ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Amaç, sevgi uğruna ölmek değil, uğrunda ölünecek sevgi bulmaktır. SHAKESPEARE Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Haziran

n.kaygısız
79 Yazısı Kayıtlı


haziran





Haziran
Şiirden Öyküler
Haziran
(1)
Nurşen kaygısız

“Sen hiç haziran oldun mu?” Soru gün ortasının sıcağında kavrulup pencerenin camına ilişti.
Camlar…
Kaç yağmur yıkamıştı güneyden esen fışkınlarıyla. Esen kaç rüzgâr bir yığın tozu, kumu eleyip sürmüştü köşelere.
Ne dışarıdan bakıldığında içeriyi ne de içeriden bakıldığında dışarıyı görmek mümkün değildi. Yarım bir perde camın ancak bir bölümünü kapatmaya yetiyordu. Perdenin gün ışığı alan kısımları solmuş, açık maviye dönüşmüştü. “ Kavrulmamış henüz” dedi.” Henüz kavrulmamış. Kavrulsa lime lime dökülürdü. Başka bir şey olurdu o vakit. Perde değil de yanık bir dal belki. Yanık yeşil bir dal. En harlı ateşindeyken ocağın çekip alınmış ve bir tas su boca edilmiş üzerine.”
Düşüncelerinin tam orta yerinde o harlı ocağa dökülen ateşi duydu. Tüyleri diken diken oldu. Bir kaç damla gözyaşı göz pınarlarından yol bulup süzülmek istercesine aşağılara doğru yuvarlandı.
Her şeye rağmen dışarıdaki limon ağacı yeşil yapraklarıyla koruduğu yemyeşil filizleri gökyüzüne doğru uzatmıştı.
Haziran olmuş muydu? Bu soru nicedir zihnini yakıyordu. Neydi haziran olmak? Sadece yanmak mıydı gün ortasında? Susamak, çok susamak mıydı? Bir ağaç dalına asılı kalmak mıydı yeni çiçekler açıp yeni meyveler göğermeye başlarken?
Her soruyu öyle kolayca yanıt bulmak… Bu mucize kabilinden bir şeydi. Gün olur, ay olur, aylar olur bir soru zihninde döner dolaşır, tekrar döner dolaşır dururdu.
Yıllarını rüzgâra, buluta, yağmura, kara vermiş bir dut ağacı gibi içten içe bir kurt gibi gövdesini oyardı. Sorunun her kımıldanışında kurdun açtığı oyuk biraz daha büyür, büyürdü.
Bu oyuk ne kadardı şimdi? Ne kadar büyümüştü? Ne vardı bu oyuğun içinde?
“Yıllarım “dedi. “Yıllarım bu oyukta saklı. Peki ya yıllarımda ne saklı. O yılların içi tekrar görülebilir mi, bir film şeridi gibi hayal meyal mi geçer insanın gözünün önünden”.
“Taşlığa çıkıyorum Leyla” dedi Hüsrev.
Yukarıdan gelecek sese kulak kabarttı. “leyla, duymamış olmalı seslendiğimi?” diye düş


"haziran" içeriğini
okumaya devam etmek için ücretsiz üye ol


Edebiyat Defteri'ne zaten üye misin? Üyelik Girişi Yap


En Çok Okunan Yazıları
SU ÜZERİNE..
Su üzerine..
n.kaygısız
1329
GÖÇMEN KUŞA DAİR NOTLAR
Göçmen kuşa dair notlar
n.kaygısız
7 1176
LEYLA..
Leyla..
n.kaygısız
985
Kara Duvar..
Kara duvar..
n.kaygısız
981
Rüzgara Tutunanlar
Rüzgara tutunanlar
n.kaygısız
953
Son Eklediği Yazılar
Nasıl Bir Ahlak
Nasıl bir ahlak
n.kaygısız
424 2
ESTETİK BİLİNÇ
Estetik bilinç
n.kaygısız
124 0
Haziran yahut Su Hakkı
Haziran yahut su hakkı
n.kaygısız
185 0
Kitapların Hüznü
Kitapların hüznü
n.kaygısız
155 0
saf sevgi
Saf sevgi
n.kaygısız
357 0
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.