yalciner17
48 şiiri ve 637 yazısı kayıtlı Takip Et

Doğum gününde 349 ard öyk



Çocuklar derste vır, vır ediyordu.
Soluma döndüm. Küme halinde oturmuştu öğrenciler; laf yetiştiriyorlardı birbirlerine.
Hepsiyle gözgöze geldim.
Sadi
Mahmut
Mert
Taha
Serhat
Sularına akarak neyi çekiştirdiklerini öğrenmek istedim.
Kendi usullerince hareket ede ede oynuyordular.
Tavırları matrak birşeyi kurcaladıklarını sızdırıyordu.
Benim sezgimde bu dairedeydi.
Mısır patlatırsın: Mübarek çocuklar kavrulmuş gibi pat pat patlıyordu.
Komik filimlerde mahsusen kavgaya tutuşan artistlere; çocuklar itiş kalkışlarıyla çizilmiş karikatür kahramanlarından fesah fersah yakındılar edaları ve tavırlarıyla.
Her biri film artistiydi mübareklerin.
İşte ... çocuk ... çocuk işte dersiniz ya: İşte çocuk!
Gırgır şeyin ne olduğunu öğrenmek için: Konusunu, anafikrini sordum?
- Ne oluyor çocuklar. dedim.
Mahmut Mustafa hemen oradan:
- Hocam Serhat ...
İşitemiyorum gürültüden, birşeyler dudağından döktü.
Tren geçişi bir gürültü sınıftan esti geçti.
Taha’ya seslendim:
- Taha sen anlat oğlum!
- Hocam bu Serhat var ya...
- Eee, dedim.
Serhat, Sadi gene boğuşuyordu.
Arkadaşları boğuşanları ayırırken Sadi’nin öbür ekipten olduğunu anladım.
Serhat ise tek başına ekipti.
Ve anlaşılan seyir şuydu:
Geçen sene bunların hepsi beşinci sınıf okuyordu.
Serhat bıldır yaşgünü partisine bunları davet etmiş.
Bugün yaşgününün ve hadiseli geçen yaşgününün seneyi devriyesi değil miymiş?
" - Deme ya!"
" - Vallahi!"
İşin doğrusu: İyi geçmemiş bir yaşgünü partisi, zevzekliklerinden çocukların birazda; olay patlamaz mı?
Serhat’ın başına hadiseli yaşgününü kakıyorlar.
Serhat’ta altta kalmayayım diye ha bire bir seksen uzanıyor aparkart alıyordu.
Mustafa Mahmut:
- Hediyeler alıpta gitmiştik hocam!
Annesi biz pasta yerken:
" - Serhat çok yemeyin pastayı, akşama babana da kalsın oğlum!" dedi.
Sadi de atıldı:
" - Biz dans ediyorduk Serhat’ın annesi odaya girdi:
- Serhat pastayı çok yemeyin emi oğlum, akşama babana kalsın!" dedi.
Serhat kendi haklıymış’ı isbat için zayıf bir atakla:
" - Öğretmenim Sadi getirdiği müziği çalıp durdu:
Kaydırıkuppak Cemile’m nasıl nasıl edeyimmm...!"
Sadi’nin oynayışını bu müzikle karikatürize ederek güya mukabele edecekti.
Sadi’yi küçük düşüreçekti kendi fikrince.
Serhat bu ataktan birşey tutturamadı. Sadiyi alaya alamadı.
Mert lafa öteden karıştı.
Mert sürekli ağzında birşey çiğnediğinden miydi? Konuşma anına sirayet etmiş bu hali ile konuşurdu hep: "Ağzında ekmek yiyerek konuşmak."
Aynen öyle konuştu:
" - Hocam partide pasta yiyemedik. Serhatın annesi: Çok yemesinler Serhat akşama babana da kalsın diye ikide bir ikaz etti."
Çocuklar dikkatlerini aniden kaybetti ve başka şeyle ilgilenmeğe koyuldular.
Taha’nın ayartmasıyla oldu. Kulaklarım iyi duymadığından. El- kol hareketlerinden, gülüşmelerden konunun dağıldığını anladım.
Sınıf, Allah için elinden geleni ardına koymuyordu. Gürültü istim arkamdan gelsin, gür gür gürlüyordu.
Serhat’ı aralarına almadılar. O da kendibaşına sırada resim çizdi. Bitirdiği resmi yine, yine özenle bezedi.
Ruhumu zapteden çocukların sesleri günlerce kulağımdan gitmedi:
SERHAT! ÇOK YEMEYİN PASTAYI, AKŞAMA BABANA DA KALSIN!
Sözün özü neydi ki bana çok tesir etmişti?
Söz neden etkili olmuştu?
SERHAT PASTAYI ÇOK YEMEYİN OĞLUM AKŞAMA BABANA DA KALSIN
Çocuk ağızlardan akan bal sözler. Tatlı mıydı? Çocuklar mı tatlılaştırıyordu sözleri?
Bu söz mükemmel şey dedikleri şey miydi?
SERHAT ÇOK YEMEYİN AKŞAMA BABANA KALSIN!
Belki sıradan sözdür. Sıradışı müteessiriyeti ben kendimce kılmıştım.
Çocukların tiz sesi söze güç vermişte olabilirdi. Tesirat buradan doğmuş olabilir miydi?
Ses, çocukların güzel sesinden sonra, güzel söz olmak olmuştu.
Acaba neydi sebeb-i hikmet’i:
SERHAT ÇOK YEMEYİN PASTAYI AKŞAMA BABANA DA KALSIN OĞLUM!

Beğen

yalciner17
Kayıt Tarihi:19 Mayıs 2014 Pazartesi 00:46:35

DOĞUM GÜNÜNDE 349 ARD ÖYK YAZISI'NA YORUM YAP
"doğum gününde 349 ard öyk" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Bir tutam hayat
19 Mayıs 2014 Pazartesi 13:42:28
Güzel meslek şu öğretmenlik.
Çocukların enteresan, sade ve dürüst hayatlarından ne çok şey derlenebilir aslında.
Ne enteresan hikayeler çıkarılabilir.
Burada anlatılan da çok güzeldi.
Basit ama ilgi çekici.
Mutluluk verici.
Dinlendirici.
Yazarın kalemi de çok hafifti.
Yormadı, ilgiyi kendinde toplayabildi.

Bir tutam hayat tarafından 5/19/2014 1:43:29 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.