölmeden önce bir not
Havanızı kirletmeyin

Umut ektiğim şiirlerim çimlensin diye
Aşkla dokuduğum ördüğüm duvarlarında
Asılı kalmış sazım…
Lirik şarkı çalan telleri pas tutmuş
Coşkusuz söyleniyor şarkılar
Acı gerçeğiyle gözlerinden dökülüyor
Yüreklerdeki hüzünlü şarkıyı söylüyor

Eşlik ediyor kızıllığında batan güneş
Utanç içerisinde batmakta
Karanlıkları aydınlatma düşüyle yatmakta
Şehvetli kinli gecelerin taçsız kralı
Düş kuran parlak güneşin
Paslı ağlarını örmekte


Cevap Yaz
Suat Zobu
8 Kasım 2019 Cuma 07:43:12
Haklısın sevgili kardeşim. Ben o 4 kardeşi duymamıştım içim yandı. Ne acı Allah göstermesin.

Maalesef her gün ne ocaklar sönüyor.

Çok büyük israf var yazık.

Benim en tuhafıma giden de Malazgirte saray yapılması. Senede bir gün için yazık valla.

Duyarlı yüreğin dert görmesin kardeşim.

Selamlar.

Cevap Yaz
Bedri Tokul
8 Kasım 2019 Cuma 07:35:55
Koca yürekli yiğit kardeşim benim.

Ben yanmasam
sen yanmasan,
biz yanmasak,
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa...

Cevap Yaz
Bir Dünyevî
8 Kasım 2019 Cuma 02:40:55
"Ağlayı ağlayı Dadal'ım söyler
Vefasız dünyayı şu insan n'eyler
Bir yiğidi bir kötüye kul eyler
Şimden sonra yaşaması güç oldu"

....
KARAC'OGLAN derki, çile çekilmez
Hozan tarlalara sünbül ekilmez
Sak yabancı ile başa çıkılmaz
İçinden sıdk ile yanan olmalı

....

Yataktan kalkmış bir aslan
Gelir horlayı horlayı
Buluttan çıkmış ay gibi
Gelir parlayı parlayı.. Köroğlu..


...

Kalemine sağlık abi..
sana bir saz lazım...
eksilme penceremizden..

Cevap Yaz
robinson7575
8 Kasım 2019 Cuma 01:57:00
Tebrik ederim saygı değer şair yazar ahmet ağabeyim evet yazinizda çok güzel bir konuya deginmissiniz bence insanları islamdan soğutuyor lar emin olunki pek çok insan cumalar dahi gitmiyor evet burda İslamın bir suçu yok lakin bu tarz müslüman görünüp fakir fukaranin hakkı yendikce insanlar urkuyor olacak is değil

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.