Davidoff
113 şiiri ve 222 yazısı kayıtlı Takip Et

Kaçakçılar



Kaçakçılar

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 1.2.2015 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

-Şindik ne edecez avrad? Gece aklıma gelincene, uykum gaçmış uyumamışşam ha. Şehir zaten böyük, ne iz bilirik, ne de bi kimse, ne olacak ki bizim halımız?

-Sus hele herif, üzme kendini. Ben bi hâl çare düşünürem. Sen yemegini ye hele, ha sonra da git şu işçilere yardım et. Toparlanak bir an önce. Asıl sen güçük oglana üzül ağzındaki yaralar gapanmadan gidecez buralardan. Sünnetçi Vanis’in yaptıgi ilaç bittiginde doktor da neyin bilmez, gidemeyiz gayrı. İşte asıl başımızın derdi o zaman başlayacak.

-Her şeyi dek dek incelersek avrad, ooo. Desbih dizerik Allahı’ma ha buradan oraya kadar. Sen önce ha şu meseleyi bi düşün bakam.

**

Dokuz kişiydiler...
Adama kaç çocuğun var diye soran olsa, kızları saymazdı hiç. Oğlanlardan bahsederken gülümser, kızlara sıra geldiği zaman, karısının suratına ters ters bakardı... Babasının evinden zembil de getirdi demişti bir keresinde şakayla karışık da, avrat ertesi yedi çoğunu topladığı gibi baba evine gitmişti.

Eski zaman işte... Baba, yedi çocuklu kızını karşısında görünce;

-Ne kız bunlar? Bi gittin, yedi çocukla geldin, ben sana o gelinligi kabarma tozu diye mi giydirdim ha? Yürü çabuk evine, köylü bunlar ne demeden. Hade bakem, hadee...

**

Zavallı kadın, onca çocukla başı önünde tıpış tıpış evine geri dönmek zorunda kaldı. Sonra da eşi ne derse yapmak zorunda kaldı. İş, güç, yorgunluk o yetmiyormuş gibi şimdi bir de bu çıkmıştı başına.
Bulundukları şehrin mayası tükenmiş gibi İstanbul’a göçe çıkmışlardı. Ömür boyu sürecek bir yolculuk gibiydi.

Eski bir otobüstü bindikleri. Küçük bir taşa bile rastlasa zıplıyordu. Yollar kaldırımın bir tür benzeriydi.

Şimdilerde on dakikada bir durup dinlendiğimiz yol kenarı dinlence yerlerinden hiç birisi yoktu. Hatta demli çaylar da.

Adam, avrad diye sıfatlandırdığı eşine çaktırmadan yan gözle baktı. Kadının üzerinde uzun pardesü başındaki siyah eşarbını sadece gözleri dışarda kalacak şekilde sarmış, yani kendi lakaplarınca bürüklemişti. Elini sadece avradının duyacağı şekilde, dudaklarından çıkacak kelimelerin harflerinin başkalarının okunmasını bile sakladı adam.

-Pişştt, avrat. Çaktırma ha, ne ettin hallettin mi o işi?
-He.
-Nassı hallettin kız?
-Altta.
-Nassı yani?
-Çocuklar üstünde uyukluyor.
-Nassı yani?
-Her bi çocugun aldındaki minderin içindeki pamukları çıkardım, onu doldurdum ha anla işte. Uyurlarken başlarına goyuyom, altlarına goyuyom.
-Abooo, kız Şerife, Allahıma sen akıllı avratsın ha.
-Ne sandıydın, okuma bilmiyom diye az dalga geçmedin ama.
-Nerden aklına geldi kız?
-Dedim şindi candarmalar otobüsü durdurur ararsa, bi ona bakmak akıllarına gelmez.
-He kız. Vallaha da akıllarına gelmez gidince bi güzel demlersin degil mi?
-Hemde nasıl demlerim, bol bol atarım çaydanlığın dibine.
-Ulan, bir de bana Sabihayı al demişlerdi. Geberik Sabihayı ne yapıcaktım ki ben. Kocasına bir turşu kurmayı bile becerememiş onca yıl.
-Sen nereden biliyon ki? Bak eğer Sabiha’nın evine gittiysen elbet duyarım. Bi duyyım herif, Allah’ıma döşekleri kendi elimlen garakola götürürüm ha. Aha derim, alın, benim kocam yıllardır böyük şehirlere çay kaçırıyor gomserler haberiniz ola. Bu döşekleri de kendi doldurdu, aha markası da şudur derim.
-Nedir markası Şerife?
-Ayy ne bilem ben ya kaçak çay işte.

-Yok kız, vallaha yok,anam söyledi. Anam gidip basıyormuş turşularını ya, ondan biliyorum. Aman ha, kızıp da öyle bişi etmeyesin. Mapusa girdiğime yanmam da, mapus damında kaçak çay içemem ona yanarım Allah’ıma.

-Tüü senin sıfatına gız, Allahıma ben gitmedim anam gitti diyom. Hee, inandın mı şindi, demlicen mi gidince bana ondan he? Ne bakıyon öle gızgın gızgın gız he? Hay Allah cezayı vere e mi senin Geberik Sabiha, yani İstanbul’a da mı geliyon bizimle bunca yıl sonra?

Davi / öyküsatıcısı 2015


Beğen

Davidoff
Kayıt Tarihi:31 Ocak 2015 Cumartesi 13:42:51

KAÇAKÇıLAR YAZISI'NA YORUM YAP
"Kaçakçılar" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
glenay
3 Şubat 2015 Salı 13:50:45
Dün bilgisayarımdaki bozukluk nedeniyle şiir ve öyküleri okuyup yorum yazmakta sıkıntı yaşadım.

Çayı sevmem ama çayların nasıl kaçırıldığını öğrenmiş oldum, doğulu bir aile tarafından.
Şimdi sınırımız kevgir gibi.

Tebrikler,

hoş bir anlatımdı,

sevgiyle..

Cevap Yaz

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Turgay COŞKUN
2 Şubat 2015 Pazartesi 16:29:30
Her zamanki gibi güzel bir öykü kaleminizden.

Edebiyat dünyasındaki yazarlar tartışaduruyorlar dilin yerel mi genel mi olacağını; oysa hiç kimse "Selam" kelimesine "slm", "Merhaba kelimesine "Mrb" denmesinden söz etmiyor. Öykü ya da romanlarda yerel şivenin aktarılmasından yana oldum hep. Örneğin buradaki sözcüklerden "Avrat, arvat, herif" gibi sözcükler ülkenin dört bir yanında kullanılmakta.

İlk dikkatimi çeken bu olduğu için direk olarak bu konuya girdim.

Öykünün konusu çok usta bir anlatımla aktarılmış kaleminizden. Zaten yerini de bulmuş öykü. Ancak bir yorum altında da belirttiğiniz gibi okumayı sevmez olduk. şiirleri herkes okuyor kısa diye; ama yazılar biraz uzuncaysa dönüp bakılmıyor bile.

Kutlarım yazarım. Nicelerine...

Saygılar...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 2 Şubat 2015 Pazartesi 17:20:54


Çok enderdir aynı sayfadaki ekili yorumu başka kişiye taşıdığım.

Fakat, adil olmak gerektiğine inananlardanım.

*

Öykümün güzelliğini bir kenara atalım...

Yazılarda her zaman halk dilidir önemli olan:
Osmanlıca, Türkçe, Kürtçe, Azerice ne gerekiyorsa.

Yazar: Ülkeleri, şehirleri, köyleri, insanları yaşatmaz ise, onları kim yaşatacak ki?

Bu yazıyı bir şehirli dili ile okuyun aklınızdan. Eminim ki, çay normal bir çay olacaktır, o döşek diye bahsedilenler, normal bir yastık olacaktır.

Her şey olması gerektiği gibi olmalı ve biz öyle yazmalıyız ama iyi araştırmalı, içine girmeli, incelemeli ve kaleme dökmeliyiz.

Teşekkür ederim Sn. Yazarım.

Turgut Öztürk
2 Şubat 2015 Pazartesi 09:20:46
tebrik ederim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 2 Şubat 2015 Pazartesi 17:09:29


Teşekkür ederim Sn. Öztürk.

Sağ olun efendim.

Serhat BİNGÖL
1 Şubat 2015 Pazar 23:48:42

Sevgili Davidoff

Yazınızı sabah saatlerinde okudum yorum yazmak üzereyken fırtınadan dolayı elektriklerin azizliğine uğradım.Biraz öğrenci mazereti gibi oldu)) özürlerimle

Güne gelen yazınızı ve emeğinizi kutlarım hocam

Kaleminize sağlık

Saygı selamlarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 1 Şubat 2015 Pazar 23:58:03


Bugün hepimiz aynı azizliğe uğradık.
O yüzden bütün öğretmenler, mazeretlerimizi uygun görürler merak etmeyiniz.

Beğeni için Teşekkür ederim Sn. Bingöl.


Rampaların Ustası
1 Şubat 2015 Pazar 12:49:23
Kızlar da kaçağın ve çayın bir yüzü gibi aslında..

Çaya devam, elbette kaçak..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 1 Şubat 2015 Pazar 19:08:02


Yorum için Teşekkürler LaEdry


Bir tutam hayat
1 Şubat 2015 Pazar 09:12:44
Ne hoş bir hikaye.
Şive de ayrı bir lezzet katmış olaya. Demli çay misali hani.
Ve,
buruk bir tebessümle bitirdim hikayeyi.
Çay kaçakçılığından, bu günlere geldik diye düşündüm.
Değişen çok şey var mı?
Biraz var, biraz yok.
Hayat devam ediyor. Büyük şehrin gürültüsüne karışmış olsa da bir bukle.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 1 Şubat 2015 Pazar 19:06:23


Hayat devam ediyor ya.


Teşekkürler.

Dikçe
1 Şubat 2015 Pazar 04:42:02


yeşilçam geçti gözümün önünden

devamı olmalı .

saygımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 1 Şubat 2015 Pazar 11:49:27


Sağ ol Dikçe.
tacettin yıldırım
31 Ocak 2015 Cumartesi 22:30:38
ne diyor davi: ben hayatı yazarım köy kent hepsi dağarcığımda dolu dolu...muhteşemdi dost saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 1 Şubat 2015 Pazar 11:44:22


Bu sitenin "Okur Madalyasına" ihtiyacı var Komutan.

Eminim o madalyalı alacaklardan biri olurdunuz.


Teşekkürlerimle.
Bedri Tokul
31 Ocak 2015 Cumartesi 21:35:51
ustanın bu yazısını oku. Sonra da yüreğin yetiyorsa memleketin huzuru üzeride hayeller kur.
Koca usta Nazımın dediği gibi " Memleketimden İnsan Manzaraları"
Tabii insan baktığı kadar görür...
SELAM SAYGI...


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 1 Şubat 2015 Pazar 11:47:11


Memleketimin Dört Köşesinden, ismi ile bir yazı olmalı aslında bu yazı.

Fakat bizler okuma özürlü olduk.

O yüzden biri yeter.


Teşekkür ederim Sn. Tokur.
Mevlüt GÖZDE
31 Ocak 2015 Cumartesi 20:38:07
Akıcı bir yazı dili, ilgiyle okunan bir yazı olmuş.

Tebriklerimle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 1 Şubat 2015 Pazar 12:05:02


Beğeniniz için, Teşekkür ederim Sn. Gözde.

Sağ olun.

AYSE 09
31 Ocak 2015 Cumartesi 19:57:54
çok güzel anlatımdı yine
hele şivesi yokmu
harikasın sen masalcım
devamı olmalı bunun ne dersin
saygım sevgimlesin cansın

Cevap Yaz
çöldeki kelebek
31 Ocak 2015 Cumartesi 15:27:00
nerden aglına gelir gı böle gözel öyküler..

kaçağını bulamasam da market çayı demleyeyim bare..:)



2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 31 Ocak 2015 Cumartesi 15:32:35


:)

Davidoff 1 Şubat 2015 Pazar 11:32:45

Yazmış olduğum öykülerin hiç biri aklıma gelmiyor Sevgili Nilü.

Her zaman söylüyorum bunların hepsi gerçeklerin kurgulanmış öyküleridir.

İyi bir gaçak çay demle, beni de çagır gari.


;)




levent taner
31 Ocak 2015 Cumartesi 14:48:21
Tebrik ederim, yüreğinize sağlık.

Yöresel şive ve söyleyiş incelikleri de dadı duzu olmuş.

Askerdeyken bir er vardı doğu illerinden. Kaç kardeşsiniz diye sorduğumda -4- dedi. Kaçı kız kaçı erkek diye sorduğumda dördü kız dördü erkek demez mi? Kendi kendime la ben mi hesap bilmiyorum 4+4 ne zamandan beri -4- ediyor diye düşünürken biz de kız çocukları sayılmaz da demez mi? Bedava sosyoloji dersi böyle birşey olmalıydı. Öykünüzü okurken o geldi aklıma birden. Kız çocuğuna dudak bükerler, okumasını istemezler de avrat hastalanınca kadın doktor ararlar. Hayatın çapraşık bir mekanizması var gali.

Tekrar yüreğinize sağlık, kaleminiz daim olsun dilerim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 1 Şubat 2015 Pazar 11:29:29


Güzel yazı ve yorumlarınız için Teşekkür ederim Sn. Taner.


Sağ olun.

GÜLDESTE
31 Ocak 2015 Cumartesi 14:47:59
Harikasın sen davi gönülden alkışlıyorum seni sevgilerimle

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 1 Şubat 2015 Pazar 11:28:17


Siz de harikasınız Sevgili Güldeste.
Hele ki dün yazmış olduğunuz şiir; onun mutlaka bir düz yazısı olmalı.

Teşekkürlerimle.

UÇUK
31 Ocak 2015 Cumartesi 14:30:33
Kaçak çayın tadı rengi başka oluyor,azıcık çayla koca bir demlik çıkıyordu, ne kadar bizden bir öykü, yedi çocuklu kadının ezilmişliği, baba ocağına bile sığamıyor kadın tek çocuklu olsa bile, bırak çocuğu kendi bile sığamıyor,köylü kadının kurnazlığı da ayrıca güzeldi,nice okumamış kadınlar var üniversite bitirmişlerden daha uyanık, öykün tadında ve lezizdi,saygımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 1 Şubat 2015 Pazar 11:26:37


Güzel yorumun için Teşekkür ederim Sevgili UÇUK.

Sağ ol.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.