DemAN
320 şiiri ve 178 yazısı kayıtlı Takip Et

İnsanlar



İNSANLAR

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 7.2.2014 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Hayata kalma içgüdüsü, yalnız insanların değil yeryüzünde yaşayan bütün canlıların davranışlarını yöneten en büyük itici güçtür.

Dünya bir annedir, bebekler ilk gözlerini açtıklarında önce dünyayı sonra anne-babasını görür. Yaş ilerledikçe anlama kavrama labirentlerinden geçerek en değerli varlıkları, koruyucuları olan anne-babasını tanır; onlarla kendini güçlü, güvende hissetmeye başlarlar.

Anne- baba ve çocuklar dünyanın birer bireyleri olarak toplumda yerlerini alırlar. Çocuklar on sekiz yaşlarına kadar aile himayesinde ondan sonra kendi ayakları üstünde durma çabaları başlar. Bebeklik ile gençlik sürecinde çocuklar aile ile sokaklar(dış faktörler) arasında gel-gitler olur; bariz kopmalar olmazsa da çocuklar sokak kültürüyle tanışmış olurlar.

Reşit statüsünü alan gençler artık ayakları üstünde durma savaşı verirken aile, onları bazen kaygıyla bazen hayranlıkla izlemeye koyulmuş olurlar. Bununla birlikte gençlerin bunalım evreleri, başarılı, hayat tutunma evreleri başlar. Bu ayakta durmalık, hayata kalma içgüdüsü başlarken; aileden yaprak dökümleri, aileden kopmalar başlamış olur.

Gençlerin, hayatla çatışmaları(problemler) insanlarla kavgası başlamıştır; bu bir nevi oyunun gelişme sahnelerini andırmaktadır. Doğumla başlanan devinimlerle bir yaşam mücadelesi içine girerler; gençlik dönemine paralel gelişme sahneleri sıralanır. Gençlik bu evrelerde ya başarılı, ya başarısız ya da kararsız hallerde bulunabilir; üçü de olumlu veya olumsuz olarak önlerine zuhur eder.

Zaman tutanaklarında anne-baba yaşlanmış doruk noktası, finale doğru geçerken çocuklar, gelişme sahnesinde birer aktör olarak hayatlarını idame ederler. Yaşlı anne-baba artık anılarda, fotoğraflarla eski günlerini yad edip dururken çocuklar, hayata tutunmak, düşlerini gerçekleştirmek için dolanıp dururlar. Aslında çocukların yaşadığı ve/veya yaşayacakları sahneler ebeveynlerin yaşadıklarının tekrarıdır bir bakıma…

Müstesnalar hariç zengin ailelerin çocukları zengin, yoksul ailelerin çocukları ise yoksul olurlar; zenginlik ile yoksulluk, aileden gelen hayat tarzı ve yaşam koşulları genetiktir bir bakıma...

Anne-baba, çocukların en çok kendilerine benzemelerini isterlerken çocuklar farklı olmayı deneyeceklerdir. Bu bir aile çatışmasıdır. Tutucu bir ailenin çocukları özgür, özgür bir ailenin çocukları tutucu, içine kapanık olabilirler. Çocuklar, ebeveynlerine torunlar verirken farkına varmadan onlar da anne-baba olmuştur. İşte hayat böyle devam edip durur.

Hayata kalma içgüdüsü, yalnız insanların değil yeryüzünde yaşayan bütün canlıların davranışlarını yöneten en büyük itici güçtür. Tüm canlılar gidicidirler, ömür biter fakat zaman, mekân kalıcıdır; zaman andır ve akmaz sadece bizler zaman içinde akıp gidenleriz…

Öyle ise…

Biz neden hayatımızı doya doya yaşamayalım? Neden bize verilen bu fırsatlardan istifade etmeyelim? Zaman mı yoksa insan mı önemli? Asıl olan yaşamak değil mi?

Dirilmek için önce insanlar doğar; doğmak ile ölümden sonra insanların dirilmenin başlangıcıdır. Öyle ise insan hayat hikâyesinin sonu olmadığının kanıtıdır. Hayat burada bitmediği gibi insanlar diğer dünyada sonsuz bir yaşam için var olacaklar…

Deman Ronahi/ 2014


Beğen

DemAN
Kayıt Tarihi:6 Şubat 2014 Perşembe 13:02:27

İNSANLAR YAZISI'NA YORUM YAP
"İNSANLAR" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
NUR-ZEN
2 Temmuz 2015 Perşembe 14:05:04
gençlerin bunalım evreleri, başarılı, hayat tutunma evreleri başlar...

Ergenlikte sık yaşanılan duygusal sorunlardan biri de öfke ile ilgilidir...
Öfke: Normal herkes tarafından hissedilen, vazgeçilemeyen, fakat kontrol edilmesi öğrenilebilen, saldırganlıktan farklı olan bir duygudur...

neden öfke

Kendilerini sözel olarak ifade edemedikleri zaman
Karşısındaki insanların davranışlarını tehdit olarak gördüklerinde
Haksızlığa uğradıklarını düşündüklerinde
Baskı altında kaldıklarını düşündüklerinde
Büyükleri ve akranları tarafından engellendiklerinde
Yetersizlik/başarısızlık duygusu yaşadıklarında
Hayal kırıklığına uğradıkları zaman

Aslında öfke normal ve gerekli bir duygudur. Önemli olan öfkenin kontrol edilmesi ve uygun bir şekilde ifade edilmesi...

Bu tür duygular , ergenlik dönemine özgüdür. "Nasıl olsa geçer" mantığıyla yaklaşmak üzücü sonuçlar yaratabilir...Bunalım intihar diğer ergenlik sorunlarından farklı olarak doğrudan uygulanma riski olan bir inançtır...

Yaşam adına evlat yetiştirme adına bir kaç yazı yazabildiğim için bu yazıda gençlik ve insan işlendiği için paylaşmak istedim ...


Evet yazıda nasıl başlar öyle gider diye bir faktör var evet doğrudur sayın Deman ama kişiden kişiye değişen faktörler olmalı bunlar...Dilenci/Kral


Çok güzel bir yazı hayattan gerçeklik ibaresi bir yazı türü okudum yazara teşekkürlerimi sunar tebrik ederim Saygılarımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


DemAN 2 Temmuz 2015 Perşembe 14:21:22


Gözlerinize sağlık hewal...

Muthiş bir yorumdu ve onurlandırdınız...

Çokça teşekkürlerimi bıraktım
nâ-gehân
7 Şubat 2014 Cuma 13:20:51





Yazınızı okuduğumda zihnimde gelgitler yaşadım. Bir düşünceden diğerine..bir evet’den bir hayır’a gittim gittim geldim.


Dedim sonra; Ey insanoğlu! Neden uğrunda yaşamaya değer olan “kıymet için” etmezsin mücadele. Var olan, elde olan için değil hep bir yokluğun peşinden, hep bir olmazın peşinden sürüklenirsin hayat boyu.

İnsanın maddi şeyler için kendini heba etmesinden daha acı ne olabilir ki..İnsan hayatı ki en değerli olan değil mi.

Öyle ise hayata hazırlanırken kendimizi sadece maddi anlamda hazırlamak bizi hiçbir zaman tatmin etmeyecektir. Elbette hayatta kalma içgüdüsüyle bir çok ihtiyacımızı karşılamak için bir mücadele vermemiz gerekmektedir. Fakat “insan olma “ sadece yeme,içme, barınma ihtiyacından ibaret değildir.

O sebeb kendimizi hayata karşı manevî anlamda da doyurmalıyız.



Hayat denen öğretinin etkisi, ne kadar tesirli olursa olsun, var olan tek gerçeğin ifadesi olmadıkça tesirli olamaz.
Bundan dolayıdır ki; hayatı doya doya yaşamak maddiyat ve mantık ile değil kalb ve maneviyat ile mümkündür.


Bu mutlak gerçekliktir.




Yazınızın son bölümü hayata hangi noktadan değer katmamız gerektiğine işaret ediyor zaten.

Evet… son denilen her bitiş bir diğer olayın başlangıcıdır.


~~


Düşüncelerinizi okumaya ve üzerinde konuşabilmeye imkân veren faydalı yazınızdan ve paylaşımınızdan dolayı çok teşekkür ederim.







.Saygı ve selâm rengiyle






1 cevap yazılmış Cevap Yaz


DemAN 7 Şubat 2014 Cuma 13:38:30
Onur verdiniz gelişinizle;
Ve sanırım yazdıklarımın en açıklayıcı analiziydi.

Çok ama çok teşekkür ederim değerli katkılarınızla her daim sağolun

En içten selamlarımı gönderiyorum
Mücella Pakdemir
7 Şubat 2014 Cuma 07:45:40
En çok çar çur ettiğimiz şey zaman. Elimizden kayıp gidiyor ve geri dönelim desek yapamıyoruz. Doya doya yaşamaktan kasıt, iyi değerlendirebilmek olsa gerek. bazıları lay lay lom şeklide anlıyor da. Kutlarım, güzel bir yazıydı.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


DemAN 7 Şubat 2014 Cuma 11:30:25
Değerli yorumunuz için çok sağolun efendim


Teşekkürlerim çokça

Sevgilerimle
Guldane Dal
7 Şubat 2014 Cuma 03:22:31

ebeveynler çocuklarını sadece etkiliyebilir, belirleyen içerisinde yaşadığı toplumdur... evet, yaşamalı insanlar bütün güzellikleri ama ya içerisinde yaşadığımız zaman dilimi çok acımasızsa ki ne acıdır ki öyle demek ki insan yaşadığı sürece mücadeleyi asla bırakmamalı... başka bir dünya yok malesef, mutlu olmak istiyorsak bunu hep birlikte başarmalıyız yoksa çok geç olabilir ve işte o zaman, zaman içerisinde yitip gideriz...

sevgiler Deman Ronahi...



1 cevap yazılmış Cevap Yaz


DemAN 7 Şubat 2014 Cuma 11:29:35
Değerli görüşleriniz için çok sağolun efendim

Teşekkürlerimle
Gülüm Çamlısoy
7 Şubat 2014 Cuma 00:06:23
Tüm içtenliğimle kutlarım.

Yüreğine, kalemine sağlık.

Sonsuz selamlarımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


DemAN 7 Şubat 2014 Cuma 11:28:56
Ben teşekkür ettim, çok sağolun efendim
İpekyildiz
6 Şubat 2014 Perşembe 18:17:26
Mutlu olacağımız, mutluluğu bulacağımız yerlerdir günler, Bizi uyandıranları dolu dolu yaşamalı galiba yani günleri...:)

Güzel bir hatırlatma
Teşekkürler paylaşım için
Saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


DemAN 7 Şubat 2014 Cuma 11:28:27
Ben teşekkür ederim, sağolun güzel yürek
Bir tutam hayat
6 Şubat 2014 Perşembe 18:16:43
Yazıyı büyük bir zevkle okudum.
Kendimden, kendi hayatımdan bölümler derledim içinden.
Gerçekten güzeldi.
Tek takıldığım nokta bu ''varsıl'' kelimesi oldu.
Fakir= Yoksul
Zengin=Varsıl

Halkımız,
yoksula eyvallah, varsıla ise yolun açık olsun demiş.

Bu dil konusunda bayağı hassasım.
Dilin canlı olduğunu ve zamanın akışında,
bir nehir misali yolunu kendisinin bulacağı düşüncesindeyim.
Zorlamalarla bu iş hiç hoş olmuyor.

Umarım,
düşüncelerimi açıkça yazdım diye,
bazıları gibi sizde beni engellemezsiniz dostum.

Bir tutam hayat tarafından 2/6/2014 7:23:03 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


DemAN 7 Şubat 2014 Cuma 11:26:23
Bilakis çok sevinmişim. Beni eleştirmekten hiç kimse çekinmesin çünkü ben ancak burada kendimi yetiştirebilirim o yüzden her eleştriye açığım :)

Varsıl ve yoksul kelimelrine tekrar değineceğim inşallah.

Değerli görüşleriniz ve katkılarınız için çok ama çok teşekkür ederim, sağolun güzel yürekli dostum

Selamlarımla
lacivertiğnedenlik
6 Şubat 2014 Perşembe 17:28:54
Hassas bir denge fakat toplumsal gelişmeler maalesef gençler üzerinde çok büyük stres , gelecek kaygıları çok fazla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


DemAN 7 Şubat 2014 Cuma 11:31:15
Teşekkürler sevgili Laci...


Sevgiyle kalın
-Ezrak Rahel-
6 Şubat 2014 Perşembe 15:49:11


çoğu zaman ben de düşünürüm
neden hayatı başka türlü yaşayamıyorum diye
sonra roza dile geliyor
her sesinde bir çığlık

belki diyorum gözlerimizi kapatabilsek
ve de susturabilsek yüreğimizi
kimbilir


heryer gül bahçesi






teşekkürler heval



saygıyla





1 cevap yazılmış Cevap Yaz


DemAN 6 Şubat 2014 Perşembe 16:15:29
Geldiniz, başım üstüne...

Güzel yürekli Hewalara bin selam. çokça teşekkürlerimle


Geleki spass
La bohème
6 Şubat 2014 Perşembe 14:15:49



İnsan önemli

Ancak insan yaşarken fark etmiyor , dönüp bakınca anlıyor o vakit de geç oluyor.

Güzel bir yazı düşündüren

var olunuz , saygıyla


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


DemAN 6 Şubat 2014 Perşembe 15:10:18
Evet önemli olan İnsan ve insanlıktır.

Aynen size katılıyorum ve çok teşekkür ederim, sağolun efendim
ccelayir
6 Şubat 2014 Perşembe 13:21:59
'' ...zaman andır ve akmaz sadece bizler zaman içinde akıp gidenleriz…''
Sadece bu bile yeterli. Belki de sadece bir cümle için onca şeyi yazarız. Ama okuyucu bunu anlamaz. Hikayeye bakar, ona göre eleştiri yapar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


DemAN 6 Şubat 2014 Perşembe 15:08:49
Sevgili Cumali:

Zaman ve süreci karıştırıyor insanlar. Dünya varolduğunda beri zaman vardır: nesnelere, insanlara ve tüm doğa-tabiata yaşayan her şeyin zaman içinde yaşadığı, varolacağı bir süresi vardır diye düşünüyorum.


Yazdığım deneme yazım ise öznel ve kendi görüşlerime(varsayımlarım) dayanan bir mekale niteliğindedir.

Değerli görüşleriniz için çok teşekkür ederim, sağolun

Gülüm Çamlısoy
6 Şubat 2014 Perşembe 13:11:44
Asıl olan yaşamak, kesinlikle katılıyorum. Ne var ki; gerek öğretiler olsun gerek içinde bulunulan şartlar ve belki de zincirler çok şeye engel olmakta. Kader de biçimlendirmekte diğer yandan...

Kaderi aşırı zorlamak, ona müdahale anlamına gelmekte. Bunu bizzat yaşamış biri olarak; çok şeye ulaştım inanılmaz engeller dizilmiş olsa da önemde. Hem de defalarca elde ettim. Ama sonuç ne yazık ki aleyhime sonlandı. Dürüst bir olan olarak yaptığım samimi bir itiraftır bu. Zira alnımın akıyla elde ettim kazanımlarımı her ne kadar sonuç itibariyle mağlubiyete uğramış olsam da..

Ne yazık ki yolumuzu biz seçemiyoruz belki görünen tablo buna işaret ediyor ama...

Uzattım.

Yazınızı büyük bir beğeni ile okudum, gerçekçiydi, açıklayıcı idi ve çözüm odaklıydı. Kutluyorum tüm içtenliğim ile.

Selamlarımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


DemAN 6 Şubat 2014 Perşembe 14:40:26
Sizinle hemfikirim... Aynen katılıyorum

Ve kader denen olgu bir şekilde yaşantımıza yön veriyor.

Çok teşekkürlerimle can
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.