De Demircioğlu
50 şiiri ve 28 yazısı kayıtlı Takip Et

İnsanda kişilik oluşumu ve bilinçaltı



İnsanda kişilik oluşumunun, bireyin ana rahmine düşüp vücut bulması ile başladığı bilinen bir gerçek. Çocuk anne karnındayken bile annenin ruh halinden ziyadesi ile etkilenmekte, dışardaki sesleri duymakta, kişiliği anne babanın ve çevredeki diğer bireylerin konuşma ve davranışlarına göre çerçeve haline gelmektedir. Doğum neticesinde özellikle altı yaşına kadar olan süreçte çerçevenin çizgileri netleşmekte, yavaş yavaş içi dolmaya başlamaktadır.
Doğumla birlikte dünyaya ilk adımını atan çocuk hayatla nasıl baş edeceğini, sorunların üstesinden nasıl geleceğini, gelişen olaylara nasıl tepki vereceğini anne ve babasının tepkilerine göre şekillendirmektedir.
Kişilik dediğimiz kavram özünde bir tür alışkanlıklar bütünüdür. Çocuk ilk etapta hayata ve olaylara ne tür tepkiler vereceğini anne ve babanın düşünce, duygu ve tavırlarına göre belirler. Kaygı düzeyi yüksek, bardağın boş tarafını gören, negatif düşünme alışkanlıkları olan, tabiri caizse leblebiden nem kapan anne babalar elinde yetişmiş çocuklar büyük çoğunlukla aynı özelliklere sahip bireyler haline gelirler. Aksine pozitif düşünme, duygulanma ve davranma kaabiliyetine sahip anne babalar elinde yetişen çocuklar ise hayat karşısında daha güçlü, daha cesur, daha dinamik durabilme kapasiteleriyle göze çarparlar.
Toplumunuzun çocuk yetiştirme hususunda sıkça yaptığı hatalardan biri de aşırı kontrolcülüktür. Doğumla birlikte hayata ilk adımını atan çocuklarımızı her yönden kontrol altında bulundurup, onlara özerklik tanımayıp, kendi düşünme sınırlarımız içinde tutmaya çalışmamız en büyük hatalarımızdan birkaçıdır. Ne yazık ki koyduğumuz engellerle çocuklarımızı bize bağımlı hale getiriyor, göbek bağlarını kesip atmalarına izin vermiyoruz. Onları kendi başlarına birşeyler yapabilme, tek başlarına başarı kazanma yetki ve sorumluluğundan mahrum bırakıyoruz. Bu durum uyumsuzluk, hırçınlık, huysuzluk gibi negatif özellikleri beraberinde getiriyor.
Her insan özgün bir varlıktır ve fıtratında özgünleşme çabası vardır. Kendi kendine birşeyler yapabilme, başarı kazanbilme isteği fıtrattandır. Fakat bu yetkisi elinden alınmış çocuklar genellikle bu duruma çok sert tepki verirler. Verdikleri tepki toplum tarafından hoş karşılanmaz ve çocuğu daha sert tepki vermeye zorlar. Bu tür negatif negatif tepkiler birbirini doğurur ve sahibini dipsiz bir kısır döngünün içine sokar.
Bireyin tembellik, sinirlilik, asosyallik gibi davranışlarının altında anne babanın, çocukluk dönemindeki düşünce, duygu ve davranışlarının etkisi yatar. Çünkü çocuk alışkanlıklarını anne babasının alışkanlıklarına göre şekillendirir. Anne baba neyse büyük ölçüde çocuk da odur. Mısır ektiğiniz tarladan buğday biçemezsiniz.
İnsan belleği bilinçaltı ve üst bilinç olarak ikiye ayrılır. Çocukluk döneminde bireyin bilinçaltına hayata ne şekilde tepki vereceği hususu anne babasından gördükleri üzerine işlenir. Bilinçaltı görülenleri ve yaşananları kaydeder. Hayatın ileri dönemlerinde bir olay yaşandığında çocuk nasıl tepki vereceğini bu bilinçaltı verilerine göre belirler. Örneğin çocukluk döneminde bir olay karşısında annesinin ya da babasının ağladığını gören birey yetişkinlik döneminde aynı türden bir olayla karşılaştığında ağlar. Bilinçaltına yerleşmiş veri gün yüzüne çıkmış ve bireyin ağlayarak tepki vermesini dikte etmiştir.
Ne acı ki çoğunluğumuzun bilinçaltı adeta bir çöplük. Onu negatif düşünce, duygu ve davranış alışkanlıkları ile doldurmuş haldeyiz. Hatalı inançlarımız yüzünden hayata korkarak ve endişe ile yaklaşıyoruz. Endişe ve korkularımızın baskısı altında cesaretsiz kalıyor, özgünlük kazanamıyor, atalet içinde yaşıyoruz. Olumsuz düşünce, duygu ve davranış alışkanlıklarımızın komutasında risk alamıyor, olduğumuz yerde saymaya mahkum kalıyoruz. Negatif bilinçaltımız bizi fark ettirmeden yönetiyor. Adeta onun esiriyiz. Üst bilincimiz o ne derse onu yapıyor.
Peki negatif bilinçaltı verilerini temizleyip, hayat mücadelesinde pozitif bir bakış açısı oluşturmak mümkün değilmi? Mümkün gibi görünüyor fakat çok uzun bir yol ve belki de bir uzmandan yardım almayı gerektiren bir süreç. Yeniden doğmak gibi birşey.
Öncelikle yapılması gereken kendi kendinin; hatalı ve negatif inançlarının farkına varmak. Yapamam, başaramam düşüncesini zihninden silip atmak. Sonra yerlerine yeni ve pozitif düşünceler yerleştirip sürekli tekrar etmek. Mesela elinize bir tesbih alıp mutlu olduğunuzu, başarabileceğinizi defaaten tekrar edebilirsiniz. Bilinçaltı zeki olduğu kadar aptaldır da... Söylediklerinize inanır.

Beğen

Demircioğlu
Kayıt Tarihi:9 Şubat 2017 Perşembe 20:56:25

İNSANDA KİŞİLİK OLUŞUMU VE BİLİNÇALTI YAZISI'NA YORUM YAP
"İNSANDA KİŞİLİK OLUŞUMU VE BİLİNÇALTI" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.