E. E.F.M.E.
18 şiiri ve 31 yazısı kayıtlı Takip Et

Sabrımızı taşıran damlalar



SABRIMIZI TAŞIRAN DAMLALAR

Neyi bekliyorsun? Kimi bekliyorsun? Okusana, öğrensene, kurtulsana, dertlerinden, sıkıntılarından, Sana engel olan mı ? İlahi emirleri öğrenmezsen, bilmiyordum demekle kurtulacağını mı sanıyorsun. Aldanıyorsun, kendini kandırıyorsun. Hadi İraden şimdilik sendeyken “KURTULSANA” sonra, yazık olacak, sana, bana, hepimize Ahir zamanda. Pişmanlık çok, faydası yok, Ahir zamanda.

K U R T U L S A N A

cehalettendir, savaşların çokluğu,
cahilliktendir, barışların azlığı,
kör cahilliktendir, kazalarda ölenlerin çokluğu,
oku sana-oku sana, cehaletten kurtulsana,

doğrulardan dönenler çok olur, cahillikten,
yanlışlardan dönenler az olur, cehaletten,
zararlarda, ziyanlarda ısrar, cahillikten –cehaletten,
cahillikten kurtulsana, oku sana- oku sana,

bindiğin dalları kesmekten hiç mi korkmazsın,
okumaktan, öğrenmekten çok mu korkarsın?
cehaletin, cahilliğin dostu musun sen?
oku sana- oku sana, cehaletten, cahillikten kurtulsana.

Zamanımız, ilim, bilim, teknoloji, zamanı. Ancak insanlık vasıflarımızı da teknolojiye kurban ediyoruz cahilliğimizden. İnsanlar önce özlerine dönmeli, insan olmanın erdemine varabilmeli, insan olmanın hazzını hissede bilmeli. İnsanlık, paylaşmak, dertleşmek, yardımlaşmak gibi altın değerlerini geri alabilmeli. Barış için de yaşama azim ve kararlılığını büyük bir cesaretle yaşamayı öğrenmeli. Savaşmak yıkmak, parçalamak demek! Oysa hep söyleriz, yıkmak marifet değildir ki, Marifet yapmak. Yapılanı yıkmak çok kolay! Yıkılan inşaatları görüyoruz hepimiz. Yıllarca emek verilerek, yapılan koca koca binalar, dakikalar içinde yıkılıyor. Biliyoruz, görüyoruz, ama yine de, yapmak yerine, yıkmayı tercih ediyoruz. Acaba neden? Cahilliğimizden, cehaletten bildiğimizi zannettiğimizden! Bilim, teknoloji, irfan olmadan, vicdanla, imanla yoğurulmadan. Hiçbir işe yaramıyor. Yap- bozdan başka. Vicdan iman ile yoğurmadan, ilim, bilim, hepsi film. Bizler bu filmleri hep seyir ediyoruz, izliyoruz. Ders almıyoruz. Çünkü Ders almak için okumuyoruz, öğrenmek istemiyoruz. Cahilliğimizi, cehaletimizi kaybetmek istemiyoruz. Cahilliğin, cehaletin yılmaz bekçisiyiz. Bu yüzden sık, sık Darbeler yiyoruz. Akıllanmıyoruz.
Alın hepimize en yakından bir örnek; Yıllarca bir hocanın peşine takılıp gittik. Hoca ne dediyse doğrudur. Hoca ne yaptıysa doğrudur. Yanlış da yapsa doğrudur. Neden? Çünkü hocadır hem de bizdendir. Peki! Neye göre? kime göre doğrudur? O konularda bir bildiğin, bir okumuşluğun veya o konularda bilgisine güvendiğin birine mi danışıyorsun? Yok. O zaman neye göre, doğruluyorsun. Bilmediğin bir şeye doğrudur demek, yalan değil midir? Yalan Müslümanın düşmanı, doğru yoldan çıkaranı değil mi? Hoca torpille işe yerleştiriyor Yanlış- haram ama bize yapılınca doğrudur. Hoca sınavlarda soruları dağıttırıyor, kopya çektiriyor. Hırsızlık-haram ama bize yapılıncada doğrudur. Hangi dinde var. Müslümanlığın neresinde yazıyor. Dinimiz doğruluk-dürüstlük, Adalet dini değil mi? Gavur da olsa herkese eşit davranmak, adaletli olmak. Müslümanın en önlemli görevi değil mi? O zaman Gavura niye gavur, Müslümana niye Müslüman diyoruz. Aynı işleri yapıyoruz. İnsanlara Gavur gibi davranmak Gavur işi, münafık işi. Asla değildir, Müslüman işi. Müslümanım deyip de Gavur işi yapmak Münafık işi, Münafıklık Cehennemin en alt tabaka mahlukları. Bilmiyor musunuz? Yaratanın Biz Müslümanlara İlk emri Oku, Oku, Oku, neden üç kez üst üste oku. Hiç düşündük mü? Çünkü insanın On önemli vasfı; okumak, öğrenmek, öğrendiğini yaşantısında tatbik etmek. Peki! Neyi? Nereden? öğreneceğiz biliyor muyuz? Biliyorduk. Unuttuk veya unutturulduk. Okumak, öğrenmek, yaşamak Ama! Yüce Kuran’dan ve sünnetlerden başlayacağız ki okumaya, öğrenmeye, yolumuzu şaşırmayalım, Şaşırtılmayalım. Emin adımlarla yürüyelim, yanlışları düzeltelim, insanız beşeriz, şaşarız ama! En kısa zamanda da tövbe edip dönmeyi de bilmeliyiz. Dönmeyenleri de, Döndürmeye çalışırız, dönmezse de yanlışını bilmeyiz. Tedbirimizi almalıyız. Sonradan biz nerede? Yanlış yaptık demeyelim. Sızlanmayalım. Bütün suçu da Hocalara, Hacılara atmayalım. Yanlışlar kişileri bağlar. Dinleri, Devletleri, Kurumları ve kuruluşları bağlamaz. Yanlışları düzelten Halklar olmazsa, Devletler ayakta fazla duramaz. Yıkı verirlerdi, Eskiden. Şimdilerde yıkmıyorlar. İçten sömürüyorlar, süründürüyorlar.
Dinimiz Rehber bize, uyarıyor, öğretiyor, yol gösteriyor. Bizlere de okumak, öğrenmek, öğrendiğimizi de yaşamımızda uygulamak ve çocuklarımıza öğretmek düşüyor. Aman ha! Okumayı sadece Okullarda Fizik, Kimya, Matematik öğrenmek sanmayalım. 15 TEMMUZU ve Diğer darbeleri unutmayalım. Sırtınızdan bir daha vurulmayalım. Suçu da Hep başkalarına atmayalım. Bu darbelerde bizlerinde sorumluluğu var. ANA- BABA lar olarak. Niye? Demeyelim? Çünkü çocuklar bize ait yani bizim sahibi olduğumuz kölelerimiz veya da Efendilerimiz değil. Çocuklar yüce yaratıcının Bize emanetleri. Tıpkı bedenimiz gibi. Veren Yaratan nasıl yetiştir diyorsa. Bizler öyle yetiştirmekle sorumluyuz. Sahiplenmek Çok, çok yanlış! Hepimizin tek sahibi Yüce Yaratan! Hayat zaten sınav! Ödevlerimizi Görevimizi yapalım. Sadece ANA – BABA olalım yeter.

ANA—BABA

kıldıra biliyorsan namazlarını,
tuttura biliyorsan oruçlarını,
öğrettinse helalleri-haramları,
eğittinse, anasın sen—babasın sen,

söyledinse emeğin, alınterinin kutsallığı,
söyledinse çalışkanlığın değerini, huzur verdiğini,
söyledinse tembellik, bütün hastalıklara davetiye,
söyledinse, babasın sen—anasın sen,

emeksiz aş baş ağırtır, dedinse,
dürüst çalışmak ibadettir, dedinse,
hayırlı evlat yetiştirmek, hakka hizmettir dedinse,
dedinse, anasın sen—babasın sen,

öğrettinse sevgi; emek, şefkat, merhamet ister,
öğrettinse emek; alın teri, azim, kararlılık, sabır ister,
öğrettinse erken kalkanın rızkı bol olur diye,
öğrettinse, babasın sen—anasın sen,

öğretmedinse sevgiyi, saygıyı, hürmeti,
anlatmadınsa şefkati, merhameti, hoş görüyü,
bildirmedinse hak yolunu, hakkı ile!
bildirmedinse, anamısın? sen—babamısın? sen.

Şiirimizde geçen, uyarıları çoğunluğumuz dikkate almıyoruz. Üzerinde biraz düşünüp, Acaba doğrumu? Yanlış mı? Değerlendirilmesine lüzum görmüyoruz. Yanlışa yanlış, Doğruya doğru demeyi bile gereksiz zaman kaybı olarak görüyoruz. Oysa ne kadar yanılıyoruz? Bir anlasak, anlatabilsek! Asıl sınavın hayat boyu sürdüğünü, an sızın bittiğini. Ölenleri, görüyoruz, idrak edemiyoruz, kendimize konduramıyoruz. Düşünmek sanki zaman kaybı! Oysa düşünmek; plan, proje yapmak demek! Düşünmek yanlışlara düşmemek, zaman kazanmak için yapılır. Boşuna dememiş Atalarımız; Bin kere düşün, bir yap ki, Yaptığını yıkmak zorunda kalmayasın. Zaman kaybetmeyesin.
En değerli varlık insan olduğuna göre, neden? İnsanları yetiştirmede bu kadar rahatız. Nasıl olsa büyür, kendi yolunu bulur zihniyetindeyiz. İnsan yaşadığı toplumun yaşayışını örnek alarak büyür. Çevre düzgün, insanlar dürüst ise o insan onları örnek alır. Ya yaşadığı çevre bozuk, yanlışlar içinde ise, o zaman o insandan nasıl iyi toplumda yetişmiş, insan davranışları beklersin. Bu normal insan Aklına ters düşen bir davranış olmaz mı? Böyle bir konuyu yaşadık memleketimizin birinde: Vatandaşımız hem yürüyor, hem ağlıyor, hem de kendi kendine konuşuyor. Biz de duramadık. Meraklandık gel hem şerim neyin var? Bu kadar üzülüyorsun, hem de ağlıyorsun. Başladı anlatmaya marifetlerini. Benim oğlan, bana ağıza alınmayacak hakaretler ediyor, Beni dövüyor, her gün para istiyor. Neyim varsa sattım. Şimdi de bir kahvehanem var onu sat. Parasını bana getir diyor. Ne yapacağım bilemiyorum. Dayanamadık bir soru daha sorduk. Sen bu çocuğu nasıl yetiştirdin ki, böyle hayırsız bir evlat oldu. Bizim ki başladı. Bir dediğini iki etmedim. Düne kadar. Yemedim yedirdim, İçmedim içirdim. Beraber her yola gittim. İyi –kötü, helal-haram ayırmadım. Evladımı kırmadım, Üzmedim. Vurduk, kırdık, eğlendik, günümüzü, gün ettik. Kötü alışkanlıklar edindik. Şimdi paramız bitti diyorum. Ben anlamam diyor. Nereden bulursan bul, neyin varsa sat. Beni bu hayata sen alıştırdın diyor. Çok saygısız, edepsiz, Küfürbaz biri oldu. Ne yapacağım bilmiyorum. Dedi Şimdi suç kimde? Ne ektiğini bilmezsen, Ne biçeceğini de bilemezsin. Geven tohumu ektiğin yerden, Gül ağacı bulamazsın. Onun için Evlat deyip geçmeyeceksin, Hayırlısını yetiştirmek için, çalışacaksın, sabır göstereceksin, neme lazım demeyeceksin. Okula gönderiyorum. Daha ne yapayım demeyeceksin. Takip edeceksin, gerekirse hafiye olacaksın.


Beğen

E.F.M.E.
Kayıt Tarihi:17 Temmuz 2019 Çarşamba 13:22:58

SABRIMIZI TAŞIRAN DAMLALAR YAZISI'NA YORUM YAP
"SABRIMIZI TAŞIRAN DAMLALAR" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.