Şiir öyle bir orkestradır ki, bütün doğanın ve insanların sesini yansıtır. vıctor hugo
Yahya İncik
Yahya İncik
VİP ÜYE

Cemal Mıhçı : Bir İsname Şairi[2.Kısım Son]

Yorum

Cemal Mıhçı : Bir İsname Şairi[2.Kısım Son]

( 4 kişi )

8

Yorum

20

Beğeni

5,0

Puan

884

Okunma

Okuduğunuz yazı 27.7.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
Cemal Mıhçı : Bir İsname Şairi[2.Kısım Son]

Cemal Mıhçı : Bir İsname Şairi[2.Kısım Son]

Mıhçı, denize tutkusunu “Mayna Vira” şiirinde, Akdeniz şehrinde izleniğe aldığı şiirinden alacağımız dizelerle yazı genişletilecektir. Mıhçı, şiirini fora ederek kaptan köşküne çıkmıştır.

Şiirin başlığı ile Akdeniz’e demir atmıştır. Kaptanın [şairin] seyir defterine düşülen notlar, şiir olarak Mıhçı’nın kaleminden yansımaktadır.

“Birinci gün
Saat 12.45
Kederli kederli açıyorum
Annemin ellerinde
Salıymış gün!
Kapkara bulutun
En tenha köşesinden
Yağarmışım
Yağmurmuşum meğer
Uzunmuşum
Uzanmışım domates fidesine
Büyümüşüm meğer!”

Cemal Mıhçı, doğuş ve büyüyüş arası geçen zamanını şiirin personası olarak adeta üzerine almış, şiirde yaşamının kesitlerini okura ipucu olarak vermiştir. Bu kesit, toplumcu gerçekçi şiire 1980 sonrası sirayet eden bireysel şiirlere yönelişlerin Mıhçı’daki yansıması olarak okunabilir. Bu okuyuş tarzı aslında bir toplumcu damarın 80 sonrası geldiği revizyonist dalganın sonucu demek yerinde olacaktır. Mıhçı da dalgadan payına düşeni almıştır. Şiirin temelinde şiir personasının [şairin] seyir/şiir defterine aldığı notlar, devam eden dizelerde kendini gün ve saat olarak göstermeye devam etmektedir.

“Amerikan pazarı işi
Sarı çizgili gömlek var üzerimde
Gün pazarmış
Bir rüzgâra yazılmış
Bir tomar kâğıdı
Savurmuşum hayata
Savrulmuş umutlarımıza
Anarşistmiş demişler!
Ben yine de
Kuşlara inat
Kuşları
Severmişim meğer!”

Mıhçı, politize tavrını kinayeli olarak sürdürürken, kaderin cilvesi olarak sarı çizgili gömleğin Amerikan pazarı işi olması; emperyalist bir yapının başat aktörü olan ülkenin sömürerek ürettiği gömleği üstüne çekip karaya çıkan kaptanca felekten bir gün çalmasını düşlemiş ve tomar tomar kâğıdı, burada meta olarak para kast edildiği söylenebilir, savurmuşum demesiyle bir yüzü emperyal aygıta bağlılığın boyunduruğunu kastederken, diğer tarafta çözümü anarşizm yol ve yöntemini yegâne reçete olarak görmüştür. Yaftalanan persona veya şair, kuşlar üzerinden kişiselleştirmenin öncülüğünde yine özgürlüğü kuşlar gibi ortak bir simge ile şiirine yansıtmıştır. Aslında şairin, anarşist yaftasına sitemkâr bir seslenişle sitayişte bulunduğu tespiti yapılabilir. Bu yafta personanın en yakınları tarafından, hatta spekülasyon yaparsak sevdiği tarafından vurulmuş olabilir.

Seyir/şair defterinden devamla Mıhçı:

“Üçüncü gün
Saat 16.15
Ateşten sıcak Mersin Çarşısı’nda
Dolaşıyorum
Gün cumaymış
Yürek değmiş el işlemesi
Denizci şapkasını alıyorum
Gitmeliyim buradan diyorum
Kordon kordon
Çapa acısı
Uzanmışım güvertede
Mayna
Vira
Ölürmüşüm meğer!”

Cemal Mıhçı, Cuma gününü imleyen bir dizeyle Mersin çarşılarında bir denizci şapkasına işaretle güneşin yakıcılığına önlem alsa da, denize dönme isteği ağır basar. Kaptan [şair], çapanın karaya buluşma ve salınış emri olan Mayna ve yelkenlerin yukarı çekilmesi emri Vira diyerek, güvertede uzanışı çapa acısı dizesiyle ölüm eşiti bir hâl olarak dizelerine yansıtmış; kara ve deniz arasında nefes aldığı yerden, kaptan köşkünden harekete geçtiğini bu bölümün izleğine yansıtmıştır.

Mıhçı, şiirin finaline karada geçirdiği son gününü seyir/şiir defterine kaptan ağzıyla, personanın aktarımıyla sonlarken, artık son akşam yemesi ve içmesiyle dolu anlatısına nokta koymuştur. İç Kale Otel yanına dizilmiş masalar, Edip Cansever’in “Masa da masaymış ha” ünlemesiyle aynı gamı, kasaveti ve ayrılığı demesiyle sonlanmıştır. Müebbet yemek ve Kenanlı namıyla yangısını dile getirmiştir. Kekik, Torosların şifacısı olarak masadaki bulunuşunu okura sunmaktadır.

“Son evvel gün
Saat 23.45
İç Kale Otel yanına dizmişim masaları

Bardak
Kaşık
Kekik
Su değmemiş şarap
Az biraz da güneş

Bugün ertesi gün ertesiymiş
Müebbet yemişim meğer
Aşkın ikliminde

Açmışım
Doymamışım

İki kadehin buluştuğu yerde
Vurmuşlar beni
Kolon kolon

Kenanlı Kenan olmuşum
Yanarmışım meğer!”

Mıhçı’nın şiirde evrensel bir tonaliteyle kaleme aldığı şiir olan “Philadelphia Pozitif”, Alman yurttaşı olan ve akut lösemi tipi Philadelphia Pozitif tedavisi gören çocukla kurduğu dostluğu dile getirirken bir Türkiye panoramasıyla okuru karşı karşıya getirmektedir. Bu temayı şair, toplumcu gerçekçi tarzda tutunduğu kuşakların temsilcisi sıfatıyla kaleme almıştır.

Şairin politize şiirleri içerisinde sayılacak şiirlerinden biri kabul edilmektedir. Şiirde takım taraftarlığı karşılaştırmasıyla dönemin “Cumartesi Anneleri” olarak anılan, ellerinde kayıp çocuklarına ait fotoğraflarla evlatlarına ulaşmaya çalışan grupların mücadelesi şiir izleğinde kendisine yer bulmuştur.

“Bir de Cumartesi Annesi gözleri
İliştiyorum
Adımlarken
Galatasaray sokaklarını”

Cemal Mıhçı, bu şiirinde Almanya’ya özgü isimleri ve eserleri, çocuk ağzıyla kendisine hatırlatan çocuğun vasıtasıyla okura telmihen, okunması ve görülmesi gereken eserleri sunmaktadır.

Bunlar:
Caspar David tabloları,
Berlin Düşerken, Yoldaş,
Kazak Kızı Nyusa’yı okumayı,
Thomas Mann’ın Büyülü Dağ’ında Philadelphia Pozitif kan oluyorum.

Şiirde telmih yapılan eserlerin kahramanları direniş ve mücadelenin sembolü olarak temsil edilirken, Cemal Mıhçı anlatılardan faydalanmış ve okurlarının evrensel bir duyuş hissetmelerini sağlamıştır.

Şair Mıhçı, yazma ediminin zorluğunu “paragraf aralığı” dizesine sıkıştırmıştır. Direnmek için yazmaya devam ettiğini, “son sayfa heyecanına gelebilme” umudu taşıdığını şiir personasına söyletmektedir.

“Direnmenin
Ağır ve paragraf aralığı kadar
Yoğunluğu
Hep kalbime vuruyor.

Yazıyordum
Günler boyu
Son sayfa heyecanı ile...”

Son sayfa, şairin Temmuz yangısını bir kez daha öne çıkardığı bölüme doğru yol alır. Mıhçı, döner dolaşır, “Philadelphia Pozitif” şiirinde vücutta yarattığı ateşi alıp Madımak’ın alevlerine benzetmektedir.

“Ve
O Temmuz ki
Yanıp durur ülkem kadar yaralı.”

Alman çocuğunun ateşi birden Madımak ateşine eşitleniverir Mıhçı şiirlerinde; tıpkı şairin Madımak anması yaptığı “Temmuz” şiiri gibi.

“Şiirin kanatlarına gül takıp
Utanç duvarını
Doğum sancısı ile yıkmıştınız.”

Mıhçı bize birden Doğu ve Batı Berlin arasındaki duvarın yıkılışını, utanç duvarı betimlemesiyle yeniden dünyaya gelişe benzetir. Şiir finale yaklaşırken şiir personası, anlatıyı Cemal Mıhçı’nın sesiyle finale yaklaştırır.

“Bakın
Bakın minicik bir çocuğun
Ettiğine,
Bayım,
Siz şimdi milyon kez dirilme
Merasimleri ile
Isıttınız ellerimi.”

Ve final zamanı:

“Ben
Thomas Mann’ın
Büyülü Dağ’ında
Philadelphia Pozitif kan oluyorum.
Hücre hücre
Ete kemiğe bürünüp
Yaşayalım kardeşçe.
Şaşırmalı
Yağmur yönünü
Türkülerimizle,
Tenimizle...”

Cemal Mıhçı, şiirinin finalini Nâzım Hikmet’in “kardeşçe yaşama” dileğiyle, türkülerini özlediği Hasret Gültekin hasretiyle noktalar. Bu izlek, yani Temmuz ağıdı, Mıhçı şiirinde ve yazılarında karşımıza çıkmaya devam edecektir.

Mahallenin İsmet Abisi, yani Cemal Mıhçı’nın babası İsmet Mıhçı’nın ölümü de yine bir temmuz ayına denk gelince şair, babası İsmet Mıhçı’ya yazdığı ağıtsal mektubunda her zaman olduğu gibi çocukluk, deniz, politize duruşu ve kaybıyla yine bir Temmuz ağıdı yakmıştır. Babası İsmet Mıhçı, yazımızın son bölümüne gelince el sallamaktadır. Yitimler, hangi yaşta olursa olsun, herkes için bir sarsılma hâlidir. Mıhçı da bu kayıptan payını almıştır.

Mıhçı özetle:

“Babam’a
Sen gittiğinde Temmuzdu;
On dördüncü kez güneşi evirip, yaşam denen şeyin içinde gün deviriyorum sadece.
Sen gittiğinde Temmuzdu;

...

Top peşinde koşan çocuk çoktan formayı astı duvara, senden sonra şampiyonluk saymayı bıraktım.
Bugün şunu anlıyorum ki, sen benden daha fedakârdın. Şair;
‘Yaşamın ve ölümün bir sınırı varsa.’ Demişti. Şunu bilmeni isterim;
Sen hep Temmuz ol, ben o sınırda bekleyeyim.”

Mıhçı, bir asr-ı saadet göndermesiyle geleneklerin çocuk ruhunda oluşturduğu inancın bir emaresi olarak babasına bir gül verme vaadinde bulunurken:

“Ali’ye gülü üç yüz yıl sonra Selman vermişti; ben o gülü sana ahirde vereceğim. Gömüt toprağın yaşamımın deniz kokusudur.

Evet, ah o yollar; taşını savurdum gökyüzüne. Sinemde buhurcu bir yangın. Sen anlatsaydın, ben dinleseydim.

Dinlemeyi de ahire bıraktım.”

Mektup, Mıhçı’nın rahmet ve duasıyla biter.

Son Deyişler

Şair Cemal Mıhçı’nın İsname kitabı odak alınarak ve kültür-sanat ile edebiyat platformlarında kaleme aldığı şiirler ile babası İsmet Mıhçı’ya atfen yazmış olduğu mektubundan hareketle; şairin 1940, 1970 ve 1980 sonrası toplumcu şiir içerisindeki yerini ve şiirlerindeki doğrudan ya da dolaylı benzerlikler taşıyan başta Nâzım Hikmet, Ahmet Arif, Rıfat Ilgaz, Arif Damar, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Ahmet Telli (ışıkla kalsın), Haydar Ergülen, Hüseyin Ferhad, Şükrü Erbaş vd. İle benzer ve ayrılan yanlarını incelememiz boyunca şiir ve mektubundan örnekçelerle açımladık. Bu inceleme bize, Mıhçı şiirinin bireysel bir duyuşla, kısmen açık, kısmen imgeler kullanarak toplumcu gerçekçi şiire yaslanmaya devam ettiğini göstermektedir. Bu sav, incelemenin bize koyduğu sınırlar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Şiir çok anlamlılığı beraberinde getirdiğinden, Mıhçı okuması yapmak isteyenler kendi perspektiflerinden şiirlerini yeniden okuyup değerlendirebilir.

Cemal Mıhçı şiirinin politize bir anlayışın ürünü olduğu, bu inceleme boyunca okura sunulmuştur.

Gerek reel gerekse sanal mecralarda olsun, şiirin ve şairin toplumun ana damarı olarak kalacağına bu incelememiz boyunca tanıklık etmeye çalıştık.

Sonuç olarak Cemal Mıhçı şiiri toplumsal belleğin canlı tutularak yaşanan olayların toplumsal sonuçlarını göz önüne alınmasını ve toplumda yarattığı derin izleri dile getiren bireysel duyuşla toplumcu şiire dahil edilebilir.

Referanslar:
1)www.edebiyatdefteri.com/siir/1749774/cakir-ali.html
2)www.edebiyatdefteri.com/siir/1713537/philadelphia-pozitif.html
3 ) www.edebiyatdefteri.com/250661-babam-8217-a.html
4 ) Mayna Vira | Edebiyatla share.google/HJrC7KtZUSEhrVZnT
5 ) Temmuz | Edebiyatla share.google/ryBFb9hENfEaSHcd5
6 ) Cemal Mıhcı | Edebiyatla share.google/d6tS78sDoQihIbXe5
7 ) www.edebiyatdefteri.com/uye/c-mihci/
8 ) Mıhçı, C. (2014). İsname. Özgü Yayınları.

Yahya İncik
26.07.2026









Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (4)

5.0

100% (4)

Cemal mıhçı : bir isname şairi[2.kısım son] Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Cemal mıhçı : bir isname şairi[2.kısım son] yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Cemal Mıhçı : Bir İsname Şairi[2.Kısım Son] yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
C.Mıhcı
C.Mıhcı, @c-mihci
27.7.2026 14:36:58
Emeğinize saygı ile

Selam ve sevgilerimle şair dost.
Etkili Yorum
C.Mıhcı
C.Mıhcı, @c-mihci
28.7.2026 15:58:40
Merhabalar;
Edebiyatın çok ince bir çizgisi var,şiir edebiyatın tepe noktası,zirvesidir.
Şiir yazmak kolay değildir. En özlü biçimde derdini, düşünceni anlatacaksın. Öykü gibi değil,orada uzun uzun tanımlamalarla ne demek istediğini anlatman daha kolaydır.Yeterince anlaşılmadı mı? Hemen bir paragraf açıp konuyu netleştirmen mümkün. Ama şiirde öyle mi? Koca sayfalara sığacak bir hikayeyi birkaç kelime, bilemedin birkaç cümleyle hem de okuyucuyu derinden etkileyecek biçimde anlatman gerekir. Öyle birkaç mısara sıralamakla şiir yazılmıyor.
İşte bunun için,
birikim gerekir,emek gerekir.
Mayakoviski kitabında “şiir esin perilerinin lütfu değil, emek disiplin ve planlı bir çalışmanın ürünü olarak tanımlar.”
Aslında bu yaşam dediğimiz olgunun içinde ne varsa,tümünü kaplar,önemli olan durduğun ve olduğun noktadır.
Eğer yaşamın doğru tarafında durmuş ve bir nebze ışık olabilmişsek ne mutlu bize.

Herkese selam ve saygıyla.
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
28.7.2026 15:51:36
5 puan verdi
mükemmel bir çalışma kutluyorum
Yahya İncik
Yahya İncik, @yahyaincik
28.7.2026 09:13:53
Yazımızı güne taşıma nezaketi gösteren seçki kuruluna beğeni ve desteğini eksik etmeyen herkese sonsuz teşekkürler.

Selam ve saygılar sunuyorum 🤗📚🖋
/ yüRekTen
/ yüRekTen, @-yurekten
28.7.2026 09:09:01

Yahya Hocam,

incelemenizi okurken en çok -temmuz- imgesi üzerine kurduğunuz izlek çekti dikkatimi. hem Madımak’ı hem de baba acısını aynı odakta buluşturup güçlü bir yas ve anma zeminine dönüştürmüşsünüz ki o ana motif sayesinde yazının omurgası da muazzam oturmuş.

tabii bu zihinsel bağı kurabilmek her şeyden önce derin duyarlılık ister. o duyarlılık olmasaydı bu anlamlı köprü de kurulamazdı.

"ve / o temmuz ki / yanıp durur ülkem kadar yaralı..."

o hâlde ​diyelim ki,

​"ne güzel şey hatırlamak seni / ölüm ve zafer haberleri içinden..."

üç yüreğe üç selamla.

Güney
Güney, @issiz-siir
27.7.2026 23:28:15
Emeğinize sağlık. C. Mıhçı inceleme açısından en doğru isim olmuş çünkü öznellik ayırt edici bir özelliktir.
Kaleminize sağlık.
Etkili Yorum
-Tesbih-
-Tesbih-, @eternal2
27.7.2026 17:44:33
5 puan verdi


Oldukça kapsamlı ve duygu yüklü bir yazı.

Temmuz çerçevesi doğrultusunda bütünlüğü oluşturan, tarihi ve toplumsal kırılmaları güçlü bir özetle sunulmuş.

Cemal Mıhçı hocamın zengin ve kültürel kalemini konu olan ve edebi açıdan okurlarla buluşturan çok katmanlı yazı için teşekkür ederiz Yahyâ şairim.

Ruhunuza ve emeğinize sağlık.

Sevgilerle,

Etkili Yorum
Jüli d.
Jüli d., @efemera
27.7.2026 17:07:21
5 puan verdi
Cemal Beyin şiirlerini uzun zamandır okurum. Onun şiirlerinde zaman zaman aşka bir rüzgar gibi dokunan tınılı sesi; zaman zaman her türlü otoriteye baş kaldıran tok sesi hissetmek okurunu mutlu eder.

Siz de bunu incelemenizde güzel ifade etmişsiniz.
Bir İstanbul beyefendisinin şiirlerindeki güzelliği büyük bir emekle ortaya koymuşsunuz.

Yahya Bey güzel emek.

Her iki şaire de selam ve saygıyla

© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL