Maide Özgüç
145 şiiri ve 30 yazısı kayıtlı Takip Et

Ölü yüzlere şizofren masallar



Ölü yüzlere şizofren masallar



Sendelemiş birinin gerginliğiyle dolup taşan vücut kadar, alarma geçiyor düşüncelerim. Kimsenin yem vermediği kuşlar gibi aç çığlıklar atıyor içimde bir kısım.
Tepinip duran bu yalnızlık çorak bir amazona dönüşmüş içimde ve tüketmeye çalışıyor beni durmadan.

Ne ye yarar bilmek? İçini kemirip duran bu düşünceleri ortadan kaldıramadık tan ve kendini bir tamam düzelteme dikten sonra, her kapı yine o kaotik odaya açılmıyor mu nasılsa?

Olan olmuş, biten bitmiş, giden gitmiştir ama aklın yarısı takılıdır bir cümleye bir yüze

ve o zihnin sarmalına çengel atmış düşünce denilen illete.

Küllerden dev bir kale inşa etmiştir insan beyni. Derin yerlerinde ya pusuya yatmış düşman bekliyordur vurmak için zihne en ağır balyozu. Veya ıssızlığın devasa büyüklüğünde sahra çölü gibidir fikrin içine saplanıp kalan o kuraklık. Yürü yürü bitmez aklın yolları bu yüzden...

Düştükçe gözyaşlarım/ hüznüm bulutlar gibi ağlar. Kanamayan yaralar vardır hani gri zamanlardan kalmış, içeriden dövdükçe kıyıyı dalgalar; sahil büsbütün susar...

işte;

gitmeler kalmalarla yer değiştiriyor bazen, acınası durumlardan değişik bir ruh haliyle geri tepmesi olayların, sinir bozucu bile gelmezken insana. Titrek bir zihin yorgunlukla ölü yüzlere şizofrenik bir masal anlatıyor. Sıradanlığın ötesinde bir günde hemde.

Başka sesler diğerleriyle yer değiştiriyor nasılsa.

Sessiz ol mia!

bildiğim kelimeler kırgın, her imge alıngan, az dokunaklı/ bolca dramatik tüm bunlar.
Konuşmak bozdu her şeyi ve düzeltemedi duyulan seslerin hiç biri. Başını yasladı umutsuzca şair, ağladı denizde ki dalgalar. Kustu seslerini martılar.

o yüzden coştu dev gibi dalgalar...

o yüzden yüksek sesle gürledi gökyüzü...

hep o yüzden refakat etti maviye bulutlar...

demir tavında dövüldüğü vakit,

kendine kalan yabancılıklar dır söz geçiremediğin, kıyısı olmayan denizler gibi kaka kalır gözyaşların, akacak yolu bulamadan.

Sahi!

Aydınlığı sıvamak var mıdır karanlıkla? Yersiz çabalarımızın oluşturduğu boşluklar caba.
Hiç bir tecrübeyi atamayız bu yüzden suya, her şey anlamak içindir bir şeyleri. Yer değiştiren roller işte tüm bunların gereği.

Çocukluk/ olgunluk...

bir fidan ve yaşlı bir ağaç...

yalnız buğday başakları gibi başları dimdik. Yine de/ dikenlidir kiminin gölgesi.

Aynı yollardan tekrar tekrar geçersin, belki sendelemiş, belki tevekkül dedir nefsin.
Başka bir istikamette yüzer bilgeliğin, baksan kırılgan bir mağduriyetle/ eteğinde yirmi dokuz harfli bir mengene. Dişlerini geçirmek için törpüler harfleri tane tane.
Susmak elzemdir bazı anlarda.

Anlamı kaybolmuş her sesin keşmekeşi dudağımın ucunda oysa.

Yutsam...

veya kussam...
en güzeli hiç bulaşmasam...

zamansızlığın yorduğu güç. onlar kaçsa, ben kaybolsam.
Bütün olsak
veya
ben koşsam, birileri yorulsa.
Hep bir birine uygun tezatlar.
Paralel denklem, deli eden onlarca teorem ve sormak anlamsız ne kalır geriye?

Hesaplanmış bir gidiş değil midir ruhun karışması evrene.

Sözlerimi yarıda kesmemelisin/
kendi disiplinsizliğine alet etmemelisin fikrimi.

Üzerlerini soyarak dinliyorum kelimeleri ve bunca patırtıyı sadece anlamak için çıkarttığım için
’ayıp’ diyor tanrı.
Kaskatı, hatta katır kadar inatcı bir kalış
Dişlerimi sıkıyorum olanca kuvvetiyle.

Onca terbiyesiz..

onca çıplak!
Kahrolası çıplak kelimeler...

Kopardı adeta göbek bağını hepsi.

damdazlak bir çoban mersiniydi görebildğim manzarada.

Onca kuru...

onca çıplak...

gözlerimi yumdum en sonunda.

Kulaklarıma sokuldu daphnis’in aryası.

’sersemlemek güzeldir’ dedi büyük annem.

’sessiz ol mia!’

’tufan kopacak tanrı’nın avucunda/ az sonra’

çayırdaki kelebek duymadı büyük annemi...
çuha çiçeği duydu yalnızca.

’sessiz ol’ dedi bana
’sessiz ol mia!’

’gün/ geceyi yorup yutacak az sonra nasılsa...’

06/03/16
maide özgüç


Beğen

Maide Özgüç
Kayıt Tarihi:6 Mart 2016 Pazar 22:11:32

ÖLÜ YÜZLERE ŞIZOFREN MASALLAR YAZISI'NA YORUM YAP
"Ölü yüzlere şizofren masallar" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
ilhanaşıcı
10 Mart 2016 Perşembe 17:14:32
gözlerimizi kapamamız için uykuyu açmamız içinde uyanmayı beklememize gerek kalmamalı...
derindi..

özlemişiz :)

Cevap Yaz
Sena Gülseven
7 Mart 2016 Pazartesi 20:09:05
Çok derin bir düşünceye sahipsiniz. Yazınıza bayıldım. Tebrik ederim :)

Cevap Yaz
mehmetmacit
7 Mart 2016 Pazartesi 19:25:25
her zamanki etkili ve düşündüren felsefi anlatımında ilgiyle okundu makale.
çok şeyleri görür, işitir ve yaşarız lakin ne direnecek, ne eleştirecek zamanda değiliz.
ne anlayacak insan ne kafa var çevremizde.
iyisi mi susmak..nereye kadar?
saygılarımla

Cevap Yaz

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
beren yılmaz
6 Mart 2016 Pazar 22:24:04
her acı kendi içinde yoğurur panzehrini o yüzden acısı ne kadar derinse yarsının iyileşmesi de hızlı olacaktır
bence hiç bir şey vaktinden önce vuku bulmaz ! acının da sevincinde şizofrenik kaçışları yalnızca anlık kurtuluşlardır .. çuha çiçeğinin hiç bir suçu yok kopacak olan tufandan .


güzel anlatım ..tebrikler .sayılar

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.