Şamil Gökcen Gri
1 şiiri ve 37 yazısı kayıtlı Takip Et

Freud ile izdivaç



Sokak lambasının loş sarı ışığı, yavru ağzı çiçeklerinin olduğu küçük saksıları, perdeye iki eli havada saldırmaya hazır canavarlar gibi yansıtıyor. Ve şehrin yorgun sessizliğiyle, zihninin susmayan çığlıkları arasında ezilen kadın, gözlerini dikmiş, korkunç gölgelerden dahi şefkat umuyor. Apansız sımsıkı bir sarılmaya muhtaç hissediyor kollarının ve boynunun her santimi. Oysa herşey yolunda gözüküyor zahirde. Kariyerli işi ve geniş arkadaş çevresine bir de onu seven nişanlısı dahil. Ama o yalnızlık hissi var ya? İşte ona çare yok sanki. Eksik bir şey mi var? Diye soruyor Ali Atay ’Yalan’ şarkısında. Hafif kısık sesle çalan telefonun müzik listesi çorba misali. Bir o telden bir bu telden. Hem ele veriyor ruhuyeti hemde saklıyor en derinlerdekini. Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud buna ’bastırma’ demiş iki yüz sene önce. Ona göre, zihnimiz üç katmandan oluşmakta. İd, temel ihtiyaçları karşılamak için sahip olduğumuz hisleri, ego şimdiyi ve gerçekliği, süper ego ise ahlakı temsil etmekte.

İnsanoğlunun bilinci öylesine derin ve karmaşık ki, günlük hayatta karşılaştığımız duygu durumlarımız ve diğerlerinin bize yansıttığı farklı hisler, buz dağının sadece görünen kısmı. Buna kendimiz dahi farkında olmasak da, bilinç dışı denen asıl büyük dilim de dahil. Bizler başkalarını kandırmakta çok yetenekli olsak da, kendimizi kandırmakta daha fazla mahiriz.
Kim olursa olsun ’yanlış tanımışım’ dediğimiz kişilere şu sorunun yöneltilmesi lazım bence: ’acaba sen mi kendini bana yanlış tanıttın? Yoksa zihnim, tabiri caizse, senin ne mal olduğunu bildiği halde kendine bahaneler üreterek yüceltti mi gözümde?’ Her halukarda, iki taraf da kendini oyalamış oluyor aslında. İd’in yani temel ihtiyaçlarımızın merkezi, sevmeye ve sevilmeye muhtaç hissettikçe, ego’nun yani gerçekliğin yalın haliyle, sürtüşmeye başlıyor.’ Yalnız kalmaktan iyidir, nasıl olsa kısa süreli bir tatmin hali, doğru kişiyi bulmakla kim uğraşacak şimdi’ diye uyuşturmaya yelteniyoruz şuurumuzu. Sonuç hüsran. Nefret dolu ayrılık sözleri, dürüstlüğe dem vuran özlü deyimler ve daha niceleri. Freud burada da yakamıza yapışıyor: ’yansıtma’ devreye giriyor ayrılık halinde. Bu sürecin derininde biz kendimize karşı dürüst olmadık ki başkasından bunu bekleyelim. Aslında kendini suçlu hisseden zihin, tüm suçluluk duygusunu, yolunu ayırdığı sahte aşığından saldırganlık ile çıkarıyor.
Süper ego yani ahlak her ne kadar toplumsal ilişkilerde ön plana çıksa da, şahsın kendi yetilerinin ve donanımlarının farkında olmasıyla da ilgili. Alınan eğitimim kalitesi ve süresi önem arz etse de konu dönüp dolaşıp aileye geliyor. Zira sadece diplomayla olacak bir şey olsaydı, en iyi aşıklar, eşler ve arkadaşlar hep yüksek lisans mezunu olanlar olurdu. Nitekim gözlemlerimiz kadarıyla, bir doktor da katil olabiliyor. Melek yüzlü üst düzey bir diplomat gözünü kırpmadan yalan söyleyebiliyor. Yetkili bir hakim kanunlarla ustaca oynayarak, taraflı kararlar alabiliyor. Anormal aile ortamında (anne ve baba rolünde ki bireylerin gelişimsel süreçte yetersiz olması) yetişen çocukların ilgisiz büyümesi, ilerde hangi kademe de olursa olsun, ne derecede maddi imkana sahip olursa olsun, bencil, gösteriş meraklısı ya da aşağılık kompleksine sahip şahsiyetlere bürünmesine neden olmakta. Kanaatim şudur ki: evliliğin maddi imkanlarla yakından ilgisi olsa da, bir insanla aynı evde ömür boyu yaşayacak kadar ilişki uzmanı olmadıkça buna teşebbüs edilmesi apaçık zaman ve his katliamıdır. Toplum yapısı gereği, belli bir yaş aralığında ve ortalama bir evin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar maddi imkana sahip olunduğunda, birey kendiliğinden ya da çevre baskısıyla evliliğe evriliyor. İlla ki boşanma ya da şiddet oranlarıyla bunun yanlış bir süreç işleyişi olduğunu ispata gerek yok. Evli bir erkek ve ya kadın, karşısındakini tam anlamıyla tanımadan ve sindirmeden aynı hayatı paylaşmaya başlayınca ortaya çok vahim diğer sonuçlar çıkıyor. Bedenen yahut zihnen aldatılmaya maruz kalmayan yok denecek kadar az. Bu tarz, yetkin olmayan bireylerin evlenmesi tam bir trajedi iken, bir de dünyaya çocuk getirmeleri önü alınamaz toplumsal çöküşü hızlandırıyor.

Tüm bu keşmekeşe sebep olan ihtiyaç ve hislerimize ustaca ket vuran süper ego, diğer adıyla ahlak yapısı zayıf ise durum cidden vahim. Böyle bir insan toplum içinde, pimi çekilmiş bomba gibi dolaşırken, ne şekilde kimin hayatını ve ya ruhuyetini mahvedecek tam bir muamma. Peki hiç mi olur tarafı yok? Elbette var. Kişinin kendi kendini eğitmesi ve kendine büyük oranda yetebilmesi. Yaşamını bu düsturla idame etmesi onun tek varoluşsal nihayeti olacaktır apaçık bir şekilde. Yoksa gündelik ve nefsani uğraşlar, yaşıyor olmanın esas hazzını veremez hiç kimseye. Freud’un şu tabiri cuk diye oturuyor : ’kişinin kendini gerçekleştirmesi’, bilimsel ve mitolojik tabirle ’nirvana’ya ulaşması’.

Toplumun en küçük yapı taşı olan bizler, ne zaman ki kendimize yalan söylemeyi bırakıp, dürüstçe yaşamın gayesini ve manasını aramak için o, gizemli olduğu kadar gerekli de olan yolculuğa çıkmaya karar verirsek, işte o zaman huzura ereceğiz. Yalnızlıktan korkmayın! Sahte kalabalıklardan korkun.

Selametle.

Beğen

Şamil Gökcen Gri
Kayıt Tarihi:3 Kasım 2019 Pazar 02:20:36

FREUD ILE İZDIVAÇ YAZISI'NA YORUM YAP
"Freud ile İzdivaç" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.