Necati Kavlak
180 şiiri ve 191 yazısı kayıtlı Takip Et

Dur yolcu!



Dur Yolcu!


Doruk ve aynı evi paylaştığı 3 arkadaşı İzmir otelinden yer ayırtmıştı. Diğer kursiyerler Otel yerine Ordu evinde kalmayı seçti.
İsa, Musa, Süleyman ve Doruk, ellerinde valizleriyle, yatma vakti, İzmir otelinin kapısına dayandı.
İmroz feribotuyla yapılan bir kaç saatlik kısa yolculuk, bilinçaltında iz bırakan keyifli bir anı olarak, kırmızı kalemle, altı çizilerek yazıldı.
Otel personeli, müşterilerini karşılayıp ellerinden valizleri aldı, odaya gidişe rehberlik etti.
Yan yana ikişer kişilik 2 oda ayrılmıştı.
Feribottan iniş, otele gidiş derken saatin yelkovanı saat 23’ü gösterirken, duvar saatinin sarkacı yat gongu vuruyordu.
Hiç nazlanmadılar.
Üzerini değiştiren, dişlerini fırçalayan, uzandı yatağına; başını koydu yastığa.
İstirahate çekilen her insan, başını yastığa koyar ve iç dünyasında günün muhasebesiyle baş başa kalır.
Bu sefer Doruk, hiç hayallere dalmadı.
Sabah kalkınca ne yapacağını, yolculukta geçen harika dakikaları hiç aklına getirip düşünmedi.
Kim bilir?
Belki de feribot yolculuğu yormuştu. Başını yastığa koyar koymaz uyuya kaldı.
Sabah erken uyandılar.
Zira Askeri hasta hanesine gidecek ve heyet raporu alacaklardı.
Gecikirlerse Cuma günü heyete çıkamaz, süre uzardı.
Rapor alma işi gözlerinde büyüttükleri kadar zor olmadı. Sevk yazısını verir vermez, her personel için ayrı olmak üzere matbu bir evrak tutuşturdular ellerine.
Her branş hekimi için onay bölümü vardı.
Başta Dahiliye olmak üzere, matbu evrakı sırayla tek tek gezdirdiler.
Hiç bir hekim muayene etme gereği bile duymadan imzaladı ve ellerine geri verdi. Öğleye kadar neredeyse bütün evrak tamamlanmıştı.
Öğleden sonraya birkaç hekim imzası kaldı.
Bu Cuma günü heyete çıkacakları anlamına geliyordu.
Öyle arasında Boğaza nazır bir yer seçtiler.
Püfür püfür esen rüzgârın karşısında kendilerine mükellef bir ziyafet çektiler. Öğle yemeği yerken ellerini uzatsalar;
-Kilitbahir’e,
-Conkbayır’ına,
-Seddülbahir’e
-Arıburnu’na
--Dur Yolcu Anıtına dokunacak kadar yakındılar.
Doruk boğazın dalgaları arasında kendini, Çanakkale Destanının yazıldığı savaş alanı içinde buldu. Mustafa Kemal’i Yahya Çavuş’u, Nezahat ve Seyit onbaşı gözlerinin önünde canlandı. Çanakkale boğazına mayın döşeyen Nusret Mayın gemisini gördü küçük dalgaların arasında.
Bozguna uğrayan ve geri çekilen 600 kişilik bir alayın önünü atıyla kesen ve ben ölmeye gidiyorum siz nereye gidiyorsunuz diye, askere cesaret veren Nezahat Hanımı düşünürken; gözleri doldu.
Bir kere daha anladı ki vatan toprağının her karışı candan daha aziz ve ölmeye değer…
Savaş alanı hayalinden geri döndüğünde, öğle yemeği yenmiş, çaylar içilmiş, hastaneye gitme vakti gelmişti.
Askeri Hastane de boğazın hemen kıyısındaydı.
Mesai başlar başlamaz, eksik kalan imzalar için polikinlikleri dolaştılar.
Saat 1500 olmadan evrak heyete çıkmaya hazır hale gelmişti. Evrakı heyete hazırlayacak hastane yetkililerine teslim edip ayrıldılar.
Otele geri döndüklerinde vakit ikindiyi geçmişti. Hava çok sıcak değildi ama hastane telaşı, kuyruğa girip çıkmalar, bekleme bayağı yormuştu.
Dinlenmek için odaya çıkarken, otel kat sorumlusu, hanım etrafı düzenliyordu. Doruk, kat görevlisine; Hanımefendi rica etsem, banyoyu hazırlar-mısınız? Diye sordu. Görevli, işini bıraktı bir dakika dedi banyo zaten hemen yanındaydı, içeri girdi, girmesiyle çıkması bir oldu.
Buyurun banyo hazır dedi. Şaşırmıştı Doruk. Ne çabuk ısındı su diye sordu… Gel göstereyim dedi bayan. İkisi beraber girdiler banyoya. Küvet musluğunu açtı, suyu avucuyla aldı doruğun eline döktü. Gerçekten su sıcacıktı. Sıcak su denemesiyle bir birine dokunan iki el yüksek voltajlı gerilim hattı gibi çarptı her ikisini. Yüzü kızarmıştı doruğun. Ne diyeceğini şaşırdı. Doruk şaşkın bakarken, kat görevlisi banyonun kapısını kilitleyiverdi arkadan.
Banyodaki suyun çabuk ısınma sırrı meğer şofbenmiş. Nereden bilsin Doruk? Daha önce şofben hiç görmemişti. Okulda ve kıt’a da hamam, evde odunla ısınan banyo kazan vardı. …/…

Beğen

Necati Kavlak
Kayıt Tarihi:22 Nisan 2019 Pazartesi 13:58:15

DUR YOLCU! YAZISI'NA YORUM YAP
"Dur Yolcu!" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
İBRAHİM YILMAZ
1 Mayıs 2019 Çarşamba 12:52:11
Merhaba Necati bey, saydın kalem, şair-yazar kalem dost, edebiyat sitelerinde sizler gibi saygın değerlerin yazılarını okumakta geç kalıyorum. Üzgünüm.
memlekette yaşanan akıl dışı uygulamalar canımı acıtıyor. Ruhumu yaralıyor.
özgün öykünüz çok hoş. Çanakkale denince ben öncelikle ,"ben size harp etmeyi değil ölmeyi emrediyorum... "veciz sözleri gelir ve gözlerim yaşarır şu andaki gibi.
Bu güzel toprakları bize yurt yapan O büyük insan ve arkadaşlarına yapılan haksızlıklar yarınlar adına çok acı.
Sabahları yürüyüşler yapıyorum. Yolum okulların önünden geçiyor. 13, 14... yaşındaki kız- erkek öğrenciler kümeler halinde sohbet ediyorlar, ellerinde sigara...
İnanın büyük çoğunlukla çarpım tablosunu bilmiyorlar. Ve 4+4+4 'ün son 4'ü okullara devam etmiyor çoğunlukla. Oysa 12 yıl zorunlu eğitim diye kanun yaptı muktedirler...
Karamsar olma hakkımız yok. Atatürk çizgisinde yaşamak adına öğrenme-öğretme, aydınlanma-aydınlatma çabamızı ölünceye kadar sürdüreceğiz.
Emeğe ve sanata saygımla esen kalın.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak 3 Mayıs 2019 Cuma 21:59:30
İyi Geceler Öğretmenim!

Yazdığınız yorumla, Türkiye'nin içinde bulunduğu çıkmazı, eğitimde çıkan çiviyi gözler önüne sererken, Atatürk'ün Tarihi"ben size harp etmeyi değil ölmeyi emrediyorum" taarruz emrini öne çıkartarak, Atatürk'ü Çanakkale'de yok sayanlara tarih dersi verdiniz.
Harika yorumunuzla sağladığınız katkı ve değer kelimeyle ifade edilemez.
Her şey için çok teşekkür ederim.
Her şey gönlünüzce olsun. Umarım bu kara günler de bir gün şafağa uyanacak.
İçten selam ve saygılarımla.
Gülüm Çamlısoy
25 Nisan 2019 Perşembe 21:48:50
Teşekkürler edebiyat adına.
Saygılarımla sayın hocam.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak 27 Nisan 2019 Cumartesi 21:21:11
Ziyaretinizle güç kattınız Hanımefendi.

Çok teşekkür ederim.

Selam ve saygı bizden efendim.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.