Semiray Sezgin Daylan
90 şiiri ve 20 yazısı kayıtlı Takip Et

Korkunun edebiyatı



KORKUNUN EDEBİYATI



Korkunun bir tarifi var mıdır? En çok korktuğunuz şeylerin belli bir zaman sonra en sevilen ve en çok aranan şeylere dönüşmesi olası mıdır? Edebiyatın korkusu, okuyucusuna ne derece işler ?

Korkuyorum !
Çok korkuyorum !

Edebiyatın en güzel yanı korkularımızı görebilmek ve onlara yazılarımızla yeniden hayat verebilmektir. Batıdan doğuya uzanan korkular, el değiştirdikçe, kelimeler döküldükçe renkten renge girebiliyorlar. Toplumsal yaşayışın getirdiği bu bakış açısı ‘’ .. Orta Avrupa’da ay dolunken kurtlaşan adam, kan içerek yarasaya dönüşen kadın, canlanan kerpiç heykeller en belirgin korku izlekleridir.’’ Buna karşı doğunun doğaüstülüğüne karşılık batı’da korku daha çok görünür bir boyut taşır. Dinsel inançların korkunun içine kadar sızması, insanları ölüm denen sonla kaynaştırması ve belirgin bir şekilde yeniden dirilen bedenlerin karşısına yaşayan insanların konulmasıyla, korku daha da belirginleşebiliyor. Okuyucu kendisini bu denli canlı bir var-oluşun içinde bulması belki de korkunun yeniden yeniden insan içinde dirilmesine neden olabiliyor. ‘’ Maturin’in, lewis’in korkunçlukları, doğaüstü bir yaratık olmaktan çok metafizik bir kötülük olan şeytanın egemenliğinde, yolundan çıkan kişilerce belirlenir. shelley’lerde, byron’da bu metafizik kötülük, İngiliz romantiklerinin Katoliklik ve Papalık’a odaklanan din karşıtlığı ile ivme kazanarak gelirşir, Dr. Frankestein’ın yaratığı ise, insan zekasının çığrından çıkmasının bir belirtisi olarak yarattığı canavarda alegorik bir kimlik kazanır.

Korku ,edebiyatın içinde birazda saygınlık kazanmasına neden olmuştur. Saygın bir korku, edebiyatın çığrından çıkmasına neden olabildiği kadar da , edebiyata konu olan yazıya da değer katması açısından önemlidir. Korkunun içini dolduran edebiyat eserlerine hayat veren ve onu okurken konu ettiği hikayelerin içinde her ortamda şüphe ve hemen ardında korkuyu çok güzel barındıran kadın yazarlardan biri olan Agatha Christie ,dedektif Hercule Poirot ile bir çok korkuyu deşifre edebilmiştir. Aynı şekilde Edgar Allan Poeöykülerinde gizemli cinayetleri çözerken korkunun her katmanını okuyuşu ile paylaşabilmiştir. ‘’ “Polisler önce bana, sonra da birbirlerine baktılar. Duvara koşup ellerinden geldikçe çabuk tuğlaları çıkartmaya başladılar. Birkaç dakika içinde bütün duvarı kırmışlardı ve karımın cansız bedeni işte oradaydı. Karımın başının üstünde, kırmızı, ağzı açık ve içinde alevler yanan tek gözüyle, beni katil eden ve şimdi de ölüme gönderen kara kedi oturuyordu. O korkunç şeyi, karımla beraber duvarın içine koymuştum. Hem de canlı canlı.” ( Öyküler; Kara Kedi: Edgar Allan Poe. S.27). Aslında bu örnekte bir korku hissetmeniz tabii ki zor olacak, çünkü öykünün tamamını okumanız gerekiyor.’’ Bunu gibi dünya edebiyatında çok sayıda örnek ve başarılı yapıtlar vardır.

Korkularınızı edebiyatınız da hür bırakın. Hür korkular kaleme alındığında onları sevecek , onları okuyacak, onları sahiplenecek çok kişi olacaktır. Korkular da insanın duygularından kopup edebiyatımızın içinde kendini alacak ve kendisini bizlere defalarca izletecektir.

Çok edebiyat ve az korkular diliyorum…

SemirayEmre

Beğen

Semiray Sezgin Daylan
Kayıt Tarihi:4 Şubat 2016 Perşembe 16:47:01

KORKUNUN EDEBİYATI YAZISI'NA YORUM YAP
"KORKUNUN EDEBİYATI" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
AZAP
6 Şubat 2016 Cumartesi 00:48:50
aslında dinimiz korkuya önem verir başta Allah korkusu yaşam bile korkularımızın yönünde geçit vermez mi ama bizler çığırdan çıktığımız içindir ki korkuyu saklı kent gibi gizler erkekliği lekelemeyiz güya erkekler ağlamaz ya aslında korku insanlığın ilk belirtisidir dost bir cani korkusuz olur zira hiçbir şeyi kalmamıştır derin ve çok önemli bir konu başarı ile kaleme alan yüreğini kutlar sevgiler sunarım...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Semiray Sezgin Daylan 6 Şubat 2016 Cumartesi 02:04:22
Çok doğru önce Allah korkusu olması gerekirken bizler artık sadece nefsimizin arzularımızın yap dediklerini yaptığımız için bu korkuyu aklımıza getirenlerimiz ne kadar çok tartışılır.Sırasında bir dedikoduya bile susup arka çıkmamaız gerekirken ortak olup dinleyip yorum yapmak bile korkumuzun yetersizliğidir.
Bunun yanında kendimize ait aslında her birimizin korkuları ve kaygıları vardır.Kolay kolay dile gelmez....Erkekler de ağlar onların hisleri yok mu ama biz hiç eksiğimizi başkalarına göstermemeliyiz. çok doğru efendim.Önce insan olabilsek ve korkularımızı birlikte aşabilsek ne güzel olurdu..Selamlar.
levent taner
5 Şubat 2016 Cuma 17:45:33
Agatha Christie'nin Pera Palas Otelde kaldığı da söylenir

Edgar Allan Poe'nin "Annabel Lee" adlı şiirini de bir başka severim
Verdiğiniz korku hikâyesi alıntısının korkutucu yönünü yıllar önce öyküyü okumak suretiyle yaşadığımı özellikle söylemeliyim


Efendim! Yüreğinize, emeğinize, kaleminize, kelamınıza selam ve saygılarımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Semiray Sezgin Daylan 6 Şubat 2016 Cumartesi 02:05:19
Batıda örnekleri çok da biz de henüz yeni başladı bu duygu üzerine çalışmalar.çok teşekkürler
grafspee
5 Şubat 2016 Cuma 11:28:09
Poe bir çok yazarın öncüsü olmuştur Batı edebiyatında. Lovecraft'ten Stephen King'e, Jules Verne'den Baudelaire'e kadar bir çok kişiyi etkilemiştir. Karanlık edebiyatın duayenlerinden sayılsa da, farklı tarzda öyküleri de oldukça fazladır. Poe'yu diğerlerinden ayıran özelliği ise bence bir kaç öyküsü dışında gerçek korku öğelerini kullanması ve insanın karanlık tarafını ortaya çıkarmasıdır.

Lovecraft ise insanın bilinmeyene karşı duyduğu korkuyu kullanır. Gece dışarıda dolaşanlar, yerin altındakiler, dünyanın eski sahipleri, karanlıklar ve mezarlardan beslenir.

Her iki yazar da Stephen King gibi insanı ayrıntıya boğmamışlardır. Kısa öykülerinde çoğu zaman giriş kısmında kendini gelişme içinde bulursun, ne olduğunu anlamadan sonuca ulaşırsın.

Bizde ise korku öğeleri genellikle din destekli olduğundan (yanlış anlaşılmasın, zombi, vampir gibi varlıklar yerine dini kitaplarda geçen cin, ifrit, şeytan gibi varlıklar) pek değinilmemiş olduğunu düşünüyorum. Kulaktan kulağa anlatılan veya herkesin bir şekilde birinci veya ikinci ağızdan duyduğu olaylar varken, edebiyata malzeme edilmekte geç kaldığını düşünüyorum. Kaldı ki sinema sektöründe bile daha yeni yeni bazı tabular yıkılıp korkuların üzerine gidilmeye başlandı. Bundan sonra da her alanda devamı gelir diye düşünüyorum.

Elinize sağlık, selamlar saygılar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Semiray Sezgin Daylan 6 Şubat 2016 Cumartesi 02:07:56
Düşüncelerinize katılıyorum.Biz de aslında kendi iç dünyamızdaki korku ve çekincelerimizi edebiyatta dillendirmeliyiz.Bazen söylenmesi gereken ve toplumun yarası olan konuları bile yazmaktan çekiniyoruz.
inşallah cesur ve atak olan yazarlarımız korkularımızı ve çekicelerimizi aslında toplumu çürüten başka konuları da dile getirmelidir diye düşünmekteyim.selamlar,saygılar.
Turgay COŞKUN
5 Şubat 2016 Cuma 02:59:23
Güzel denemenizi okuduktan sonra şöyle bir düşündüm ve "Korku" imajını yazmanın çok zor olabildiğini ve güçlü bir kalemin başarabileceğini hissettim.

Öyle ya; yazar korkuyu laf olsun diye yazarsa okuru cezbedemez. Oysa okur korkuyu her satırda hissedebilmeli, tabir yerindeyse o korkuyu her nefesinde ruhunda hissedebilmeli, korkunun eşiğini atlayıp geçebilmelidir.

Bunu okura yaşatacak olan yazar olduğuna göre; işi zordur bu tür roman, öykü, tiyatro, senaryo yazarlarının.

Tebrik ederim bir solukta okunabilecek kadar akıcı kaleminizi.
Nicelerine...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Semiray Sezgin Daylan 6 Şubat 2016 Cumartesi 02:10:05
Korku ,sevgi çekince aslında insan has gibi görünse de başka varlıklar için de geçerli.Biz elbette ne yazarsak yazalım onu okuyucuya satır aralarında hissettirirsek başarılı oluruz.
değerli yorumunuz için çok teşekkürler.
su_misali(Gülhun Ertilav)
4 Şubat 2016 Perşembe 22:13:00

çok ilginç bir konuyu çok güzel kaleme almışsınız

okuduğum kitapları ve izlediğim filmleri düşündüm

bizim edebiyatımız çok az yer vermiş korkuya

bana ilham kaynağı oldunuz, sanırım bundan sonra korku ile ilgili bir şeyler yazacağım

paylaşıma teşekkürler

selam ve saygılar




1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Semiray Sezgin Daylan 4 Şubat 2016 Perşembe 22:17:43
Zaman zaman hepimizin farklı konularda koruyu yüreğimizde taşıdığımızı ve genellikle bunu gizlediğimizi hepimiz biliriz.Sevdiklerimizi kaybetmekten korkarızülkemizi kaybetmekten ,sağlığımızı kaybetmekten vs...Bütün bunlar edebiyatta yerini almalı aslında ve ayrıca korkularımızla da yüzleşmeliyiz.Çok teşekkür ediyorum değer verip yorum yazdığınız için...sevgiler, saygılar..
CaNMaYBuLL
4 Şubat 2016 Perşembe 21:58:32


Bugün yayınlanan KÖKÜ MAZİDE BİR ATİ (Levent Taner) ,KORKUNUN EDEBİYATI (Semiray Emre), Boşlukta Düşünmek (Turgay Çoşkun) okuduğum üç güzel câlışmanında güne gelmesini dilerim.

Düşündüren çalışmalar, en güzel katkıyı insana sunması, okuyucusuna da ayrı bir zevk katar.


Tekrar Saygılar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Semiray Sezgin Daylan 4 Şubat 2016 Perşembe 22:01:26
Çok teşekkür ediyorum inşallah diyorum ben de
hena
4 Şubat 2016 Perşembe 21:53:05
Değişik, güzel bir bakış açısı...
Korku da çok hissedilen bir duygu olduğuna göre edebiyatta daha çok işlenebilir,ama bu klasik anlatımdan uzak farklı anlatım ve iyi bir kurguyla gerçekleştirilebilir ancak.

Korku temasına sıcak bak-a-masam bile edebiyatın farklı,heyecanlı bir dalı olabilir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Semiray Sezgin Daylan 4 Şubat 2016 Perşembe 22:00:16
Çok Teşekkür ederim.Hepimizin korkular adına zaaflarımız var elbet...bunları irdelemek lazım saygılar

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
CaNMaYBuLL
4 Şubat 2016 Perşembe 21:24:55

Ecel ile elem ! Her ikisinin arasında korku, büyür ya da küçülür ...Dünyanın bir yanından diğer bir yanına, korku ne kadar el değiştiriyorsa o kadar da şekil değiştiriyor.

Korkunun aslında cağlarıda var. Bazı dönemlerde korku kendini büyüttüğü gibi tam tersini de yaşayabiliyor. Bu durum, insanın zekası ile aynı seyri yaşar. İnsan büyüdükçe bazı korkuları büyüdüğü gibi tam terside olabiliyor.


Bütün bu korkuların insan hayatının her zerresine islemesi ,edebiyat için kaçınılmaz konular arasına girmesine en güzel neden bence. Korku merak, sır, olağanüstü gibi kelimelerin üzerinden yürüyebilir. Böylece konu edilen her şey okuyucuyu konuya daha fazla bağlayabilir.


Korkmak guzel bir duygudur. Korkuyu edebiyatta tanımak ve ona orada saygı duymakta başka bir güzelliktir



" çok edebiyat, az korkular dilerim "



Tebrikler





Sevgiler

Cevap Yaz
beren yılmaz
4 Şubat 2016 Perşembe 18:42:19
Korkularınzı sevin gibi bir durum buda ' insanı başarıya götüren duyulardan bir tanesi aslında ' çünkü yenilğiye karşı koymanın bir başka yolu' bana göre. hayale(t) olsun :)

korkunun edebiyatı olurmu demeyin bayağı bi güzel olmuş ! kıymetli kalem Semiray Hanfendi'den sevgilerim ile tebrikler.

beren yılmaz tarafından 2/4/2016 10:15:13 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Semiray Sezgin Daylan 4 Şubat 2016 Perşembe 20:33:09
Türk edebiyatında ise bir çeşit “çorak ülke” olma hali göze çarpıyor; yani genelde fantastik edebiyat, özelde korku edebiyatı örneklerine çok nadir rastlıyoruz. Bir de hissettim ki tuhaf bir dışlama, hatta aşağılama var. nasıl değerlendirebilirim diye düşündüm. Korkusuz bir millet miyiz, yoksa korkularımızı kurcalamaktan bile korkuyor muyuz?
Galiba biz millet olarak her günahı işlemekten korkmuyoruz ama hepimizin bir çok anlamda korkuları var.
Korkuları yenmek ve üstüne üstüne gitmek gerekir.Şahsen biz son günlerde bunu yapıyoruz ve tabularımızı yıkmak derdindeyiz.
Değer verip yorum yazdığınız için çok teşekkürler sevgiler.
mehmetmacit
4 Şubat 2016 Perşembe 18:37:55
korkuyu esas alan epey hazırlık yapılmış güzel bir makale.
korku insan içindir bu durumda inanların korkularında farklı farklı olacaktır elbette.
korkuların edebiyat ta malzeme olarak kullanılması da normaldir ve bu konuda çok eser vardır.
ilgiyle okudum emeğinize sağlık

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Semiray Sezgin Daylan 4 Şubat 2016 Perşembe 20:27:46
Bakın sizinle korku ve edebiyatla ilgili sadık yeminin sözlerini paylaşıyorum.Korku edebiyatının bence laf kalitesi ve kurgu yetkinliği açısından hiçbir sınırı yok. Polisiye, fantastik, bilimkurgu ve casusluk romanlarında olduğu gibi… Tamamen yazarın seçimiyle ilgili bir durum. Bizde kaliteli korku edebiyatı yapılamamasının nedenleri çok basittir: Bu işe soyunmuş yazarlar Anadolu’nun kültür derinliğinden bihaberler. Divan-ı Kebir’i, Mesnevî’yi, Kur’an’ı, Eski Ahit’i, Kutadgu Bilig’i bilmezler. Psikanalizi de metne yeterince yediremezler. Amerikan filmlerinde gördükleri bazı şablonlarla durumu idare etmeye çalışarak kendilerini berhava edip dururlar. Türkçeleri çoğunlukla ruhsuzdur. Türkiye ünlü yazarların, “Lisedeyken matematiğim çok kötüydü,” diyerek övündüğü bir ülkedir, unutulmasın. “Şimdi icat çıkarma!” demeyi de çok severiz, malum. Oysa iyi kurgu biraz da matematiktir. Korku edebiyatı, klasik yapıtları temel alındığında, kökünü mitlerden, dini metinlerden, metafizik beklentilerden alan, psikanalizle harmanlanan; belirsizliğin, tekinsizliğin, beklenmedik durumların heyecan yaratacak tarzda kurgulanmasıyla oluşan, görselliğe aşeren, felsefi çağrışımları da olan bir türdür. Türkiye’nin bu alandaki makûs talihi 1996’da Muska’nın yayımlanmasıyla değişmiş ve Türk korku edebiyatı Avrupa’da ve dünyada üstün bir konum kazanmıştır. Özellikle Öte Yer ve Yatır’ın arz-ı endam etmesiyle bu konum yerini iyice pekiştirmiştir. Onlarla edebiyat yapıtı dediğiniz kitapları yan yana koyup edebiyat seviyelerini karşılaştırdığınızda şaşırtıcı sonuçlar alacaksınız. Edebiyat ve felsefe yüklü korku-gerilim romanları ya da benim keşfim olan terimle “tirildeme” yazmak mümkündür.diyor
Değer verip yorum yazdığınız için teşekkürler.saygılar...
sami biberoğulları
4 Şubat 2016 Perşembe 18:08:42
İlginç bir yazı.

Öncelikle hemen belirteyim ki hiç dikkat etmediğim bir noktaya çok güzel temas etmişsiniz. Gerçekten de batı edebiyatı ya da film endüstrisinde korku daha korkunç. Sebebi sanırım korkunun kaynağının insan olması. Mesela çocukluk ve gençlik yıllarımda seyrettiğim o ejderhalı filmler hiç bir şekilde korkutmamıştır beni ama bir Sapık, Şeytan ( Excortist yazılıyordu sanırım), Hannibal, tüylerimin diken diken olmasına sebep olmuştur.

Bir diğer husus gerçekten de özellikle Türk Edebiyatında korku teması neredeyse yok gibidir. Mesela ben bilmiyorum bizde korku romanı var mı? Oysa özellikle zamanımızda oldukça sevilen ve beğenilen bir tür korku.

Üzerinde ciddiyetle durmak gerekir bence.

Selam ve sevgilerimle.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Semiray Sezgin Daylan 4 Şubat 2016 Perşembe 20:22:20
Çok teşekkür ediyorum değer verip yorum yazdığınız için.Biz de korku ile ilgili çok yazı olmadığı doğru.!975 de Oğuz Atay'ın yazdığı "Korkuyu Beklerken"isimli hikayesi göze çarpar.Son yıllarda kendisinin “Tirildeme” adını verdiği korku-gerilim türünde yazdığı Öte Yer, Muska, Yatır gibi romanlarla bir “korku” eşiğini aşmamızı sağlayan Sadık Yemni, “Şeytanın toptan imhası için çabalayan kuralcı toplumlarda aşırılıklar da şiddetli olur. Bilinçaltları megaton patlayıcılarla yüklüdür. Avrupa ve Amerika’da böyledir. Türkiye’de şimdilerde bile yeterince değildir,” diyor.
Batıda çok örneklerine raslamak mümkün.Bizim geleneksel yapımız ve inançlarımız sanırım bu yüzden henüz bu tarza edebiyat eserleri vermemize engel teşkil etmiş olabilir.Edebiyat her kokunun işlenebileceği genişlikte bir alan...saygılar .
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.