Mustafa Topaloğlu
3 şiiri ve 502 yazısı kayıtlı Takip Et

Simit atma!



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 13.9.2019 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

SİMİT ATMA!

.

Şimdi simit atma deyince can simidi aklımıza gelir. Suda boğulma tehlikesi geçirene atılır can simidi. Yüzme bilmiyorsa ne yapsın garibim. Çırpınır durur. Can simidine sarılırsa hayata tutunur.

Hayır can simidi değil atılan. Bildiğimiz simit. Nerde atılmış? Kadıköy Anadolu Lisesinde. Okula yeni başlayan öğrenciler martı olarak görüldüğü için üzerlerine simit atılmış açılış töreninde. Bu yıllardır yapılıyormuş. Gelenekleşmiş bu okulda.

Garabete bakar mısınız? Cehaletin böylesi ancak tahsil ile mümkündür. Simit bir nimettir. Yeri ayak altı değildir. İlle de simit verilecekse “martılara” usulünce verilmeli. Simidi parçalayıp havalara savurmak da ne oluyor?

Biz analarımızın tandırda pişirdiği halkayı biliriz. Tandırın duvarına yapıştırıp pişirirdi rahmetli anam. Doğal un. Hani şimdi tam buğday unu dedikleri. İçinde hiçbir katkı maddesi yok. Öyle şimdinin simidi gibi değil. Biz zaten simidi bilmezdik. Halka, bizim simidimizdi.

Halka, ekmek gibi nimetti. En küçük kırıntısını arıya vermezdik. Olur ya, bir parça yerde bulsak alır, öpüp başımıza koyardık. Öyle simit, fırın ekmeği bilmezdik biz. Boğazlıyan’a giden büyüklerimiz fırın ekmeği getirirdi. Öyle bir iştahla yerdik ki… Tadı damağımızda kalırdı. Herhalde o yıllarda günümüzdeki katkılı rafine unlar yoktu, ne bileyim.

Bizden evel gelenler kıtlık görmüşler. Onlar ekmeğe daha bir saygılıydı. Devecipınarlı Boyacı Ayşe bacı gelmiş bizim köye Cafer emmigile. Evde ekmek yapılacak. Dürdaniye gelin hamur yoğurmak için un eliyor. Eleğin üzerinde kalan kepeği ve ufrayı bir kenara bıraktı. Boyacı Ayşe sordu:

-Gı Durdaniye, niye ayırdın o kepağa?

-Malın yimine gatacağam Anşe bacı.

Boyacı Ayşe çıkıştı Dürdaniye geline:

-Virin anam virin…Siz gıtlık gormediniz. Ben yirim.

Aldı kepekli un irisini. Bir leğençede yoğurdu. Hamur yaptı. Hamuru bezileyip açtı. Sacın bir kenarında pişirdi. Afiyetle yedi.

Bir de Karakoçlular’la ilgili bir anlatısı vardı Necmettin abinin. Derdi ki rahmetli:

-Garoğoşlular Buvazliyan’a giden birine fırın ekmağa ısmallallar. “Guccağa lan bana bi dene fırın ekmağa getir de epmağame gatık idiyim.” diller.

Yani fırın ekmeğini yufkanın arasına dürüp yiyecek! Vallaha ben Necmettin abinin yalancısıyım arkadaş.

Simit atma etkinliği mi dersiniz, adeti mi? Bana bunları düşündürdü. Nerde eski simitler, nerde eski somun ekmekler… Şimdi adetler, töreler de değişip bir şekil oldu.

Biz yaşlandık. Zaman değişti. Zamane halden hale savurdu bizi. Garip gelimesi ondandır zahir.

Beğen

Mustafa Topaloğlu
Kayıt Tarihi:12 Eylül 2019 Perşembe 11:58:54

SİMİT ATMA! YAZISI'NA YORUM YAP
"SİMİT ATMA!" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Türk Kızı(Emine Sezek Akb
13 Eylül 2019 Cuma 15:28:26
Az daha yumuşatsaydınız benim buhara tuttuğum simitler yumuşamıyor çorba yaparız ne yapalım... Bayat simit alıp onları yiyoruz zengin ebem kuşağı da Rakısı fazla gelmiş galiba ... AYIP ...Bizde okul okuduk ya beş kilometre yol yürüyüp sonra köprü olmayan dereden geçip sırıl sıklam okula varıyorduk para da yok pul da yok bu ne ya bunlar aile mi olacaklar bildiğin terbiyesizlik... Okula ilim irfan sahibi olmak için gidilir Lise çağında bir gencin oyun oynayacağı yer değil orası Ata ocağı...Ya içki , sigara ile büyüklük taslayıp, fakirin ekmeği ile oynuyorlar bu ne ya harama günaha kapı açık...Sosyal etkinlik derslerinde de sporlarını yapsınlar daha ne olsun...!ÇOCUK YETİŞTİRMEK AİLE EĞİTİMİNDEN GEÇER:Emine Sezek Akbaş

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mustafa Topaloğlu 13 Eylül 2019 Cuma 16:16:33
İlk eğitim ocağı elbette ailedir Emine Hanım. Eğitim beşikten mezara sürer hayat boyu. Okulda hem eğitim hem öğretim birlikte verilir. Aileler ve eğitimciler duyarsız olursa vay halimize! Yandı gülüm keten helva.
Saygılarımla...
Gülüm Çamlısoy 13 Eylül 2019 Cuma 22:25:55
SAYIN ŞAİR, ORASI DEVLET OKULU VE NİCE BURSLU OKUYAN ÖĞRENCİ VAR.

SINAVA GİRİLİP KAZANILDIĞI TAKDİRDE KAYIT OLUNAN BİR DEVLET OKULU.

ÜSTELİK ÇOK ÇOK AĞIR BİR MÜFREDATI OLAN BİR OKUL.

LÜTFEN HER ÖĞRENCİYİ ZAN ALTINDA BIRAKMAYINIZ.

YEDİ SENEMİ VERDİĞİM OKULUM VE BENİM OKUDUĞUM SENELER BOYUNCA BÖYLESİ BİR OLAYA DA ŞAHİT OLMADIM.

NEFRETLE ÖLDÜRMEK KOLAYDIR.

SEVGİ VE HOŞ GÖRÜ İSE DİNİMİZİN BİR ARMAĞANI BİZE.

SAYGILAR.
OnuncuKöySakini
13 Eylül 2019 Cuma 14:15:01
Hadi öğrenciler cahil dedik.
DİYELİM.!
Peki ya buna ortam hazırlayan yöneticiler. ? Peki ya "eğitimci" olarak sınıflandırdığımız öğretim üyelerine ne diyeceğiz.?
O okuldaki hangi eğitimci(!) eğitecek o cahilleri. ?
Yazık.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mustafa Topaloğlu 13 Eylül 2019 Cuma 16:12:57
Bazı eğitimcilerimizin eğitime ihtiyacı var değerli Onuncu Köy Sakini.
Teşekkürlerimle.
poeme_şiir
13 Eylül 2019 Cuma 12:43:50
Dejenere olmuşluğumuzun bir başka kanıtı. maalesef her gün bir başka çirkinliklere uyanmak ve bunları doğalmış gibi lanse etmek daha da vahim.
Halen daha Açlıkla sınanmamış olmanın sonsuz şükrüyle, bu yapılan için rabbim bizi affetsin. Bunu okul açlışında ve üstelik ilk yapılmıyor olması dehşet verici. Oysa eğitim öğretimin kutsiyetine güvenerek gönderilmiyormuydu çocuklar okullara? hadi çocuk diyelim kii çoktan çıkmışlar çocukluktan nerede eğitimcileri? ekmek niğmetti hani? Güncel bir olumsuzluktu sayfanızda okuduğum. duyarlılığınıza teşekkür ederim dilerim eğitime gereken önem verildiği günleride görürüz.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mustafa Topaloğlu 13 Eylül 2019 Cuma 16:10:54
Teşekkürle, sevgiyle, selam ve saygıyla değerli poeme-şiir mahlaslı kardeşim.
Gülüm Çamlısoy
13 Eylül 2019 Cuma 03:28:24


İlk önce gün başarınızı tebrik ederim.
Ben de Kadıköy Anadolu Lisesinden mezun bir martı olarak konuya bir sunum getirmek istedim ki öğrenciliğim döneminde bir kez bile şahit olmadım bu ve benzeri olaylara/etkinliklere bu anlamda üzgünüm.
Saygılarımla.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mustafa Topaloğlu 13 Eylül 2019 Cuma 09:15:17
İlginize teşekkür ederim Gülüm Çamlısoy kardeşim. Biz de medyadan takip ediyoruz. KAL mezunlarından biri olarak böyle bir etkinliğe tanık olmadığınızı yazmışsınız. Vallaha ben medyanın yalancısıyım o zaman. Esprisi de olsa bu gibi etkinliklerin kitabın kavlince yapılması gerekir.
Selam ve saygıyla.
Gülüm Çamlısoy 13 Eylül 2019 Cuma 19:16:46
Tanık olmadığım derken:

Benim okuduğum yıllar itiariyle böyle bir faaliyet hiç olmadı.

Saygılarımla
Filiz Şahin.
12 Eylül 2019 Perşembe 12:41:26
Buydağ sizin yazınızdaki buğdaydan olaydı belki biz de kızardık bir çokları gibi nimet gibi görünen zehir olmayaydı belki biz de sizin gibi tepki koyardık
biz Cüce buğday” (F1- hibrit tohum) ülkemize sokulurken feryad edenlerdeniz
biz 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu nasıl çıkarken yapma diyenlerdeniz ama

şöyle söyleyeyim
evimin 300 mt ilerisinde boş bir arazi var köpek gezidrmeye çıktığımız artan yemekleri hayvanlar yesinler diye bıraktığımız bir arazi bu yazın başında sürüyle güvercin vardı abartmıyorum sürüyle güvercin vardı büyük sürüler öyle ki havalandıklarında trafik durur onların yükselmelerini beklerdi. izlemesi de çok keyifli oluyordu
sonra bir gün birileri büyük çöp poşetleriyle çuvalla simit ekmek atmaya başladı. E tabi kızıyorduk kim atıyor fakire fukaraya ücretsiz verseler bir işe yarasın kedi köpek kuru ekmek yemez derken onbeş gün arayla bu böyle devam etti geceleri gelip atıp gidiyorlarmış ki sabah erkenden sokağa çıkmama rağmen ekmekler simitler benden önce gelmiş oluyorlardır ve artık güvercin kalmadı. Allah sizi inandırsın güvercin sürü demiyorum güvercinlerin esamesi okunmuyor. ÖLDÜLER artık ekmek de atılmıyor ama olan oldu ve biz o ekmeklere simitlere para verip iştahla yiyoruz.
demem o ki genetiği değiştirilmiş tahıl, en az 7 katkı maddeli ekmek nimet gibi görünen ama zehirin en masum maskelisine para verip alıyoruz tüketiyoruz. kadıköy lisesi o kadaar dert değil daha büyük bir derdimiz var ve farkında değiliz.
bir yazıdan alıntıladığım bölümü de şuraya iliştireyim

"" bu hibrit buğday, atalarımızın binlerce yıldır tükettiğine hiç benzemiyor. Bu, ekmeklik buğdayın görünümü sadece buğdaydı. DNA'sına baktığınızda artık o buğday değildi. Yani simit simit değil aslında. Üstelik…

En kötüsü de buğday proteini olan “gluten” üzerinden yaşanıyor.

Yeni geliştirilen “cüce buğday” türü, vahşi ve saldırgan bir gluten yapısı meydana getiriyor. Bu da vücudun gluten dayanıklılığını yok ediyor; büyük sağlık sorunlarına yol açıyor. Sadece çölyak hastalığı değil; bağışıklık sistemini, bağırsak florasını darmadağın ettiğinde kronik hastalara sebep oluyor."""



nimet nimet olsaydı zaten o kendini attırmazdı emin olun, bildiğiniz toplu imha silahı. Tepkiyi tarım ve sağlık bakanlarına hatta iktidara vermekte fayda var gdo onların kontrolünde ve izniyle bu ülkeye girdi kotası arttırıldı vergisi düşürüldü. partizanlık değil tamamen sağlık ve geleceğimiz. Okuldaki etkinlik deve de kulak
bile değil ama devede kulak bile olmayana öyle tepki konuluyor ki asıl mesele gözlerden uzaklaştırıldı.


sağlık ve esenlik dileklerim ve geçmişteki o nimete olan özlemimle saygı sunarım


Filiz Şahin. tarafından 9/12/2019 12:56:53 PM zamanında düzenlenmiştir.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mustafa Topaloğlu 12 Eylül 2019 Perşembe 21:59:35
Katkınızdan dolayı çok teşekkür ederim Filiz Şahin. Teknik bilgi vermişsiniz. Ben "Nerde eski simitler, nerde eski somun ekmekler..." derkendoğal unların neden kullanılmadığına dikkat çekmekti gayem.O katkılı rafine undan yapılan simitler, ekmekler hakikaten akla ziyan. Simitler plastik madde sanki. Ekmek dersen o da öyle. Çarpıcı bir örnek vermişsiniz.
Neden buna göz yumuluyor anlamak mümkün değil.
Ama her şeye karşın simit de ekmek de yaşantımızın bir parçası. Onların kalitesinin korunması gerek. Nimettir. Ne yazık ki değerini bilmiyoruz. Duyarsız kalıyor ilgililer.
Selam ve saygıyla...
Filiz Şahin. 13 Eylül 2019 Cuma 11:08:25
yetkililer yeni dünya düzenine uyması için Rockefeller'in koyduğu kurallara biat etmek zorunda yoksa yok edilirler kendileri yok olmamak için çimenleri ezilmesine katkı sunuyorlar en basitinden böyle :-)

ve
kutlarım sayın Topaloğlu güne gelmiş yazınız

sağlıkla kalın
MEHMET SİNAN
12 Eylül 2019 Perşembe 12:39:59
Karanlığa küfrederek aydınlığa ulaşamayız. Işık olmadan çevremizi aydınlatamayız. Yeni gelen öğrenciyi martıya benzetmek mecazen güzel lakin onları gerçekten martı yerine koyup nimeti ayaklar altına almak külliyen yanlış, hata, varoluşumuza isyan. Ancak yanlışı anlatmak yerine yapılan hareketten dolayı geleceğin mirasçılarına linç uygulamak ise bindiğin dalı kesmektir. Oturup çözüm aramalıdır psikologlar, sosyologlar gençliğin neden kültüründen, genel ahlak kurallarından bu kadar kopmasına tabi bu bilim dallarımız gerçekten var ise. Selam ve saygı ile.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mustafa Topaloğlu 12 Eylül 2019 Perşembe 21:42:51
Doğru değil elbet linç uygulamak. Yanlış anlatılmalı. Yeni öğrenciler KAL'da "martı" sıfatındaymış. Genelde okullarda yeni öğrencilere "kuş, cik cik" gibi sıfatlarla seslenilir. Şakadır, takılmadır. Onların acemiliği vurgulanır.
Ama simit atarak nimeti ayaklar altına almak abesle iştigaldir. Vurguladığınız gibi eğitim öğretim hizmetiyle yükümlü kurum ve kuruluşlar buna daha makul bir çözüm bulmalıdırlar.
Teşekkürlerimle kardeşim.
BayBuhar
12 Eylül 2019 Perşembe 12:13:45
Keteye bazlamaya haksızlık etmişsin, halka az sert olurdu hele beklerse.

"Yuha ekma a paklayla yidin miydi hele bi de kuru suvan. Da me kiyfime."

Simit atmak mı? Nimet azgınlığı o.

Selamlar olsun.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mustafa Topaloğlu 12 Eylül 2019 Perşembe 21:35:44
Evet kardeşim. Kete biraz daha sosyetikti. Ama halka tam bizlik. Bazlamayı hatırlattın. Sağ ol. Bazlamanın yanında börek, o muska börağa, yımırta börağa, kumpür börağa...Bunlar da var."Yuha epmağa paklaynan yidin miydi, hele bi de guru suvan olursa yanında. Dağme kiyfime..."
Bak şimdi ağzım sulandı vallaha. Hele suvanın cücüğü olursa!
Sevgi ve selamlar kardeşim.
BayBuhar 12 Eylül 2019 Perşembe 22:05:06
Mustafa abi,

Bir de bezir (oyle hatırlıyorum) yağında yufkayi kizartir yine yufkaya sarardik pek güzel olurdu.

Eskiye götürdüm beni ...

Avanosluyum be de...selamlar.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.