Irmak Yosunkent
105 şiiri ve 54 yazısı kayıtlı Takip Et

Yüzünde hüzün var..



YÜZÜNDE HÜZÜN VAR..

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 6.7.2015 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

“Yüzünde hüzün var,
Alıştırma onu kendine…”

Böyle başlamıştı hikaye yıllar önce.
Ellerine baktı Senem, parmaklarına; iyileşmemekte ısrar eden... Doktorlar estetik falan demişlerdi, sıfır yenilik demişlerdi ama Senem bu izin gitmesini istemiyordu. O iz ona o efsunî gecelerin hatırasıydı. Bir yanık kokusu hep kalmıştı oysa gözlerinde. Ne zaman ellerinin yoğunluğunda işler yapsa, hiç aklından çıkmayan o hikayeye takılırdı bakışlarına. O hikayeden arta kalan yanmış parmaklardaki izlere ve yüzünden artık hiç eksiltmediği hüzne. Bir zamanlar yüzüne bu hüznü yakıştırmamıştı Ferda ama ansızın habersiz, sözsüz çekip gidişi Senem in yüzünden bir an için kaldırdığı hüznü daimi yapmıştı. O gün bir kor ateşi parmaklarının arasında ezmişti Senem, ta ki annesi elini zorla açana kadar. Yaşam hep deniyordu ya sabrını, o da o günkü acı mı yoksa ten’in acısı mı denemek istemişti. Aslında biraz da yürek acısını tende unutmak için...

“biz gündüzde akşamı getirir masamıza koyarız canım
yer ve zaman değildir önemli olan
insanın düşsel yolculuğudur sevgilinin bakışlarında…”

Böylesine iddialı ve delifişek bir yürekle gelmişti Ferda, Senem’e.. olmazları onduracak kadar cesur ve bunu bir ömre sığdıracak denli, tüm olmazlığa rağmen, kararlı. Onun bu gücüne hayrandı Senem, sözlerle düellosuna. Aslında sözler aracılığıyla yaşamla bir düelloydu onunki…

Düşler ülkesinin bir sahil kasabasında, sadece altı saatlik bir mesafeydi sığdırdıkları tüm evrene ... Gidiş gelişlerin yoğunluğu değildi yorgunlukları, anlamsızlıklar diyarında bir anlam arayışıydı onlarınki. Huzur varmıydı ki, sonsuz olacak… hiç sıkıntısı olmayan sadece huzur olabilirmiydi? Vazgeçilemeyen bir yakınlığın yalın tohumları ekilmişti ilk baharın ilk ışıklarıyla.

Ferda geldiğinde ne kadar hazırdı ki Senem, tüm duyargalarıyla bu vefa silsilesi dağların sisini karşılamaya. Gücü yetecekmiydi onca yılların hüznünü yüzü hâlâ eskitememişken....

Şiirler okuyorlardı durmadan. Şair herşeyi bilebilir mi? Şiirler ne kadar anlatırdı yıldızlı gecelere sarılan yaldızlı kağıtlarla kaplı umudu. “ Eğer bir şeyi yürekten istersen, evrenin tüm ruhu onu gerçekleştirmen için el birliği ederler..” şair herşeyi bilmiyordu ne yazıkki. İnandıkları evrenin ruhuydu. Yardım ederdi ya yeter ki istem olsaydı.
Oysa çoktan hançerlenmiş bir çağın girdabında yüzerken, kolları ne kadar güçlü olsa da akıntıya ters yüzülemiyordu... akıntı her zaman daha güçlü olmuştu sevdalardan. Bu bilinçaltı doğruluğu bir an unutturuyordu gerçeğin sarsan yüzünü…..
Bağlılık özlemleri güçlendiriyordu ama nafile bir özlemdi bu. Özlem de bir yerde insanı mutlu eder hani, beklenen hep varsa.

Ellerine baktı yine Senem. Yanık teninde bir harita oluşturmuştu, yıllar geçtikçe iyice şeklini belli eden. İçi beyaz kalan derinin üzerinde bir çiçek şeklini alan.. Sanki sen yaşadıkça ben burada duracağım ve sana o tılsımlı zamanları hergün yeniden yaşatacağım der gibiydi. Ve yaşıyordu. On yıl öncesinin çocukça bekleyişlerini, ses özlemlerini, her yüreğini saran yeni düşüncelerde Ferda’ya koşan ellerinin acemiliğinin telaşını yaşıyordu hiç azalmayan bir özlemle.

Herşey bir düş bahçesinde ender yaşanan mutluluk demlerinde bir kabusa uyanmasıyla son bulmuştu ve aslında hiç bitmeyecek yeni bir başlangıca yokluk zamanlarında. Bir sabah yanında yoktu Ferda. Boşluk upuzun bir karanlığa doğru kendini gösteriyordu ya, bir an tüm duyargaları dondu Senem’in. Hala o yoksunlugu anlatacak kelimeleri arar durur ya buna gücünün yetmediğini de görür.

Bir zamanlar sımsıkı sarılmıştı Ferda’ya, yaşama sarılır gibi. Ve içinde öyküler olan paylaşımlar yaşamışlardı. Düşlerle başlayıp, gerçekle dost olmuşlardı. Bir gerçeği yeniden keşfedercesine biz her şeyden önce dostuz, demişlerdi. Dostluk ezeli bir erdemdi herkesin yaşayamadığı. Yaşansa herşeye kadirdi de, işte dostluğun defterinde böyle bir zamanda sessizce koyup gitmek de yazmıyordu.

Ve Ferda tüm yükü Senem’in omuzlarına bırakarak gitmişti, çünkü paylaşılmadıkça bu yük ağır geldi Senem’e.

Nedenler olmalıydı! Tüm başlangıçların olduğu gibi, sonların da bir nedeni olmalıydı. Öyle öğretmişti yaşam. Nedensiz hiçbir şey yaşanmaz. Nedenler anlam biçebilirdi ancak, anlamsızlıkların bolca vadedildiği bu topraklarda.
Hep bu nedeni aradı Senem yıllarca. Aslında aradığı artık Ferda değildi. İnsanın insanı hiçe sayan, vefasızlığının nedeniydi aradığı. Bencilliğin çığırtkan sesini ilk defa o sabah boşluğunda bu kadar kederle görmüştü.
Birileri hep kabul et diyordu. Kabul et, biz buyuz aslında, ben buyum. Buydum.. sen bir rüya gördün ve uyanma vakti. Kendi kendine kurdun saati ve hayallerini diyordu. Bir şeyi unutuyordu o birileri. Hayaller de tek başına kurulmuyor. Hayaller varsa gerçeğin bir yansımasıdır nihayetinde. Olanı değiştirmek isteyen.

Bu günü tekrardan o kadar derine inerek o günleri hatırlatan akşam duyduğu haberin sarhoşluğuydu. Gece hiç bitmemişti, hep inadına uzamıştı. Kısacık bir haberdi geçen; ünlü Şair Ferda Çampınar dördüncü şiir kitabının tanıtımı için Ankara tuyap kitap fuarında. Kitabın adı, “hüzün yakışmadı yüzüne…”
O günden sonra ilk defa bir haber almıştı Ferda’dan. Oysa Ferda hala hüznü yakıştırmıyordu yüzüne. Bu söz hep bilmecesi olmuştu yaşamının.

Ve Senem yıllar sonra bile o ani gidişin nedenini bulamamıştı. Bulsa belki affederdi. Hani en iyi intikam affetmektir diyordu ya bir şair. O intikam almak istemiyordu ki, sadece Ferda’yı affedeceği bir neden arıyordu.
Affetmedi yıllarca, çünkü affetmek kayıtsızlık demekti.

Ben affedemiyorum dedi ellerine bakarken tekrardan yıllar önce birbirlerine verdikleri sözü yeniler gibi…

IRMAK YOSUNKENT

Beğen

Irmak Yosunkent
Kayıt Tarihi:5 Temmuz 2015 Pazar 15:13:29

YÜZÜNDE HÜZÜN VAR.. YAZISI'NA YORUM YAP
"YÜZÜNDE HÜZÜN VAR.." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
CaNMaYBuLL
6 Temmuz 2015 Pazartesi 12:09:42



Hayatın içinde yoksa hüzün, hayat boş ,içi yosun tutmuş aşkların____________ neyle dolduracaksın kavuşma hayalsa___________




bu göğsümde icaz; aşka telvin
boyanır da renklerin gökkuşağına
yoktan bir varoluş kanatlanır
gölgen kelimelerin üzerini örttüğünde
y/ar meşru bir hâl alır..


şimdi söyle kaç durak var
kelimelerine
ağlayan bir harfin
yedice ağıtı bu yirmidokuz kere



bir martının kanadından
aşk diyorsun
ve
sonra ilkyazı beklerken
dağ gibi duran göğsüme
"elveda"



ikmal sanatından vazgeçtim bilmeden
ikmale mi kaldım bu aşk için yeniden


sen vazgeçsen de benden
ödünç alıyorum seni bu şiirden


gitme, dur!

ilahi bir aşktır bu belki de…
büyük bir ilgi
içinde ilhamdan aş(k)tır ötürü




Biraz daha hüzün biraz daha şiir....._______________




sevgiler

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 6 Temmuz 2015 Pazartesi 12:18:10
Hayaller gerçeğe erdirmek için kuruluyor. Teşekkür ederim anlamlı desteğin için.. şiir çok güzel. Yüreğine sağlık.
meselci
6 Temmuz 2015 Pazartesi 09:02:50

Çok sağlam satırlar okudum öyküden.
Teşekkürler.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 6 Temmuz 2015 Pazartesi 11:02:41
Teşekkür ederim ilginize. Saygılarımla.
Afet İnce Kırat
6 Temmuz 2015 Pazartesi 01:33:30
Şiir yazanların nesirleri daha akıcı geliyor bana, bunu bir kez daha gördüm. Şiire yakın cümleler düz yazının sıkıcılığından kurtarıyor. Tabi ki benim düşüncem bu. Başarınızı kutlarım.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 6 Temmuz 2015 Pazartesi 01:36:27
Dogrudur Afet hanım. Öykü dili şiir diline çok yakın. Teşekkür ederim. Saygılarımla.
levent taner
6 Temmuz 2015 Pazartesi 00:16:02
An itibariyle

Mehtaplı bir yaz gecesi

Gökyüzündeki yıldızlardan,

Milyonlarcasından biri yeryüzüne inmiş bizi selamlıyor

Güne düşen yüreğe, emeğe, kaleme selam olsun...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 6 Temmuz 2015 Pazartesi 00:36:38
Çok teşekkür ederim. Selam ve saygımla..
Barış Çiçek21
5 Temmuz 2015 Pazar 15:57:04
çok iyi
affetmek için bir neden arıyorum bende
keşke pişman olduğunu söylese

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Irmak Yosunkent 6 Temmuz 2015 Pazartesi 18:06:43
Affetmemeli... sevgiden de olsa, öfkeden nefretten de olsa affetmek unutturur...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.