Sular KARASI
184 şiiri ve 52 yazısı kayıtlı Takip Et

Patik



Patik

+

Devlet memuru olup sırtını devlete dayayıp rahat bir hayat yaşamak için şehirli kızımız Seher, öğretmen olup bir manav köyüne atanır. Manav demenin meyva sebze satılan dükkân/ticarethane sanan arkadaşlar için küçük bir hatırlatma; ilk yerleşik hayata geçen türkmenlere manav denir ve yaklaşık bin senedir aynı topraklarda yaşarlar ve de Yeni Türkçe ile dilleri bozulan fakat kullandıkları kelimelerin bazıları orijin ve gerçeklik ya da doğruluk bakımından en doğruya yakınıdır..

Velhasıl bizim seher sırtını dayamış olduğu kayanın sertliği ile ve şehirli züppeliği ile herşeyi kendinin bildiğini sanarak başlamış bizim köylü milletini cehaletten kurtarmaya. Önce okumayı öğretmiş, sonra süslenmeyi, açık seçik giyinmekten tutun da ruja, allığa pulluğa herşeyi öğretmiş ama havası soğuk kışları ayaz olan bu köyde ayakları bir türlü ısınmazmış.

Köylüler ise bunca verilen bilginin karşılığında yoğurdu, kaymağı, tereyağı, balı, yumurtası ve de bin türlü yiyecek içeceği hediye ederken bir kaç da patik vermişlerdi ama bizim havalı kızımız Seher, etek altı ince çoraptan başka bir şey giymeyi bilmedi için pek umursamamıştı o zamanlar adının ne olduğunu.

Malum kış, soğuk, kar. Ayaz mı ayaz. Kediler damdan dama atlarken havada buz tutarken, tir tir titreyen kızımız Seher ayağına takıvermiş bizim patiği ve ayakları ısınınca birden bağımlısı oluvermiş hemen.

Belkide bu köylü milletinin keşfettiği tek doğru şeydi. Marketleri de yoktu zaten diye hayıflandı birden. Bir bakkalları vardı, onda da kutu süt yoktu ya nasılda iğrençti inekten çıkan sütü içmek. Pastörü de bilmezlerdi zaten. Ne kadar anlatsa boştu, kutu sütlerin ne kadar sağlıklı ve güzel olduğunu. İçine çamaşır suyu katılıp kansörejen koruyucu maddeler katıldığını bilmezdi o zamanlar bizim şehirli kızımız Seher. Yoksa en nefret ettiği şey aslında çamaşır suyuydu. Çamaşır makinesi denen şey icat edilmemiş olsa da o günlerde, bileydi vallahide ahıra gidip ineğin memesine ağzını dayayıp emerdi ya sütü neyse .

Sonra bir yarı yıl tatilinde memlekitine, yani şehrine dönen şehirli kızımız Seher, ayaklarında patikle evine girince annesi soruvermiş " köylü mü oldun sen a benim kızcazım. Nedir o ayağındakiler" diyince aklı bir karış havada olan kızımız Seher "aman annem, patik midir, çetik midir nedir" demiş. Ve bavulundan çıkardığı üç beş patiği de annesine verivermiş.

Sonra annesi de giymiş, bir kaçını da komşularına vermiş, adı ne diyenlere ise "patik miydi, çetik miydi, yok yok çetikti sanırım. Bizim kıza köylüler rüşvet vermiş çocuklarının notları iyi olsun diye" diyi vermiş kahkalar eşliğinde altın günü yaparlarken.

Fakat, dememiş kızı hiç, bunlar rüşvet sayılır, ben bunları alamam diye. Ve o günden sonra patlamış gitmiş çetik aşağıya, çetik yukarıya. Hatta ve hatta ÇET raporu bile buradan esinlenip icat edilmiş. Ver rüşveti, al raporu.

Yaaa! İşte sevgili okuyucularım, bizim beş bin yıllık patiğimiz böyle bir komplo sayesinde çetik diye anılır olmuş ve ben bütün araştırmacı niteliğim ve kişiliğim ile bu gerçekleri öğrenip sizinle paylaşmayı borç bildim.

Sehere ne mi oldu?

Sehere ne olmadı ki. Milli eğitim bakanlığına bakan bile oldu. Sonrasında ise partisinin vekillerine eğitim verdiği bile oldu üzerinde doktora yaptığı hediye alıp, hediye verme konularında.

Mutlu kalın, ayağınıza patik takın. Hava soğuk mu soğuk diyordu Barış Manço abimiz. Yoksa ayaz mıydı o yaf...

+

Beğen

Sular KARASI
Kayıt Tarihi:27 Ocak 2016 Çarşamba 13:17:14

PATIK YAZISI'NA YORUM YAP
"Patik" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Muhittin GÜNERİ
28 Ocak 2016 Perşembe 09:16:22
Güzel bir anlatım,değişik ve ilginç bir konu. Tebrik ederim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Sular KARASI 29 Ocak 2016 Cuma 11:30:52
Teşekkür ederim Muhittin Bey. Sağolun
Oya gedik
27 Ocak 2016 Çarşamba 21:09:09
Güzel bir dersti, patik mi çetik mi...

Tebriklerimle...

Saygılar...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Sular KARASI 29 Ocak 2016 Cuma 11:28:47
Eski dilden pa'dan gelir hani ayak anlamındaki :)

Bir dil nasıl eskir de yenisi icat edilir hep aklımdaki cevap bulamadığım sorulardan

Teşekkür ederim Oya hanım. Sağlıcakla kalasınız
mehmetmacit
27 Ocak 2016 Çarşamba 18:41:25
gülümseyerek okudum.keloğlan masallarına benzeyen bir anlatım vardı hikayede.
derslerle dolu güzel bir paylaşım tebrik ederim

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Sular KARASI 27 Ocak 2016 Çarşamba 19:31:25
Teşekkür ederim efendim. Ders alması gerekenler alır inşallah.

Selamlarımla bir kalın sağlıcakla
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.