HİDAYET DOĞAN
724 şiiri ve 171 yazısı kayıtlı Takip Et

Güzel insanlar güzel atlara binip gidiyorlar birer birer-saffet doğan hocaefendiyi de âhirete yolcu eyledik. .



Güzel insanlar güzel atlara binip gidiyorlar birer birer-Saffet Doğan Hocaefendiyi de  âhirete yolcu eyledik. .

’Alimin ölümü alemin ölmesidir’Ölüm dostu dostuna kavuşturan bir köprüdür.Ölüm olmadan Sevgiliye kavuşmak mümkün müdür?Ölüm güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber sav. diyen şairin dediği gibi hepimiz ölüm denilen gerçekle er geç bir gün karşılaşacağız.

Önemli olan ölmek değil de öldükten sonra başımıza neler geleceğini düşünmemektir demişler..
Ölüm bizi Allah’ımıza kavuşturan en ulvi hadisedir. Dünyaya geldik O’nun eserlerini gördük, O’nun emirlerindeki isabete inandık,

O’nun eserlerine gönlümüzden vurulduk. Şimdi de sevine sevine O’na kavuşmayı özlemeliyiz. Ölüm kâfirler için bir azap bir ıztıraptır. Müslümanlar için bir surur ve saadet olmalıdır.

Alim fazıl mütevazi Münevver, erdemli,hakiki bir derviş, talebe dostu,hizmetlere gönlünü malını her şeyini feda eden mümtaz insan,Kırıkkaledeki hizmetlerimizin ağır taşı Keskinde ders gurubunda 1979-1980 de bizzat Hadis ve Sarf-nahiv dersinden faydalandığım Kıymetli büyüğümüz Dava arkadaşımız Gönüldaşımız Saffet Doğan Hocaefendi dün Hakka yürüdü..

Uzun zamandır şeker hastalığından müzdaripti kendileri..Hanımı vefat edeli de uzun yıllar olmuştu.
Hocamızı on beş yıldan beri görmüyorum sanıyorum.
Yakınlarına sorduğumda aradığımda çocuklarının yanında olduğunu söylüyorlardı.

Cenazesi bugün ikindi namazında İstanbul Ümraniye Ulu Camii Kursumuzun camiinde kılınan cenaze namazını müteakip Karacaahmet Kabristanlığında Üstadım Süleyman Hilmi Tunahan ksa.nın yakınına defnedilecektir.Merhum Hocama Rabbimden rahmet dilerken kederli ailesine ve tüm sevenlerine baş sağlığı diliyorum.

Alimin ölümü alemin ölmesidir bir bakıma ama ölüm de dostu dostuna kavuşturan bir köprüdür.
Hocamız bana bir sıkıntım olunca çok yardım ederdi.Onu ilk olarak 1979 yılı yazında Kırıkkale Yenimahallede bulunan dört katlı ev Kursumuzdan hatırlıyorum.

Lise eğitimi sonrasında üç dört ay kadar evimize yakın bir tanıdığımızın Allah yoluna isar ettiği bu ev Kuran-ı Kerim Kursunda dinimi diyanetimi Kuranı Kerimi yüzünden okumayı öğrenmiştim.

Orada geçen günlerimi, o senenin ramazanını hiç unutamıyorum. Haftalık banyo temizlik için yürüyerek Bahşılı Kursumuza giderdim cuma günleri tüm arkadaşlarımla..

Hocam Kurslarımızda ve camilerde sohbet ederdi onun ve diğer hocalarımızın sohbetlerini dinleme imkanı buldum.Eylül ayı başında Hocamızla beraber valizimi alıp bir Anadol pikaba binerek Keskinde bulunan tepedeki yeni Kursumuza nakil oldum.

Orada bir sene kadar Ünüversite hazırlık olarak iki öğretmen nezaretinde derse başlamıştık.Bunlar Matematik öğretmenimiz Ahmet Laz agabey ile kimyacı Abdülkerim Yüce abilerdi.

30 u aşkın talebe o sene kışın ders yaparken rahmetli Recep Yenal hocamız çıktığı Kursun çatısından düşmek suretiyle rahmet-i rahmana kavuşmuştu.Kemal Kacar beyabimiz 27 aralık çarşamba geldiği Keskin Yurdumuzda bir gece kalmış sabah namazını imam olarak kıldırmışlar ve sabah 10. da cemaate yarım saatten fazla bir süreyle sohbet etmişlerdi.

Bendenizin acizane hafızam çok iyi olmakla beraber arşivimde bu sohbetleri tek tek yazar ve saklarım bilenler bilirler.Bir zamanlar İstanbulda dinlediğim bir hocamın sohbetini bir hafta sonra bile satır satır yazar ve anlatırdım.Geçen yıllar hafızamızı azalttı tabii..

Bu sıralarda hocalarımız Saffet hoca Niyazi Oğuz hoca ve İhsan Onar hocaefendilerdi.Sohbet ezber Kuran-ı Kerim dersleri alarak günlerimizi geçiriyorduk.

Talebelikte geçen günler dünyanın en tatlı en güzel günleridir diyebilirim..O sene nasip olmadı birkaç arkadaşımız ancak ünüversitede istediği bölümü kazanabilmişlerdi.

Ünüversiteyi kazanamayınca hocalarımız istersek ders grubunda okuyarak hocaefendi olabileceğimizi söyleyince hemen seve seve kabul etmiştim.

Haziran başında derslere başladık otuzdan fazla arkadaş daha önce okuduğumuz dersleri tekrar ederek hızlıca ikmal ediyor bir sene sonra tekamül altı ders grubu talebesi olmak için çalışıyorduk.

12 Eylül Darbesi tüm umutlarımızı sukutu hayale uğrattı.Bizleri zorla eğitim aldığımız Kursumuzun kapılarından pencerelerinden çıkardılar kapıya mühür vurdular..Bizim Hocaefendi olma yolumuz kapanmış oldu böylelikle..Darbeye tüm Darbecilere Kenan Evrene kızgınlığım bir bakıma buradan geliyor diyebilirim..

Büyük bir umutla kayıt yaptırmak için gittiğim Kırşehirde de Eğitim Fakültesine kaydımı yaptıramadım.Üç dört ay kadar Kırşehirdeki Yurtta talebe başkanlığı yapmak nasip oldu.

Eve dönüp kendi kendime bir arkadaşımla Ünüversiteye hazırlanmak için çalışmalara başladım.O sene 1981 yazında istediğim oldu.Ankara Gazi Ünüversitesinin Mesleki Eğitim Fakültesi İş ve Teknik Eğitimi Bölümünü kazandım.

Kazandım kazanmasına da askerlikte bakaya durumunda idim.Yaşım 20 olmuştu ve iki defa askerliğe baharda hemen alın beni diyerek Askerlik Şubesine dilekçe vermiştim.

Önce Manisaya ikinci yıl Ispartaya piyade olarak er olarak askerliğim çıkıp gitmemiştim.Elimde kazandı belgesiyle vardığım Keskin Askerlik Şubesindeki Bülent Şen adlı teğmen beni alıkoyup işlemlerimi başlatmış ve tren ücretimle yol-tayın bedelimi elime tutuşturarak askerliğe gitmekten başka bir yol bırakmamıştı bana..

Güç bela öğle arası bir yol bularak dışarı çıkıp Kursta Saffet Hocama durumu arzettim.İşlemler başladı görüşmeler telefonla gerçekleşti ve akşam çıkışta Askerlik Şubesinde bulunan Müsellim Köyünden olup bir sene sonra öldüğünü öğrendiğim yaşlı memur ağabeyin çalışmasıyla temasıyla benim işlemim durdurulmuş oldu.

Mümtaz Baran ağabeyin Binbirçeşit adlı tuhafiye dükkanında o beyaz saçlı Müsellimli olduğunu sonradan öğrendiğim memurla görüşüp durumu kurtarmıştık.Onunda (Mümtaz Baran)rahmetli olduğunu öğrenmiş oğlu ile bu durumu paylaşıp teşekkür etmiştim yıllar önce..

Ertesi sabah vardığım Askerlik Şubesindeki teğmen Bülent Şen yumuşamıştı.Sana bir ağabeylik yapalım hadi git okulunu oku diyerek gözümün önünde bakaya belgelerini yırtmıştı.
Müfettişler gelse baksalar zor duruma düşeriz ama demeyi de ihmal etmemişti.

Saffet Hocam yine bana yardımcı oldular Ankara’ya telefon ettiler ve orada dört sene kalacağım Özel Hasköy Talebe yurduna kaydımı yaptırdılar.

Böylelikle dört yıl kadar kaldığım yine Kuran dersi aldığım Ankara Keçiören ve Hasköy yolunda bulunan iki katlı bahçeli eski Hasköy Talebe Yurduna giderek derslere ve okula başlangıç yapmıştım.

Bütün bunlar ilahi kader proğramına göre ola biten işler.Yiyecek içecek suyumuz olunca alacak nefesimiz olunca neler olmuyor ki..Dört defa suda nehirde gölde boğuldum.İlki 1980 yazında Kesikköprüde oldu hiç unutamam bir saat sonra ayıkabilmiştim.

Dört beş arkadaş bir hizmet sonrası yanımıza küçük bir çocuk talebe de alarak Kesikköprü Barajına ramazanın birinci günü öğleden sonra oruçlu olarak gitmiştik.Boğulmakta olan arkadaşlarıma yardım etmek için girdiğim gölde boğulmaya başladım.

Bir kardeşimiz beni ve diğerlerini kurtarmış sonradan öğrendim.Ben hiç bir şey hatırlamıyorum.Kendime geldiğimde başım zonkluyordu.Hocalarımıza söylememe kararı aldık ve yirmi yıldan fazla bu durumu kimseye söylemedik.

Sonra denizde iki ırmakta bir defa olmak üzere üç defa daha boğulma tehlikesi yaşadım tanımadığım birileri on onbeş dakika çırpındıktan sonra gelip beni kurtardılar.

Şimdilerde havuzdan başka yerde yüzmem asla.Bu yaşıma kadar hala tam olarak yüzmeyi öğrenemedim.İstanbula her gidişimde her yıl hemen hemen Üsküdarda bulunan Aziz Mahmud Hüdayi Hz.lerinin Türbesini ziyaret ederim..

1979 yılından bil itibar ondan mıdır nedir suda boğulmak herkese nasip olup şehitlik de nasip olmaz ..
Mübarek o zamanlarda denizlerde boğulan çok olduğu için hususiyyen dua etmişler.Bizi ziyaret edenlere denizde suda boğulmak musibeti olmasın diye..

Hocamızı ve diğer hocalarımızı yine tatile her geldiğimizde Kurslarımızda Kürsüyü Muhammedilerde dinledik onların sohbetleriyle kıvama geldik seyr-ü sülük hayatımıza devam eyledik.

***
1986 yılı aralık ayında ilk atamam Trabzon ili Dernekpazarı ilçesine çıkmıştı.Bir on gün kadar Trabzonda Hasan Arıkan hocamla tanışıp Selimiye-Fatih Yurtlarımızda kalıp oradan görev yerime gitmiştim.

Görev yerimin zorluğu evi taşıma işe alışma sürecinde sıkıntılarım olmuştu.Ev bulmak zordu ile oldukça uzak bir yerdi burası.Bütün bu zorlukları düşünerek biraz isteksiz davranmıştım izin dönüşü görev yerime dönmekte.

Biraz da rahmetli babam oğlum dilediğini yap demesinden yüz bulmuş izni üç dört gün geçirmiştim.Sonra ani bir kararla öğretmenliğe dönmemin uygun olacağını düşünüp Saffet hocamla görüşmek için Bahşılıya gitmiştim.

Hocam beni dinledikten sonra ilk olarak Ptt den bir gecikme mazeret telgrafı çektirdiler ve yanıma bir hocaeefendi -Antalyalı İsmail Uysalı katıp beni Bahşılı Belediye Başkanı Mehmet Dönmezin yanına oradan da Zafer Fırınının sahibi Ali Koç Uzele göndermişlerdi.Onlardan ve Milletvekili Hazım Kutaydan aldığım kartla selamla Trabzonda Öz Karadeniz gazetesinin sahibi Şamil Ekinci Beyle gidip görüşmüştüm.2005 yılında Hazım Kutayla Didimde bir okul kampında görüştük hasbihal ettik.

O da beni Trabzon il Milli Eğitim müdürüne yollamıştı.Görev yerimin Trabzon merkeze yakın olması için yaptığım girişim netice vermemişti.Dernekpazarına ve okuldaki dersime alıştığım bu günlerde ikinci dönem başıydı ve işler birden hocamın duası bereketiyle yoluna girmiş evimi tutmuş eşyamı taşımıştım.

Tatile geldiğimizde rahmetli hocamızla hasbihal eder hizmetlerimizi konuşurduk.Bahşılıda cuma namazlarında yaptığımız görüşmelerde biz ona Trabzonu Hasan Arıkan abiyi o da bize Kırıkkaledeki hizmetlerimizi anlatırlardı.

Kale Yurdu 1994 de açıldığı zaman bir süre yakın olarak hizmetlere beraber giderdik.1994 yılında döndüğüm Kırıkkale de evimin çok yakınında bulunan Kale Kursumuzda bazen gece nöbetçi olarak kalırdım.

Hocamızın kalp gözünün açık olduğuna yakınen şahit olduğum durumları yaşadım gördüm. Bir toplantıda sohbet anında söylenilen sözlerin muhatabının ben olduğumu düşünerek bu kanıya vardım.Hocamızın gözü yaşlı idi sohbetlerde insanları da ağlatırdı kendileri de ağlardı mütemadiyen.

İstanbulda kendisini ziyarete gelen ihvanımıza Kıymetli Hatiplerden Hüseyin Kumaş Hocaefendinin:Kırıkkalede gözü yaşlı Saffet Hoca efendi var oradan geçerken ona uğrayıp hayır duasını alın dedikleri günleri dün gibi hatırlıyorum.

Hocamız bir akşam üzeri beni telefonla aradılar.Aracını alıp bir Kursa gel bakalım dediler.Hemen binip vardım beraber çarşıya gidip birkaç markete uğrayıp şeker çay tedarik ettik.Kahvaltılık malzemelerde almıştık.

Hidayet Hoca dedi bugün sabah Kale Yurdumuzdan Ünüversitede okuyan iki talebe eve çıktılar biliyor musun.Sebep olarakta sabahları çorba çıkmasını bahane etmişler dedi.

Biz bu talebelerin her türlü ihtiyacını karşılamak durumunda değil miyiz kardeşim demişti.Öyleydi tabii bizim evimizde çay kahvaltı her türlü malzeme olur da Kuran Kursumuzda Talebe Yurdumuzda çorba çıkar mıydı.

Bu gibi küçük şeylerden talebe zayiatı olursa bizler Üstadımız Süleyman Hilmi Tunahan ksa. Hz.lerine yarın huzuru mahşerde ne yüzle cevap verme cüretinde bulunabilecektik değil mi?

Üstadımız talebe yemedikçe asla evine turfanda meyve sebze almazlarmış.Valide Sultanımız talebelerin tencerede su kaynatıp içerisinde bir şey olmadığını duyunca Efendi Hazretlerimize kolundaki bileziği çıkarıp vermişler ve alın bunları talebeye harcayın demişler.Bugün bu şuurun bizlerde olduğunu görüyorum Rabbimize hamdediyorum.

O kadar yıl içerisinde asla bu hocalarımızdan bırakın bir şiddet kötü kem söz asla işitmedim desem mübalağa etmemiş olurum.Eskidenmiş o türden şeyler.Bir abi kardeş gibiydik aramızda biraz mesafe olurdu ama istediğimiz an da abi kardeş gibi yanyana gelir her meseleyi konuşurduk onlarla..

1998 li yıllar olabilir Kale Kursumuzun çatısı yanmıştı.Bu esnada hocamız dışarda cemaatin önünde bir tarafa çekilerek kıbleye müteveccihen ayakta tekbir getiriyordu.Biraz sonra itfaiye gelmiş yangında az hasarla söndürülmüştü.

Kandil gecelerinde Saffet hocamızın insanları düşündüren sohbetleri ağlatan inleten duaları herkesin hatırında kalmıştır.Bir çok Kursa gelen yakınlarım onu bu dualarıyla hatırlarlar.İçten özden gelen samimi bir o kadar da maneviyat dolu dualar..

En son hocamı ne zaman gördüm desem 2002 li yıllar olabilir.Kale Yurdumuza müsafir olarak gelmişti.Orada konuşup beraberce kolkola hasbihal ederek Kırıkkale Lisesine kadar oradan çarşıya kadar konuşarak yürümüştük.

Bir daha görmek nasip olmadı.O geldi biz görev icabı gelip göremedik.Biz ona yakın illere gittik ama görmek nasip olmadı.Hep hanımıda önceden vefat ettiği için çocuklarının yanında Kurslarımızda münavebeli bir hayat sürdü.

En son Ankarada bir Hastanede yattığını da duymuştum şimdi aklıma geldi.Gafletten olacak gidip göremedim duasını alıp helalleşemedim.Evladı Ahmet kardeşimizi arayıp sordum halini ahvalini..

İşte her fani gibi Hocamda bu yalancı dünyadan gerçek dünyaya, rüyadan hakikate,Üstadına gittiler.Rabbısına kavuştular hani o çok sevdiği her an dilinde gönlünde zikrinde olana..

Bir önceki Yusuf Çimendağ kardeşime yazdığım yazıda vurguladığım gibi Karacaahmete Kabristanına defnedilmek her kula nasip olmaz.Oraya girenler Allahımızın sevdiği seçkin kullardır.
Hocamızın mümin-i kamil muvahhid,Allah yoluna kendini evlatlarını malını canını herşeyini vakfettiğine herkes şahittir.

Sizlerden Hocamız adına helallik diliyorum.Onun bizim üzerimizde pek çok hakkı var.Allah kendisinden ebedi razı ve memnun olsun..

Bizden yana helal olsun onunda bana ve sizlere hakkını helal edeceğini umuyorum.

Bize düşen onu ve onun gibi değerli kimseleri hayırla yad edip arkasından dua zikir ve ilticalarla memnun etmektir diyor sizlerden onun adına tüm geçmişlerimiz için bu mübarek cuma günü bir fatiha 11 ihlas-i Serif okumalarını istiyorum.

Rabbim Hocamın şefaatine mazhar eylesin beni inşaallah..

Bugün albümü karıştırırken gördüğüm bir resim de eskiye ait anılar gözümde depreşti dostlar.1981 yıllarında olacak şimdilerde yıkılan Bahşılı Erkek Yurdumuzun önünde çekilmiş bir resimdi.Resimde olanlardan bir çoğu bugün hayatta değil.

Kimler yok ki .Vefat edenleri bir bir anlatayım sizlere..Ömer Uludağ abi-Çongar Köyündeki kursun ve Bahşılı Kursumuzun banilerinden Kursun parasını cebindeki paraya asla karıştırmayan ve az konuşup sanki hiç boş konuşmayan eliyle sus diye ikaz eden biri olarak hatırlıyorum..

Saffet hocam ortadaki olugun solunda kahverengi elbiseli uzun uzun anlattık mübareği..

Habil hocam Karaahmetli Kasabasına üç beş sene önce bir kazada vefat eden hocamızı defnettik.Ankarada Kursta hizmet ederken trafik kazasında can verdiler.

Recep Kahraman hocam Çorumlu Kırıkkaleden evli burda Sungurluda Ankarada Çorumda idarecilik yaptılar.On sene kadar önce kanserden hastalanıp vefat ettiler,Karacaahmete defnedildiler..Bahşılıda bekar iken bazen kalırken Ankaraya trenle okula gidecektim soğuk bir kış gününde banyo almıştım.Kaloriferin ya da elektrik ocağının yanında benim başımı kuruladığını dün gibi hatırlıyorum.

Kemal Ulaş hocam Keskin Karafakılı Köyünden emekli imam iki sene kadar evvel 95 yaşını ikmal ederek vefat edip Kırıkkalede defnedildi.Kendileri 1980-98 yılları arasında Bahşılıda Talim derslerine girerdiler.Bende 1979 da ilk talim dersimi onda okudum Yenimahallede..

Nurettin Yılmaz Bulgaristan muhaciri merhum abimiz MKEK den emekli idiler.Kurslarımızın hizmetlerinde en ön safta yer alırlardı.1996 yılında evinde ziyaret ettik. Fatih Yurdumuzun açılışında gördüm en son zayıflamıştı,kanser hastalığından vefat ettiler.Hep onu gülen yüzüyle hatırlarım...

İhsan Bahçepınar Hocamız Amcamız Delice Çongar Kırıkkaledeki ilk yapılan Kursumuzun banilerinden evlatları hep bu aziz yolun bağlısı hadimi beş on yıl evvel vefat ettiler..

Sıhhıye Temel Nişli amcamız Yenimahallede mukim komşumuz Gümüşhaneli mahallenin Sıhhıyesi idiler.1986 larda vefat ettiler..

Kalecikli Müdür abimiz Abdülkadir Arpacı kardeşimiz Edebiyat öğretmeni Kırıkkale Lisesinde idarecilik yaptılar.Onu Sakarya şiirini okurken hatırlıyorum salonlarda, beyin ameliyatı sonrası öleli 20 yıl olmuştur sanırım.....Başka başka resimlerde kimler yok ki ..

Allah cc. hepsine ayrı ayrı rahmetler eylesin mekanları cennet olsun.Şefaatlerine kavuşmayı biz aciz kula da nasip eylesin diyorum.

Sağlıcakla esenlikle kalınız Efendim..

06.06.2019//KIRIKKALE
HİDAYET DOĞAN

Beğen

HİDAYET DOĞAN
Kayıt Tarihi:8 Haziran 2019 Cumartesi 08:27:14

GÜZEL INSANLAR GÜZEL ATLARA BINIP GIDIYORLAR BIRER BIRER-SAFFET DOĞAN HOCAEFENDIYI DE ÂHIRETE YOLCU EYLEDIK. . YAZISI'NA YORUM YAP
"Güzel insanlar güzel atlara binip gidiyorlar birer birer-Saffet Doğan Hocaefendiyi de âhirete yolcu eyledik. ." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
erbensalim
8 Haziran 2019 Cumartesi 11:54:59
BU GÜZEL SUNUMU KUTLARIM

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.