Ir Irmak Yosunkent
105 şiiri ve 54 yazısı kayıtlı Takip Et

Kaybettiğim yürekler ...



Kaybettiğim Yürekler ...

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 11.4.2018 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.



Masum bir çocuğun ilgi bekleyen bakışlarında bulmuştum; yaşamı tüm dünyayı kucaklayacak kadar sevmeyi...

Okulun kapısından ilk girdiğimde heyecandan ellerim titriyor, ayaklarım beni zor taşıyordu. Biraz sevgi, biraz merak, kaygı ve hayalime kavuşmaya çok az kalmış olmanın getirdiği heyecandı beni titreten…

O gün gözlem günümdü. Mesleğe atılmaya iki yıl kala yapmamız gereken bir çalışmaydı gözlem. Haftada bir gün belirlenen okula gidip mesleği ve çocukları yakından, tanıyıp anlayacaktık.

Acaba heyecanımı mı duymuştu minicik kalbiyle? Ben etrafı acemi bakışlarla seyrederken, minik bir el dokundu ellerime... Nerden almıştı bu sıcaklığı, nerden hissetmişti bendeki çocuklara olan şefkati, hiç anlayamamıştım. Herşey o kadar kendiliğinden olmuştu ki, ben de bırakamadım ellerini bir süre. Sığınmak isteyen serçe misali bir hali vardı. Esmer yüzüne vuran masumiyetinden dökülüyordu kendini nasıl da yabancı hissettiği. Daha dikkatli baktığımda onda diğer çocuklardan farklı bir şeylerin olduğunu hissettim. Evet, kıyafeti çok düzgün değildi, buruş buruş mavi bir önlük, ilk hali siyah olduğu anlaşılan solmuş gri renk bir pantolon ve kış gününün soğuğundan onu korumayacak olan bez ayakkabılar… Fakat sadece kıyafet değildi ondaki farklı duruş.

Bir zamanlar Çalıkuşu’nu okumuş ve Çalıkuşu olmaya karar vermiştim. Ama kitaptaki yıkık köy evlerinin çocuklarını böyle metropol kentlerinden birinde görmek beni oldukça sarsmıştı. Oldukça erken bir karşılaşmaydı ve ben buna hazır değildim. Çünkü henüz kendime yetemiyordum; nasıl minik bir yüreğe yuva olabilirdim ki...

İlk derse girdiğimizde daha da şaşırdım. Bazen ne yapsa da iki insanın kaderi hep bir yerlerde kesişirmiş, çok sonraları bunu anladım. Çocuk onca çocuğun arasından esmer teni ve koyu kahve gözlerle en arka sıradan bana gülümsüyordu, yine biraz mahcup… Adını da o ilk derste öğrenmiştim; Azad. İlk defa duyduğum bir isimdi ve özgürlük anlamını taşıyordu.
Sonraları bir kaç defa daha gitme fırsatım oldu o okula. Her gidişimde o sıcak karşılama beni hiç yalnız bırakmadı. Her gidişimde küçük bir şeyler götürdüm ona; bazen kalem, bazen silgi gibi küçük hediyeler. Ama bir ayakkabı alabilmeyi ne çok isterdim ona…

Zaman zaman teneffüslerde bahçeye çıkıp da daha yakından takip ettiğimde, Azad’ın hiç bir çocukla kaynaşamadığını, hep yalnız okulun bahçe duvarının kenarında tek başına dolaştığını, uzaktan oynayan, koşuşup bağrışan çocukları biraz mahcup biraz utangaç bakışlarla seyrettiğini gördüm.

Daha yakından tanımalıydım onu. Anlamalıydım neden erken büyüyüp de büyüklere has bu kadar duyguyu bir arada yaşayıp nasıl bu derece yansıtabildiğini. Nihayetinde her yürek hikayesini en çok bakışlarına sindiriyordu.
Bir hafta sonu bir arkadaşımla ailesini ziyarete gittiğimde yaşadığım şok iki katına çıkmıştı. Böyle bir gerçekliğe ilk defa tanık oluyordum. Tek göz odada ondan küçük iki kardeşi daha vardı ve annesi babası. Hikayesi o zamanlar yeni yeni duysam da, şimdilerin en tanıdık hikayesiydi. Doğudan batıya göç etmek zorunda kalan bir aile ve yeni hayat kurma çabalarında yaşadıkları maddi manevi çok boyutlu sıkıntılar...

Aradan çok zaman geçmedi okulu üçüncü sınıfta bırakmak zorunda kaldım. Gördüğüm, tanık olduğum, yeni tanıştığım gerçeklikler bana başka kapıları gösteriyordu. Hayat her zaman hayal ettiğin gibi olmuyor. Hayallere de bazen ara vermek zorunda kalabiliyor insan; karşısına çıkan başka hayaller karşısında.

Yıllar yıllar… Sayamadığım kadar uzun yıllar o yollarda yürürken, Azad’ın hayali hep bana gülümseyerek yanındayım der gibi her yere benimle birlikte geliyordu. Ve ben sürekli kendime tekrarlayıp durdum; ben onu bırakmadım ki... Bunu düşünüp durdum hep, düşündüm yürüdüm; daha hızlı, daha hızlı... Sanki Azad’ı bulacaktım bir yerlerde.

Acaba hiç bildi mi onun gibi nice mahsun bakışlı çocuklar için bu uzun yolculuğa çıktığımı?.. Yoksa onu terkettiğimi mi düşündü?

Hayat bazen tesadüflerle insanı gülümsetiyor. Hiç aklında, hayalinde olmayan şeyleri sana yeniden yaşatıyor. Ama bu sefer öyle olmamıştı. Yolculuk tamamlanmış ve ben Çalıkuşu olma hayalime yeniden kavuşmuştum. 20 sene önce gözlem için kapısından girdiğim okula, bu sefer staj için giriyordum.
Nasıl atıyordu kalbim okula yaklaştıkça. Kimse anlamıyordu ki heyecanımı. Staj heyecanı, klasik öğrenci hali şeklinde düşünülüyordu. Bense içimden o kadar dua ediyordum ki, beni karşılayan minik ele tekrardan kavuşayım diye.

Bahçe kapısından içeri girdiğimde akıp geçen zamanın gerçekliği yüzüme tokat gibi çarptı. Donup kalmıştım. Okul o eski okul, önlükler de eski mavi önlükler değildi. Eski binanın yerinde yeller esiyordu. Bu senenin en çok gündemi olan boşaltılan kolejlerden biri devlet okulu yapılmış kocaman bir afiş asılmıştı; Devletin malı millete, anlamı taşıyan. Her şey o kadar değişmişti ki. Sanki çocukların cıvıltıları bile daha farklıydı.

Ve ben her tarafa o kadar dikkatle bakıyordum… Neden çok sonra zamanı farkettim; aradan geçen onca seneyi yeniden yeniden düşündüm o kısacık an’da; Azad yoktu ve ben onu bir daha asla göremeyecektim. Görsem bile yanımdan geçen kocaman bir delikanlı olmuş olacaktı ve ben asla onu tanıyamayacaktım...

İnsan yüreğine dokunan hiçbir yüreği kaybetmek istemiyor. Bunadır en çok ısrarım…

Irmak Yosunkent

(Tekrarının anısına, kaldığım yerden, tekrardan ... )


Beğen

Irmak Yosunkent
Kayıt Tarihi:10 Nisan 2018 Salı 17:04:35

KAYBETTIĞIM YÜREKLER ... YAZISI'NA YORUM YAP
"Kaybettiğim Yürekler ... " başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
levent taner
8 Mayıs 2018 Salı 17:45:44
Şöyle google kanalıyla azad, azat kavramlarına göz attımda; bir Hint filmiyle bir roman adı da çıkıyor karşıma

Köleliğin tarihinde de yer yer karşılaşılan bir kavram, azat etmek biçiminde

Azat, her ne kadar özgürlüğü simgelemekle beraber yepyeni bir kölelik ya da sömürü düzeninin doğuşunuda müjdeleyebilir

Amerika'da meşhur Kuzey/Güney savaşı böyledir sözgelimi
Bilirsiniz ya güneyliler pamuk üretimine dayalı ekonomik yapıda zenci köleliğinin sürmesini istemekte, kuzeyliler ise köleliğin sona errmesini savunur görünmekle beraber İngiltere misali sanayi toplumuna geçmeyi arzu etmekte, bu da pamuk üretimi üzerinden köleliğin bitmesini gerektirmekte, böylece serbest kalan zenciler kentsel kapitalist üretimin çarklarını döndüren bol ve ucuz işgücünü oluşturacaktır, erken kapitalizmin hem Avrupa hem de Amerika'da tesis ettiği korkunç çalışma şartları düşünülürse kölelik kabuk değiştirmektedir o çağda

Azat, azap yüklüdür uygarlık tarihinde kimi zaman hatta çok kez belki de

İlkellik/uygarlık ve köle/efendi diyalektiğinin izdüşümlerine bakmak lazım çağlar boyunca
Biz insanın ceddiyiz derdi Melih Cevdet Anday vaktiyle
İnsan denilen dişleri ve tırnakları henüz sökülmemiş olan o mahlûkun tabir ederdi yine Cemil Meriç

Tarih boyunca insancıl ve idealist çabaların çıkar hâlesiyle kuşatılması kendi başına hazin görünse bile, insan denen varlığın yabancısı olmadığı duygu

Bu arada öğretmenlik dediniz ya; benimde vaktiyle öğretmen olsam mı diye düşündüğüm oldu, annem babam öğretmendi açıkçası, sonradan meşakkatlerini düşünerek vazgeçtim, ne demeli kalıbına tüküreyim derim bazen kendime

Nihayet

Yüreğinize, emeğinize, kaleminize, kelamınıza bereket öğretmenim
Saygı ve selamlarımla...


levent taner tarafından 5/8/2018 6:14:48 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 8 Mayıs 2018 Salı 22:21:15

Siz de derin ve anlamına düşen bir araştırma yapmışsınız.
Belirttikleriniz de en az yazıdaki anlam kadar değer taşıyor.
Emeğinize sağlık.
Azad Kürtçede Özgür anlamına geliyor. Benim için anlamı
anılarla yaşayan bir geçmişin unutamayacağım izler bırakan
hikayenin belki de başlangıç kısmı...

Çok teşekkür ediyorum.
selamve sevgiyle.

DemAN
14 Nisan 2018 Cumartesi 16:53:23
Zamanla her şey değişiyor, insanlar gibi nesneler de değişiyor ve ardımızda kalan ise acı-mutlu anılar...

Anılarla yüzleşmek insanı bir nebze olsun mutlu ediyor çünkü değişimi gerçek gözlerle görmek; hayatın deneyimlerinden bir olgusu olsa gerek...

okuduğun yer bir zaman sonra okuttuğun yer oluyorsa bu muhteşem bir mutluluk olmalı; çok harika bir duygu yaşamak isterdim


Sevgiyle kalın güzel yürek

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 8 Mayıs 2018 Salı 22:31:29

Sevgili Deman yorumunu geç farkettim.
Değişim evet ne yazık ki her şey değişiyor
bazı şeylerin değişmeden kalmasını o kadar isterdim ki ...
BazEn iyi bazen kötü oluyor ve
bazı degisimler bilirsin içten içe nasıl acıtır ....
Ama ne yazık ki dialektik diye bir doğa yasası var ve
bunu durdurmaya kimsenin gücü yetmiyor.

Çok teşekkür ederim değerli yorumun için.
Her zaman selam ve sevgiyle.


Mahvash
11 Nisan 2018 Çarşamba 16:14:25
okurken hüzünlendim Irmak benim de mini mini ana sınıfı öğrencilerim oldu. Onları hatırladım. Hepsi de kocaman bir yürek onların.. kocaman bir dünya...
Seneye yine yapacağım inşallah. çocukları seviyorum. Allah kalplerimizi aydınlık kılsın. bence sevgili Azada dualarını eksik etmesin öğretmeni. nerede olsa nasıl olsa o dua onu bulur. sevgili ırmak çok güzel bir dili var yazının şefkat dolu... pırıl pırıl bir yazı. Eksik olma lütfen. Muhabbetle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 11 Nisan 2018 Çarşamba 23:16:16

Onlar, o anasınıfları bir başka oluyorlar Mahvash, insanın, insanlığın
en masum halleri onlar, büyümekten hiç bahsetmek istemiyorum;
Bazen şarkı söylüyorum onlara, bazen şiirler okuyorum,
öyle güzel seviyor, öyle sıcak sarılıyorlar ki insana ...

Hep sevgiyle Mahvash...


-Sude Nur Haylazca-
11 Nisan 2018 Çarşamba 10:57:53
Çok guzeldi...


Elini tutup yüreğini yüreğinde hissettiğin... Ve yolların kesişmesi hiç bir şey tesadüf değil ya da raslantıların sebebi var....


İşte bu yüzden bırakmamalı o eli, yüreği... Sonra, ukte kalıyor bir ömür içimizde....

Azad bir ütopyaya hasret


Teşekkürler

Sevgimle

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 11 Nisan 2018 Çarşamba 23:04:26

Azadlı ütopyalardandı içimin sıcaklığı Sude,
ve o uhdeleri tekrardan yaşamamaya direncim...

Hep sevgiyle...

deniz-ce
11 Nisan 2018 Çarşamba 07:43:46
Ne çok hikaye biriktiriyoruz, ne çok İnsan...kalbimizin bir köşesinde.

Sevgiler.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 11 Nisan 2018 Çarşamba 22:59:09

Kalbimiz hikayeleriyle, birikmişlikleriyle
hep meyilli tomurcuklarını sermeye güne.

Çok Teşekkür ederim hisseden yüreğe,
Sevgiyle Deniz hanım...


Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Gülüm Çamlısoy
11 Nisan 2018 Çarşamba 00:38:40
Sevgili Irmak Hanım, büyük ilgiyle okudum yazınızı ve o kadar tanıdık bir duygu hasıl oldu ki.
Evet, ben de hemen hemen aynı süreçten geçtim. Öncemde olmayan yarına da ulaşmadı ne yazık ki zira an'ımda takılı kalmıştı.
Azad ve nicesi yine ilk öğretmenlik deneyimimi böylesi bir okulda yaşayıp sınıflar dolusu Azad ve arkadaşları kısa süreliğine de olsa eşlik ettiler bana ve hala da saklıdırlar yüreğimin çok özel bir köşesinde.
Yine İstanbul'du rastlaştığım Azad ve arkadaşları ve ben de büyük şaşkınlık geçirmiştim hala nasıl oluyor da İstanbul bunu yaşıyor ve yaşatıyor, diye.
Çok duru bir anlatım ve çok yüreğe dokunan zaten temadaki öğretmenle o kadar özdeş bir çığlıktı ki içimde kopan ve halen de kopmakta olan.

Tüm samimiyetimle kutluyorum gün başarınızı ve çok da sevindim daha çok insana ulaşacak, diye.

Eski bir öğretmenden selam olsun tüm Azad ve arkadaşlarına ve evet, kim bilir neredeler?.

Çok çok sevgimle.

Kaleminize, yüreğinize sağlık.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 11 Nisan 2018 Çarşamba 22:56:58

Bazen hiç tahminimizde olmayan, hatta umutsuzluktan belki de
aklımıza dahi gelmeyecek rastlantılar insanı
nasıl da mutlu ediyor değil mi Gülüm hanım.
Ama en mutlu anlar sevdiklerimizi rastlantıya bırakmadan
İzlerin, anların sürgit devamıdır her zaman.
Bunu başarabilenlere ne mutlu...

Çok teşekkür ediyorum.
Çokça saygım ve her daim sevgiyle ...

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.