SELDA AKÇAY
138 şiiri ve 4 yazısı kayıtlı Takip Et

Beynimizdeki zindan



Ünlü Fransız felsefeci Michel Foucault "Hapisanenin doğuşu"nu anlattığı kitabında modernleşmeyle birlikte mahkûmların tıklım tıkış doldurulduğu, o eski geniş cezaevlerinin terkedildiğini ve mimari olarak yeni bir cezaevi anlayışına ulaşıldığını söyler. Bu yeni düzenlemede göz göz hücrelerden oluşmuş halka şeklinde bir cezaevi binası vardır. Binanın dışa bakan geniş pencereleri güçlü bir ışıkla aydınlatılır. Halkanın merkezinde ise bir gözetleme kulesi bulunur. O merkezi kuleden bakan herhangi biri hücrelerin içindeki küçük siluetleri izleyerek her hareketi kontrol eder. Böylece tek tek hücrelerinde sürekli görülme tehdidi altında yaşayan mahkûmlar bir süre sonra disiplin altına girerler. Öyle ki artık gözetleme kulesinde hiç kimse olmasa bile mahkûm kendini izleniyormuş gibi hisseder.

Demir parmaklığa, zincire, prangaya gerek kalmamıştır.

Çünkü zindan, artık beyinlerdedir.

***

Siz de farkında mısınız, günümüzde hayatı nasıl beynimizde devasa prangalarla yaşadığımızın?... Örgütsüz, savruk ve yalnız yakalandığımız yaman bir tufanda, tek tek hapsedildiğimiz hücrelerimiz içinde nasıl gönüllü bir esarete mahkûm edildiğimizin farkında mısınız?...

Merkezi bir kulenin amansız gözetimini her an üzerimizde hissederek nasıl duygularımızdan korkar, düşündüklerimizi gizler, sözümüzü sakınır hale geldiğimizi ve sonuçta düşünmemeyi, söylememeyi, sevmemeyi seçtiğimizi farkediyor musunuz?

Merkezdeki kuleye bağlı düşünce polislerinin soluğunu her an üzerimizde hissetmekten, fikir gardiyanlarının üç kuruşluk tehditleriyle cebelleşmekten, ahlâk zabıtalarının işgüzar tuzaklarını kollamaktan nasıl yorgun düştüğümüzü, ihbarcılığı meslek edinmişlerin kurduğu sinsi bir pusuda kalleş bir iftirayla kimvurduya gitmemek için beynimizi ve kalbimizi nasıl kör bir hücreye hapsettiğimizi görmüyor musunuz?

Kule’nin adamları, kuledekilerden farklı düşünenlere, farklı yaşayanlara aman vermemek için amansız bir takibi sürdürürken, onlardan siluetlerimizi gizlemek uğruna, nasıl yara bere içinde kısık sesli ilişkiler kurduğumuzun farkında değil misiniz?

Çünkü kule, sürekli izliyor düşüncelerimizi... Cezalandırıyor. Sonra "tecil edip" erteleyerek cezalarımızı, "bir daha yaparsan iki katını yatarsın" diyor. Böylece darağacımızın ipini elimize tutuşturuyor; ilk hatada kendi taburemizi tekmelememiz için... Kendi fikriyatımızın gardiyanı haline sokuyor bizi. Sansürün en ağırını kendi duygularımıza, düşüncelerimize uyguluyoruz. Utanır, korkar oluyoruz bildiklerimizden, söylediklerimizden, sevdiklerimizden...

Gölgemize kelepçeleniyoruz...(Can Dündar Yarim Hazirandan)

Daha cumartesi günü yaşadığım bir olay karşısında hayrete düştüm.Bayan arkadaşlarla

sohbet almış başını giderken konu malum siyasete geldi. Can Dündar’dan söz açıldı iktidarın yaptığı haksızlıklar ,dayatmalar konu ile ilgili memnuniyetsizlik dile getirildi .Bu arada sessizce oturan bir arkadaş birden atak yaptı ve hiddetle konunun kapatılmasını istedi.

Ne olduğunu anlayamadık ama anlaşılan arkadaş uzun adam sevdalılarındandı. Oysa kimse arkadaşın kişiliğine veya ailesine hakaret etmemişti.

Bu tahammülsüzlüğün sebebi neydi ?

Bu kadar olumsuzluk, bu kadar karabulutlar dolanırken ülkemin semalarında havadan sudan bahsetmek, ortalık güllük gülistanlıkmış gibi davranmak doğru muydu ? Herkes kendini özgürce ifade edebilir sıkıntılarını dile getirebilirdi.

O da kendi fikrini özgürce ortaya koyabilirdi. Ama böyle bir çabaya girmediği gibi bizlere de üç maymunu oynamayı tavsiye eder gibiydi adeta.

İnsanlar özgürce kendilerini ifade etmekten korktukları, kimliklerini gizli tutma gereksinimi duydukları bir ideolojiyi neden savunma hatta savunamama durumuna düşerler. Başka başka fikirlere saygısız ve tahammülsüz

hale gelebilirler aklım almıyor.

Beynimizdeki zindanlardan ve fikirlere vurulan kelepçelerden kurtulmak umudu ve dileği ile...


Beğen

SELDA AKÇAY
Kayıt Tarihi:1 Aralık 2015 Salı 09:19:01

BEYNIMIZDEKI ZINDAN YAZISI'NA YORUM YAP
"Beynimizdeki Zindan" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
muhammed1347
2 Aralık 2015 Çarşamba 17:53:28
Beyindeki zincirler alındıktan sonra boşluk başlar. Bazı beyinler bu boşluğu özgürlüğün ilk adımı düşünüp ışığa doğru ilerler. Ama bir çok kişi için bu boşluk vahim ve dehşet verici bir şey olur. O yüzden insanlar zinciri boşluğa tercih ederler. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Güzel yazıydı.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


SELDA AKÇAY Yazının sahibi 3 Aralık 2015 Perşembe 13:41:39
Farklı bir bakış açısı tabi saygı duyarım ne kadar katılmasam da ...
Teşekkürler...
glenay
1 Aralık 2015 Salı 22:34:57
Öyle alıştırılıyoruz ki bize vurulan zincirlere..özgür kaldığımızda da çıkarmıyoruz..

tebrikler,
anlamlı, üzel bir yazı..

selamlarımla..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


SELDA AKÇAY Yazının sahibi 3 Aralık 2015 Perşembe 13:44:19
Teşekkürler değerlendirdiğiniz için selam ve sevgiler...
mutluluk mavi çocuk
1 Aralık 2015 Salı 10:47:56
katıksız gerçek
yürek çile çekecek
aklın sınırlarına zincirlenecek...

düşündürücü güzel bir yazı.. tebrikler saygı ile...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


SELDA AKÇAY Yazının sahibi 1 Aralık 2015 Salı 11:16:08
Ben teşekkür ederim değerlendirdiğiniz için .Selam ve saygımla...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.