Hamdiye Hatipoğlu
120 şiiri ve 28 yazısı kayıtlı Takip Et

Yüzleşme/soma



yüzleşme/SOMA

Acı var içlerde bir yerde
Belki uzak belki çok yakında
Yangın yeri bu içli içli yanan
Körmüşüz
Sağırmışız
Duymamış bu feryadı her bir yanımız..

……. Kapıları çarpıp kaçasım var bu güzel yerlerden…
Suçluyuz/suçluyum dercesine..
Can kıymeti yok bizim ülkemizde malasef.. “Saygı”dan yoksun olan bir toplumdan bu beklenti çok lükstür. Enteresan bir toplumuz vesselam; saflığımızla yoğrulmuş bazen de kurnazlığı içinde barındıran, sıcakkanlı, yabancılara karşı inanılmaz içten ve saygılı ve kendi milletimize karşı epey önyargılı olmakla beraber travmatik bir yapımız var..
O kadar ki, severken öldüren yine bizleriz.. Kadınlarımız; sevgililerimiz, analarımız, kardeşlerimiz.. Sözde hep öncelik onlarındır. Ailede bile illa kadının dediği olmaz mı?
Babalar en son duymaz mı? Buna karşın yinede acı çekenler yine onlar değil mi?

Bu acı olay bende, pek çok şeyi beraberinde getirdi. Bu sebeple pek çok şeyin analizini de sağlamama olanak sağladı. Düşünün emeğinin karşılığını alamayan pek çok insanımız belli bölgelerde hayat mücadelesi vermekte. O insanların başka alternatifleri de yok gibi görünüyor o çevrede ve malum yerde “maden” dışında çalışmalarından başka çare de yok.
Devlet o kaynakların çıkmasıyla dışarıya bağımlılığa da rest çekmiş durumda. O kadar önemli ki, ekonomiye çok büyük katkısı var. Yabancı ülkelerin bu hoşuna gider mi sanırsınız. Tabiî ki hayır!
Ülkemiz kalkınırken bir yandan iç ve dış tehlikelerle mücadele etmekte. Bunun mücadelesi elbette kolay değil. İnsanımız bunların bazısını, yapılan söylemlerden bazısı da kulaktan dolma bilgilerle bilmekte. Her şey ulu orta söylenmez o yüzden istihbarat kurumları vardır. “Devletin çıkarları için”
Gelelim oradaki insanımıza.. Bazen hayatın en acımasızlığı onlarda, fakirliğine isyan edenler de var içlerinde, kaderlerine yine de şükreden bir toplum da var. Ses çıkarsalar ne olacak ki; ekmeklerinden olacaklarını biliyorlar. Ölümü göz alarak gidiyorlar işlerine..
Her iş kendine özel riskler yaşatır. Ama işçinin hakkını esas olarak verip onların can güvenliğini sağlamak için yapılan her şey onu yasalar karşısında güçlü kılar. Sağlıklı düşünürler en azından. Kendilerini insan yerine koyan bir devlet ve işveren vardır çünkü.
Tek bir canın bile hayatını kaybetmesi çok mühimdir o işveren için… ve sayılar yüzleri aşınca bu başka bir trajediyi getiriyor. “İHMAL!”
Bu işte bir iş var der insan. Bu olayda da durum öyle.. sabotaj da olabilir, tamamen oranın ihmali de olabilir.. Tabiî ki araştırma yapılacak. Ama durum neyi değiştirecek onu merak ediyorum. Diyelim ki; kömür madeni kapatıldı, ne işe yarayacak. Bazı kesimler bunu o anlık heyecanla düşünüyor ya, velev ki kapatıldı… o kaynaklar nasıl kullanılacak.. dışarıdan mı temin edilecek yani.. Hala çığırtkanlık yaparak slogan atarak bir şeyleri yaptıracaklarına inanan topluluk var ya; onların hiçbir şey bildiği yok inanın. Bir şey yapmak istiyor ama ne! o da bilmiyor sanki…
Ha, yardım mı etmek istiyorsun, o zaman bilgi edin, attığın slogan kadar o madende çalışan insanların neler yaşadığını; ne şartlarda bu yerde yaşadığını öğren.
Sonra gel haklarını savunmak için sendikalarla konuş, yapılması gerekenler neyse onları yap.. Unutan bir toplumuz, maalesef…
Depremde yaşanılanlar unutulmadı mı?.
Yapılması gerekenler gerçekten yapıldı mı? Ya yaşadığımız evler ne kadar güvenli?
Yeni güzel evler ne kadar sağlıklı.. bir düşünün yalıtım diye diye, kanserojen maddelerin içinde ömrümüz bitmekte.. üzeri kaplanmış içi çürük binalar ne kadar sağlıklı ?

O yüzden dir ki, unuttuğumuz sadece o anlar.. peki ya travma yaratan olaylar.. gerçekten unutulabilir mi?
Sanmıyorum; öyle ki bu ani öfkeyle beraber, çaresizliği ve şiddeti de ortaya çıkartıyor.
Tetikleyen bir olay olduğunda yine biz kendi “kıyametimizi” yaşıyoruz…

Mayısın 13 ü … Gerçekten gün kömür gibi kara. Acılar feryatlar beynimde. Canlar gitti… ve bir sürü hikayeler acıyla nöbet geçirdi.. ölen canlar belki yakınımız değildi ama onlar gibi üzüldüm. Kul haklarına riayet edilmediğine içim yandı. Ben bireyim bu toplumun annesi bacısı kardeşi sevgilisi… nasıl yanmam!
Sizlerde üzüldünüz. Ama herkesin acıya serzenişi farklıydı. Kimi isyan etti, kimi dualarla bütünleşti. Ateş düştüğü yeri yaktı sonuçta. Bu yangının elbet bir sebebi vardı, hepimiz insanlığımızla sınandık o gün. İnsanlık diyorum, saygı varmı/ydı acaba bizim insanımızda?
Ailemizde “öğrenilen” ve sonrasında öğretilen o “SAYGI” olmalıydı…

Maalesef bunu öğretemedi bazımız; çünkü bilmiyordu saygıyı. Görmediği bir şeyi nasıl öğretecekti.. Bu çok kitap okumakla edinilmiyor. Öyle olsaydı “okumuş cahiller” olmazdı.
Ümidim olsun isterdim, ama bu şartlarda karamsarım. İnşallah demekten başka..

Sevgi ve Rahmetle….

"DnZ

17/Mayıs/2014

@

Dip Not:
"13 Mayıs 2014’te Türkiye’nin Manisa ilinin Soma ilçesindeki kömür madeninde çıkan yangın nedeniyle çok sayıda madencinin ölümüyle sonuçlanan facia. 301 işçinin yaşamını yitirmesine sebep olan olay, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çok can kaybı ile sonuçlanan iş ve madencilik kazası olarak kayıtlara geçti.”

Beğen

Hamdiye Hatipoğlu
Kayıt Tarihi:17 Mayıs 2014 Cumartesi 13:51:39

YÜZLEŞME/SOMA YAZISI'NA YORUM YAP
"yüzleşme/SOMA" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Bir tutam hayat
17 Mayıs 2014 Cumartesi 14:10:16
Sayın Hatipoğlu...
Sizi gönülden kutluyorum.
Bu sayfalarda, yaşadığımız acı olay üzerine yazılmış en ogjektif, en anlamlı yazılardan biriydi kaleme aldığınız.
Her cümlenizi,
ilgi ile okudum.
Ne kadar çok haklıydınız.
Ne kadar çok insancıldınız.
Ne kadar çok duygusaldınız.
Ne kadar çok realisttiniz.

Ne yazmalı bilemiyorum.
Gerçekten olayı nefis analiz etmişsiniz.
yazılacak her bir şeyi,
tas tamam kaleme almışsınız.
Tekrar tebrik ediyorum.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Hamdiye Hatipoğlu 17 Mayıs 2014 Cumartesi 21:17:33
Çok sağolunuz... tespitlerimde yanılmış olmayı çok isterdim ama malesef.
Zaman ayırıp okudugunuz için teşekkürler..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.