yukapel
959 şiiri ve 107 yazısı kayıtlı Takip Et

Baraka





O yıl kasabada büyük bir deprem olmuş, millet korkusundan barakalara sığınmıştı.

Lisede müzik derslerine giren Nergis öğretmen de oğlu Fikret,le bu barakalardan birine bir yıllık ücretini ödeyerek yerleşmişti.

Ev sahibi Şükrü,nün böyle bir çok barakası vardı.

Hatta halk arasında spor salonunda da çok fazla çadırı battaniyesi olduğu
yönünde kulaktan kulağa bir söylenti yayılmıştı.

Oysa lisede müstahdem olan bir adam bir iki yılda nasıl bu hale geldi, kimse korkusundan ağzını açıp soramıyordu.

Zaten çadırlar ve gelen yardımlar ihtiyaç sahiplerinden ziyade, kasabanın ileri gelenlerinin bir kaçının evlerinde görülmüştü...

Ali de babasının bekçilikten kazanıp gönderdiği bir kaç kuruş ve kendisinin orta öğretimdeki öğrencilere verdiği matematik ve fizik derslerinden kazandığı parayla üniversitede okuyordu...

Deprem dolayısıyla arkadaşının evinden o da yıkık dökük bir barakaya taşınmıştı.

Bu baraka ruhu şad olsun Nergis öğretmenin akrabaları tarafından, Fikretinde ısrarları sonucu Aliye verilmişti.

Fikret ikinci büyük depremin olduğu gün Maraşa dedesine gitmişti, ona uzun süre annesinin öldüğünü kimse söylemedi.

Ali Fikret,e de ders veriyordu derslere devam ettiler.
Fikret Aliye aşırı derecede düşkündü; çoğu zamanını onunla geçiriyordu.

Bir süre sonra Nergis öğretmenin akrabaları gelip evde sağlam kalan eşyaları taşımışlar, bir tek unutma beni çiçeğini ne hikmetse unutmuşlardı...

Belki de çiçeği Aliye bırakmışlardı...

Aliye sen burada oturabilirsin henüz bir yıl dolmadı deyip anahtarları verdikleri gün, Alinin gözleri buğulanmış Fikret görmesin diyerek arkasını dönmüştü çocuğa

Sonunda bir yıl dolmuş Şükrü ya kirayı öde ya da çık git evimden diyerek tacize başladı.

Olacağı yoktu; nereye gider nerede yaşardı ama, mecburen önce kitaplarını toplayıp itinayla bir koliye yerleştirip koliyi bantladı.

Eşya olarak giysilerinin olduğu eski valizden başka da bir şeyi yoktu.

Ali son kez saydam bakışlarını odanın duvarlarında her yerinde gezdirip pencerenin önüne geldi ve bahçedeki dut ağacına takılı kaldı gözleri...

Unutma beni çiçeğini burda bırakmayacaktı, kanaryası Düşü de özgürlüğüne salmak için kafesin kapısını açıp avucunda biraz okşayıp uçurdu...

Kanarya uçup dut ağacının dalına kondu, kendisinden evvel eğreti duran eğreti gülüşle buluştu...

Alinin bir süre tavanda duvarlarda dolaşan bakışları tavandaki bir süse takılıp kaldı.
Gözlerinin önünde uzun süre halay çeken çocuklar ve Fikret,in sünnet yatağı dans ettiler

Nergis öğretmenden son vefalı eşyası olarak; bir de, telleri kırık bir gitar kalmış her zamanki yerinde duruyordu...

Ali onu kutsal bir emanet gibi saklamış elinin ucuyla dahi dokunmamıştı.

Şükrü kapıyı sabırsız ve kaba hareketlerle hızlı hızlı çalmaya başlar başlamaz; Alinin de beyninde trampetler çalmaya başladı...

Bir süre pencerenin önünden ayrılmadı sela veriliyordu, Ali, nin gözleri Nergis öğretmene son bir fatiha okuyup kapıya yönelmeden önce son kez duvarlardaki anılarda gezindi.

Onca birikmiş anılardan yalnız birini aldı; ceketinin sol iç cebine koydu..

Kimseyle paylaşmayacağı bir anı idi belki ama biz hikayeyi bilen biri olarak,
biliyoruz ki o sıcacık anı lisede müzik dersleri veren Nergis öğretmenin esirgemeyip uzattığı sıcak dost eliydi...

Yıllar geçti Ali okulu bitirdi üniversitede öğretim görevlisi, Fikret,se onun öğrencisi oldu...
Birbirlerinden hiç ayrılmadılar...

Çünkü Fikret Nergis öğretmenden kalan en kutsal emanet olmuştu Ali için...

Yüksel Nimet Apel

9/Aralık/2011/Cuma/Bodrum


Beğen

yukapel
Kayıt Tarihi:1 Kasım 2018 Perşembe 12:04:12

BARAKA YAZISI'NA YORUM YAP
"Baraka" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
ZEYBEK HOCA
1 Kasım 2018 Perşembe 20:08:37
Arada bir beni anladığından emin olduğum, benzer duyarlılıklara sahip dostlarıma diyorum...:
"Bizim, zenginliğimiz vefamızdı... Dostluğumuzdu... Yıllara meydan okuyan arkadaşlığımız, samimiyetimiz, geleneklerimize, kültürel kimliğimize sahip çıkmamızdı...
Maalesef önce onu söküp aldılar!
Çıkarı için kaplan kesilen doyumsuz, aç, rezil insanlar yarattılar!
Bundan sonra çok zor toparlanırız biz... Başımıza felaketler gelmeden hiç mümkün değil!"

İşte Baraka bu...
Birbirinin arkada kalanını, "emanet bilen" insanların hikayesi...
Vefanın, dostluğun, "insanlığın" öyküsü..

Tebrikler Nimet Hanım.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


yukapel 2 Kasım 2018 Cuma 10:10:12
Günaydın hayırlı sabahlar Zeybek hoca Vefaya en güzel örnek siz kadim arkadaşımsınız Eksik olmayın gönül dolusu teşekkürlerimle mutlu bir hafta sonu diliyorum
ZEYBEK HOCA 2 Kasım 2018 Cuma 10:43:31
Her zaman...
Yeter ki sağlık olsun, buralarda olayım...

Hayırlı cumalar, bolluk ve bereket, sağlık ve huzur dileklerimle..
Saygı, sevgi ve selam ile Nimet Hanım...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.