Ehmed Kardok
88 şiiri ve 6 yazısı kayıtlı Takip Et

Ilık su, ıslak bez



İçindeki koru nasıl söndürecekti?
Çiçeklerle süslü penceresinden dışarıyı izlerken bu pek mümkün olmuyordu ki o da bunu fark etti.
Ellerini başının arasına alarak ağlamaya başladı.
Tam o sırada yere yığıldı, başını sehpa kenarına çarpmıştı.
İçimde baba olacak birinin heyecan ve kaygısı vardı.
Nezir yere düşmüş, başından oluk oluk kan akarken ben ne yapacaktım?
Rengarenk papatyaların süslediği fiskosa koştum, gencecik kızların çeyizi olan dantelle örtülü telefona sarıldım.
Nefes nefese kalmış bir şekilde 112’ye olayı anlattım.
Temiz bir bez buldum, ılık su bulamadım...
Ya Nezir ılık su ile ıslatmadığım o bez yüzünden çiçekli pencerenin önünde şiirler okuyamıyorsa...
Bu bir kabus mu?
Karanlıkta kaybolmak mı?
Ben bir katil miyim?
Nezir’in başından kırmızımsı kan akıyor, papatya motifleriyle süslü halının mucizevi dokusunu yerle bir ediyordu.
Bak samimi söylüyorum
Nezir ben öleyim de o halıya bir şey olmasın diyordu.
Ne yapacağımı bilemedim, ılık su bulmam mümkün olmadığı için soğuk su ile ıslattığım bezi Nezir’in kafasına bastırıyorum.
Bir yandan da ağlıyorum, kırmızımsı kana gözyaşlarım karışıyor, bir sanatçı edasıyla ebru sanatı yaparken buluyordum kendimi.
Soğuk su ile ıslatılmış bir bez Nezir’e bu kötülüğü yapmış olamazdı.
Ben Tanrının aciz kulu buna inanmıyordum.
Elimdeki bez beyazdan kırmızıya dönmüştü çoktan, hemen bir havlu getirdim yan odadan, havluyu alıp çıkmıştım ki kapının eşiğinde duran bir bavul gözüme çarpmıştı, üstünde sonradan nakşedilmiş papatya ve yanında papatyaların hiç solmayacak Ceylan’ım yazıyordu.
Duraksadım, bavula yöneldim ama içerde kanlar içinde kalan Nezir aklıma geldi aniden.
Havluyu ılık su bulamadığım için yeniden soğuk su ile ıslattım.
Odaya koştum ki kan gövdeyi götürüyordu.
Havluyu Nezir’in başına koydum, en sevdiği türküyü söyledim ağlaya ağlaya.
Her seferinde bi daha söylesene be olum dediğini hatırladım, ağlamalarım sıklaştı, dayan olum dayan diyorum bir yandan, bir yandan da lanet olsun bu ambulans nerede kaldı diyorum.
Üstünde papatya motifi olan o halı, o bavul ve Ceylan?
Anlatmadığın o hikaye ve gizemi neydi be olum!
Yeni havlu almaya hazırlanıyordum ki siren seslerini duydum, içimde babasını bekleyen çocuğun umudu beliriverdi birden.
Pencereye koştum, papatyalarla dolu pencereyi açmakta zorlandığım için içi papatya dolu olan kavanozları bir bir yana bıraktım, bir tanesi yere düştü, kavanoz paramparça oldu, kavanozun altında kalan papatyalar ezildi.
Pencereyi açtım, yardım edin diye birkaç defa acı çığlıklar savurdum etrafa.
Nezir’i hemen hastaneye kaldırdılar, beyin kanaması riskiyle yoğun bakıma yatırdılar.
Günlerce hastanede yattım, aç, sefil, kokuşmuş, kirli ve pasaklı bir şekilde.
Aradan tam on üç gün geçti ki Nezir konuşabilecek duruma gelmişti.
Hemen Nezir’i görmeye gittim.
Bak hiç unutmam beni görür görmez, en sevdiğim şiirinden bir mısra okumaya başladı.
Ben ölmedim olum bak sana şiiir okuyorum der gibi kısık bir ses tonuyla başladı şiirden bir mısra okumaya.

‘Bu kırgın,
Bu bitap,
Yorgun bir gülümsemedir şu yaşamak.’

Gözlerimden yaşlar suya muhtaç toprağa şifa niyetinde yere düşmeye başladı.
İyi ki ölmedin be olum. İyi ki yaşıyorsun dedim.
Bana öyle bir bakış attı ki sanki buna yaşamak denilebilir mi? diye.
Hasret giderdik belli bir müddet, kapı çaldı sonra daha fazla yormayın dedi hastayı hemşire.
Helallik istedi, Mahir senden son bir isteğim var dedi, son bir istek çünkü ertesi gün ameliyatta girecekti, kurtulabilir miydi?
Bu bilmeceyi çözemediği için son bir istekti zaten bu.
Halı kirlenmiştir, onu yıkat, aman bak zarar gelmesin sakın ha!
Ha bir de bavul var o da benim sana emanetim.
Emanete sahip çık Mahir! Leş gibi olmuşsun lan yıkan bir de... lan dediği anda gülümsemişti...
Yıllar sonra ilk defa gülümsemişti.
Son defa gülümsemişti...
Hemen eve gittim, yerdeki kırılmış kavanoz ve altında ezilmiş papatya dikkatimi öyle çekmişti ki, kalemi kağıdı aldım önüme, resmettim, kağıda değil sadece beynime, kalbime de kazıdım.
Yıkandım, paklandım sonra.
Halıyı yıkamaya götürdüm. Nezir’in kanını kazıdım kağıda, beynime, kalbime...
Bavul vardı bir de, evet evet o zemheri merakımın kurbanı açılmaya muhtaç bir bavul.
Önüme koydum incelemeye başladım, üstüne papatya desenleri nakşedilmiş, büyük harflerle PAPATYALARIN HİÇ SOLMAYACAK CEYLAN’IM yazıyordu.
Bu bavulun içinde ne olabilirdi, Nezir ben denizden ne saklıyordu ki, hayır ben Nezir’i ne kadar tanıyordum? Büyük bir heyecanla bavulu açtım.
İnanıyorum ki ılık bir bez olsa kurtulacaktı Nezir.
Yaşatacaktı Ceylan ismini...
Bavulun içinde toprak dolu iki kavanoz, bir adet mektup, kurumuş bir deste gül bir de yüzük çıktı.
Kavanozların üstünde Ceylan’ımın toprağı yazıyordu.
Kimdi bu Ceylan?
Merakımı gidermek için mektubu açmam gerektiğini biliyordum.
Mektubun üstünde bulan herhangi bir kişiye, aslında sana anne...
Mektubu aldım ellime, ellerim titriyordu.
Mektubu açıp okumaya başladım.
Sanki kafamda hüzünlü bir fon müziği çalıyor ve ben mektubu öyle okumaya başlayacaktım.
‘Kimsesiz bir kuldan, kalabalık olduğunu zannedenlere...
En çok da sana özlem Ceylanım...
Anne, Ceylanım...
Sen öleli tam üç yıl olmuş bugün o ahmak babam denilen adamın sana fırlattığı bardak yüzünden beyin kanamasından öleli tam üç yıl olmuş.
O evden ayrılırken o şehri terk ederken mezarından iki kavanoz toprak aldım, papatya büyüteceğim diye.
Bir de çok sevdiğin o papatyaları da aldım o adama yar etmedim yani.
Sana söz ismini ve papatyalarını yaşatacağım anne.
En kısa zamanda görüşeceğiz Ceylan’ım...
Seni çok özlüyorum anne...
Kimsesiz bir kul, oğlun, Nezir...’
Bütün gece uyuyamadım Nezir’in bu halde olmasına sebep olan hikayesi buymuş demek ki. Sabahın ilk ışıklarıyla hastaneye koştum, Nezir ameliyat olacaktı bugün. Nezir’in odasında kimseyi bulamadım.
Sordum, soruşturdum, dün gece tekrar beyin kanaması geçirdi ve maalesef dedikleri anda yere yığıldım, dünya durmuştu benim için, her şey boğuklaşmıştı, ben bir yangında kül olmuştum sanki...
Ağladım belli bir müddet, hıçkıra hıçkıra...
Etrafa bağırdım, ılık su ile ıslatılmış bir havlu dedim, bağırmaya devam ettim.
Allah’ını seven bana ılık su ile ıslatılmış bir havlu versin dedim, bak soğuk su ile ıslatmayın sakın, Nezir ölür yoksa... İnanmadım, yere yığıldım, ağladım...
Nezir ölmüştü ve Ceylan’ın ismini yaşatamadan.
Gömdük Nezir’i, mezar taşına Ceylan oğlu Nezir yazdırdım. Nezir’i değil acısını gömmüştüm sanki.
Art arda tekrar edilen bir feryattı Nezir’in gömülmesi.
Mezarı başından ayrılmadan iki kavanoz götürmüştüm, Nezir’in toprağını avuçladım, dayanamadım ağladım, niye öldün lan dedim!
Kavanozlara doldurdum Nezir’i.
Çiçeklerle dolu pencerede şiir okuyan Nezir bu topraktan ibaret kalmıştı, çok acıdı canım.
Bavulunda bulduğum annesinin iki kavanoza doldurulmuş toprağını Nezir’in toprağına karıştırdım, buluşturdum Ceylan’la Nezir’i.
İmam Kur’an okuyup gitti, ben de en sevdiğim şiirden bir mısra okudum ona.

‘Bu kırgın,
Bu bitap,
Yorgun bir gülümsemektir bu yaşamak.’

Gülümsedim son bir defa daha Nezir’e, yorgun bir gülüşle veda ettim ben Nezir’e.
Aradan bir yıl geçti.
‘Ceylan’ı unutmayan Nezir’ sergisini açtım.
Sergi salonunda Nezir’in toprağında yeşermekte olan papatyalar bıraktım. Çok severdi Nezir papatyaları.
Annesi Ceylan da çok severmiş, bavulun üstünde papatya motifleri olduğuna göre...
Papatya desenleri ile müthiş bir ihtişamı olan halı da sergi salonunda yerini aldı.
Üstünde Ceylan’ım harfleri işlenmişti. Sergi davetiyesinde ‘bu kırgın, bu bitap, yorgun bir gülümsemektir bu yaşamak.’ yazıyordu. Nezir yaşatamamıştı Ceylan ismini ama ben yaşatacağım diye söz vermiştim mezarı başında.
Sergi bitti, kırılan kavanozların altında ezilen papatyalar resmini mezarına bıraktım, annesinden kalan kurutulmuş gülleri de mezarı başına bıraktım.
Dayanamadım ve ağladım.
Niye öldün lan dedim! tekrardan.
Bez ılık su ile ıslatılmış olsaydı belki de olmayacaktı böyle...

Adar BAYGÜMÜŞ / 23 Mart 2019

Beğen

Ehmed Kardok
Kayıt Tarihi:25 Mart 2019 Pazartesi 19:07:24

ILIK SU, ISLAK BEZ YAZISI'NA YORUM YAP
"ILIK SU, ISLAK BEZ" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Fatma Çiçek
15 Nisan 2019 Pazartesi 22:34:55
COK DUYGULU. COK ÜZÜLDÜM NEZIR E:

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Ehmed Kardok 16 Nisan 2019 Salı 08:11:12
Hikaye gerçek bir olaydan alıntılanmıştır.Duyarlılığınıza teşekkürlerimle...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.