Gülüm Çamlısoy
1736 şiiri ve 1329 yazısı kayıtlı Takip Et

Yazgını seç yazgını sev...



YAZGINI SEÇ YAZGINI SEV...



Enginliğin, süt liman bir görsellik olduğuna vakıfım.

Zaman dokurken tınısını aslında muhalif bir sancı da tepeden tırnağa sarmakta eşkâlini hayallerin derken korumacı bir içgüdü ile tepe taklak olan onca fobi geride koyu bir çamur bırakmakta.

Açmazı belki de ömrün ya da muadili olmak öznenin bilfiil içimizi deşip sonrasızlığımızı tescil etmek.

Yazgımız…

Değişime uğrayan benliğimiz ve yazgıya müdahil olmakla onu yaşamak arasında gidip geldiğimiz.

Her aykırı duyguya sığınak teşkil eden var olma sancısı ve benliğimizi ütülerken geride kalan kırışıklar.

Zamanın tasviri ve tasnifi derken adabı muaşeret kurallarına binaen usulca gerdiğimiz kasnağa uyum göstersin diye alt yazı geçtiğimiz içimizin sırları.

Şifresi ömrün… ait olduğumuz.

Ön yargısı… zamansız mağduriyetler ve mağlubiyetler ve bir bir kibirle çıkıp da yola yalıtılmışlığın verdiği sunumda yarım ağız mutluluğu bile çok görmek birbirimize.

On gündür okumakta olduğum bir kurgunun son cümlesine gelip de sonlanmasına duyduğum acı ve kırgınlıkla çok şey algıladığımı sandığım hayatın aslında bir kareden mütevellit olduğuna vakıf oldum ansızın.

İzi düşerken üstüme kahramanların ben sadece bir kopya olduğunu düşündüm her birimizin hayatının bir diğerine kopyala yapıştır gerçeği ile iştigal olduğu bir dönemeç yine.

Bir kitap belki de her kitap belki de bizler kendi hikâyemizi yazarken yeni baştan.

Şiddetle karşı olduğum bir kimlik ve onu çok yakından tanımak adına girdiğim dehlizde hayatın pek bir acımasız olduğu değil de hepimizin ayrı ayrı tonlamalarda kendi öykümüzü mırıldandığımız gerçeği tıpkı farklı bestelerde süre gelen otobiyografi benzeri yazılı metinler aslında bizler yazmadan yaşayıp da ne zamanki yazıya dökmek isteyelim; kendimizi derin bir analizden geçirip bir sürü ayrıntıda boğulurken ansızın bir ayrıntının genele hükmedip de bizi mutlu kılacak bu basit detaylar güneşin evreni aralıksız ısıttığı inancı…

Gece dahi olmasına izin vermeden belki de vermediğimiz.

Bizler bir şema mıyız ya da bir taslak?

Ve hangi ben, hangi ben’e üstünlük taslıyor?

Ne çok ben belki de biz olmak adına sayısız ben’i yok sayıp bir bütüne müdahil olmak adına sıfatlarımızı yok saydığımız…

Sıfatlar…

Kabulü güç; reddi güç.

Ve yalnızlık teması.

Ne edilgen bireyleriz ne de etken belki de atılım yapmak adına bir artı parantez açıp hükmediyoruz kendi doğamıza ya da doğamız hükmediyor evrene.

Yazgı anlamında; yaşanmışlıklar ve yaşama ihtimaline haiz o duruş bildirgesi.

Güçlü olmak adına peki, güçlü olmak zorunda mıyız ya da güçlerimizi birleştirip özünü mü kaybediyor her birimiz?

Durağan bir atlas değil varlık hegemonyası.

Etken bir tasarım da değil insan ve benliği aslında dünün perspektifinde bizler yarını görmezden mi geliyoruz?

İlk giriş cümlemiz hayata:

Bir yaygara ile başlıyoruz yaşama ve doğduğumuz an ağladığımız kadar da sağlıklı bir başlangıç yapıyoruz.

Gelişim nasıl ki bitimsiz bir süreç bizler gelişime tabi olurken bir o kadar farkında da değiliz nereden nereye geldiğimizin.

Görkemli bir açılış.

Görkemli bir sunum.

Görkemli acılar ve devasa boyutlarda gezgin mermilerimiz her birimiz.

Kuşandığımız kadar kuşatıldığımız ve kurşungeçirmez yeleklerimiz varmışçasına topa tutuyoruz birbirimizi.

Ve kuramlar gelip geçiyor bellek ekranından: ne çok alt yazı.

Ne çok veryansın.

Ne çok yanılsama.

Dünü öğütürken günümüzle avunuyoruz ve gün devinirken yarını kurguluyoruz.

Bir sürü öğreti.

Üzünç kaynağı ve göz ardı ettiğimiz sayısız gerçek.

Yalnızlığımızla boy ölçüşemiyoruz kimi zaman belki de yalnız ölmekten korkup sağlıklı-sağlıksız ilişkiler geliştiriyoruz.

Bir tasnif mi?

Yoksa aykırı bir nüans…

Görüntüler var zaman zaman ayarı kaybolan.

Sesler var kimi zaman çok boğuk kimi zaman kulak tırmalayan.

Erbabıyız ne de olsa hayatın dercesine oysaki donanımlı doğsak bile doğuştan engelliyiz hele ki söz konusu mutluluk ve yalnızlığa katlanmak ise ömür boyu irdelediğimiz.

Bir mizansene denk düşüp.

Bir ayrıntıda kaykıldığımız.

Belki de tapusu ömrün ve birbirimizi sahiplenip aslında özgürlüğümüzü lime lime parçaladığımız.

Sevgiyi lav ettiğimiz.

Tutsağı iken hayatın birbirimizin özgürlüğüne ve mutluluğuna göz diktiğimiz.

Temel yapı taşları ve insanlık ve insanlığın onuru aslında her şey çok basit ve biziz karmaşık hale sokan.

Çatısı olmayan bir evin giriş katında koşarken iç sesimiz bizler en yükseğe tırmanma arzusu ile deli gibi mücadele veriyoruz.

Korunaklı olmalı madem dünyalarımız o zaman yazgımıza katlanıp mücadeleyi elden mi bırakmalıyız, sorusuna kim muhatap olacak peki?

Azımsanmayacak sayıda insan hayatını ve kendini sorgulayan belki de zaman aşımına uğrayan bir iç ses lakin gelişim odaklı bir seyir izleyip de zamanı ve mekanı göz ardı edip en üst basamağa ulaşmak adına tıpkı kendini gerçekleştirme ihtiyacının zirveye yerleşip kendimizle olan kavgamızda huzuru mu kucaklamak bir anda?

Belki de asla huzura ermeyeceğimizin bilinci ile huzursuz iç sesi sonuna kadar susturmak.

Kuramların hayatı ihlali ya da hayatın kuramlara ters düştüğü ne de olsa pratikte her şey kolay ve mubah.

Yazgımız tayin edilirken bizler türeyen ve tüneyen sessizlikte mağdur ve mağlup gölgeleriz aslına düşkün ve aslına biat yaşamları kucaklama arzusuyla yenik düştüğümüz her saniyede bilfiil içimize sızan hüznün de vasıta olduğu o aralıkta aslında hiçliğimizle iştigal ve kendimizi gözümüzde nasıl büyüttüğümüz aslında gerçeğin ta kendisi iken…

‘’Yazgımı sevebilmek için kendimi eğittim, daha doğrusu teslim oldum. Yaptığım şeyi seçmek ise çok farklı. Amorfati; yazgını seç, yazgını sev.’’(Alıntı)

Görüntü itibari ile birbirimizden nasıl da farklıyız aslında doğamız da lakin farklı addedilen her bir izlek aslında gerçeğin yansıdığı o zeminde bir o kadar birbiriyle ilintili ve ardışık…

Hayallere gebe iken evren aslında bizler seçimlerimiz ile zaten hayatımızı kendimiz tayin ediyoruz ve sunumunda şıkların ne kadar akılcı ve istikrarlı isek o kadar da başarılı ve mutluyuz… demek mi sunumunda kaderin reddettiklerimiz ardından pişmanlık duyduğumuz yoksa bir yanılsamama mı seçmediğimiz şıkların görüntü itibari ile kadere dahil olmadığı?

Fark eder mi peki?

Bizi biz yapan mademki seçimlerimiz o halde yazgımıza razı geleceğiz elbette inancın ışığında.


Beğen

Gülüm Çamlısoy
Kayıt Tarihi:11 Aralık 2018 Salı 17:25:25

YAZGINI SEÇ YAZGINI SEV... YAZISI'NA YORUM YAP
"YAZGINI SEÇ YAZGINI SEV..." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Aygün Deniz
11 Aralık 2018 Salı 21:57:16
İyi akşamlar Gülümm...yaşama gücün her daim olsun inşallah,hep senin gibi güzeli yazmak umuduyla ,sevgiler güzel yüreğe.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gülüm Çamlısoy 11 Aralık 2018 Salı 22:00:03
her birimizin İnşallah canım.
çok teşekkür ederim.

tüm sevgimle.
ZEYBEK HOCA
11 Aralık 2018 Salı 21:24:37
Her ömrün bir şifresi vardır sanırım..
Adına "yazgı" denir mi, denmez mi bilmem...
Seçme hakkımız olduğundan emin değilim, sadece...

Tebrikler Gülüm Hanım..

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gülüm Çamlısoy 11 Aralık 2018 Salı 21:27:04
emin olduğum çok şey var.

iyi ki de.

iyi ki de aranızdayım ve her geçen gün çok şey öğreniyorum.

çok teşekkür ediyorum değerli hocam.

öğrenci kimliğimi ve insani yanım.

büyümek değil özrüm ya da büyümemek...

sadece sözü ve özü bir olmak ve Allah katında iyi bir kul.

insanlığın şerefine nail.

sonsuz saygı ve selamlarımla...
ZEYBEK HOCA 11 Aralık 2018 Salı 21:30:33
Hedef ve ilkelerinizin hayata geçmesi dileğimle..
Saygı, selam sizedir Gülüm Hanım.

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
şair67
11 Aralık 2018 Salı 17:53:38
Kimi zaman yazgıyı seçmek insanı aşan elinde olmayan nedenlerle hayatın bilinmez labirentleri,gelgitleri arasına insan sıkışa biliyor,arzulamadığı hayatı kaderi yaşamakla karşı karşı kala biliyor dost yürek

Önemli olan, hayatta karşımıza ansızın çıka bilen barikatları aşma cüretine pes etmeden sahip olmak mücadeleci olmak güçlü olmayı gerektiriyor

Azim ve kararlılığı elden bırakmamak,sabır çizgisini gözetmek gerektirir sevgi ve umuttan ayrılmadan
Günde dört mevsimi yaşadığımız,yaşayacağımız dönemler ola bilir, nefes aldığımız her yeni günde fazla geçmişe takılmadan ,yeni bir güne sevgi ile aşk ile umut ile başlamak olmazsa olmazlarımızdan olmalı diye düşünüyorum.

İnancımızla,bilgeliğinizle,cesaret ve azim kararlılığımızla bir bütün olarak hareket edebilmeyi becere bilirsek
aşamayacağımız hiç bir engel bir sebep kalmayacağı inancını taşıyorum

"Özeti"
Yazınız manidar görüyorum
İyiki asil dost, naif yürek varsınız diyorum
Mahir, manidar kaleminiz hep var olsun
Sizi ve yüreğinizi saygı ile selamlıyorum

Ali Cemal AĞIRMAN

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gülüm Çamlısoy 11 Aralık 2018 Salı 17:58:25
Yüreğimin götürdüğü yere gittim ben bir ömür, değerli hocam.

Sevgimden ödün vermeden ve umudumu saklı tutup mesleğimi bile terk ettim.

Doğamda saklı benim özümsediğim güzellikler.

Belki dünyanın en uyumlu belki de en uyumsuz insanıyım kabımdan taştığım kadar her insanı eşit gördüğüm.

İnsan sevgim hep ağır bastı ve hayallerim kadar mutlu olmayı bildim ben bir ömür.

Altı yıldır yazıyorum aslında ben sadece altı yaşındayım.

Varlığınıza çok teşekkür ediyorum değerli hocam.

Bana sunulan bir ömür ve ben çok geç kalmışlığın verdiği duygularla yazarak hayatımı biçimlendirdiğime inanıyorum belki de yanılıyorum.

Ama ben bu rüyadan uyanmak ve geri dönmek istemiyorum.

Yazmayı ve sizleri sevmeme hiç bir şey engel olamayacak.

Yaşama sevincim ve içimdeki bitimsiz coşku...

Sonsuz selam ve saygılarımla muhterem hocam.
şair67 11 Aralık 2018 Salı 20:05:18
Saygı değer bilge yürek kadim dost geçmişinizle ilgili ne iş yaptığınızı neden işinizden feragat ettiğinizi bilemiyorum çünkü hayat hikayeniz hakkında pek fazla bir bilgim yok
Lakin, bu günkü yazınızda oldukça beni etkileyen ,kısmen düşündüren ve hayatın acımasızlığı hakkında ip uçları veren bazı gizli imgelerinizden doğrusu etkilendim

Şunu anladım ki hayat acımasız,insanlık bilgisiz,toplum duyarsız hatta biraz ileriye taşırsam ahlaksız vicdansız bir yolda,
sevgi merhamet acıma duygusu
Helal,kazanma onurlu yaşama günümüzün şartlarında çok zor
Hak hukuk adalet kavramları tozlu raflarda

insanlık bir nokta menfaat için virgül kadar eğilir olmuş,el etek öper olmuş,düşük profilli insanlık bana ne lazımcılık umursamazlık,pişkinlik iki yüzlülük,takıyacılık şakşakcılık diz boyu

Böyle bir dünyada biz ne kadar dürüst,ne kadar şevkatli ne kadar merhametli ne kadar sevgiye saygıya önem verebiliriz davranış biçimimiz günümüzün toplum anlayışında ne kadar kabul görür o başka bir muamma

Lakin övünecek yanımız öz güven duygumuzun sağlam olması karakteristik yapımızın dirayetli,mücadeleci,azimli olması prensiplerimizden taviz vermede inatçı oluşumuz
mangal gibi bir yüreğe sahip oluşumuz hayatta dik durmaya olan azim ve kararlılığımız

İnsani değerlere önemsememiz biz biz yapan olgularımız olmazsa olmazlardan hayat şartlarımız

Sizi okudukça daha iyi tanımak,yüreğinizi,hayallerinizi hedeflerinizi Hayata dair yaşam çizginizi anlamak bana keyif veriyor onere ediyor

Kadın olmak ,kadınca yaşamak günümüzde o kadar zor ki siz bu aşılmazı bu çıkmazı bu barikatı aşmış görünüyorsunuz ve hem cinslerin ize örnek olduğunuz gibi erkek dünyasına mesajlar veriyorsunuz

Tekrar asil duruşunuzu bilge yüreğinizi saygın kişiliğinizi tebrik ediyor hayat çizginizi idealistliğinizi bir kez daha saygı ile selamlıyorum
İyiki sevgili dost yürek Gülüm Çamlısoy varsınız diyorum
Gülüm Çamlısoy 11 Aralık 2018 Salı 20:42:31
Ödün vermek mi?
Asla ve asla.
Hiç bir kazanım gözükmese de somut olarak aslında ben koruduğum kolladığım değerler sayesinde: öncelikle Rabbime duyduğum sevgi ve innaç akabinde kendime duyduğum saygıyı koruyorum.
Hayatı sorguladım uzun süre.
kendimi sorgulamak adına da tüm görevimi ifa ettim.

Bankacılık yaptığım seneler akabinde eğitime duyduğum aşk ile İngilizce öğretmeni olarak çalıştığım sayısız devlet okulu ve dil kursu.

Maddi anlamda eşsiz fırsatları teptim çünkü ben bu memlekete bir öğretmen olarak hizmet verecektim ve tayin yapılma şansımı yitirdim ansızın.

Akademik kariyer yapmak adına çıktığım yolculuk, değerli hocam...

Sonu hüsranla bitti deyip...uzun bir süre uzağında kaldım çoğu şeyin ve edebiyat adına yeniden doğdum bilmedim bir anda fark ederken iyi kötü yazabildiğimi.

Payıma düşenden mes'ulüm.

Öncelikle inanç ve sevgiye düşkünlüğüm ve günümüz insanına benzemediğim için tüm ömür kaybetmeye mahkum olsam da asla dönmeyeceğim yolumdan.

Belki de yazdıklarım bir zaman kaybı.

Ve hayallerim...

Umutlarım.

Bitimsiz yaşama sevincim ve coşkum.

Sayısız farkındalık ve insanlara inandığım süre boyunca yanılma payım olsa da asla vazgeçmeyeceğim.

Sevmek...çok çok kolay ve huzura dair.

Ve ben, kötülüğün bir sanat olduğunu düşünüyorum.

Sunulan sıfatlar ve ön yargılar.

Rabbim her şeye vakıf ve ben, İlahi Adalete duyduğum inanç sayesinde göğüs geriyorum düzeneğe.

Yalnızlık dert değil: sevmek asla zor değil.

Sahip çıktığım değerler yine ailemden öğrendiğim.

Bilgi de; sevgi de sınırsız ve de edebiyat.

Aşkımla vakıfım hayata: inancımdır beni bana sunan ve yazmama vesile.

Oysaki ben aciz bir kulum.

Çok şey var anlatacak bu anlamda umut ve hayal teknem hala su almıyor.

Çok teşekkür ediyorum değerli hocam.

Var olunuz.

İnşallah sizleri yanıltmam ama öncelikle Rabbimi.

Maneviyatın da i zdüşümü yine yazmama vesile.

Saygılarım sonsuzdur, efendim
şair67 11 Aralık 2018 Salı 21:18:50
Saygıdeğer bilge yürek inanç insana güç kuvvet verir,inanç bir ahlak dürüstlük abidesi yapar insanı
İnancı Kul ile yaradan arasında maneviyatını yaşadığın sürece kazanan siz olursunuz
Herkesin elbette bir inancı var en muteber müminliğini Kul ile Allah arasında yaşamak o inancı değerli kılar

Lakin günümüzde bazı çevrelerde inanç din siyasi çıkarlar için kullanılıyor buda dini sulandıran zora sokan dindarı dine küstüren bir davranış biçimi oluşturuluyor

Her şeyin fazlası zarar azı karar demiş Atalarımız
Diğer bir konumunuz ilkeli yaşamınız,ideallerinizden taviz vermemeniz hayat tecrübeleriniz yaşanmış acılarınız sizi yaşam çizginizden ayırmamış gözüküyor

Sanırım öğretmen oluşunuz edebiyata düşkünlüğünüz sizi edebiyat defterinde de bizle buluşturdu bir dost saygın bilge bir yürek kazandırdı bu vesile ile edebiyat defterini kutluyorum

Bunca güzel düşleriniz,hayalleriniz sağlık kararlı tutarlı hayat çizginizden dolayı sizi yüreğinizi mahir manidar kaleminizi kutluyorum
Bu gün çok değerli saygın bilge bir yüreği tanıdığıma memnun ve bahtiyar oldum

"Yalnızlık Allaha mahsus sevgili dost yürek yalnız değilsiniz"
Bakınız sizi şiirlerinizi yazılarınızı takip eden bir sürü edebiyat dostları var
Ben gerek sayfamla gerek mesaj hattımla gerek duygu dünyamla her zaman yanınızda olduğumu açık yüreklilikle ifade ediyorum

Bizler gönül insanlarıyız kin kibir kötülük bilmeyiz dertlerimizi sıkıntılarımızı açmazlarımızı çıkmazlarımızı duygusal şiir ve yazılarımızla biri birimize aktarırız

Yolunuz açık şansınız bol olsun Asil dost bilge yürek
Saygılarımla

ÖNDER34
11 Aralık 2018 Salı 17:44:24
Dost yüreğine kalemine emeğine sağlık selam ve saygılar

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Gülüm Çamlısoy 11 Aralık 2018 Salı 17:45:59
çok teşekkürler.
eksik olma dostum.
selam ve saygılarımla...
Gülüm Çamlısoy Yazının sahibi
11 Aralık 2018 Salı 17:32:53
Vazgeçmek çok mu olası?
Sevgiden ve umuttan yana taviz vermeden.
İz düştüğüm, şerh düştüğüm.
Kutsalın özü, hayatın da gerçek anlamı.
Yaşadığımı hissediyorum yazarken; yazarken özümsediğim ne kadar güzellik varsa sunumunun heyecanı ile yaşıyorum.

Ve yolumda beni alıkoyan hiç bir şey yok...demeyi çok isterdim.

Yüreğime bağdaş kuran duygularım; yazdıklarıma vesile olan yaşama sevincim ve umutlarım.

Eşlik eden, etmeyen herkesin canı sağ olsun.

Nefes almak mademki en doğal hakkımız...

Yazmaktan dönüş yok ve kalbimin her atışında ben bu sevgiyi en içten hissederken.

Sorun addedilecek ne çok sıkıntı ve problem hayatı dolu dolu yaşarken bu anlamda ben gücümü bilfiil sizlerden ve kalemimden alıyorum.

Allah'ın izniyle her yeni gün mademki yeniden doğuşumuza vesile...

Sevgilerimle.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.