Necati Kavlak
180 şiiri ve 191 yazısı kayıtlı Takip Et

Ada’ya veda



  Ada’ya Veda


Zaman Kaleköy limanında uçan martılar gibi hızla uçup gitti. Çarşamba sabahı İstanbul’dan kalkan gemi, ikindi vakti limana yanaştı.
Gelen yolcular inerken, gidecek yolcular gemiye binmek için kuyrukta! Gelenlerin inmesini, geminin boşalmasını bekliyor.
Doruk ve 116.J.Tb. Komutanlığında görevli personel de kuyruğa girenler arasında sabırsız, cezaevi mahkûmları gibi kısa kısa olta atıyor.
Nedendir bilinmez!
Yolculuk, her yerde hep hüzünlü başlar.
Geride kalanların bakışları, yola çıkanların el sallayışları, kirpiklerde biriken küçük damlalar acıtır içini, hem gidenin hem de geride kalanın.
Bunları düşünürken Doruk, eskilere daldı gitti.
Ne zaman evden ayrılsa Annesinin yüzüne bir hüzün çöker, gözyaşları sel olurdu.
O hep Metin olmaya çalışırdı!
Ağlamasını görmeye dayanamazdı Annesinin.
Ama ne kadar metin olursa olsun onunda iç dünyasında fırtınalar kopar, iç denizinde buz gibi poyraz eser, hırçın dalga kıyıda kumsalı döverdi.
Tam hayale dalmış, Annesiyle vedalaşırken; Vapurun çalan düdüğüyle kendine geldi.
Yanında ne Annesi vardı ne başka bir yakını. Ne garip geride el sallayacağı hiç kimse de yoktu.
Tek başınaydı arkadaşlarıyla birlikte.
Elinde valizle hareket eden kuyrukla birlikte yürüdü.
Kocaman bir vapura ilk defa biniyordu.
Kendilerine gösterilen yere oturdular.
Koltuk ya da kanepe üçer kişilikti.
Koltuklar karşılıklı oturacak şekilde konulmuştu.
Karşı koltukta boş değildi. İstanbul’a giden bir aile vardı. Aralarında bir genç kız 1 madam ve babaları.
Yolcular yerini aldıkta hemen sonra gemi demir aldı, kornasını çalarak kalkışını duyurdu.
Geminin ilk rotası Bozca adayaydı.
Önce Bozca adaya uğrayacak, sonra Çanakkale’ye seyredecekti.
Gemi hareket edince, yolcuların limandaki hüzün ve burukluğu bir anda dağıldı. Yolcular gerçek kimliklerine geri döndü.
Sohbet muhabbet, derken yüzler gülüyordu.
Yol arkadaşlarıyla tanıştı bizim komando gönüllüleri.
Baba Dimitri, anne Eleni ve genç kızın adı da Marya’ydı. İstanbul’da yaşıyorlarmış. Her zaman yazı İmroz’da geçirirler, kışın İstanbul’da yaşarlarmış.
Yazın gelip kışın dönüyorlarmış.
Adadaki evlerini yaza hazırlamak için gelmişler ve geri dönüyorlardı.
Yolculuk gittikçe keyifli olmaya başlamıştı.
Baba Dimitri ve anne Eleni bir süre sonra kalkıp gövertiye çıktı. Gençleri kendi aralarında baş başa bırakmıştı.
Marya çok hoş sohbet ve kültürlü kızdı…
İstanbul Türkçesini Rum şivesiyle tiyatro sanatçısı yeteneğiyle konuşuyor, İstanbullu olmanın rahatlığıyla, ortalığı kahkahaya boğuyordu.
Mariya’nın o muhteşem hoş sohbeti ve sımsıcak konuşmalarıyla yolculuğun nasıl geçtiğini fark edemeden, Bozca Ada ve Çanakkale yolculuğu kısalmıştı.
Gemi, Çanakkale limanına demir attığında, saat 2200’yi gösteriyordu. Doruk ve arkadaşları valizlerini alıp, yol arkadaşı oldukları marya ve ailesiyle vedalaşıp indiler.
…/…


Beğen

Necati Kavlak
Kayıt Tarihi:17 Nisan 2019 Çarşamba 11:27:11

ADA’YA VEDA YAZISI'NA YORUM YAP
" Ada’ya Veda" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Dilek USTA
19 Nisan 2019 Cuma 01:25:31
Sevgili dost bayadır yoktum.
Okuyamadım değerli yazılarınızı. Nihayet bugün bir vesileyle okuma fırsatı buldum.
Hayat; insanın hep kendine yaptığı bir yolculuk nihayetinde değil mi?
Doruk bunu yapıyor farkına varmadan.
Bakalım ne olacak,belki Mariya ile bir aşk başlar aralarında.

Yine çok güzel
Yine duru bir anlatımdı.
Sevgilerimle

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak 19 Nisan 2019 Cuma 11:30:50
Hoş geldiniz Dilek Hanım!
Yokluğunuzda hep gözlerimiz yolda kaldı. Siz edebiyat defteri
Kültür ve Sanat Platformunun seçkin renkli simasısınız.
İyi ki varsınız.
Güzel yorum için çok teşekkür ederim. Mariya sadece yol
arkadaşı olarak kalacak zira o İstanbul'a giderken, Doruk
Foça dağlarında ter dökecek.
Selam ve Saygılarımla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.