İDRİS ÇETİN
436 şiiri ve 277 yazısı kayıtlı Takip Et

Şefaat



ŞEFAAT

Başkasının sıkıntısını gidermek veya bulunduğu makamdan daha yüksseğine geçmesi için aracılık yapmak işine “şefaat” denir. Şefaat günahı olan mü’minlerin günahının bağışlanması, olmayanların daha üst makamlara yükselmeleri için peygamberlerin ve Allah katında dereceleri yüksek olanların Alllah’a dua ve istekte bulunmaları demektir.

ŞEFAAT NEDİR?
Şefâat, dünyada işlenen bazı günahların âhirette cezalandırılmasından vazgeçilmesi için talepte bulunmak, aracı olmak ve bunun için dua etmektir. Şefaat âhirette Hazret-i Peygamber ve diğer İslam büyüklerinin bazı mü’minler için ricâcı olmalarıdır. Şefaat duadan başka bir şey değildir. Herkesin dua etmesine izin verilmiştir. Kim olursa olsun herkesin duası kabul edilebilir. Bilhassa peygamberlerin, sâlih insanların hayattayken, kabirde, ya da kıyamet gününde yaptığı duaların kabûl edilmesi daha çok umulur. Şefaat hakkı da, Allah katında bir mevkîi ve kıymeti olan kişilere verilmiştir. Tevhid üzere ölen kimseler hakkında yapılan şefaatler Allah katında makbuldür. Ayetlerde de açık bir şekildde belirtildiği üzere Allah Teâla’nın izni olmadan hiç kimse şefaat edemez.
ŞEFAAT-I UZMÂ (EN BÜYÜK ARACILIK) NEDİR?

Hz. Peygamber’in bundan başka bir de genel ve kapsamlı bir şefaatı vardır. Buna “şefaat-ı uzmâ (en büyük aracılık)” denilir. Allah Elçisi’nin bu şefaatı Kur’an’da “makâm-ı mahmûd (övülmüş makam)” adını alır. (İsrâ, 17/79. Şefaat-ı uzmâ için bk. Buhârî, Zekât, 52.)

Buna göre rasuler, nebîler, velîler, şehitler, kimi âlimler büyük günah işleyen belirli kimselere şefaat edebilirler. Şefaat haktır ve bunu uman kişi için kurtuluşa vesiledir. Rasûlullah (s.a.s)’ın sünnetine tam olarak uyan onun şefaatine lâyık olur.

ŞEFAATLA İLGİLİ AYETLER

“İzni olmadan O’nun huzurunda kim şefaat edebilir?” (Bakara, 255)
“Onun izni olmadan hiçbir şefaatçi şefaat edemez” (Yûnus, 3)
“Rahmân nezdinde söz ve izin alandan başka hiçbirinin şefaate gücü yetmeyecektir” (Meryem, 87)
“Allah’ın huzurunda kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefâati fayda vermez” (Sebe’, 23)
“O gün Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez” (Tâ-hâ, 109)
“Göklerde nice melekler var ki onların şefaatleri, Allah’ın, dilediği ve râzı olduğu kimse için izin vermesi hâricinde bir işe yaramaz.”(en-Necm, 26)
“Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.” (el-Müddessir, 48)
“Kim bir iyiliğe aracılık yaparsa, iyiliğin sevabından ona pay vardır.” (Nisâ sûresi 85)
ŞEFAAT İLE İLGİLİ HADİSLER
Rasuler, nebîler, velîler, şehitler, kimi âlimler büyük günah işleyen belirli kimselere şefaat edebilirler. Şefaat haktır ve bunu uman kişi için kurtuluşa vesiledir. Rasûlullah (s.a.s)’ın sünnetine tam olarak uyan onun şefaatine lâyık olur.

Peygamberimizin Şefaatiyle En Çok Mazhar Olacak Kişi

Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh- şöyle buyurur:

“Bir defasında:

«‒Yâ Rasûlallah, Kıyamet gününde senin şefâatinle en ziyâde mes’ûd olacak kimdir?” diye sordum.

Şöyle buyurdular:

«‒Ey Ebû Hüreyre, hadis öğrenme hususundaki hırsını gördüğüm için bu hadisi senden evvel kimsenin bana sormayacağını zâten biliyordum. Kıyamet gününde insanlardan şefâatime en ziyâde mazhar olacak kimse kalbinden veya içinden ihlâsla “Lâ ilâhe illallah” diyen kişidir».” (Buhârî, İlim, 33)

Ezan Duası Okuyana Peygamber Efendimizin Şefaati
Câbir ibn-i Abdullah’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır:

“Kim ezanı işittiği zaman:

«Ey şu mükemmel davetin ve kılınacak namazın Rabbi olan Allah’ım! Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e “Vesîle”yi ve fazileti ver. Onu, kendisine vaad ettiğin “Makâm-ı Mahmûd”a ulaştır» diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vacip olur.” (Buhârî, Ezân, 8; Tefsîr, 17/11. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Salât, 37/529; Tirmizî, Salât, 43/211; Nesâî, Ezân, 38/678; İbn-i Mâce, Ezân, 4)

Ezan ile Birlikte Tekrar ve Sorası Salavat

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:

“Müezzinin ezan okuduğunu duyduğunuzda, söylediklerinin aynısını siz de tekrar edin. Sonra bana salevat getirin. Çünkü kim bana bir salevat getirirse, Allah buna karşılık ona on defa salât eder. Daha sonra benim için Allah’tan «Vesîle»yi isteyin. Vesîle, cennette Allah’ın kullarından bir tek kişiye nasîb olacak bir makamdır. O kulun ben olacağımı umuyorum. Kim benim için Vesîle’yi isterse, ona şefaatim vâcip olur.” (Müslim, Salât, 11)

Mezarların Üstüne Neden Yeşillik Dikilir
Abdullah ibn-i Abbas -radıyallâhu anh- şöyle buyurmuştur:

“(Bir defasında) Nebiyy-i Mükerrem Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Medine veya Mekke bahçelerinden birinin yanından geçiyorlardı. Kabirlerinde azab gören iki insanın sesini duydular. Nebiyy-i Ekrem Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

«‒Bunlar azap görüyorlar. Hem de azap görmeleri (zâhiren) büyük bir şey için değildir» buyurduktan sonra:

«‒Evet, (aslında günahları büyüktür); biri idrarından korunmazdı, diğeri de kovuculuk yapardı!» buyurdular.

Ondan sonra yaprakları olmayan taze bir hurma dalı istediler. Dalı ikiye bölüp her birinin kabri üzerine birer parça diktiler. Ashab-ı kiram:

«‒Yâ Rasûlallah, bunu niçin yaptınız!» diye sordular.

Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

«‒Bunlar kurumadığı müddetçe belki azapları hafifler!» cevabını verdiler. (Buhârî, Vudû’, 55)

Cennet Ehlinin Şefaati
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır:

“Kıyâmet günü insanlar saf saf olur -bir rivâyete göre, cennet ehli saf saf olur-. Derken, cehennem ehlinden bir kişi cennet ehlinden birine rastlayıp:

«–Ey fülan! Hatırladın mı, sen su istemiştin de ben sana bir içimlik su vermiştim?» der, (ve bu sûretle şefaat ister). Mü’min de o kimseye şefaat eder.

(Cehennemlik olan bir başka) kimse, cennetlik olan birinin yanına varır ve ona:

«–Hatırlıyor musun, sana bir gün abdest suyu vermiştim?» diyerek (şefaat ister. O da hatırlar) ve ona şefaat eder.

Yine cehennemlik olanlardan biri, cennetlik birisine:

«–Ey fülan! Beni şöyle şöyle bir işe gönderdiğin günü hatırlıyor musun? Ben de o gün senin için gitmiştim» der. Cennetlik olan kimse de ona şefaat eder.” (İbn-i Mâce, Edeb, 8)

Peygamberimiz, Kendi Kabrini Ziyaret Edene Şefaat Edeceğini Bildirmiştir
“Kabrimi ziyâret edene, şefaatim vâcip olur.” (Heysemî, IV, 2. Bkz. Beyhakî, Şuab, III, 488-490/3862)

Kuran Şefaat Edicidir
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Kur’ân okuyunuz! Çünkü o, kıyamet günü kendisiyle hemhâl olan kişilere şefaatçi olarak gelecektir.” (Müslim, Müsâfirîn, 252)

Başka bir hadis-i şerifte de:

“Kim Allah’ın kitâbından bir âyet öğrenirse kıyâmet günü öğrendiği âyet o kişiyi, yüzüne gülerek karşılar” buyrulur. (Heysemî, VII, 161)

“Kıyâmet günü Kur’ân-ı Kerim, rengi uçuk bir adam gibi gelir ve (okuyucusuna):

«–Seni gece uykusuz ve gündüz susuz bırakan benim!» der.” (İbn-i Mâce, Edeb, 52)

Mülk Suresi Şefaat Edicidir
Nebiyy-i Ekrem Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdular:

“Kur’ân’da bir sûre vardır, otuz âyet… O sûre, mağfiret edilinceye kadar bir adama şefaat etti. O Tebâreke’llezî bi-yedihi’l-mülk Sûresi’dir.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân (Sevâbu’l-Kur’ân), 9/2891) Hasen

Namaz Kılarak Şefaate Yardım Et

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- kendisine hizmet eden bir zâta:

“–Bir ihtiyacın ve isteğin var mı?” diye sorar dururdu.

Birgün, yine ona böyle sorduğu zaman:

“–Dileğim vardır yâ Rasûlallah!” dedi.

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ona:

“–Nedir dileğin?” diye sordu. O zât:

“–Kıyâmet günü bana şefaat etmendir!” deyince, Peygamber (a.s):

“–Bunu istemeni sana kim öğretti?” diye sordu.

“–Rabbim!” dedi. Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ona:

“–Öyleyse sen de çok secde ederek bu hususta bana yardımcı ol!” buyurdu. (Ahmed, III, 500)

Cenaze Namazını 40 Kişi Kılarsa
Abdullah bin Abbâs’ın azatlısı Küreyb şöyle anlatır:

“İbn-i Abbâs’ın Kudeyd’de yahut Usfân’da bir oğlu vefat etmişti. Bunun üzerine İbn-i Abbâs:

«‒Ey Küreyb! Bak oğlumun cenazesine ne kadar cemâat tonlanmış?» dedi.

Bunun üzerine ben dışarıya çıktım. Bir de baktım ki oğlunun cenazesine bir hayli cemâat toplanmış. Bunu kendisine haber verdim. İbn-i Abbâs:

«‒Bu toplananlar kırk kişi var mıdır?» dedi. Ben:

«‒Evet» cevâbını verdim.

«‒O hâlde cenazeyi çıkarın. Zira ben Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i şöyle buyururken işittim:

Kuranı Ezberleyene ve Yaşayana, On Kişiye Şefaat Hakkı Verilir
“Kim Kur’ân’ı okur, onu güzelce ezberler, helâlini helâl, haramını haram kabul eder ve bunlara uyarsa, Allâh bu sâyede o kimseyi cennetine koyar. Âilesinden hepsi cehennemi hak etmiş on kişiye şefaat etme hakkı verir.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 13/2905; Ahmed, I, 148)
Peygamberimiz Kimlere Şefaat Etmeyecek
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Sakın sizden biri, kıyâmet gününde omuzunda (hıyânetle elde ettiği) bir koyun avaz avaz melerken, öbürü de omuzunda bir at kişnerken karşıma çıkarak:

«–Yâ Rasûlallah, bana yardım et!» diye yalvarmasın. Aksi takdirde ben ona:

«–Sana hiçbir şekilde şefâat edemem, ben sana dünyada Allah’ın hükmünü teblîğ etmiştim!» diye cevap veririm.

Biri de omuzunda bir deve böğürdüğü hâlde bana gelip:

«–Yâ Rasûlallah, yardım eyle!» demesin! Ben ona da:

«–Senin için hiçbir sûretle şefâat edemem; çünkü ben sana dünyada Allah’ın hükmünü teblîğ etmiştim!» derim.

Bir başkası da omuzunda altın, gümüş yüklü olarak gelip:

«–Yâ Rasûlallah, bana yardım et!» demesin. Ben ona:

«–Sana hiçbir türlü yardım edemem. Çünkü ben, dünyada sana Allah’ın hükmünü teblîğ etmiştim» derim.

Bir diğeri de üzerinde (hıyânetle elde ettiği) elbiseler dalgalandığı hâlde gelip:

«–Yâ Rasûlallah, bana yardım et!» demesin. Ben ona da:

«–Sana hiçbir şekilde yardım edemem. Çünkü ben dünyada sana Allah’ın hükmünü teblîğ etmiştim» derim.” (Buhârî, Cihâd, 189; Müslim, İmâret, 24)

“Bir müslüman vefât ettiğinde, Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmayan kırk kişi cenâze namazını kılarsa, Allah Teâlâ o kişileri, cenâze için şefaatçi kılar”.» dedi. (Müslim, Cenâiz, 59)
“Her kim hayır işlemek istese onu yapmazsa o kimseye bir sevap yazılır. Yaparsa on sevap yazılır. Ve her kim de bir kötülük yapmak isterse onu yapmazsa ona hiçbir şey yazılmaz. O kötülüğü yaparsa bir tek günah yazılır” (Müslim 2. cilt s:106)
Bir eve gitti mi kapı çalınmalı ve cevap verildikten sonra açılmalı (Müslim s: 116)
Beş vakit namaz Miraç’ta farz kılınmıştır. Vitir namazında Müminlerin ruhları semaya kaldırılır. Cebrail’in altı yüz kanadı vardır. (Müslim s:128)
Müminlerin Allah’u Teâlâ Hazretlerinin cennette göreceklerine dair hadis 297 nolu hadistir. (Müslim, s. 150, c. 2.) 162. Sahifedeki Müminlerin Allah’ı göreceklerine dair uzun bir hadis mutlak anlatılmalıdır. Hadisi şeriften aşağıdaki hükümleri ihtiva eder: (Müslim 302 nolu hadis c. 2. s. 162.)
1. Müminler ahirette Allah’u Teâlâ hazretlerini göreceklerdir.
2. Namaz ibadetlerin efdalidir. Çünkü namazda secde vardır. Resûlüllah (sav) bir hadisi şerifinde: “ buyurmuşlardır. “Kulun Rabbine en yakın olduğuna secdedir.”
3. Hadisi Allah’u Teâlâ hazretlerinin lütfu keremine ve geniş faziletine delildir.
3. Sırat, cennet, cehennem, haşr, neşr ve sual haktır.
4. Hadisi şerif aynı zamanda secdenin faziletine delalet etmektedir.
5. Şefaat caizdir.( Hariciler, Mutezile şefaati inkâr ederler. Onlar göre asi cehennemde ebedi kalacaktır.)
Hadisi şerif bütün rivayetleri ile cehennemdeki müminlere şefaat edileceğine delalet etmektedir. (Müslim c. 2, 304 nolu Hadis)
“Allah katında, O’nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür.” (Sebe, 23) ayeti kerimesi delildir.
“Cehennemliklere şefaatçilerin şefaati fayda vermeyecektir.” (Müddesir, 48) Hariciler ve Mutezile iki ayete itiraz etmişlerdir. “Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.” (Mümin, 18) Fakat yukardaki iki ayet kâfirler hakkındadır.
Şefaat beş kısımdır:
1. Peygamber (sav) mahsustur.
2. Bir takım bahtiyarların sualsiz hesapsız cennete girmeleri hususundadır. Bunun dahi peygambere mahsus olduğu hakkında hadis vardır.
3. Cehennemi hak etmiş bazı müminler hakkındadır.
4.Fiilen cehenneme girmiş günahkârlar hakkındadır. Kelimeyi Tevhidi söyleyenler cehennemden kurtulacaklardır.
5. Cennetliklerin derecelerini artırmak için yapılan şefaattir.
Şefaat sadece günahkârlar için olmaz, diğer iyi amelli insanlar için de olabilir.
“Sonra cehennemde ne ölür ne dirilir denilir.” (Taha, 74)
“Günahkârlar ebedi cehennemde kalır “ diyen Mutezile aleyhine bu hadis delildir.(Müslim, 304 nolu hadis c. 2.)
İmam Nevevi, şefaatin beş yerde yapılacağını zikretmiştir:
1. Mahşer yerinde,
2. Bazı kimseleri hesapsız cennete koymak için,
3. Azabı hak etmiş kimselerin azap olunmaması için,
4. Günahkârların cehennemden çıkarılması için,
5. Derece yükseltmek için yapılacaktır.
Resûlüllah’ın (sav) şefaat teklifini bir sözle kabul etmesi bu makamın ve bu kerametin yalnız kendisine mahsus olduğunu bildiğindendir.
Akdı İyaz: Resûlüllah (as), Mahşerde, mahşerin dehşetine düşen ümmetini rahata kavuşturacak, değeri de sırat üzerinde günahkâr müminlere ait olmak üzere iki yerde şefaat edeceği bildirmektedir.

17.06.1990
Konya

Beğen

İDRİS ÇETİN
Kayıt Tarihi:21 Ekim 2019 Pazartesi 22:11:41

ŞEFAAT YAZISI'NA YORUM YAP
"ŞEFAAT" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.