be belkibirharfimben
13 şiiri ve 292 yazısı kayıtlı Takip Et

Şehitler neden ölmüyor?



Bana sorarsan korktuğumuz ölüm değil arkadaşım. Yaşamamış olmaktan korkuyoruz aslında. Gerçekten verilen fırsatı iyi değerlendirdiğimizi düşünseydik oyunu bırakmaya da razı olurduk. Ölüm bir terhis tezkeresine dönüşürdü. Öyle ya. Kazanmışlar masadan daha kolay kalkar. Fakat, aksine, bu bahsi açmaya hiç sevmiyoruz. Neden? Çünkü açıldığında aklımıza aptallıklarımız da geliyor.

Bile-isteye düştüğümüz çukurları hatırlıyoruz. Tekrar tekrar takıldığımız taşları anımsıyoruz. Üstüne kilit vurduğumuz her ’keşke’ sıkıntıdan patlamış dolabı aşıp üzerimize yığılıyor. Evet. Aynen. Ölüm korkusu bu. Yani ölüm korkusu bizzat ölümün korkusu değil. Gerçekten yaşamamış olmanın korkusu. Hayvanın korkusu. Âşığın değil.

Âşığın bir amacı olur. Yaşamı bedeninden aşkın olur. Yâri yaşadıkça yaşar. Allah yolunda öldürülenlere ’ölü’ denilmemesini emir buyuran ayetin fısıldadığı bir hikmet de bu değil mi? Hayatı ona yakışır bir nedenle yaşayanlar hakikatte ölü değildirler. Amacı olanın ölümü olmaz. Amacı olan ancak beden değiştirir. Amacında yaşar. Uğruna vazgeçtiği onun sayesinde varolduğu gibi o da uğruna vazgeçtiğinin sayesinde varolur. Buna isterseniz ’anlamın hayatı’ da diyebilirsiniz.

Öyledir. Anlam ifade eden şeylere harcadığımız zamanlar oyalanma vakitlerimizden kıymetlidir. Ölüm amaçsız lezzetleri acılaştırır. Amaçlı acıları ise zenginleştirir. Örneğin: Allah’a dair bir güzel cümlecik olsun kurduğum yazıya acımam ben. Harcadığım zaman da gözüme görünmez. Fakat başka türlü geçtiğinde dakikalar bile kanıma dokunur. Sanki boşa akıtılmış musluk gibi gelir. Allah’a dair olunca hoş bir tatmin hissi sarar benliğimi. İşe yaradığımı hissederim. Benzer birşeyi sadaka verince de yaşarım. Bir çocuğu gülümsettiğimde de yüreğim genişler. Mutlu ettikçe mutlu olurum. Öyle ya. Mutlu etmek de bir tür canlılık artımı değil midir?

Buradan şuraya geleceğim arkadaşım: Bu mana arayışı bize ’kendimizden aşkınlaşmayı’ öğütlüyor gibi. Çünkü biz birşeye anlam aradığımızda aslında ondan daha aşkın bir varoluşu da amaçlıyoruz. Evet. Yani her neye güzel bir niyet eklesen aslında o şeye kaçak kat çıkmış oluyorsun. Yok, kaçak değil, kat çıkmış oluyorsun sadece. Onu ’o kadarcık’ kalmaktan kurtarıyorsun.

Bir kiraz ağacı diktiğini düşünelim mesela. Eğer muradın sadece kendin yemekse ilişkiniz ancak ’sen yedikçe’ devam ediyor. Yemediğinde bitiyor. Sen de bitiyorsun. Ama eğer o kiraz ağacını dikmekteki amacın her türden canlıya iyilik etmekse o zaman ölemiyorsun. Hem ağacı da öldüremiyorsun. Dalından yendikçe, gölgesinde duruldukça, hatta onun tohumları dörtbiryana yayılıp başka ağaçlarda vücud buldukça sen de vücudlanıyorsun. Arkadaşım, farkettin mi, iyi niyetlerle giderek vücudlanıyorsun. Büyüyorsun. Onlarla işlediğin her fiil de ölümden kurtuluyor. Sen de o fiiler sayesinde hayatlanıyorsun.

Allah yolunda öldürülenin canı kaç hayattır kimbilir? Kimbilir o hayatından vazgeçince kaç çocuk hayatta kalmıştır? İşte o da senin kiraz ağacının yerine kendi yaşamını bir tohum olarak ekmiştir. Canını satıp yerine canlar almıştır. Canını canlar için satan canından olur mu hiç? Bir gümüş verip bin gümüş kazanan fakirleşir mi? Belki biraz da bu yüzden Allah yolunda öldürülenlere ’ölü’ denemez. Çünkü diyeceklerin canı onlarındır. Mademki onlar için vazgeçilmiştir, artık onlarda da yaşamaktadır, varlığı kanatlanmıştır. Tıpkı bu satırları okuyanların herbirinde bir Ahmed vücud bulduğu gibi. Ben şimdi bu yazıya harcadığım vakitle kaybetmiş mi oldum? Hayır. ’Sen’ler kadar aynalarda yansıdım. O ’sen’lerde bir nakış olarak işlendim. Buna kaybetmek denir mi?

Arkadaşım, değil gösteriş için, dünyevî bir çıkar için, ’desinler diye’ için; sırf Allah rızası için yaptığın şeylerde bir dalgalanma oluyor. Bereketleniyor. Ruhun onları arkasında bırakamıyor. Yanına alıyor. Her kime bir iyilik etsen, üzerinden bin yıl da geçse, hatırladığında yüreğini sevince boğuyor. "İyi ki yaptım!" dedirtiyor. Amaçsızca işlediğin hangi eylemde böyle bir teselliyi buluyorsun? ’Keşke’lerine iyi bak. Herbirinde anlamsızlığın imzasını okuyacaksın. Hayatta kalmak istiyorsan ölümden değil amaçsızlıktan kaç.

Beğen

belkibirharfimben
Kayıt Tarihi:21 Haziran 2019 Cuma 12:00:47

ŞEHITLER NEDEN ÖLMÜYOR? YAZISI'NA YORUM YAP
"Şehitler neden ölmüyor?" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.