Necati Kavlak
183 şiiri ve 195 yazısı kayıtlı Takip Et

Beynimin içini kemiren kurt!



Beynimin İçini Kemiren Kurt!

Beynimin içini uzun zamandan beri küçük bir kurt kemirip duruyor. İçinden çıksa kelebek olup uçar mı, yoksa bir ağaçkakana yem mi olur bilemem.
Kaç zamandan beri otur oturduğun yerde, çıkmak istediğin atmosfer sana göre değil dedimse de; söz dinlemiyor, afacan bir çocuk gibi tepinip duruyor.
Anladım ki daha fazla tepinmesine tahammül edemeyeceğim. Ne halin varsa gör deyip bırakacağım ki görsün dünya kaç bucak.
Dün bir kışlanın yanından yayan yapıldak yürüyordum. Kışla Duvarını kısa aralıklarla Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafları süslüyordu.
Beynimi kemiren o kurt resimleri görünce gülmeye, kriz tutmuş gibi kıkırdamaya başladı.
Hayrola dedim!
Açıkta bir şey mi gördün?
Gözlerini, gözüme dikti, uzun uzun inceledi ve dudağında yayılan gülümseme dondu kaldı.
Sana bir söyleyeceğim, ama düşünmeden cevap verme dedi. Söz ver diye de ısrar etti. Mecburen söz verdim.
Bak kardeşim, Terör örgütleri kandırıp dağa çıkarttıkları günahsız bebeleri kısa süre eğitimden geçirip, militan olarak yetiştiriyor.
Militan gençler kendi askerine kurşun sıkarken düşmana kurşun sıkmış kadar rahat ve gururlu.
Diyorlar ki git çoluk çocuk yaşlı, kadın kız öldür, hiç tereddüt etmeden bir köyü basıyor, kendi köylüsünü, acımadan kurşuna dizebiliyor.
Bu örnekleri uzatmanın imkânı var, lakin anlamı yok!
Biz buradan yola çıkarak biz analiz yapalım.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre her Türk Vatandaşının 2 asli görevi var.
Birisi askerlik yapmak, öteki oy kullanmak!
Dediklerim de bir yanlış var mı diye sordu!
Doğrusunu istersen bu soruya yanlışın var diyen bir babayiğit çıkmaz. Ben nasıl yanlış deyim?
Haliyle boynumu büktüm.
Beni boynu bükük görünce sıkı dur dedi. Şimdi taşı gediğine koyacağım sen de şaşıracaksın diye de ilave etti.
Şaşkın şaşkın yüzüne baktım!
Ben ona akıl verirken, dışarı çıkma diye uyarırken o beni şaşırtan çarpıcı analizler yapıyordu.
Yüzüne bakıp kalmışım.
Dedi ki şaşıracak bir şey yok! Sen duvarda Atatürk’ün resimlerini gördün, gururlandın.
Bu resmi buraya asanları Atatürk ilke Ve İnkılâplarına bağlı zannediyorsun. Hâlbuki kazın ayağı hiç düşündüğün gibi görünmüyor dedi.
Şaşkınlıkla saçmalama diye çıkıştım!
O gülmeye devam etti. Biraz önce sana bir şey söyledim.
Dağa kaldırılan bir çocuk-genç her neyse 4 ayda militan olup adam öldürecek hale geliyorsa; bir zamanlar 30 ay, 24 ay şimdi 1 bir yıl 8 ay gibi sürelerle askeri eğitim alan Türk gençleri neden Atatürkçü olmadı diye sordu…
Beynimde şimşek çaktı, yüzüme hüzün düştü!
Devam etti, bir zamanların irticacıları; yeni dönemin Paralelcileri, insanları ışık evlerinde, ders bahanesiyle toplayıp; beynini yıkıyor, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı yetiştirebiliyorsa; TSK neden yasal olarak silâhaltına aldığı Türk gencine Atatürk sevgisi aşılayamazsın?
Cami İmamları kuran kursu adı altında Şeriatçı yetiştiriyor da TSK neden Eğittiği Gençlere Atatürk’ü sevdiremiyor?
Bu soru cevap bulmadan Türkiye düzlüğe çıkmaz, çıkamaz diye de ekledi…
Ve tarih bir kere Mustafa Kemal Atatürk gönderdi. Bir daha onun gibi dahi ne zaman gelecek kimse bilmez diye de noktayı koydu.
Şimdi düşünme sırası bendeydi. Beynimi kemiren kurtçuğun düşündüğü şeyi ben neden akıl edemedim diye dizime vurup duruyorum.
Ya siz ne düşünüyorsunuz?
Beynimi için için kemiren kurt haklı değil mi? Vallahi tartışmaya değer ve de sorgulanmalı diye düşünüyorum.


Beğen

Necati Kavlak
Kayıt Tarihi:31 Ekim 2015 Cumartesi 01:03:32

BEYNIMIN İÇINI KEMIREN KURT! YAZISI'NA YORUM YAP
"Beynimin İçini Kemiren Kurt!" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
CAN OR
2 Haziran 2018 Cumartesi 17:31:19
Yazınız için kutlarım emeğinize sağlık
Yalnız şurasına katılmadım bunu da bildirmeden içim rahat etmez. Her cami hocasını şeriatcılıkla suçlamışsınız. İnancına göre Camilere dinini öğrenmek isteyenler gider. T.C. İcerisinde hiç bir imam şeriat yönetimini savunamaz ve öğretemez
İslam dini tüm insanların bir birleriyle kardeş olarak kabul eder. Bir insanı katleden tüm insanlığı katletmiş gibidir der. Bizler dirimizi tam öğrenmedikce ihmal ettikce. Herkes bu dini kötüleme karalama cabasında iken ve canileri bu dine yamarken. Birileri de bu insanları savunuyoruz diye sadece oylarına talip olur.

Cevap Yaz
Serhat BİNGÖL
1 Kasım 2015 Pazar 17:13:53
Necati Bey

Klavye hatası mı? Yoksa bilerek mi yazdınız bilemiyorum ama ‘’Ak serhat’’ çok hoş bir espri olmuş)))

Daha henüz Ak Serhat olmadım. Ama bu gün sandıklar açılıp seçim sonuçları açıklandığında (sanmıyorum ama ) çünkü bu millet kimin ne olduğunu gayet iyi biliyor.
Tek sermayeleri vatan millet edebiyatı olan ve Türklükten bahsedip Atatürkçülük den dem vuranları halk hükümet kurma noktasında görevlendirdiğinde. Türlü bahanelerin arkasına sığınıp yan çizip ellerini taşın altına koymaz sorumluluk almazlarsa, yani sabah akşam dümdüz gittikleri mevcut hükümetten devlet yönetimini devralmaz ve ülkeyi yeniden bir kez daha seçime sokarlarsa o zaman görülür kimler Ak olur kimler kara. İzniniz olursa konunun hassasiyeti nedeniyle bu yorumu ön sayfada yayınlayacağım.

Biz konumuza dönelim. Osmanlı imparatorluğunun Türk olmadığını ve Türkleri dışladığını iddia etmek hem çok komik hem de süzme cehaleti gösterir ancak bunu da normal karşılıyorum. Seksen yıldır bu ülkede sitemli bir şekilde Siyonizme hizmet eden sözde tarihçiler elliyle çarpıtılmış yalan ve iftira üzerine kurulmuş bir tarih oluşturulmak istenmiştir. Başarılı olunmuş mudur? Sanırım kendi ceddine söven nesiler yetiştirebildiklerini göre haklarını teslim etmek gerekirse önemli ölçüde başarılı olmuşlardır.

‘’Fatih Sultan Mehmet'in Çandarlı Halil Paşayı boğdurmasından sonra Türk Devlet yönetiminden uzaklaştırılmış.’’Demişsiniz ya!

Fatih Sultan Mehmet han’ın Çardarlı Halil paşayı boğdurması derken konuyu hem saptırmış hem de eksik anlatmışsınız.
Çardaklı Halil paşa Osmanlıda bir devlet adamı olarak ısrarla fethe karşı çıkmış ve muhasaranın kaldırılmaması halinde bütün Avrupa’nın asırlar boyunca Osmanlı düşmanı olacağını iddia etmiştir. Hatta yerli ve yabancı tarihçilerin ifade ettikleri gibi, muhasaranın kalkması yolunda Bizans devlet adamlarıyla işbirliğine dahi gitmiştir ve hatta bazı tarihçilere göre rüşvet bile almıştır.
İşte bütün bu sebepler bir araya gelince, İstanbul’un fethinden sonra, Halil Paşa’nın Rumlara taraftar olduğu ve rüşvet aldığı şeklindeki iddialardır. Belki sevmeyenleri tarafından abartılmış olabilir. Ama sonuçta bu iddialar neticesinde Fatih Sultan tarafından 1453’de idam edilmesine yol açmıştır.
Yani kesinlikle Halil Paşa’nın Türk bir aileden gelmesinin veya benzeri iftiraların idamında rolü yoktur. Eğer Böyle olsaydı, ne kendisi paşalık gibi Osmanlıda ki en büyük mevkiye gelebilirdi nede idamından sonra, Süleyman Çelebi adındaki oğlu kendisinin yerine Kazaskerliğe ve bir diğer oğlu İbrahim Çelebi de Fatih zamanında Edirne kadılığına ve II. Beyazıt zamanında da vezir-i A’zamlığa kadar yükselemezlerdi.

Sonuçta şunu söylemek istiyorum lütfen böyle Siyonist tarihçilerin hain teorilerinden oluşmuş uydurma tarihlerini ortaya atıp genç nesillerin kafalarını bulandırmayalım bırakalım insanlar hem Osmanlı devletini hem de Türkiye Cumhuriyeti devletini ve tabiî ki Selçuklu devletini de gönül rahatlığıyla sevsinler tarihleriyle ve ecdadıyla gurur duysunlar. Birinden birini tercih etmek gibi bir komedyaya düşmesinler.

Yok eğer bu konuda ısrar edilecek olunursa 1922 de Musul ve Kerkük de ki Türkmenlerin ve Kürtlerin birlikte hareket ederek o toprakların Türkiye’ye yani misak-i milli sınırlara dahil edilmesini isteyen direnişleri Kazım Karabekir paşa ve o bölgede vali olarak görev yapan o bölge hakimiyeti altında olan Ali İhsan Sabis paşa’nın ısrarı üzerine (Mustafa kemal’in karşı çıkmasına rağmen) meclis kararıyla Yarbay Özdemir paşa komutasında ki birlik Süleymaniye’ye kadar girmiş ve İngilizleri bozguna uğratmışlardı ki!? ne hikmetse birden doğuda şeyh sayıt ayaklanması başlamış isyan bahane edilerek o bölgeye kuvvet gönderilmemiş ve gelen emir üzerine Ali İhsan paşa geri çağrılmıştır. Yani Göz göre göre İngilizlerle işbirliği yapan (bir kısım ) Arapların İngilizlerin emriyle bir süreliğine bölgeden uzaklaşması ve İngiliz uçaklarıyla o bölgenin yani Türkmenlerin ve Kürtlerin havadan bombardımana tutularak katledilmesine seyirci kalınmasını ve Cumhuriyetin ilanından 1980 darbesine kadar. Siyonistlerin ve emperyalistlerin emriyle yurt sathında ki Anadolu insanına kumpas kurulup sudan sebeplerle katledilen öz ve öz Türklerin sayısının Çanakkale de düşmana karşı şehit düşmüş Türk askerinden misliyle daha fazla olduğu ve onlarca entrika kokan tarihi olayları kimseye izah edemeyiz.

Neticede bu işlerin içerisine Türklüğü ve ihaneti katmamak lazım yoksa çıkamayız işin içerisinden

Saygılarımla.






1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak 1 Kasım 2015 Pazar 19:27:40
Serhat Bey size bir Özür borcum Var!

Ben Ah Serhat Bey Ah diye başlayacaktım. Öyle başladığımı zannettim. Gözümden kaçmış. Yok sa sizin siyasi düşüncenizle ilgili bir fikrim olmadı. olmazda.
Bu yazının bu kadar ses getirmesi, değerlendirilmesi keyifliydi.
Katkılarınız için yürekten teşekkür ederim.
Ayrıca Ben Osmanlı Türk değil demedim, devlet yönetiminden Türkleri Dışladılar dedim.
Siyonistler konusunda elbette haklısınız. Ancak siyonistlerle kava eder görünürken, onlardan madalya alanların bizi yönettiği de gözden kaçmamalı.
Hani siz klavye hatasından kaynaklanan yanlışlıktan dolayı beni sizin siyasi etik düşündüğüme yormuşsunuz ya, zannedersem sizde benim Atatürk, Cumhuriyet ve Türklük Üslubumdan beni hiç oy vermediğim bir düşünce koltuğuna yakıştırma vat gibi geldi.
Hiç bir partiyle gönül bağım olmadığını, Türkiye sevdalısı olduğumu göğsümü gererek ifade etmek isterim.
Tarihi Siyasetçiler belirliyor, Tarihçiler de yazıyor. Biz okuyanlardanız.
Kim bilir günümüzün tarihi nasıl yazılacak.

Sevgiyle kalın.

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Kederli
1 Kasım 2015 Pazar 13:31:06
Güzel bir makale ve aydın yorumlar okudum.

Bence gerçekleri görmemizi engelleyen ve engelleten(siyasi girişimciler) bir yığın koca sorunlar var bizde.

Biz, nerdeyse bir asırdan buyana dini uygulamanın safsata yanlarını yaşamımızdan çıkarıp, topluma yaşam-din ayırımının önemini aşılayamadık.

Demokrasi gelmesine rağmen, sosyal toplumsal görüşlerimizi ve girişimlerimizi halen, yasalardan önce dini geleneklerle vurgulayıp düzenleyen idarecilerin önünü kesemediğimiz gibi, halka da bunun önemini anlatamadık veya idareciler anlatmak istememdiler. (işlerine gelmediği için).

Osmanılının son iki asırda (1700-1800) bıraktığı mirasın, ilim ve bilim için kullanılacak fazla bir ağırlığı yoktu.
Yapıtlar insana bilim üretmekten ziyade, hazırdakini kullanma ve harcama olanağını vermekten ve bir mimari sanat eseri olmaktan pek fazla öte gidemedi.


Ve halende İslamın bilimsel yönünü değerlendirmekten daha da çok, dünyayı kazanmadan, cenneti tasa etmeyi öneren ve yeğleyen dinci siyasetçiler ve onların yoğun etkisi altında yaşayan bir toplum halindeyiz.

Son 300 yılda bizde, dünyayı alkışa tutturan bir buluş ve bilimci, alim gösterebilir misiniz?
(tereyağlı baklava, acı kahve ve döner hariç).
Yurtdışındakileri bizden saymayı çok severiz ve (kuru) gururlarınız, fakat onlar ekmeklerini yediği ülkenin insanıdırlar.

Son 50-60 yılda içine düştüğümüz delaleti, cahaleti ve çukuru, aile-sosyal-gençlik-toplum çalışanı olarak olsa olsa100 yılda aşmamız mümkün olabilir dersem (kimseyi ürkütmek istemiyorum, olumsu bir insanım aslında yaratılıştan), pek fazla abartmış sayılmam.

Yüzyıllardır her toplum için geçerli olmuş ve olan felsefi mantık ve sosyo-oluşum-dönüşüm teorisi ve gerçekleri gereği başka bir beklenti, maalesef bir -inşallah-maşallah-hayali ve teselli ürününden ileriye gitmez. Ve hem de BUGÜN hemen başlarsak! (mucizelere de inandığımı belirtmek isterim).

Yazara ve tüm yorumculara, olgun katılımdan dolayı teşekkür ve selamlarımı iletiyorum. İyiden iiyi günlere...
Saygılar

Şehitler de tam ölür, koparılmış dal gibi.
Yaslı yaşlı severiz, -nutuk desen- bal gibi!
Aydınlığı bir avuç ampulde görür ''yarım'';
Tek gözle tam düzgün yol, ''çeyrek'' bir hayal gibi..!
(KederliCe 2014)


Kederli tarafından 11/1/2015 2:02:13 PM zamanında düzenlenmiştir.

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak 1 Kasım 2015 Pazar 19:07:52
Yine Harikaydınız!


İlk seçim haberleri canımı sıktı. Televizyonu kapattım oyalanıyorum kendi kendime.
Sizi görünce sevindim. İlk netice değişir mi bilmiyorum. Değişmezse işimiz var!
Yorum için sonsuz teşekkürler.
Saygılarımla.
Kederli 1 Kasım 2015 Pazar 19:30:23
Fazla kafa yormayın değerli dostum.
İş olacağına varır.
Bu milletin çoğunluğu neyi isterse o olacaktır neticede...
Ehhh, biz de zaten çoka da (.)oka da alışkınız ya;
çoku bulsak doymayız
(.)oku bulsak alıp da yüzümüze süreriz...
Merkep yıkıldığı yere kadar gidermiş...
Dahası da yok ya!

Saygılar

Hatırınıza hiçbir sitede yayınlamadığım (kısmetse bir kitapçık olacak) Hayyamcı bir dörtlüğümü size armağan ediyorum.

Ne anladık bu işten..!

Softa der ki; cennette, huri şarap da varmış…
Her an orda bol keyif serbest yaşanacakmış…
-Tek laf yok- cilve şehvet.. işveden sevişmekten;
Herşey, ha var ha da yok; ne anladık bu işten!?
(KederliCe 27.01.2012)

Necati Kavlak 1 Kasım 2015 Pazar 19:51:23
Bu Günü en Anlamlı Hediyesiydi.

Armağanınız çok makbule geçti.

Harikaydı Dörtlük!
Keşke Avutoğlu da okusa ::))

Kitap çıkınca İsterim.

Saygılarımla
Necati Kavlak Yazının sahibi
1 Kasım 2015 Pazar 12:44:19
.



Necati Kavlak tarafından 11/1/2015 12:48:05 PM zamanında düzenlenmiştir.

Necati Kavlak tarafından 9/19/2016 11:25:32 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
beren yılmaz
31 Ekim 2015 Cumartesi 18:00:43
kafanızdaki kurttan kurtulmanın bir yolu var mı bilmiyorum ama ; bildiğim ve üzerinde önele durulması gereken bir çok şey var.....' Atatürkçülük ne demek ? yada Atatürk ilke ve İnkılapları ne demek .,Şimdi bir çoğumuz bu sorulara .Sayın Bingöl' de dediği gibi.bir kaç resmi kuruma Atanın ' büstünü dikip karşısında ceket ilikleyip saygı duruşunda bulunmak 'yada '10 kasımlarda şiirler yazıp bayrak yarıya indirmek ten ibaret sayıldığını düşünecek olursak
bu büyük bir lidere ve silah arkadaşlarına yapılmış bir haksızlık olur kanısındayım.

şimdi bir düşünelim .3.4 ayda dağ kaldırılan gençlerin nasıl bir süreçten sonra eğitilip eli sillahlanıp terör olarak geri döndüğüne.

eğer siz devlet yada siyasi lider yetkisi kullanarak eğitim ve öğretim kurlarının hemen yerine camiler medreseler sübyan okulları açıp ve sübyan okularında cübbeli abilerden çarşaflı ablalar ve o kara çarşaflarının altından ırkcılık Atatürk düşamlığını ve bunun akabinde sosyal ve kültürel yozlaşmayı din ve İslam inanç adı altında genç beyinlere empoze ederek hiç bir takip ve yasal uygulama gerektirmeden faliyet gösterilmesine görmezden gelirseniz başka bir deyişle Atatürk ' atais'
Atatürkçülüğü din düşmalğı olarak lase edilmesine vesile olursanız bunun kaçılmaz bir son olacagını kimse söyleyemez bana.
kaldı ki laik devlet olmanın gereği din ve devlet işlerini bir birin den ayırmaktır ' yenilikçi olmayı aydın olmayı bilgilenmeyi ve ileriye götürmeyi gerektirir.kısaca laik olmak dinsizlik olmamalı.belkide beyinleri kemiren asıl İslamı kendi çıkarları doğrultusunda o dağa çıkan gençlerin tek vebali kendilerinin boyunlarında aslı kalan günahları olmalı.

beynimizideki kurtlardan temizlenmek dileğim ile.

saygılar efendim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak 31 Ekim 2015 Cumartesi 23:46:08
Benim anlatmak istediklerimle sizin söyledikleriniz birbiri ile hiç örtüşmüyor.
Kurtçuk diyor ki, Atatürk'ün ocağında yetişenler, Vatan görevini yapmak için eğitim birliğine geldiğinde, Mükellef askeri eğitirken Atatürk'ü iyi anlatsa, Laiklik ne demek öğretse; hatta bu konuda beyin yıkasa: Şimdi başımızdaki Osmanlı Ruh çağırıcı da olmazdı. Ona oy veren Dincilerde dini doğru yerinden yakalardı.
Biliyorum Balıkesir Paşa Cami Hutbesini siz de okumuşsunuzdur. Atatürk hutbeye çıkacak, dini doğru anlatacak kadar donanımlı.
Türk Milletinden istediği de Dini anlayarak öğrenmesi. Bu Yüzden Elmalı Hamdi Yazır'dan Kuranın mealini ve tefsirini yazmasını istemiştir.
Elmalının Yazdığı tefsir ve meal hala Diyanetin Kaynak eseridir.
Bilmem derdimi söylemek istediğimi bir nebze açıklayabildim mi?
Ben kimseyi yargılamıyor, suçlamıyor yıllar önce yapılması gerekene dikkat çekiyorum.
Hala bu fırsat vardır.

Zahmet etmiş düşüncenizi paylaşma inceliği göstermişsiniz.
Çok teşekkür ederim.
Saygılarımla.
Serhat BİNGÖL
31 Ekim 2015 Cumartesi 03:32:04
Necati Bey Merhaba

Kafanızda ki kurtçuğu fazla dikkate almayın diyeceğim ama keşke herkesin beynini kemiren bir kurt olsa!

Muhtemelen bu yazınıza şöyle yorumlar gelecektir.''Atam atam sen kalk ben yatam ya da en bilindik şekliyle ''Atam izindeyiz. Sorsanız, nasıl izindesiniz? Öylece yüzünüze bakarlar ve anlarsınız ki slogandan başka bir şey yok. Çünkü Mustafa kemal ile ilgili bir şey bilmiyorlar da ondan. Başka bir ifadeyle onların da bir suçu yok onlara öğretilen ve en fazla bildikleri şey, annesinin adı Zübeyde Hanım babasının adı Ali Rıza Efendi. Anekdot olarak ta dayısının çiftliğin de teneke çalar kargaları kovalardı. Sonra 1881 de doğdu 10 Kasım 1938 de saat dokuzu beş geçe Dolmabahçe sarayında hayata gözlerini yumdu. Sonra? Sonrası yok.
O yanından geçtiğiniz kışlanın içerisindekilerin de bundan fazla bildiği bir şey yok.

Şimdi, izninizle beyinizi kemiren kurt kadar olmasa da naçizane ben de size bir soru sorayım.

Mustafa kemal’i bu millete sizin örneğini verdiğiniz ölçüde sevdire memelerinin birçok nedeni vardır. Onlar ayrı tartışma konusudur. Ama en önemli nedeni onu toplumun her kesiminin benimseyeceği, insani yönüyle öne çıkarmak yerine. İslam’la tanışmadan önce de ‘’gök tanrı’’ inancına sahip puta tapmayan ve sonrada İslam’la şereflenmiş, putları devirmiş cahiliye devrini ayakları altına almış aydınlıkçı bir peygamberin ümmeti olmuş. Müslüman Türk milletine. Zulüm edercesine firavun döneminde ki gibi insan elliyle yapılmış. Taştan tenekeden büstlerini, heykellerini put gibi her yere doldurmaktan başka bir şey yapmamış olmalarından kaynaklanmış olabilir mi?

Saygılarımla.

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak 31 Ekim 2015 Cumartesi 13:49:07
Merhaba Serhat Bey!

Zaman ayırıp düşüncenizi paylaşma inceliği gösterdiğiniz için teşekkür ederim.
Öncelikle altını çizmemiz gereken bir gerçek var.
İncelediğim kadarıyla Mustafa Kemal Atatürk'ü Er meydanında savaştığı düşmanları dahil
“İngiliz, Fıratsız, İtalyan ve Yunan” bizden daha kapsamlı tanıyor.
Çağın mazlum devletlerinin örnek aldığı da su götürmez gerçek.
Bizim Cumhuriyet yıllarında kaleme aldığımız, sizin ifadenizle “Atam atam sen kalk ben yatam ya da en bilindik şekliyle Atam izindeyiz”i söylemi çok yadırganmamalı.
Neden mi?
Mustafa Kemal’in İstiklal savaşını başlattığı döneme giderseniz, Anadolu topraklarında yaşan nüfusun, okuma yazma (eğitim) oranını göz önüne aldığınızda geniş halk kitlesinin algı kapasitesi, beklide bu bilgileri algılar ve onunla iktifa edebilir diye değerlendirilebilinir.
“Babası Ali Rıza, Annesi Zübeyde ve de çocukluğu ile kısa bilgiler de dönemin eğitimsizliğine de işaret etmez mi?
Benim eleştirim, 81İl’e Üniversite açılmış, iyi yada kötü eğitim sorununu kısmen çözülmüşken, 1 asır önceki tanımlama ile yetinmek, Atatürkçü geçinenlerin ayıbını yüzüne vurmak anlamında değerlendirilmeli diye düşünüyorum.
Bana sorduğunuz, “Anıt ve Büst”e gelince, Albert Einstein “Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur…” diyor!
Mutla konuşmalarınızda Sizde kullanmış olmalısınız, dilimize yerleşen “Heykeli dikilecek adam veya Kadın” diye bir cümle kurarız yeri gelince.
Mustafa Kemal için dikilen anıt, büst ve benzeri çalışmalar; dini yakıştırmalardan uzak ve gerçekten hak ettiği değerlerdir.
Demem o ki Atatürk gerçekten iyi tanınırsa biraz önce kurduğum “ Heykeli Dikilecek Adam” tanımlamasını fazlasıyla hak eder.
Onun dışında din bağlantılı şirk görüntülü söylemler, Albert Einstein’ın Ön yargı açıklaması ile cevaplanabilir.
Selam ve saygılarımla.



Serhat BİNGÖL 31 Ekim 2015 Cumartesi 16:53:10
Necati Bey

Nazik cevabınıza çok teşekkür ederim yalnız bende şunu anlamıyorum Mustafa Kemali övmek için her seferinde Osmanlıyı yermek şart mı? Kaldı ki Mustafa Kemal'de Osmanlının şerefli üniformasını giymiş bir subaydır. Yani Osmanlıda eğitim almış bir insandır.

Beni yanlış anlamayın lütfen Osmanlıcı falan değilim ama Osmanlıda hiç bir şey yoktu anlamına gelen sözleri (sizi tenzih ediyorum) tuhaf karşılıyorum. Osmanlıda eğitim seviyesi günümüzün düzeyinde olmaya bilir ama işin ilginç tarafı Anadolu’nun her yerin de ve her alanda ki kurum ve kuruluşlarından faydalanıp halen kullanmaktayız. Örneğin;

Osmanlıya ait tüm Anadolu’ya uzanan trenleri ve gemileri kullanıyoruz. Fatih Sultan Mehmet hanın emri ile 1453 de kurulan Darüfünun bu günkü adıyla İstanbul üniversitesi başta İstanbul olmak üzere ( pertevniyal lisesi, Davut paşa lisesi ve kuleli askeri lisesi) gibi yurt satında ki Osmanlı’ya ait mektep ve medreselerden yararlanıyoruz. Başta İstanbul’da ki darüfünun eğitim kurumunun tıp fakültelerine ait (Cerrahpaşa, çapa hastaneleri ) ve Kanuni Sultan Süleyman’ın döneminde 1550 yılında yapılan ve aynı adı taşıyan camii kütüphane sosyal donatı alanları da olan ( haseki hastanesi )kullanıyoruz.
Yine sultan Abdülmecit hanın döneminde 1843 yılın da yapılan (vakıf gureba hastanesi),gibi ve sultan 2.Abdülhamit han dönemi 1898 de Ankara da yapılan Gülhane tıp akademilerine ait (gata askeri hastanesini) ve bu yoruma sığmayacak kadar çok Anadolu’nun her yerinde ki hastaneleri ve eğitim kurumlarını kullanıyoruz. Hatta sosyoekonomik ve sosyokültürel işlevi olan yüzlerce yıllık yapılarını ve eserleri. Darülaceze ve Darüşşafaka gibi sosyal yardım kuruluşlarından faydalanıyoruz.

Sonuçta; Yolları çeşmeleri, iş hanları kütüphaneleri vs gibi onlarca yüzlerce eserin ve kurumun başına (TC)ibaresini eklemekle bu kurumlar Cumhuriyetin kazanımları olmuyor. Neticede bunlar Osmanlı devletinden kalan kurumlar. Sonrada dönüyoruz Osmanlıda halk cahildi diyoruz. Doğrusu ben anlamıyorum nasıl oluyor da cahil bir toplum bu kadar eseri bize bırakabiliyor. Bir türlü aklım almıyor. Dediğim gibi üstelik halen bu eserleri kullanırken.

Saygılarımla.





Necati Kavlak 1 Kasım 2015 Pazar 12:47:11
Ak Serhat Bey Ah!

Elbette Atatürk'ü tanımak, tanıtmak için 600 yıllık bir tarihi yok saymak ve de Bir İmparatorluğu yermek gerekli değildi.
Hatta ben İlk oğluma Fatih ismini koymuştum. Anlayacağınız benim Osmanlı karşıtlığım, Osmanlı ruh çağrıcılarının Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı ile yaşıt.
TC'i yok sayanlar, Tabeladan kaldıranlar, Artıkça ben daha çok milliği kimliğime, Ataürk'e Cumhuriyete sahip çıkılması gerektiğini düşündüm ve 600 tarihi yeniden keşfe çıktım.
Gördüm ki İmparatorluk Türk'e iyi gözle bakmamış. Her nedense sırtını dayadığı, kanında imparatorluk kurduğu; Omuzlarında saltanat sahibi olduğu Türk'ü yok saymış.
Fatih Sultan Mehmet'in Çandarlı Halil Paşayı boğdurmasından sonra Türk Devlet yönetiminden uzaklaştırılmış.
Ticaret- zanaat Rum ve Ermenilere bırakılmış. Türklere ayağında çarıkla çift sürmek kalmış. Bir de Sefere çıkılacağı zaman Haşmetli Sultan Hazretleri için savaşmak ve ölmek kaderi olmuş.
Anlayacağınız Osmanl Sultanları şimdiki saray sevdalısı gibi Türk düşmanıymış.
Ben Neresini seveyim bunların?
Benim bildiklerimden, sizin unuttuklarınız daha çok olduğunu biliyorum . Olsun bende hatırlatayım istedim.
İzniniz olursa, Ray BROCK'un Hayalet Süvarisi ile Alphonse de Lamartine'nin Osmalı Tarihine bir göz atmanızı önereceğim.
Hani Timir'la Bayaziıt'ın Ankara Savaşı Var ya İşte O Savaşın Türk Beyliklerini Osmanlı zulmünden korumak için yapıldığını yeni öğrendim.
Celali İsyanları adı altında bastırılan Türk beyliklerinin kimlikleri olduğunu da bizim tarihçilerimiz öğretmedi bize.
Başınız şişirmeyim. Osmanl deyince ben Sarayda Entrika, Haremde iktidar kavgası, Bangaldeş halkı kadar yoksul Türk kimliği düşünüyorum.
Bir de Türk'e yasak devşirmeye serbest olan ENDERUN Mektebi geliyor aklıma.
Böyle bir ruhu canlandırmak isteyenler asla bizden değildir diyorum.

Saygılarımla.


[Etkili yorum olarak seç] Etkili yorum nedir?
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.