Devrim Boran
64 şiiri ve 32 yazısı kayıtlı Takip Et

Samet damgacı ile olan hikayemdir…



Samet Damgacı ile olan hikayemdir…

“Satranç oynuyucam” dedi. “Oynayalım” deyip içeri aldım. Fotoğraf çekindik önce. İlk fotoğraflarımızı. “Samet Damgacı ile hikayemdir” başlıklı albümde facebook sayfamda paylaştığım fotoğrafları… Sonra satrancın başına geçti arkadaşı ile… Ve “Çocuklar Barış İstiyor!” atölyesine başladık. Kağıtları ve boya kalelerini masaya saçtık önce. “Savaş nedeniyle ülkesini terk edip de mahallemize taşınan 10 yaşındaki Yusuf, sizce ne ister?” diye sordum sonra. “Barış!” dediler. Ve “Barış” dileklerini renkli kalemlerle kağıda dökmeye başladılar… Baran hariç herkes bir şeyler yapmaya başladı. Samet ise ne kağıda yazacağına karar verebildi, ne de boyadığı kağıtları tamamlayabildi... Derken, abisi Emirkan geldi. 5 yıldır tanıdığım bir başka dünyalar tatlısı çocuk olan abisi Emirkan, “Annem çağırıyor!” dedi ve alıp götürdü Samet’i. Götürürken de yeniden yeniden öpüverdim yanaklarından…

Mart’ın 26’sı idi. Ve günlerden Salı idi. “Öznesi Külçük ama manası Büyük bir Özgürlük eylemi”nin ertesi idid. Zete Gazetesi’nin editörü Elif Sözen’in ruhunda yankılanmıştı düşümüz. Elif, yankımızı çoğaltmak adına röportaj yapmak için Çınardibi’ne gelecekti… Sabah saat 10’a doğru evden çıkıp derneğe doğru yola koyuldum. Asım Ülker Lisesi’nin yukarısındayken, “Devrim abi!” diye bir ses çalındı kulağıma. “Nereden geliyor acaba?” diye bakındım çevreme. Sağımda, yolun altında kalan bir merdiveni çıkan Ahmet seslenmişti bana. Yanında hiç tanımadığım bir çocuk ile çıkıyordu yukarı. Yanında duran, hiç tanımadığım ve de görmediğim çocuğa kapılıp gittim… Adı Samet imiş. Emirkan’ın kardeşiymiş üstelik. Samet de beni tanımıyormuş… Çınardibi’ni de duymamış hiç. Bir kaç dakika sohbet edip yanaklarından öptükten sonra yanlarından ayrıldım. Kalbimde Samet’i taşıyarak derneğe vardım. İbrahim Tosun ile aynı anda vardık derneğe. Saat 10’u geçiyordu. Saat 10:30’da Elif gelecekti. Semra ve Ömer ile evvelki akşam 23:30’a kadar eylemden kalma derneği toparlayıp röportaja hazırlamıştık. Bir kaç şey eksik kalmıştı. İbrahim ile eksikleri tamamlayacaktık. Ve başladık hazırlıklara. Neden sonra Samet ve Ahmet çıkıp geldiler. “Satranç oynayabilir miyim?” diye sordu Samet. Bir sevindim ki o kadar sevinebilir insan. Dernekte bir hazırlık varsa ve bir şeye yetişmeye çalışıyorsam, kimseyle uğraşmam ve hatta içeri kimseyi de almam normalde. Ama Samet’i ve arkadaşı Ahmet’i içeri almak bir yana, kollarıma aldım. Bir yandan da röportaj için hazırlıklara başladık. Çocuk Meclisi adına konuşacak Alp Berdan Özdemir geldi önce. Kadınlar adına konuşacak Hanife’nin annesi Birsen Baş geldi sonra. Son olarak da bir başka dünyalar talısı çocuk olan Azad ile –yine kadınlar adına konuşacak olan- Nergiz Mehmetoğlu geldiler. Neden sonra Berdan ile gidip Deniz Sokak durağından Elif’i aldık. Derneğe döndük. Bir süre sohbet ettikten sonra röportaja başladık. Röportaj sırasında Turgut Hoca da geldi. İlk konuşan ben oldum. Sözü Berdan’a bıraktım. Ancak, tatlı bir bela ile karşı karşıya idik. Yerinde duramayan Azad, derneği keşfe çıkan Samet ve Ahmet, çıkardıkları cıvıltı ile sesimizi bastırıyorlardı. Bastırmakla da kalmayıp sözümüze kanatlarını uzatıyorlardı. Cıvıldayan çocukların kanatlarını incitmeden, bir başka gökyüzüne yollamalıydım. Samet’i ve Ahmet’i “Okul vaktiniz geldi!” deyip evlerine yolladım en tatlı dilimle ve en şirin sözlerim ile. Annesi ile gelen Azad’ın cıvıltısı ise göğümüzde yankılanıp durdu…

Ve geldik düne. Mart’ın 28’idir. Günlerden Cuma’dır. “Bir şairin veda şiiri”ni tamamlamak üzere saat 10’a doğru Sarayburnu’na doğru yola koyuldum. Derneğe döneceğimden çantamı bırakmam gerekiyordu. Yine aynı yerde ve ikinci kez karşıma çıktı. Burhan ile top oynuyorlardı. Yanlarında durup Samet’e doğru sessizce baktım. Samet ise yokmuşum gibi davranıyordu. Şaşırdım. Üzüdüm de. “Unutmuş muydu yoksa?” Kaçan topun peşinde aşağı doğru koşturdu. Durup kalmıştım. Samet’e dalmıştım. Topu alıp yanımıza geldi. Hala bakmıyordu bana. Burhan da şaşkın bir halde bizi izliyordu. Samet’e doğru beni tanıtmak için “Devrim abi bak!” diye seslendi. Oralı olmadı yine. “Küstün mü bana?” diye sorum önce. Yanıt vermedi. “Unuttun mu yoksa?” diye sordum sonra. Yanıt olarak “Satranç oynuyucam!” dedi yalnızca. Bulutlar açan yanaklarından eğilip öptüm. Ve ayrıldım…

Masumiyetin KIVIRVCIK haldir

Bir düşünce içinde dururken
“Arkana bak” dedi çocuğun teki
Dönüp baktım ki güneşi gördüm
Işık saçarak ruhuma bakıyordu bana…

26’sında Mart’ın
kalbime doğan güneşin adı
Samet Damgacı’dır.
6’sında bir melektir.
Masumiyetin KIVIRCIK halidir.
Gamzesinde bir düş saklıdır.
Yanaklarında bulutlar açar…

Düşünme halinden çıkıp geçtim düşleme haline.
Öptüm apak yanaklarından, öptüm, öptüm, öptüm…

1 Nisan 2014 * Saat 15:17 * Ümraniye/İstanbul * devrim BORAN

Beğen

Devrim Boran
Kayıt Tarihi:12 Mayıs 2018 Cumartesi 13:49:57

SAMET DAMGACı ILE OLAN HIKAYEMDIR… YAZISI'NA YORUM YAP
"Samet Damgacı ile olan hikayemdir…" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.