De Demircioğlu
50 şiiri ve 28 yazısı kayıtlı Takip Et

Çocuk yetiştirmek üzerine



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 3.10.2018 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Klişeleşmiş bir deyim vardır: Çocukluğuna inmek lazım! Boşuna türememiştir bu deyim zira insan kişiliğinin temeli çocukluk dönemidir. Ağırlıkla sıfır-altı yaş arası. Çocuk bu dönemde anne babasının kendisiyle ve birbirleriyle ilişkilerini gözlemleyerek, onların alışkanlıklarının, bakış açılarının, düşünme biçimlerinin, yaşananlara verdikleri düşünsel, duygusal ve davranışsal tepkilerin bir portresini çizer ve bilinçaltına doğru-yanlış, iyi-kötü, güzel-çirkin ayrımı yapmaksızın kaydeder.

Bilinçaltı kişilik verilerinin depolanma merkezidir ve durmaksızın hep aktiftir. Uyurken bile çalışır, verilere dair ipuçlarını dışa vurur. Anne babadan gelip çocuğa geçen alışkanlıklar ve tepki verme biçimleri zamanla tekrarlana tekrarlana, çocuğun bilinçaltında inanç kalıplarına dönüşür ve kendi kendini doğrular. Artık bu veriler yanlış da olsa doğrudur çocuk için. Hayatın ilerleyen safhalarında kullanılmak üzere burada muhafaza edilir.

Çocuk anne babanın aynasıdır. Kendinizi bedeni, ruhi ve akli manada nasıl şekillendirmişseniz çocuğunuzda onu görürsünüz. Siz alıngan, öfkeli, gergin, huzursuz, tutarsız, duygularını dengelemekten aciz bir yapıya sahipseniz -eğer sizden bir başkası ile daha fazla zaman geçirmemişse- çocuğunuz da sizin gibi olacaktır. Düşüncelerini, duygularını, konuştuklarını ve davranışlarını kontrol edemeyecek, belki bir ömür bunu fark edemeden, topluma ve çevresine uyum sağlayamadan yaşamak zorunda kalacaktır. Muhtemelen siz de bir ömür; oğlum/kızım huysuz, geçimsiz, sorumsuz, öfkeli diye şikayet etmek durumunda kalacaksınız.

Anne babanın kendi kişilikleri kadar birbirleri ve çocukları ile olan ilişkileri de çocuğun kişiliğinin oluşum sürecinde belirleyici bir unsurdur. Geçimsiz, sürekli, tartışılan, kavga edilen, şiddetin var olduğu, karşılıklı güvenin olmadığı yahut kısmi olduğu aile ortamında yetişen çocuklar huzursuz bir kişilik yapısına sahip olurlar. Sosyal ortamlara uyum sağlayamaz; işyerlerinde ve arkadaşları arasında pasif, sevimsiz gibi etiketler yemek durumunda kalırlar. Hatta şunu iddia edebilirim ki evlendiklerinde, aynı huzursuz aile ortamını tesis etme eğilimi içine girerler.

En can alıcı hususlardan birisi ise anne babanın çocuğa yaklaşımı ve onunla olan ilişkisidir. Çocuğunu ciddiye alıp dinlemeyen, onunla konuşmayan, zaman geçirmeyen, paylaşımda bulunmayan, "hatta çocuğuna çocuk muamelesi yapan" ebeveynleri zor bir yaşlılık beklediğini söyleyebilirim. Zira çocuğa sen çocukluğunda çocuk muamelesi yapar, onu adam olacak şekilde yetiştirmezsen; o da sen yaşlandığında seni adam yerine koymayacaktır.

Çocuk fıtratı gereği hep büyümek, büyük adam olmak ister. Bu isteğin mutlaka küçük yaşlarda doyurulması lazım. Aksi taktirde çocuk hep çocuk kalır. Pozitif cümlelerle, seviyesine inilerek yapılan konuşmalar bu konuda fayda sağlar. Ona yaşına göre sorumluluklar vermek, yapmak istediği şeylerde aşırıya kaçmayacak şekilde desteklemek, onunla günlük hayatı paylaşmak, basit şeyler de olsa başarılarını takdir etmek büyük önem arz eder. Zira engellenen, takdir edilmeyen, kişiliği eleştirilen, aşırı korunan, fiziksel/duygusal şiddet uygulanan çocuk agresifleşir, pısırıklaşır, kendini ifade edemez hale gelir. Hep başkalarının maddi, manevi desteğine muhtaç yaşar. Dahası yaşı ilerlese bile büyüyemez, çocuk kalır. Ve acı tarafı iş hayatında, sosyal hayatta kimsenin çocuk kalmış bir adama tahammülü yoktur.

Ayakta kalanlar zamana ve değişime uyum sağlayanlardır. Çocuğunuzu tek başına ayakta kalacak şekilde yetiştiriniz. Unutmayın, onu bir ömür koruyup kollayamayacaksınız.

Beğen

Demircioğlu
Kayıt Tarihi:2 Ekim 2018 Salı 00:19:37

ÇOCUK YETİŞTİRMEK ÜZERİNE YAZISI'NA YORUM YAP
"ÇOCUK YETİŞTİRMEK ÜZERİNE" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Serhat BİNGÖL
4 Ekim 2018 Perşembe 00:01:51
Değerli dostum, olumlu içeriğiyle, eğitici ve bilgilendirici özeliğiyle, güne gelmeyi hak eden güzel yazınızı ve kaleminizi gönülden kutlarım.

Saygı ve selamlarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Demircioğlu 4 Ekim 2018 Perşembe 17:22:25
Teşekkür ederim serhat bey
KurşunKalem
3 Ekim 2018 Çarşamba 00:43:00
Çok değerli bir paylaşım olmuş, çerçeveletip her hanenin girişine asmalı...

Yerine çok yakışmış, içtenlikle kutluyorum.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Demircioğlu 3 Ekim 2018 Çarşamba 19:38:36
Teşekkür ederim

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Serap IRKÖRÜCÜ
2 Ekim 2018 Salı 11:19:08
İlgi alanıma giren bir konu olduğu için yazınızı severek okudum...

Çocuk yetiştirme konusunda gittikçe çığrından çıkan 'çocuk odaklı' kararların öne geçtiği bir sürece doğru gidiyoruz... Eve kimin misafir egeleceğinden teteilde nereye gideceklerine kadar.... Bu kararları verenler ilk okula bile gitmeyen çocuklarsa... İnsanın aklına şu cümle geliyor: ÇOCUK AKLIYLA HAREKET EDENİN ÇOCUK KADAR AKLI YOKTUR!...

Eğitimbilimcilerin bazı konularda farklı yaklaşımlarına rağmen çocuk eğitiminde birleştikleri bir konu vardır: Olağanüstü zeki 'dahi' kapsamındaki bir azınlık dışında kalan bizler gibi sıradan insanların hafıza kayıtları üç yaşındann önceyi hatırlamaz... ama bir sünger gibi her şeyi emer ve kaydeder... Kimlik ve kişilik oluşumunun en öenmli yaşlarıdır bunlar... Ailelerinde en önemsemediği... 'Büyüyünce öğrenir' diye yanlış doğru her şeyi yapmasına izin verildiği, hatta yanlışlarının ödüllendirildiği yollar...

Üç - yedi yaş arasında ise kaydedilen bilgilerin kullanılmaya başlanması ve deneme yanılma yoluyla kalıcı olup olamayacakalrına karar verilmesi gereken dönemdir... Çocuğun alacağı kararların sonuçlarını kabullenmesi gereken bu süreçte basamağı çıkamazsa düşeceğini, masadaki yemeği beğenmezse ona özel yemek yapılmayacağını, arkadaşına ya da kardeşine yardımcı olduğunda herkesin çok sevineceğinin görmesi yaşaması ve sonuçlar üzerinden kararlarını alması gerekiyor...

Biz kucaklayarak basamağı çıkardığımız için çocuğun böyle bir deneyimi oluşmuyor. kapris yaparak yemediği yemekten sonra onun istediği bir şey ( sırasında masanın düzeni bozularak ve masadaki herkes yok sayılarak) hazırlanıyorsa... çocuğumuz 'isteme hakkının her zaman olsuğunu, ne yiyeceğine sadece kendisinin kara vereceğini' düşünür... Ona neyin yararlı neyin zararlı olduğunu bilmediği yıllarda bile!..

Kuşaklar gittikçe 'sorunlu' hale geliyorsa... biz büyüklerin çok düşünmesi gerekiyor... Bu çocuklar 'defolu' doğmuyorlar...

Çok hızlı bir sosyal ve bilişsel sıçrama yapan dünyamızda... kendi çocukluklarında yaşayamadıklarını çocuklarına yaşatarak 'EGOLARINI DOYURMAYA' çalışan bu arada hem kendi çocuklarını hem toplumun bir kuşağını harcayan 'SOSYAL SIÇRAMALARINI HAZMEDEMEMİŞ' ve kendilerini evlatlarından bile çok seven ebeveynlerin payı vardır en çok...

Üstelik büyük aile yapısından uzaklaşılmış olması, çocuklara karşı birkaç kuşağın bakış açısının harmanlanmasına, bazı yanlışların çocuğa yansımadan ya da tekrarlanmadan giderilmesinde de olanak vermemektedir...

Çocuğu büyütmek zannedildiğinden çok kolay... Onu sevin... dokunarak içten sevin.. Sayın onu... Bir büyük yerine koyarak anlayabileceği her konuyu konuşun... Dinleyin onu... Ciddiye alarak dinleyin... Önerilerinin hangisini yapabileceğinizi hangisini neden yapamayacağınızı yaşına uygun bir mantıkla açıklayın ona... Anlayacaktır sizi... Tahmin etttiğinizden daha çok hem de!....Böylece sizin ciddiye aldığınız çocuk da sizi ve hayatı ciddiye alacaktır...

Bu kadar basit!....

Yazacak ne kadar çok sey varmış!... :))) Bu olanağı verdiğiniz ve böyle bir konuyu gündeme taşıdığınız için çok teşekkür ederim...

Saygılarımla....







Serap IRKÖRÜCÜ tarafından 10/2/2018 11:37:26 AM zamanında düzenlenmiştir.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Demircioğlu 3 Ekim 2018 Çarşamba 19:39:42
Katkılarınız için teşekkür ederim
Serap IRKÖRÜCÜ 3 Ekim 2018 Çarşamba 20:03:18
Beğenileriniz için ben teşekkür ederim.... Saygılarımla...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.