Bilgehan Emirşanoğlu
60 şiiri ve 1 yazısı kayıtlı Takip Et

Terk eden mi, terk edilen mi suçludur?



Terk Eden Mi, Terk Edilen Mi Suçludur?

Terk Eden Mi, Terk Edilen Mi Suçludur?

Gel, gitler amansız sevdaya eşlik eder. Tutsak olan sözler, özgürlüğe kavuşmak ister.
Aşk Ne zaman mı sorar bu soruyu kendine? İçinde tükenmeyen acılar oluşmaya başlayınca tabi ki;
Maziyi sorgulamaya, hatta o ilk günü yargılamaya başlar. Ve o gün için, lanetler okumaya başlanır.
Duygu ve mantık savaş etmeye başlamıştır. Yavaşça mutsuzluğa yelken açar, düşünceler.
Yok bu aşk, bu sevgi böyle yürümez ve böyle olmamalı diye, bitiş noktasına gelinir.
Ayrılığa bir merhaba edasında, giriş yapılır, masaya yatırılır. Her zaman, terkedilecek kişi,
Kendinde suç olduğunu bir türlü kabul etmez. Terk eden mi, yoksa terk edilen mi suçludur?
Uzun bir sabrın bitiş sirenleri çalmaya başlar. Evet, mantık ön pilana çıkmıştır. Ve aşık kalp,
Ne kadar, ayrılmayı istemese de, beyin devreye girmiştir. Op dur diye, çığlık atmaya başlamıştır!
Zavallı aşkını kurtarmaya çalışan aşık, zor karar almıştır. Çünkü bu aşk neden devam etsin diye,
Bin, bir soru eşlik ederken, hafiften kafayı da sıyırmaya başlamıştır. Her telefon çaldığın da,
Eskisi gibi, telefona bakmak istemez ve mesajlara da bakmaz olmuştur. Hatta telefon numarasını,
Değiştirmeye bile, karar vermiştir. Bu karar, kaç kez, bozuntuya uğradığı ise, saymak ile bitmeyen bir olgudur.
Kafaya koymuş bir kere ayrılığı, eskisi gibi, o’nu düşünmeyeceğim, sevmeyeceğim, onurumu,
Gururumu ezdirmeyeceğim diye, kaç kez, tekralamıştır”Allah bilir” Ve aklına aşkını onaylamayanlar ile kendini bazen bir amazon gibi, ya da bir “Don Kişot” gibi aşk için, savaştığı günler gelir .Ağlar ağlar,
Neredeyse gözlerinden akan yaşlarla yıkanacak hale gelir. Terk etmiştir. Fakat acı çeken ta kendisidir!
Her unutacağım deyişinde karşısın da resimlere bakar ve o’nu anlatan şarkıyı ise, kaç kez dinlediği,
Belirsiz sayıda olsa gerek, saysını bilemez. Son kez bakacağım der.
Acaba son kez bakmak mıdır o resimlere? Veyahutta o’nu yeniden sevmeye çalışmak mıdır?
Her bakışta, içinde fırtınalar kopar.
Yeniden her gelen telefona o’ arıyormuşçasına bakmaya başlar ve başkasıdır arayan, işte o an yıkılır.
Aynen, her mesaj gelişte o’ diyyerek bakar, fakat o değildir.
Tamam, bu kez kurtuldum diye, Kendini avutur.
Birkaç gün geçer, ya telefon , ya da mesaj gelmiştir, “o’dan” ve yeniden kendine ihanetler başlamıştır. Kendine verdiği sözler birden yerle bir olmuştur.Aşk mı, tukku mu bu kavram bende ki diye diye, yine düşüncelere dalıp, çoktan hayellere dalmıştır. Ahhhh ah! Bu ne aşk der, kendi, kendine, hasretin hançeri ve sevgilisinin sözleri sol yanında çok büyük hasar bırakmatan başka,
Hiç bir şey , yapmaıştır. Kendine söylemleri bir türlü, bitmek bilmez. Bitti, bu kez, kesin bitti!
Kendini böyle söylemler ile kandırır durur. Ta ki kafası tak değinceye kadar, bu söylemler devam eder. O sevgilisi ise, gayet rahattır. Çünkü bu beni seviyor, aşık ve beni terk edemez. Ben o’na,
Ne yaparsam yapayım, beni bırakamaz diye, kendinden emin bir duruş sergiler.
Tabi ki emindir sevildiğine ve bilmediği tek şey vardır, zamanla aşık usanacaktır .
Elbette bir gün, sabrı tükenecektir. O çok zor olan kelimeyi, mantığı kazandığa an, söyleyecektir.
Bu birliktelik bitti. Bahtın, yolun açık olsun “elveda” söylemi kapıyı çalacaktır.
Mantık ve duygu savaşmış, mantık galip gelmiştir. Yeter be yeter, canıma tak etti!
Ve buna benzedik birçok sözler, artık aşığın bağrından fışkırırcasına dökülmeye başlamıştır.
Sevgilisi için, oysa nelerden vazgeçip, neleri neleri, yapmıştır. Bu kez, çok kararlıdır.
Artık aşk için, kendini ezdirmeyecek ve onurunu yerlerde süründürmeyecektir.
İşte tam bu nokta da terk edilen devreye girer. Ansızın bittiğine bir türlü anlam veremez.
Terk eden mi, yoksa terk edilen mi suçludur? Terk eden boşa terk edişlere varmamıştır.
Terk ettiği halde, çok üzülmüş, hayata küsmüştür.
Zaman ile elbette bu ayrılığın kabuk tutan yarasını saracaktır. Belki bir gün yeniden sevecektir. Amma, asla bir daha güvenmeyecektir.
Çünkü; aşık ilk kez, hayaller kurmuş, hayalleri alt, üst olunca, kalbi paramparça olmuştur.
Her terk edişin hikâyesinde, bir suskun feryat yatmaktadır. Terk edenin, aşkı bitirenin vay haline ki ;
Bir daha çok zor sevebilecek, hatta ömür boyu sevemeyecek olduğu noktayı geç anlar.
Ne yapabilir ki? Aşkı hak etmeyenden geri alması mıdır suçu?
Y a da tokattan acı gelen sözlerden , kendini arındırmak mıdır?
Bıkıp, aşkın üzerine sürger çekmek midir? Kimse bilemez.
Sadece bu olguyu aynı frekansta yaşayanlar anlaya bilir. Empati yapmak bile, kâfi gelmez.
Kırgın sevgilinin yüreğinde, bin, bir parçaya ayrılmış, bir vaziyet mevcuttur.
Hep tekrarlar durur, bir daha asla o’nu istemiyorum ve bir daha kendimi ezdirmem der, durur.
Şükür etmeyi de tabi ki unutmaz. Daha kötüsü de olabilirdi, diyerek kendini avutur.
Ayrılık rıhtımına çoktan demir atmıştır. Her önüne çıkana oh be kurtuldum!
Diye diye, kendini rahatlatmaya çalışır.
Herkes, çok memnundur. Neden mi ? Tabi ki behbat ve ıstırap dolu bu aşkın bitmesinedir.
Terk edilen geç olsa da, gerçekten bu kez bittiğini kavrar ve başlar, yeniden deneyelim demecelere,
Terk eden ise gayet tutarlı bir tavırla, asla bir daha sana geri dönmeyeceğim, demeçler sergiler!
Ter edilen hırs yapmıştır. Beni ter edemez, bana dönecek diye,
Kendini çoktan kandırmaya başlamıştır.
Oysa terk eden, ne kadar zor olsa da ayrılığı ölüm bahasına göze almıştır.
Bir zamanlar ellerini bırakmak istemediği sevgilisinin uzattığı eli geri çevirmiştir.
İçine kandan damlalar aksa da ”elveda” kelimesini dilinden döküvermiştir.
İçinden geçen kelamları terk edilen bir bilse eğer, içler acısı ter edenin haline acırdı.
Küskün ruhta aşk yerine, öfke yer almıştır. Artık terk edilen ne söylese de, ter k eden kararlıdır.
Kanmayacaktır, iki çift güzel söze ve sahte mutluluğa aldanmayacaktır.
Onurunu bir daha yerlere atmayacaktır.
Şimdi sorarım, terk edilen mi, terk eden mi suçludur? Terk edene zamanın da el uzatılsaydı,
Terk eden, içindeki kelebekleri tek tek, yok etmezdi. Ve içinde ki çocuğu, aşkı, sevgiyi öldürmezdi.
Sizce, suçlu kimdir..? Kim bir daha anılarda ki gibi, sevebilecektir.
Kim aşk için, onurundan vazgeçecektir. Garip bir ayrılık hikâyesinde sahte sevdalar küf tutacaktır.
Gerçek sevdalar ise sonsuzluğa dem vuracaktır. Ayrılanların yolları bir daha aşk duygularında,
Var olması ve kesişmesi çok zor bir olaydır. Çok güç ve yorucu, yıpranılmış bir aşkı kim ister?
Evet, terk eden, çok yorgun, bitap düştüğü için midir? Bu terk ediş kararını almıştır,
Ya da ne yapsada yaranamadığı ve asla kendini bir türlü ifade edemeyeceği için mi?
Ayrılığın, yalnızığın kapılarını açmıştır? Hangi duygular için de bu kararı aldığı,
Belli olmasa da, vazgeçmişliği seçtiği ap, açık ortadadır.
Bazen de sebebsiz terk edişler vardır ve çok anlamsızdır. Terk edilen işte o zaman,
Terk eden gibi, aynı acıyı, aynı duyguları yaşayacaktır.
Gerçekten seven kalpler, elbette bir gün, sevilmeyi hak edecektir.
Belki de sevgi, aşk hak etmeyenden geri alınıp, hak edene sunulacaktır.
Aşk ve ayrılık acı mıdır, tatlı mıdır? Diye sebepsizce düşünceye dalmamak için,
İnsan bir türlü kendini tutamıyor. Ve şunu kavrıyor, ne terk eden, ne de terk edilende,
Suç yok ise, suç kimdedir? Prangalanmış esir bir ruhta özgürlük görmek ne kadar saçma ise,
Azat edilen bir sevgilinin hürrüyete palazlanmalarının sesini işitmek,
Ne kadar canınınızı acıtsa da bir o kadar inanın ki mutlu edecektir.
Yürümeyen bir beraberliği, yürütmek için, kendinizi parçalamaya gerek yok!
Çünkü ne yaparsanız yapın, çok güç olacaktır.Sevgi emek ister,
Sabır ister derler, derler fakat, bu demeceler bir gün, yetkisini kaybedecektir.
Dilerim ki hiçbir aşk ve sevgi ayrılığı hak etmesin. Her iki tarafta özverili olsun.
Osun ki ; terk edişler ve terk edilişler gündeme gelmesin.
Evet, terk eden mi, yoksa terk edilen mi suçludur?

Bilgehan Emirşanoğlu


Beğen

Bilgehan Emirşanoğlu
Kayıt Tarihi:6 Mayıs 2017 Cumartesi 03:18:13

TERK EDEN MI, TERK EDILEN MI SUÇLUDUR? YAZISI'NA YORUM YAP
"Terk Eden Mi, Terk Edilen Mi Suçludur? " başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.




"Terk Eden Mi, Terk Edilen Mi Suçludur? " başlıklı yazıya
yapılan yorumları sadece site üyeleri görebilir.
(Bu seçenek yazı sahibi tarafından yapılmıştır.)
Bu yazıya yapılan yorumları görmek için üye girişi yapmalısınız...

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.