nitemtran
0 şiiri ve 86 yazısı kayıtlı Takip Et

1



1

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 28.9.2015 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.




Beğen

nitemtran
Kayıt Tarihi:27 Eylül 2015 Pazar 03:41:51

1 YAZISI'NA YORUM YAP
"1" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
ccelayir
26 Aralık 2015 Cumartesi 23:02:05
Bu sitede okuduğum nadir yazılardan bir tanesiydi. Hikayeden çok anlatıma yoğunlaştığım için çoğu yazıdan zevk alamıyorum. Ama bu başka. Aklıma benim de başıma gelen imkansız bir aşk geldi... Tuhaf duygular.

Cevap Yaz
Turgut Öztürk
1 Ekim 2015 Perşembe 10:21:35
tebrik ederim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


nitemtran Yazının sahibi 2 Ekim 2015 Cuma 20:27:15
Teşekkürler efendim.

Sağlıcakla,
Secret Path
1 Ekim 2015 Perşembe 05:43:25
Ertesi günün iki ayrı yolcusuydular..iki benzemez coğrafyaya, onlarca yıl olduğu gibi, yine kesişmeyecek yollardan geçip gidecek iki ayrı tren içindi hazırlanmaları...

Mevsim zemheri, akşamların henüz birer ürkek serçe, akşamların henüz bendini aşmamış yürek çırpıntısı olduğu vakitlerdi..

Adam sigarasından bir nefes çekerek dedi ki, ‘’Neden olduğunu bilmediğim bir korkunun beslediği derin bir huzursuzluk hissettim. Sanki hayatımın çok önemli bir kavşağındaydım. Inanmazsın ama, hayatımda ilk kez yapacağım yolculuktan korktum’’

Kadın, cümlelerin ince mealinde gizlenen ne varsa görmezden gelerek kelimelerden sızan hüzne elini uzattı, incitmekten korkarak aldı ve yavaşça yüreğinin derinlerine serpiştirdi..

‘’Biliyor musun’’ dedi.. ‘’ben Piyer Loti’ye hiç gitmedim..’’

Gülümsediler..

Erguvan rengi sessiz bir kavile şahit olmuş gibi Haliç tepeleri de gülümsemişti o gece... ‘’ilkyazda gelecekler’’ diye fısıldadı parke taşlı sokaklarına… ‘’evet, gelecekler..’’

Tren Üsküp garına girerken, kadın pencereye vuran yağmurdan gözlerini aldı ve ‘’iyi ki konuyu ustaca değiştirdim’’ diye düşündü.. Damlaya damlaya sır olacağı bir okyanusun kıyısında durduğundan bihaber bavuluna uzandı..

Kadının bu naif sözüne gülmeye hazırlanan Haliç ise, sabahın erken saatlerinden beri kıyısındaki bir bankta oturan adama tekrar baktı ve gülümsemekten vazgeçerek kendi derinine daldı gitti..
-------------------
Öykünüz sislenmiş bir kış masalı düşürdü aklıma.. hani, bütün hayâllerin hayâl olduğu o kendine gecikmiş kış masallarından ..

Hatta öyle ki, neredeyse bir öykü de ben yazmaya başladım burada ve korkarım yarım kalmasaydı, kurdelenizin bir tutamına talip bile olacaktım.. sanki öykü benimmiş gibi.. sanki öykü benmişim gibi.. öylesine bir pervasızlık..

Selâsı okunamayan tek aşk, yarım kalan aşk mıdır acaba.. kimbilir..


Secret Path tarafından 10/1/2015 5:51:16 AM zamanında düzenlenmiştir.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


nitemtran Yazının sahibi 2 Ekim 2015 Cuma 20:45:41
Zaten siz de bir yarım kalmış sevda öyküsünün finalini anlatmaya başlamışsınız. O parke taşlı sokakları benim kahramanlarım çok iyi bilir. Kolunuza biri girmeden çok zordur yürümek o yollarda eğer topuklu ayakkabılarlaysanız ki siz de bilirsiniz sanırım. Bildiğiniz cümlelerinizden sızmış ip uçlarından da belli.

Ve evet, selası okunmamış tek aşk, yarım kalan aşktır, galiba.
Secret Path 3 Ekim 2015 Cumartesi 05:25:39
Değil sayın yazar, bir final değil, aksine, öykünüzdeki mektuptan esinlenen bir ilk heyecan, bir başlangıçtı anlattığım.. ya da belli ki anlatamadığım..
Ve ihtimal ki, muhatabı öykü kahramanım bile okusa başlangıç mı final mi hatırlamayacağı bir öyküyü, bir başka öykü yorumunda kurgulamaya kalkışmak da nesi ki zaten.. külliyen çetrefilli bir hâl..

İş bu ehemmiyetsiz izahati ise, dünden unuttuğum tebrik için bir girizgâh olarak kabul ediniz.. (Haliç gülümsedi sanırım)
Hâsılı o ki..
Tebrik ederim..
Fatma Oral
30 Eylül 2015 Çarşamba 21:59:19
Muhteşem bir deneme efendim. Gecikmeli de olsa okumak çok keyifli idi. Konu kurgu hisler anlatımı ile alıp götürdü. Kaleminiz daim olsun. Tebrikler.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


nitemtran Yazının sahibi 2 Ekim 2015 Cuma 20:26:36
Teşekkürler Fatma hanım, sağolun varolun efendim.


Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
küsss
30 Eylül 2015 Çarşamba 20:27:00
Eveeet, sonunda oturabildim bilgisayarın başına… aklımda kalanları dökmek istiyorum izninizle. Okuduğumdan bu yana bu hikayenin zihnimi meşgul etmesi elbette rastlantı değil, boşuna da değil. Bir okur bir öyküyü, bir kitabı, bir şiiri neden beğenir? Mesela neden bazıları Camus da bazıları Sartre, neden? Anladım ki okudukça, insan en çok kendine yakın olanı seviyor. Açıkçası sizi okuma gibi bir niyetim yoktu, hatta bir yazı okumak gibi bir niyetim de yoktu. Ama hani göz gezdirirsiniz ana sayfada ve günün seçilenleri arasındaydı yazınız, başlığını okudum önce, “Cenaze”. “Yok artık” diyerek devam ettim okumaya. Bunları genel olarak aklımda kaldığı kadarıyla yazıyorum, kahramanımıza diyorlar ki “baban çok hasta” ve hastaneye götürüyorlar ama yetişemiyor son bir kez canlı görmeye. Şimdi ben nasıl sevmeyeyim ve nasıl okumayayım bu yazıyı? Hayatımdan bir kesit gibiydi adeta. “baban trafik kazası geçirmiş kızım, şimdi yoğun bakımda” ve uzadıkça uzayan, bitmeyen o yol sonunda soğuk bir yalan ve soğuk bir surat. Ardından kahramanımız bambaşka bir acı yaşıyor, ki hangisi daha büyük karar veremiyor bile. İnsan yaşamadan asla bilemez.

Kurgusuyla, baş kahramanımızın hislerini karşıya aktarmadaki başarınızla ve seçtiğiniz konuyla cidden enfes bir yazıydı okuduğum. Hatta bi ara kahramanın yaşadığı aşkta ‘Kürk mantolu madonna’ görmedim değil, bilmiyorum belki okudunuz belki okumadınız ama aynı saplantılar ve asla yalan değil bunlar. Kim bilir, belki çoğumuzun bir kürk mantolu ya da mantosuz bir kahramanı vardır:)

Gevezeliğimin kusuruna bakmayın ama lütfen siz söyle öyküler yazmaya devam edin.



küsss tarafından 9/30/2015 8:28:29 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


nitemtran Yazının sahibi 2 Ekim 2015 Cuma 20:25:18
Boşa dememişler başlık iştahı kabartmalı, diye. Aslında bu başlıktan çok da memnun değildim. Zira içinde bulunduğumuz ve bol işlenmiş duruma çağrı yapacaktı. Günün seçkisi olmasa böyle bir riskte vardı.

Giriş bölümü garip bir şekilde sizle, sizin yaşadıklarınızla da özdeş düşmüş.

"Kürk Mantolu Madonna"yı çok iyi biliyorum ve hatta, bir çok kaynak tarafından uzun hikaye olarak anılmasına rağmen bana göre ilk "gerçek" Türk romanı. Raif'e çok kızdım korkaklığından dolayı. Hele o istasyon sahnesinde orada olsaydım, sıkı bir dayak bile atardım.

Güzel yorumunuz, ayırdığınız vaktiniz için çok teşekkür ederim.

Sağlıcakla kalın,
athena
30 Eylül 2015 Çarşamba 09:13:26
Sonbaharın serinliğini artık ufaktan hissetmeye başladığım kapalı bir Ankara sabahında işede erken gelmiş olmanın verdiği zaman tasarrufuyla soluğu defterde alıp güne sizin yazınızla başladım.
Önce bir cenazeye gittik ve bir cenaze evinde yaşanan cenazenin birinci derece yakınları dışındaki diğer kalabalığın hüzünlenmeye çalışırkenki trajik halleri ve sanki utanması gereken onlar değilde sevdiğini kaybetmiş cenaze sahipleriymişcesine kıyıda köşede acısını akıtan ev sahipleri...
ve bir anda cenaze evinde bir çift kara gözle bir türlü küllenmemiş bir sevdanın anıları içinde buluyoruz kendimizi.Dile gelmemiş ama yıllar içindede bir türlü yangını dinmemiş bir aşkın bir cenaze evinde yıllar sonra bulduğu buruk cevap..Vaktinde seni bulmayan aşk acaba vakitsizmi geldi ya da geç olsada ikisi içinde hala bir umut var mı bunu bilemeyeceğiz ama okuyucu cephesinden yazıyla birlikte bir cenaze evinin hüzünlü havasında içsel bir yolculuğa çıkıp küllenen o duyguları tekrar anılarda karıştırıp uyuyan devi uyandırmamak adına o anılar odasının kapısını usulca çekerek hayatımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz...Tebrik ve saygılarımla..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


nitemtran Yazının sahibi 2 Ekim 2015 Cuma 20:15:36
Tam da özetlediğiniz gibi, kim bilir neler olacak onların cephesinde ve ama biz "o anılar odasının kapısını usulca çekerek hayatımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz..." tıpkı sizin dediğiniz gibi yapacağız.

Teşekkürler güzel yorum ve katılımınız için.
grafspee
29 Eylül 2015 Salı 23:52:21
platonik sandığın duyguların onca çekilen zahmetten sonra karşılığının olduğunu öğrenmek, herhalde en yıkıcı durumlardan biri olmalı.

bir de onca ses arasından insanın yaşam kaynağı olan sesi ayırt etmesi, evet tam da yazarın anlattığı gibi ölümü bile unutturur insana.

hayatın ta içinden öykülerinizde, yitip giden hayatlara, sönüp giden umutlara, tutkulu aşklara, toplumun pek çok travmasına şahit olduk ve bunlar elli yıl önce de böyleydi, halen de yaşanmaya devam ediyor. hani o "kafanda kırk bin planla gömüverirler adamı" dedikleri sözü, çoğu kez öykülerinizde birebir hissediyoruz.

öte yandan hocam tasvirler her öyküyle daha da iyiye gidiyor. çoğu yerde tekrar tekrar okuyorum. daha iyilerine ulaşmanız dileğiyle, saygılar, selamlar..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


nitemtran Yazının sahibi 2 Ekim 2015 Cuma 20:12:17
Değil mi? Kurtulduğunu sandığın duygu meğer dönemsel uykusundaymış.
"kafanda kırk bin planla gömüverirler adamı" ne de güzel anlatmış durumu. Elbette daha uzundu öykü.

Özellikle aşkın başladığı bölümde bol tasvir, finalde ise bol benzetmeler vardı. Uzun olur, kaygısıyla makas yediler. Zira bu tür öykülerde iki bölüm halinde yayınlamak pek olmuyor. Senin öyküler de ise bu biçim; yoğunluk ruhsal duyguda değil, gerilim de yattığından hele de okuru biraz kendi hayal gücüne bırakmak daha da avantajlı olacağından, daha uygun.

Teşekkür ederim yorumundaki güzel sözlere.

Sağlıcakla,
Tante Rosa
28 Eylül 2015 Pazartesi 23:17:38
Aşk, ölümün karşıtıdır, panzehiridir. Acı tatlı tüm durumlardan ve duygulardan daha baskındır. Kıpırtıdır. Yaşamdır. Ölümün kol gezdiği yerde dörtnala gezer aşk. Ölümü unutturamaz ama yaşamı hatırlatır tüm varlığıyla. Yaşama yeniden ve yeniden bağlar.

Ölenle öldürmez hayat, ölüm karanlığının içinden aydınlık bir pencere açıverir.

Yaşamın iki güçlü ve karşıt duygusunu iliklerimize kadar hissettiren başarılı bir çalışma olmuş. Güne de çok yakışmış.

Tebrikler.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


nitemtran Yazının sahibi 2 Ekim 2015 Cuma 19:57:14
Değerli Tante Rosa, temayı özetleyen bu güzel yorumunuz için teşekkür ederim.

Sağlıcakla,
tacettin yıldırım
28 Eylül 2015 Pazartesi 20:21:19
olayın içindeydik..... kalem hünerli parmaklarda raks ediyor.... ve seçki kurulu bu işi biliyor saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


nitemtran Yazının sahibi 2 Ekim 2015 Cuma 19:55:00
Asıl saygı bizden, teşekkürler .
küsss
28 Eylül 2015 Pazartesi 19:17:17
Cok ciddiyim, uzun zamandir ( sanirim bir yili aşkın bir suredir) beni bu kadar heyecanlandiran, her noktasini ayni hissiyatta ve zevkle okudugum bir oyku daha olmamisti.

Hani cok lazim degil belki ama bilgisayara gectigimde daha uzun bir yorum yapmak istiyorum. Sadece bu heyecanimi belirtmek istedim. Hazir boyle disime gore bi oyku bulmusken biraz gevezelik etmek okurun da hakki olsa gerek:)

Bunu okumamizi saglayan secki kuruluna ve tabi oncelikle yazarina cok tesekkurle...

Cevap Yaz
olricx
28 Eylül 2015 Pazartesi 19:01:24
ölüm, aşk, insanı ölmekten beter eden duygular...
güzel bir öykü.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


nitemtran Yazının sahibi 2 Ekim 2015 Cuma 19:47:51
Teşekkür ederim değerli yazar.

Sağlıcakla
Yahya Oğuz
27 Eylül 2015 Pazar 23:47:31
aşk duygusu ile birinci dereceden bir akrabanın ölümüne duyulan hüzün duygusu arasında hangisi daha baskın gelecek diye bir karşılaştırma olmuş. kişiden kişiye değişen bir durum olsa da çoğu zaman aşk daha baskın geliyor. çoğu kişi bunun ahlaki olamayacağına dayanarak aşkın ikinci tercih olacağına dair ön kabulle yargıya varır. ama insanların içinde gizlenen hakikat çoğu zaman farklıdır. güzel bir öykü okudum. tebrik ederim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


nitemtran Yazının sahibi 2 Ekim 2015 Cuma 19:46:17
Çok haklısın dostum. Aşk o kadar çok şeye baskın geliyor ki...

Sağlıcakla
Emine UYSAL (EMİNE45)
27 Eylül 2015 Pazar 20:03:50
Yazı, ister anı, ister öykü, ister deneme olsun. İçinde insan ve insan duygularını barındırıyor.

Bir cenazede nasil ki üzülmüs gibi yüzler varsa da yıllar önceki aşkını görüp o günleri dünmüş gibi düşünen bir ogul da var.

Kısaca, insan duyguları zaman ve mekana göre ayarlanamıyor.

Karmaşık duyguları güzel bir yazıyla bizlere sunan yazara teşekkürler.

Tebrik ederim.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


nitemtran Yazının sahibi 2 Ekim 2015 Cuma 19:45:04
Çok döğru söylemişsiniz Emine Hanım, insan duyguları zaman ve mekana göre ayarlanamıyor, gerçekten.

Bir öyküydü elbet. Yanlışlıkla deneme kısmına indirdim.

Paylaşıma verdiğiniz destek için,
Teşekkürler
Davidoff
27 Eylül 2015 Pazar 18:06:20
Yazıyı okumaya başladım ve birkaç paragraf sonra yukarı çıkıp baktım...

Bu nesir neydi? Bir öykü mü, yoksa bir anı mı? Hayır deneme. Yani ikisi de olabilir aslında ama yazar bize belli etmeden kelimeleri kalaylatıp başkasının rafından almış yeni tencere gibi gösterebilir diye düşündüm.

Ta ki; uyanık yazarımızın öyküye koyduğu fotoğraf açıklamasına kadar düşüncem hep böyleydi yalan yok. (Konunun bir anı olduğuna dair.)

İfadeler, imlalar, noktalama işaretleri, paragraflar. Özellikle de kurgu muhteşemdi.

Tebrik ederim.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


nitemtran Yazının sahibi 2 Ekim 2015 Cuma 19:40:54
Bir öykü elbette. Ama Defter'in yeni imkanlarını kullamayım derken böyle bir şey vuku buldu.

Teşekkür ederim zaman ayırdığınız ve güzel sözleriniz için.

Sağlıcakla
Bedri Tokul
27 Eylül 2015 Pazar 11:06:57
Usulen değil, yürekten.
"başın sağ olsun"
Olan ölene oluyor.
Ayrıntıların böylesine güzel anlatıldığı güçlü cümleler.
Ey aşk nelere kadirsin ?

Ha şöyle üstat.
Bütün vaktini yorumlara harcıyorsun.
Tabii bu saygıdeğer bir davranış,
Ama arada da olsa böyle güzel öykülerinden bizleri mahrum bırakma...

Selam ve saygıyla.

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


nitemtran Yazının sahibi 2 Ekim 2015 Cuma 19:38:37
Bedri hocam, cesaret verici cümleler için gönülden teşekkürler.

Selamlarımla
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.