BayBuhar
0 şiiri ve 22 yazısı kayıtlı Takip Et

İzole yaşam



İzole Yaşam

Herkesin bir yaşam öyküsü ya da öyküleri vardır, bir kısmını mi bir yazarız, planlar yaparız gerçekleştirmek için uğraşır dururuz. Ama yaşam planlarını çoktan yapmıştır bizim üzerimizde acımasızca uygular fakına varamayız bile. Çoktan izole etmiştir bizi…

Şimdi söyleyeceğim şey bir çoğunuza şaşırtıcı gelebilir. Son on iki yıldır sadece bir kez gittim Avm denilen o yerlere oda beş yıl önceydi sanırım. Zoraki bir gidişti… Giderim ama istediğim gibi giyinirim şartını ileri sürmüştüm. Kabul görmedi tabi, Ama ben isteğimde direttim ve…
Ankara’nın kuzeyinde devasa bir alışveriş merkezi. “İki saat sonra arabanın yanında buluşuruz,” diye anlaşıp ayrıldık hanımla. Beni yanında bu görüntümle istemiyordu. Arabadan inemedim bir müddet, çevreme bakındım. Her şey bana o kadar yabancıydı ki. Oysa kırk yıla yakın yaşam geçirmiştim bu şehirde. Şimdi hayretler içindeydim, nasıl katlanmışım… Sonra arabadan indim tüm cesaretimi toplayıp… Bütün gözler üzerimdeydi garip bir yaratıkmışım gibi bazıları kaçamak bakışlarıyla süzüyorlardı bazıları ise daha cesaretlice direk bakıyorlardı bana rahatsız edici. Üzerimde Yörük şalvarı son moda hem de grisinden tertemiz ve ütülü. Kendimi zor attım girişindeki banka…Az soluklandım bakışların rahatsızlığından. “ Hadi be aslanım,” dedim içimden. Daldım içeriye girişteki ilk mağaza girdim. Ben etrafıma, etraf da bana bakıyordu. Görevli kızcağızın şaşkın bakışları arasında
“Bana göre bir şeyler göster,” dedim.
“Nasıl bir şey aradınız,” dedi.
“ Yaşadağım yere uygun sağlam bi şeyler olsun.” Sormak için cesaretlendirecek fırsatı bilerek vermiştim, yoksa asla bir şey soramayacaktı.
“ Pardon, dedi siz nerde yaşıyorsunuz?”
“ Ormanda,” dedim.

Yalan söylememiştim, gerçekten son on iki yılımın büyük çoğunluğu ormanda geçiyordu. Ormanın içinde alt tarafında şirin bir dere akan çoğunluğu zeytin ağaçları olan sekiz dönüm kadar genişçe bir bahçenin içinde tek odalı bir yerde yaşıyordum. Elektrik yok, telefon yok, yol bile yoktu neredeyse, hele yağmur yağdı mı kimse gelemezdi. Ev yakın ev sekiz yüz metre ötedeydi, o da bir çobanın eviydi. Masal gibi değil mi… ama benim günlük gerçeğimdi. Çoğu insana göre izole bir yaşam, ama bana göre yaşamın kendisiydi.
“Ormanda mı!..” şaşırmasıyla gelen cevapla kendime geldim.
“Evet, dedim ormanda.” Başladım yaşam öykümü anlatmaya, diğer kızcağızlarda kulak kabarttılar başladılar yavaş yavaş başımda toplaşmaya, bir yandan da kaçamak gözleriyle müdire hanımlarını arıyorlardı. Meğer ne çok özgürlüğe susamışlıkları varmış, hayaller kurdular benim gerçekliğimde. Çok geçmedi zeballah gibi yanı başımızda bitiveren müdire hanımın görüntüsüyle çil yavrusu gibi dağıldılar dört bir yana. Hayalleri gibi… Alıcı kuş gibi bakıyordu bana da, Hemen İngilizceye döktüm ortamı. Yemedi…

“İsterseniz Almanca konuşayım,”dedim. “I…ıhh!”
“ Hadi, dedi dışarı naşnaş.”
“ Beyefendi meyfendi bişeyler söyleyip kibarca kovsaydınız bari,” dedim.

Gözüm hemen karşıdaki ayakkabı da satan mağaza ilişti. Sonra anladım girince meşhur bir markaymış, yalnız “outleti”… ne demekse.
Ah! Şu iki uyluk kemiğimin ağrıları, yalpalattı beni sağa sola, girişimi gül yabaniye benzettiler herhalde.
Biri önde iki er kişi yangından kaçar gibi koşuyorlar bana doğru… arkama baktım kimse yok, tamam anladım bana geliyorlar çok özlemişler beni zağar. Hiç konuşmalarına fırsat vermedim felsefe kitaplarından bir giriş serenatı yaptım. Afalladılar… Müdürümüş arkadaki kibarca kem küm etti.
“ İyi de gardaşım, dedim burası dükkan değil mi ben de müşteriyim.”
“ Yalnız burası pahalı,” dedi üst başıma tekrar bakarken.
“ Ucuzcu dükkanı yazmışsınız ışıl ışıl “gel gel” yapmak için. Ben de geldim.”
“ Hem sen nereden biliyorsun alnında mı yazıyor insanların, para ile imanın kim olduğu.”
Görevlinin kulağına bir şeyler fısıldadı. Görevli,
“ Gel beyefendi,” dedi sizi erkek bölümüne götüreyim. Anlaşılan müdürden izini koparmıştık, daha anlayışlı çıktı karşıdaki “karı”dan.
“ Niye dedim diğer taraf mahrem mi bana, şaka şaka.” Bir şeyler gösteriyordu beni perdeleyerek diğer müşteriler fark etmesin diye, çaktırmadan…
“ Yanlış yere geldik herhalde dedim bunlar kadın giysisi gibi.”
“ Yok dedi moda böyle.” Üzerindeki giysilere baktım öyle giyinmişti o da.
“ Bırak bunları sen bana iki sağlam papuç ver, bir yün kazak birde sıcak tutacak gocuk.” Gocuk kısmını açıklamak zorunda kaldım. Deneme yanılma yaparken öykümü anlattım, ağzı açık beni dinliyordu. Kulak kabartan müdür gülümseyen yüzünün kaçamak bakışlarıyla beni süzüyordu.
“ Vay hınzır,” hoşuna gitti ellaem, izole yaşamından sıyrılmış gibiydi biraz. Sonra geldi kendi ilgilendi benimle. Vallaha bir de çay söyledi üstüne. Oh be… Kendi özel indirimi varmış onu da indirdi… Yine de bana az kabarık geldi ya neyse.
“ Yine bekleriz,” diye uğurladı beni.
“ Töbe gelmem bir daha buralara.” Az ilerden gelen kokulara yöneldi burnum, şurda bir Türk kahvesi içeyim, varsa yanına bazlama gözleme.

Uzamış gitmiş liste “ Lan gurban olayım nerde bu bizim kahve… hah buldum,” ama oda ne kokulusu, katkılısı şempanzeye çevirmişler sanki. Yanaştım tezgaha “ Beri bah bana… şekersiz sade bi Türk kahvesi yap bana,” Hiç fırsat verir miyim yığdım önüne ışıl ışıl poşetlerin markalı yanını.
Geçtim masaya izole yaşamların bakışlarına aldırmadan. Höpürtederek içtim kahvemi. Bir daha “oh be…”
Arabaya gittim, hanımı aradım.

“ Ben gidiyorum,”dedim.
“Nereye?”
“ Ormana… sen istediğin kadar kal ben dayanamıyorum.”
“ İyi dedi sen bilirsin zaten üç gün nasıl dayandın hayret ediyorum.” Yaşasın vize çıktı…

Bastım ordan altı yüz kilometre. Sabah erkenden kalkıp hamurumu yoğurdum, zaten midem allak bullak olmuştu. Ateşimi yaktım birde çay koydum, gözleme arası tereyağ mis gibi içine deri keçi peyniri döşedim.
Elime Kafka’nın Dönüşüm’ünü aldım bilmem kaçıncı kez içinde şehir insanının izole yaşamını buldum.

(Uzun olursa okunmuyor, diye kısalttım ama çok şey kaçırdınız bilesiniz.)


Beğen

BayBuhar
Kayıt Tarihi:10 Ocak 2019 Perşembe 12:20:28

İZOLE YAŞAM YAZISI'NA YORUM YAP
"İzole Yaşam" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.




"İzole Yaşam" başlıklı yazıya
yapılan yorumları sadece site üyeleri görebilir.
(Bu seçenek yazı sahibi tarafından yapılmıştır.)
Bu yazıya yapılan yorumları görmek için üye girişi yapmalısınız...

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.