ferhat demir
36 şiiri ve 28 yazısı kayıtlı Takip Et

Tiyatro (soma şehitleri)



tiyatro (soma şehitleri)


SOMA’DA ŞEHİT DÜŞEN YİĞİTLERİN ANISINA

( ışıklar açılır. Fon müzik eşliğinde sahneye girer)
DELİ:
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum…
Yıkadılar aldılar götürdüler.
Babamdan ummazdım bunu kör oldum.
Siz hiç hamama gittiniz mi?..
Ben gittim lambanın biri söndü.
Gözümün biri söndü kör oldum.
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak…
Şöylelemesine maviydi kör oldum.
Taşlara gelince hamam taşlarına…
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi.
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm.
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü.
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum.
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
Ben ağladım.
Sahi sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum.
( diz üstüne çöker ve maden işçileri için hazırlanan slâyt başlar. Deli yavaşça kalkar ve sahneden çıkar)
( sahneye takım elbiseli elinde purosu ile efendi1 girer. Telefonla konuşuyordur)
EFENDİ1: he anladım. Tamam. ( biraz bekler) bak söylüyorum. Adam gibi işinizin başında bekleyin. Ne? ( biraz bekler) işçiler greve mi çıkacak. Lan o domuzlara ekmek veriyorum onlar hangi yüzle grevden bahsediyor. ( biraz bekler) dinle beni. Sen orada bir iki işçiyi kov. Gözlerini korkut. Tamam mı? ( telefonu kapatır. biraz bekler)
Şerefsizlere bak. İş güvenliğiymiş. Lan siz kimsiniz. İş güvenliği neyinize… Tövbe tövbe ( biraz bekler) İlyas diye bağırır.
İLYAS: efendim beyefendi.
EFENDİ1: Lan nerdesin sen?
İLYAS: beyefendi işçiler greve çıkmaya hazırlanıyorlarmış. O sorunla ilgileniyordum.
EFENDİ1: duydum duydum. Lan siz bu domuzlara yüz mü veriyorsunuz. Yemek yediği kaba tükürmekte neyin nesi…
İLYAS: efendim ocakta korbonmonoksit gazında artış olmuş. İşçilerde iş güvenliği istiyormuş.
EFENDİ1: başlatma korbonundan. Lan bu domuzlara bir bok olmaz. Ulan sanki evleri sayar yuvası. Hadi uzatma. Git bir iki tanesini kov. Ulan memleket işsiz dolu. Bu öküzlerin yaptığına bak.
İLYAS: ama efendim.
EFENDİ1: ( yüksek sesle) başlatma efendinden İlyas. Defol git ve şu işi hallet.
İLYAS: peki efendim.
( ışıklar söner müzik başlar)
DELİ: ( kahkaha atarak sahneye girer ve dolanır. Sahnenin tam ortasında bir anda donar. Başı öne eğiktir. Yavaşça başını kaldır. Ve seyirciye doğru şöyle der) sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü ve kör oldum. (başına öne eğer diz üstü düşer ve ağlar. Bir müddet bekler sonra yavaşça kalkar. Biraz bekler sonra yüksek sesle bağırır) hey ahali hey ahali duymadınız mı? Duymadınız mı yer altındakilerin haykırışını. Hey ahali duymadınız mı yer altındaki haykırışları, feryatları.( yavaş bir sesle) duymadınız mı babamın sesini. ( fon müziği girer biraz bekler sonra devam eder) duymadınız demek. ( yüksek sesle) hey ahali duymadınız mı somayı. Somada şehit düşen 301 yiğitleri. ( yavaş bir sesle) duymadınız demek. ( biraz bekler) anlatayım o zaman. Açın kulağını somada 301 maden işçisi öldürüldü. Zonguldak’ta 1 işçi öldürdü. Oy havar duyun dostlar duyun yeraltından gelen çığlık seslerini. Oy havar 302 can. 302 can kara elmas uğruna göz göre göre öldürüldü. ( dizlerinin üstüne düşer müzik başlar) ( biraz bekler yavaşça ayağa kalkar) şimdi çıkar birileri susmamı ister. Susturamayacaklar beni. Yeter bu ölümler. Yeter. Böyle konuşuyorum diye vatan hani sayacaklar beni. Vatan, vatan topraklarını satmaksa… Vatan, vatan topraklarının üstünde yaşayan madenciyi köle saymaksa varsın vatan hani ben olayım.( biraz bekler sonra gülerek şöyle der) vatan haini ve ben. Ne çok vatan haini var bu ülkede. Nazım için de vatan haini demişlerdi demi. (biraz bekler ve yavaşça dizlerinin üstüne çöker ve kısık bir sesle) vatan haini, vatan haini. ( fon müziği başlar. Sahneye kadir girer ve yüksek sesle şu şiiri okur)

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, öğrencileri, memurları ve maden işçisini öldürmekse,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
soma işçileri vatan hainliğine devam ediyor hâlâ
( deli yavaşça ayağa kalkar. Gülerek sahnede dolaşır. Bir anda sahnenin tam ortasında donar ve şöyle der) sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü ve kör oldum. ( biraz bekler) kara elmas uğruna kör oldum. Yetim kaldım. Peki soma. Şimdi yüzlerce aile benim gibi yetim. Yüzlerce kişi dul… Oy havar, Oy havar duyun dostlar duyun yeraltından gelen çığlık seslerini. Oy havar 302 can. 302 can kara elmas uğruna göz göre göre öldürüldü. Hiç utanmadan kader diyenler, hiç utanmadan bu işin gereği diyenlere ne demeli. Bilin dostlar bilin ki bu kader değil cinayet. Soma da kaza değil katliam yapıldı.( dizlerinin üstüne çöker ve sessizce şöyle der) katliam yapıldı.( fon müzik başlar)
( fon müzikten sonra efendi1, İlyas ve iki koruma sahneye girer)
İLYAS: efendim somadaki olaylar basında geniş yer tuttu. Bizim ocağıda denetlemeye gelebilirler.
EFENDİ1: bir sey olmaz. Unutulur bu olay. Hem denetlemeye gelseler ne olacak. Devlet bu ocağı bize devretti. Niçin?
İLYAS: niçin efendim.
EFENDİ: ulan harbiden salaksın. Niçin olacak daha fazla kar etmemiz için. Biz de onlara az para vermiyoruz ya.
İLYAS: özür dilerim efendim. Anladım.
( efendi deliyi işaret ederek)
EFENDİ1: Bu deli ne yapıyor orada.
İLYAS: efendim işçi ölümlerini anlatıyor.
EFENDİ: kime anlatıyor
İLYAS: halka anlattığını söylüyor.
EFENDİ1: ( seyircileri göstererek) kimse yok ki nasıl olur. ( biraz bekler) neyse neyse attın bu deliyi. Sağda solda konuşmasına da engel olun.
İLYAS: Tamam efendim
( İlyas deliye doğru delir. Deli ayağa kalkar. İlyasa yumruk atar. Deli katil katil diye bağırarak efendiye doğru koşar. Korumalar silahını doğrultur. Bir el silah sesi duyulur. Efendi panik havasında kaçar. Korumalar ve ilyasta sahneden çıkar. Deli sahnede yere yığılmıştır. Seyirciye doğru sürünür biraz yaklaşır ve şöyle der): sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü ve bende öldüm. ( biraz bekler. Ey dostlar ölüyorum. Son ölüm olması için unutmayın beni, unutmayın somayı ve unutmayın babamı. Der( ışıklar yavaşça kapanır ve müzik eşliğinde slayt başlar. Somada şehit düşen işçilerin isimleri geçer.)


Beğen

ferhat demir
Kayıt Tarihi:22 Mayıs 2014 Perşembe 01:28:09

TIYATRO (SOMA ŞEHITLERI) YAZISI'NA YORUM YAP
"tiyatro (soma şehitleri)" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Anne Karanına
23 Mayıs 2014 Cuma 15:36:34
bir solukta okudum başarılı tiyatro oyununu,tabı aynı anda hayal etmeye çalıştım sahneyi,sankı tiyatro salonundaydım..tebrıklerr eski dostum,..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


ferhat demir Yazının sahibi 24 Mayıs 2014 Cumartesi 18:43:30
teşekkürler kıymetli yorumunuz için.
sami biberoğulları
22 Mayıs 2014 Perşembe 12:47:29
Soma'da yaşanan facia ile ilgili tamamıyle doğru ve haklı tespitler.

Yazıda vatan hainliği kavramının ne olduğu da gayet somut bir şekilde dile getirilmye çalışılmış. Tek anlamadığım husus: '' Vatan eğer mızraklı ilmühalse '' Cümlesi oldu. Vatanseverlik yahut vatan hainliği kavramı ile mızraklı ilmühal arasındaki ilgiyi kuramadım doğrusu.

Bilmem hiç okudunuz mu mızraklı ilmühali. Hani öyle pek ahım şahım bir dini kitap da değildir. Kimine göre 32, kimine göre 52 olan imanın şartlarını açıklmaya çalışır, namaz nasıl kılınır, abdest nasıl alınır, neler orucu bozar , neler bozmaz ve benzeri zaten neredeyse her gün tv ekranlarında arz-ı endam eden hoca efendilerin anlattıklarını oldukça sade bir şekilde anlatır o kitap. Şimdi kafama takılan soru şu: 302 Maden şehidi mi mızraklı ilmihal okudukları için vatan hani diye damgalanmış yoksa o işçileri katleden patronlar mızraklı ilmihal okuya okuya o işçilerin birer domuz olduğu hükmüne varmış ve bu katliamı yapmış, dolayısıyla da vatan haini olmuş. Yanı daha açıkçası patronlar olacak soysuzları mızraklı ilmihal mi böyle insanlık dışı bir canavara dönüştürmüş.


Bu kafama takılan soru dışında yazı gerçekten de anlamlıydı.

Selam ve saygılar.

sami biberoğulları tarafından 5/22/2014 12:49:22 PM zamanında düzenlenmiştir.

sami biberoğulları tarafından 5/22/2014 12:50:29 PM zamanında düzenlenmiştir.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


ferhat demir Yazının sahibi 22 Mayıs 2014 Perşembe 17:23:34
Öncelikle kıymetli yorumunuz için teşekkür ederim. söz konusu şiir NAZIM HİKMET'e aittir. mızraklı ilmihal muaviye ordusunun hz ali taraftarlarını yenmek için uyguladığı savaş hilesidir. şirde benzetme yapılmıştır. yasaların burjuvazinin çıkarlarını korumak için bir hile... olaya bu açıdan bakmak gerekir. ilahi bir söylem söz konusu değildir.
sami biberoğulları 22 Mayıs 2014 Perşembe 21:53:39
Açıklama için çok teşekkür ederim.

Bir tarih Öğretmeni olarak Sıffin Savaşındaki bu hileyi bilmemem elbette mümkün değil ama Nazım Hikmet'in şiirini bilmiyordum. Bu vesile ile bilgi dağarcığıma bir şey daha eklemiş oldum.

Tekrar teşekkürler.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.