ikiodabisalon
591 şiiri ve 16 yazısı kayıtlı Takip Et

Naber moruk





Büyüdük… İyi halt ettik...

Ve büyümeye devam ediyoruz. Önümüze neler çıkacağı bir bilim kurgu filmini andırsa da, geride bıraktığımız şeyler neydi o eski bayramlara döndü.

Telefon sırası diye bir şey vardı mesela. Yazılıp aylarca belki yıllarca beklerdiniz, sıram gelse de şu telefon bağlansa diye. Şimdi internete bağlanmak için şifreyi iki kez yanlış girince çileden çıkan bir topluma dönüştük.

Jetonlu telefon kulübeleri vardı. Sevgilisine telefon açmak için sıra bekleyenlerin o sıra da yeni sevgililer bulduğunu çok görmüşümdür. Öyle böyle sistem insanı sosyalleşmeye itiyordu.

Telefonla işletmek diye bir deyim vardı. Çevirmeli telefonların belki de en eğlenceli tarafıydı. Koca koca insanların en büyük hikayeleriydi. Sessiz telefonlar, paralelden annem dinler mi acaba stresleri arasında aşk yapardık. Şimdi ise telefonla çekip de beğenmediğiniz fotoğrafların o zamanlar müthiş bir sırası vardı. Çektiğini görmen bir ayını alıyordu. Sevgilinle çektirdiğin fotoğrafları tab ettirene kadar ayrılabiliyordun mesela.

Nasılsın, iyi misin diye başlayıp büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim diye biten mektupları hatırladınız mı? Üniversite de okurken kız arkadaşımla mektuplaşırdık. En az beş gün sürerdi mektubun gitmesi yazılıp dönmesi de bir o kadar sürse, on günlük bir zaman zarfında hasret giderirdik. Şimdi ise on taneden fazla çağrıyı iki dakikada bırakabiliyoruz ve dönüp niye geri dönmedin diye hesap sorabiliyoruz mesela. Mektup o dönemin edebiyat sitesiydi adeta. Kağıt almanız gerekirdi, sonra pul ve zarf… Olmadı yırt kağıdı baştan yaz. Postane uzaktaydı, her gün kız arkadaşıma yazdığım mektupları postalamak için şimdi spor dedikleri o üç kilometrelik yolu da yürümek zorundaydım. Kız arkadaşımda aynı tempoda yazıyordu tabi, onu da edebiyatçı yapmıştım. Sadece o mu değişmişti. Hayır. Postanede çalışan memur bana gelen mektupları getirmekten yorulduğu için bisiklete binmeyi öğrendiğini ve bir bisiklet aldığını anlatmıştı bana. Birkaç yıl sonra da ne zaman mezun olacaksın diye sordu. Seneye kısmetse dedim. Hadi ya dediğini hatırlıyorum. Meğer paraya sıkışmış bisikleti satmak istiyormuş.

Defter ya da kitap kaplamayı hatırlar mısınız? Bir disiplindi o. Aslında tüm evler yerli malı haftası gibiydi o günler. Kartondan ev yapar gibi tüm aile oturur kitap ve defterlerinin çatılarını oluştururdu.
Sanırım hatıra defterleriniz de olmuştur. Şimdiki gibi sosyal paylaşım siteleri olmadığından, ben bu adamı bir daha kesin göremem diye yazılan satırlardı onlar. Hiç sevmediğimiz bir kişi bile olsa defter sahibi, onun hakkında en iyi dileklerimizi yazardık. Günümüzde herkes çevrimiçi olduğundan devamlı giydiriyoruz ya o başka konu.

Öyle babamın hadi avm’ye gidelim şu çocuğa birkaç oyuncak alalım da gözü gönlü doysun dediğini hatırlamıyorum. Annem hiçbir şeyi atmazdı. Çünkü aslında atılması gereken her şey oyuncağa dönüşebilirdi. Kukalardan tren, ilaç kutularından araba, tahtalarla uçurtma yapabiliyorduk. Hem kendi oyuncağını kendin yapınca kırıldığında acayip üzülüyorsun.

Sonra televizyon bozulunca sanki yaramazlık yapıyor gibilerinden tokatlanırdı. Şimdi ki televizyonlar çok narin vuramıyorsun da. Servisi çağırıyorsun servis seni faturayla dövüyor.

Ağaçtan düşmek diye bir tabir vardı. Kaç yıl oldu bu cümleyi kurmayalı ve birinden duymayalı. Düşebilmek için en azından çıkılabilecek bir ağaç bulmak gerekiyor.

Sus be moruk kimse duymasın, yaşlandık galiba.

...

Beğen

ikiodabisalon
Kayıt Tarihi:29 Temmuz 2018 Pazar 15:47:01

NABER MORUK YAZISI'NA YORUM YAP
"Naber Moruk" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Den(iz)
27 Mayıs 2019 Pazartesi 13:40:02
Eskiden ev yemeği gibi diye bir tabir de yoktu değil mi? Zaten çok çok çok çok nadir durumlar dışında ev dışında yemek yenilmezdi ki. Şimdi söyle pizzanı gelsin, bi kıymeti yok :)))

Yazı güzeldi. Teşekkürler.

Sevgilerimle...

Cevap Yaz
sami biberoğulları
18 Nisan 2019 Perşembe 11:34:23
Çocukken babam ne zaman '' Bizim zamanımızda '' Diye başlayan bir cümle kursa ifrit olur içimden '' Hay sizin zamanınıza tüküreyim. Bir türlü o zamandan çıkıp bu zamana gelemediniz'' Derdim. Kendime söz vermiştim, büyüyünce asla '' Bizim zamanımızda'' demeyecektim.

Şimdi yaş 65, en çok kullandığım cümlelerin hepsi '' bizim zamanımızda'' ile başlıyor.

Evet, haklısın. Yaşlandık be moruk.

Selam ve saygılar.

sami biberoğulları tarafından 4/18/2019 11:37:25 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Ahmet Zeytinci
18 Nisan 2019 Perşembe 11:11:49
Ne güzeldi yaşananlar... Keşke şimdilerde yüz elli kanallı televizyonlarımız olmasaydı da bir iki kanalla idare edip geri kalan zamanlarda aile üyelerimiz ile sohbet etseydik. Keşke tıkılmasaydık otuz kırk katlı gökdelenlere de gece ihtiyacımız olduğunda kapısını tıklatmaktan çekinmeyeceğimiz komşularımız olsaydı... Birbirimizin küllerine muhtaç olsaydık eskisi gibi... Manidardı kutlarım...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


ikiodabisalon 18 Nisan 2019 Perşembe 11:17:15
Geçen yaz 1950'li yıllarda çevrilmiş filmleri izledim. İki büyük savaştan çıkmış dünya, sevgiye o kadar acıkmış olmalı ki; konular aile, dostluk ve birliktelik üstüne. Bu gün gördüğüm şey ise insanlar sanki bir savaşa acıkmış gibi.
üçrenk (Italia)
18 Nisan 2019 Perşembe 09:50:33
hızlı yaşamlar,
aynı hızla tüketilen hayatlar
sevgiler
masumiyet


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


ikiodabisalon 18 Nisan 2019 Perşembe 11:14:03
Kesinlikle masumiyet en sihirli kelime.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.