Fırat Bal
390 şiiri ve 23 yazısı kayıtlı Takip Et

Yapay Zekâ



Yapay Zekâ



Yıl: 2034
Ülke: Türkiye

Araz, yoksul bir ailede büyümüştü. Hayatı hep hayallerle geçmiş, yeni nesilin bir bireyi olduğu halde diğer çocuklar gibi oyuna, oyuncağa hâsıl olamamıştı. Zamanla bu durum karakterine de sirayet etmiş, kendini iyice dış dünyaya kapatmış bulmuştu. Yaşı ilerliyordu ve dersleri de fena değildi. Üniversite’yi burslu kazanmak en büyük ideâliydi. Derken sınav geldi çattı. O sıralarda arkadaşlar arasında bilim - sanat konuları dönüyor, teknoloji müzakereleri yapılıyordu. Günlerden bir gün istemeden de olsa kulağına bir dedikodu geçmişti. O şeyi duyar duymaz aklı allak bullak oldu, feleği şaştı. İçinde ailevi bir burukluk, diğer yandan da heyecan belirdi. Sınava da bir haftadan az kalmıştı. Henüz 16 yaşındaydı. Ve 2018’liydi.
O sırada aklına delice bir fikir geldi, bu duyduğu şeyin demosunu zavallı anneciğine izlettirip, onu kandırıp biriktirmiş parasını almaktı. Ve dediğini de yaptı. Hemen bi koşup kendini tekno - sa’ya attı. Ve aradığını bulup, aldı, eve gitti. Babası yeni almıştı bilgisayarını.
Cd’yi takar takmaz...

--- Merhaba, ben x - 1 model pc robotu Aişe
Roosevelt, isterseniz önce kendimi tanıtayım efendim. Ben milenyum çağı için programlanmış, yazılımlarına gerekli ilimler iliştirilmiş kişiye yardımcı bir yapay zekâyım. Benim şu ân ki durumumu ek cd kılavuzundan okuyabilirsiniz.

Allah Allah bu da neyin nesiydi? Bir anda oradan oraya zıplıyor, neşe içinde kurtuluş şarkıları söylüyordu. Bu gürültüyü duyan biçâre annesi Araz’ın odasına girdi. Daha odaya girer girmez Araz annesini öpücük yağmuruna tuttu.

--- Dur evladım, dur yavrucuğum, kendine gel. Nedir bu sevincin, neşen. İlk defa böyle görüyorum seni. Yoksa sınavı geçtin mi?

--- Ne sınavı canım annem, sınava daha 4 gün var, bırak şimdi sınavı, mınavı benim hayatım kurtuldu, hayatım. Bak bu yapay zekâ.

--- O da neymiş gıı?

--- Yapay zekâ, yapay zekâ. Yani seni anlayan, seninle konuşan, zamanla insanlar gibi gelişim gösteren bir çeşit robot, adı bile var, kendisinin adı Âişe, Âişe Roosevelt. Anne ne olur, Âişe’ye selâm ver, üstelik o bir kız.

--- Of Araz, oğlum. İyi deyim bari, selâm güzel kızım.

--- Aleyküm selâm anneciğim.

--- Vıyy bu karşılık veriyor ya.

--- Anne, tamam çık hadi odamdan. Biz Aişe ile plan kuracağız.

--- Araz, biricik annesinin ne planı bu oğlum, derslerini çalış, bak sınavın var demeden, annesini sırtından ittire ittire odasından kovmuştu.

Odasında ne - düğü belirsiz bu robotla başbaşa kalan Araz, ne olduğunu anlamadan, vakit nasıl geçti bilmeden geceyi etmişti. Günler, aylar böyle onunla odasında saatlerce vakit geçirerek ilerliyordu. Üniversiteye giriş sınavı da kötü geçmişti. Bir gün midesinin bulandığını hissetti Araz. Başı dönüyordu. Ve olduğu yerde bayılıp kaldı. Etrafındakiler ailesini arayıp haber verdiler. Yoğun bakıma kaldırılan Araz’ın durumu hiç iyi değildi. Annesi, babası, akrabaları... kısacası ailesi gözyaşı tüketmekten bitap düşmüştü. O sırada doktorlardan biri dışarı çıktı. Annesi doktoru görür görmez...

--- Doktor bey çocuğum, oğlum nasıl, iyi mi dedi.

--- Doktor sessizdi.

--- Cevap versene doktor Araz’ım iyi mi, iyileşti mi?

--- Doktor bu sefer, çocuğunuz beyin felci geçirmiş, yoğun bakımda elimizden gelen gayreti gösterdik; ama maalesef kurtaramadık. Başınız sağ olsun dedi.

Anne, baba öğle bir çığlık atmıştı ki, sanırım tüm kâinat duymuştur bu feryadı, acıyı.

( 1 yıl sonra )

Anne Zeliha ve baba Kâsım; oğulları ve ailenin tek çocuğu olan Araz’ın mezarına gelmişlerdi. Araz’ın babasının saçları üzüntüden bembeyaz olmuştu. Araz’ın annesi Zeliha hanım, elindeki kırmızı gülü oğlunun mezarına bırakıp duâ etti.

--- Sevgili oğlum, biz bir daha çocuk yapmayı düşünmüyoruz. Senin acın bizlere yetiyor da artıyor. Günlerimizi hep senin yasınla geçiriyoruz. Merak etme baban da iyi, ben de iyiyim. Eskisi gibi geçinip gidiyoruz işte. Umarım sende iyisindir, Mevlâm inşallâh sana iyi bakıyordur. Ne günahın var ki senin, sen 16 yaşında hayata gözlerini yuman bir meleksin.

Tüm bunlar ışığında bundan 15 - 20 yıl önce telefondan, bilgisayardan, sosyal medyadan yakınırken 2034 yılında olduğumuz şu günlerde "Yapay zekâ" denilen illet hepsinden beter çıktı. Ve hızla can almaya devam ediyor...

Fırat Bal
30.07.2019 / Salı


Beğen

Fırat Bal
Kayıt Tarihi:30 Temmuz 2019 Salı 08:26:39

YAPAY ZEKÂ YAZISI'NA YORUM YAP
"Yapay Zekâ" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.