Kemnur
498 şiiri ve 733 yazısı kayıtlı Takip Et

...



...

Beğen

Kemnur
Kayıt Tarihi:8 Aralık 2015 Salı 22:36:49

... YAZISI'NA YORUM YAP
"..." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Billur T. Phelps
12 Aralık 2015 Cumartesi 13:36:39


Yorum tamamını okuyunca :)

Billur T. Phelps tarafından 12/12/2015 2:39:21 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
su_misali(Gülhun Ertilav)
9 Aralık 2015 Çarşamba 10:21:43

ilgiyle okudum

devamını bekliyorum

saygılar usta kalem



2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Kemnur 9 Aralık 2015 Çarşamba 14:31:19
Biliyorsunuz, KÖSEM dizisi bugünlerde pek, fakat dizi bir kurgu olarak senaryolaştırılmış ve tarihi yalnışlar içermekte. Ben hikayenin aslını özetlemek için yazayım dedim. Benimki inanın amatörce bir keyif yaşamak için. Bu amatörce keyfi benimle paylaştığınız için çok teşekkürler. Saygıyla
su_misali(Gülhun Ertilav) 9 Aralık 2015 Çarşamba 23:14:52

sayın hocam tv deki diziyi izlemiyorum, kitap okumak veya sizleri takip etmek varken neden tv ile günümü zehir edeyim. Ayrıca sizin gibi başarılı kalemleri takip etmek bana keyf veriyor,

saygılar hocam


Serhat BİNGÖL
9 Aralık 2015 Çarşamba 01:06:47
Kemal Abi

Öncelikle size bir konuda teşekkür etmek istiyorum. Osmanlı dönemini anlatırken kendi yorumunuzu katmadan kasıt içermeyen yalın bir dil ve temiz bir ifadeyle aktarıyorsunuz.

Bunu niye söyleme ihtiyacı duydum şundan dolayı özellikle son zamanlar da genelde Osmanlı dönemi anlatılırken imparatorluğu siyasi prensipleri ya olumsuz manada abartılarak ya da hakaret anlamında sözler içeren ifadeler kullanılarak anlatılır. Bunu yapanlar bir gün kendi vicdanlarına ve tarihe hesap vereceklerdir.

Evet, doğrudur Osmanlı devlet geleneğinde, taht kavgaları ve otorite karmaşası yaşanmaması ve bundan dolayı devlet zafiyeti oluşmaması için bu gün bize çok canice gelen böyle bir uygulama vardı. Ama o dönemin dünyasında Roma, Bizans, Rus çarlığı, ya da Japon imparatorluklarında da vs yani tarihi süreçte belki taht kavgası şeklinde olmasa da bu çağa göre yadırgadığımız çeşitli siyasi gerekçelerle imparatorluğun bünyesinde vahşice uygulamalar vardı. Yani bu Osmanlıya mahsus uygulamalar değildir. Örneğin; Rus çarlığında sarayda ki infaz biçimleri kazığa oturma şeklinde olurken. Roma döneminde çeşitli işkence şekilleri veya çanlı canlı aslanlara yem etmek gibi Bizans imparatorluğunda da kızgın yağ kazanlarına atmak ya da Japon imparatorluğunda ki şekliyle kişinin kendisini harakiri yaparak öldürmeye zorlamak gibi bu güne göre barbarca olan krallıklarında ki saraylarının içerisinde bu ve benzeri ilkel uygulamalar vardı. Unutmadan eğer harakiri yapmaktan çekinen olursa devreye cellât girer elinde ki çapa şeklinde ki mızrağı göğsün den sokar ve hızlıca geri çekerek kalp ciğer vs gibi organlarını da dışarı çıkartırdı.

Yani yalnız Osmanlı imparatorluğunda değil her toplumun insanlarının bağlı olduğu imparatorluklar da siyasi prensipler anlamında benzer uygulamalar yaşanıyordu. Belki söyleyeceğim şey tuhaf gelecek ama yinede en insancıl olanı Osmanlı döneminde saray içerisinde bu tür olumsuz manada ki siyasi uygulamalardı.

Bu gün Osmanlıyı bizlere kötülemek isteyen bazı zihniyetler Osmanlının bu yönünü öne çıkartırlar ama unutmamak gerekir ki söz konusu olan dönem bundan dört yüz yıl öncesi ve sonrasına uzanan bir süreçtir. O gün toplumları bu tür barbarlıkları belki de normal kabul edip kanıksamışken bu çağın ve bu günün insanları olarak bize çok canice ve barbarca gelebiliyor.

Belki de bundan yüzyıl sonrasının insanı da bizlerin yaşadığı bu döneme dönük şöyle düşüneceklerdir. Hadi 16.yy’da krallık dönemlerinde yapılan ve yaşanan barbarlıkların kendi içinde bir mantığı var neyse de. Yahu 20.yy’ın sonu ve 21.yy’ın başlarında modern çağ diye adlandırılan dönemde. İnsanlar üç kuruşluk fötrü şapkayı takmak istemedikleri için köyleri top atışına tutulup onlarca insan kasaba ve şehir meydanlarında ibret-i âlem için darağacında sallandırılmaları. Ya da darbe yapan ordular aldıkları emir gereği milyonlarca insanı siyasi düşüncelerinde dolayı sudan sebeplerle hapse atıp uyduruk mahkemelerde. Çocuk yaşta ki insanların yaşını büyük gösterip asılmasını veya işkence yaparak yüzlercesini vahşice öldürmesinin yaşandığı bu dönemi ve bunu normal karşılayan bu dönemin insanın yadırgayıp kınayacaklardır. Yani 22.yy’ ve ileri dönemlerin insanlarına bizim dönemimiz de yaşanan, birçok olay tuhaf ve ilkel gelecektir.

Keyifli yazınızı diğer bölümlerini de heyecanla okuyacağım.

Kaleminize emeğinize sağlık

Saygı ve sevgilerimle


2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Kemnur 9 Aralık 2015 Çarşamba 14:27:14
Sevgili Serhat dostum, teşekkürler. Biliyorsun I. Ahmet Fatih kanunnamesini kaldırarak kardeş katline son veren padişahtır, o değişikliği vurgulamak adına kardeş katlini de vurgulamam gerek.. Şapka takmadığı için idam edilmiş hiçkimse yoktur. Kanunda şapka takmayanlara 3 ay hapis cezası kaydı vardır. Tamam, şapka devrimi nedeniyle idam edilmiş 78 kişiden söz edilir. İstiklal Mahkemelerinin bu idamlar ile zabıtlarının hiç birinde şapka takmadığı için İbaresi yoktur. Zabıtlarda örn. Atıf hoca gibi bir bölüm insanın İstiklal savaşına karşı çıkıp halkı o yönde kışkırtmak olduğu gibi çoğunda da ŞAPKA KANUNUNA MUHALEFET EDEREK AYAKLANMAYA ÖNCÜLÜK ETMEK, vs. ibareleri bulunmaktadır. Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, o devir bir devrim sürecini içermektedir ve DEVRİMİ YAPANLAR DEVRİME MUHALEFET EDENLERE demokratik davranmazlar... Bu yolla Atatürk'ü karalama çabaları en hafif deyimiyle haksızlıktır. Modetrn Türkiye Cumhuriyetini Neo-Osmanlıcıların içine sindirmekten başka yapabilecekleri hiç bir şey yoktur. SAYGILAR
Serhat BİNGÖL 9 Aralık 2015 Çarşamba 17:47:13
Kıymetli Kemal hocam

Bu yorumu yazarken bir anda modern Atatürk cumhuriyetinde elektrikler kesildi. onun için cevabım gecikti Şaka yaptım şaka kızma hemen)))
elektriğin kesildiği şaka değil.

Hocam sizinle daha önceleri de bu konularda keyifli yazışmalarımız olmuştu şunu gönülden söylüyorum. Siz gerçek bir Atatürkçü ve daha önceki yazılarınızdan da biliyorum ki Osmanlıyı siyasi anlamda reddetmeyen gerektiğinde hakkını teslim edecek sahiplenecek kadar da aydın bir ağabeyimizsiniz. Bu nedenle söyleyeceğim şeylerden dolayı sizi tenzih ediyorum.

Hocam sanırım sizde bana katılacaksınız bu toplumda birileri on yıllarca Atatürkçülük adına bilinçli ve planlı bir şekilde Osmanlı karşıtlığı geliştirdiler. İnsanlarda -iyide biz ağaç kovuğundan çıkmadık ağaç diplerinde mantar gibi de yetişmedik. Bizim Cumhuriyet öncesi de bir geçmişimiz vardı. Dediğinde senin geçmişin taht kavgası yapan zevki sefaya düşmüş hasta adamdı denilip insanın sorgusuz sualsiz buna inanması istediler ve bu dayatıldı.

Tabi doğal olarak ta ne kadar gerçekler saptırılmak istenmişse de hayat kaçınılmaz olarak kendi gerçeklerini ortaya koymuştur. Yani Osmanlı hafife alınamayacak kadar ciddi ve siyasal anlamda tarihe geçmiş bir yapı olduğu gerçeğinin üstü örtülememiştir. Zaten Atatürkçülük veya karşıtlığı ile ilgili sıkıntıda inkarcı uygulamalar yüzünden kaynaklanıyor. Yani bırakmadılar ki insanlar Atatürk'ü de Osmanlıyı da gönül rahatlığıyla sevsinler yok illa birinden birini tercih edeceksin. Yahu Osmanlıda dünyanın saygı duyduğu ve önemli işler yapmış gurur duyacağımız bizim ceddimizdir denildiğinde o zaman vay sen modern Atatürk Cumhuriyetinin düşmanısın demek ki konumuna getiriyorlar adamı. O zaman da insan zıvanadan çıkıyor tabi. Ula oğlum Osmanlı modern değimliydi. Üstelik Osmanlıya ait trenleri ve gemileri istasyonlarını ve limanlarını kullanırken ve hatta Osmanlıdan kalma eğitim kurumlarını yaralanırken hangi modernlikten bahsediyorsun. Ya da başka bir değişle yüzyıldır modern olmuşuz da ne yapmışız kendi ceddine küfreden müstehcenliği modernlik sanan dünyanın yuvarlak olduğundan haberi olmayan sorgulamayan ezberci eğitim sistemiyle avarel nesiller yetiştirmekten başka.
Dünyada eğitim ortalaması lise son ve üniversite bir iken bizim ortalamamız ilkokul dört. Dünyada ülkeler bazında ekonomik kalkınmışlık ve kişi başına düşen milli gelirde (on beş yıl öncesinin verilerine göre) dünyanın geri kalmış on altı ülkesi arasında olup, hangi sportif ve kültürel uluslar arası organizasyonda ne başarı elde etmişiz. Osmanlı döneminde baldırı çıplak ülkeler bu gün bizden en az iki buçuk katı gelişmişlik düzeyine ulaşmışken modern olmuşuz da ne yapmışız diye sormazlar mı adama diyesi geliyor.

Neyse tarihte ne yaşanmış neler olmuş elbet bir gün ortaya çıkacaktır. Ve çıkmalı da yoksa Atatürk düşmanlarının ahlaksız ithamlarının önü kesilmeyecek gibi görünüyor.

Sizi de sizinle fikir paylaşımında bulunmayı da çok seviyorum.

Saygı sevgilerimle

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.