Yalnız kendi nefsini düşünerek dost arayan, hizmetçi arıyor demektir. CENAP ŞAHABETT [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM
Şiir Puan
1 2 3 4 5
 

4 10 1
Toplam: 0.0 puan
0 kişi puan vermiş.


Şiir Bilgi
16.10.2006 tarihinde eklendi.
1357 çoğul gösterim
1399 tekil gösterim
7 yorum
0 kişi beğendi.
Portfolyo: Genel
En son eklediği şiirler

SEN İZMİRSİN


beş bin yaşındaki sevgili
hayallere sığmayan görkeminle
daha dün girdin ergenlik çağına

sen efsanelerde,
amazon kraliçesi mir’in kurduğu,
ionyalı tantolosun çizip karısı simirna’ya sunduğu,
büyük şair homerosun doğduğu,
victor hugo’nun prensesi olan,
kent değil misin?
ihanetlerde öldürülen,
yüreğim gibi talan edilip yağmalanan kaç kez

şarap selinde agora,
saklamadı mı gülümseyişini,
acılarının ardına..

yitik düşlerin yurdu,
buz renkli sabahlardaki,
güneşli maviliklerde,
hep cepheden baktım sana,
güne ağaran tutkularımla

ürkek bir akşam üstü,
denize dalar gibi,
düşmek isterken aşka,
eşkıya yalnızlık çöktü omuzlarıma
sonbahar sarısı bu kenti sırtlayıp
derinine düştüm gecenin

körfezin gizemlerinde,
bir şeyler yok olurken,
duman karası bulutlar çöktü,
şehrin üstüne

günler boyu yasak aşklar taşındı kente,
hamesis’in mabedinde damıtılan günahlar,
meles çayının kirine karıştı,
kaç sevdanın külünü savurdu forbes köşkü..

palmiyeli gecelerin gölgeleri yollardayken..

sağır caddelerinden geçtim tarihin...

şair eşref kulak vermedi abdülhamit’e,
yazdı yazacaklarını...


belkahveden gelecek nal sesleri bekleniyor,
hasan tahsin saate bakıyor,
ilk kurşunu attı atacak..
yürekleri ağızlarında güvercinlerin
cumhuriyet meydan’ında ki atlını ilk hedefi belli..

yangın yerini yeşile boyadın behçet uz,
bu kenti kimler boğazladı?
kim işledi bu cinayetleri?
biliyor musun behçet bey kim? ! !
kordon boyunun kolyesini çalanlar,
tarih hala cılız meles çayında akıyor

biliyorsun,
günlerden ayrılıktı,
saçlarının rüzgara karışan isyanıyla,
tek başına,
çekip giden sendin..
yuttu geceler ege’nin mavisini
bir acı çöreklendi şehrin akşamlarına..

şimdi,
hangi şehrin sabahında,
hangi camdan bakıyorsun tan ağartılarına,
saçlarında onca yağmurun ıslandığı serinlikte..

uzak şehrimdesin sen,
seninle olmak,
omuz omuza yürümek vardı,
bu yorgun izmir gecelerinde..

yeni sevgiler yaratamadım,
ihanetleri bıçaklayıp,
kendime giden bir tünel kazdım

özlemleri demirledi alsancak limanı,
yalnızlığın ışıkları yandı gözlerimde,
çoğalırken karanlık köşeleri kentin,
çaresizlik çöktü kaldırım taşlarına
kök saldı tabanlarım sokaklara
gecelerin tuzağına düştü.....

sen kentlerce uzağımdasın,
bu şehrin bir köşesinde,
son sokak feneri oluşum,
yaralıyor beni,
düşüyorum ayrılıkların müzmin anaforuna..

şimdi inciraltı’nda yıkanan gölgende,
anılarımı öldürüyorum,
ay buluta dalarken,
denizin gözlerinden öpüp,
üşümesin diye şehrin üstüne örtüyorum..

en son sen yıkmıştın giderken,
yıkıldığım o yerdeyim hala,
bin dört yüz seksen iki muzaffer izgü,
bin dört yüz elli üç gazi kadınlar sokağı’nda,
yokluğunun günlüğünü tutuyorum...

acaba sen bir yalan mıydın?
gurbet düğümledi yolları,
yanlış adreslerde duran sensin,
kapıyı çarpıp gidecek olansa gençliğin,
hüzzam bir fasılda,
hicrana takılan benim,
ellerimde kalansa bir ömür toplamı

birazdan,
körfez vapurunun küpeştesinde,
martılar uçuşacak,
inip kalkacaklar su birikintilerine..
kırık dökük masalarda mumlar yanacak,
ve şamdanlarda eriyecek umutlarım,
seni esecek rüzgar,
iç çekecek alsancak’ın mağrur evleri,
solungaçlı yüzlerle,
çocukluk anılarının jübilesini yapacak fahişeler
..
az sonra
varoşlarındaki çatısız evlerin penceresinde ışıklar solacak,
gözyaşlarıyla yıkanıp karanlığa gömülecek..

dönüp arkama baktığımda
konak iskelesinde son vapura binerken,
fakülte yıllarımdan kalma,
haki renkli parkamla,
militan günlerim gelecek aklıma..

yine anılarda,
hüseyin yurttaş’ın *saat izmir sularında*,
akşamcı mekanımız,
ikinci beyler sokağında ki bodrum meyhanesi’nde,
bakışlarımızı içerken,
dudaklarımızda uçuşan,
mutluluk şarkıları olacak...

şimdi anımsıyorum,
yağmurlarla sevişen ikindilerde,
mustafa izmirli’nin,
pasaporttaki nargileli kahvesinde,
oynadığımız tavlayı,
büyülü doğan güneşli günlerde,
dudaklarımıza avare ıslıkları yerleştirip,
cumhuriyet alanına sığmayan düşlerimizle..
kordonboyundaki öpüşmelerimizi,
tayyare sineması kaçamaklarımızı,
ilk buluştuğumuz yosun pastanesi’ni,
yine ilk şehir içi seyahatimizde, denize köpük köpük tüküren,
karşıyaka vapurunun güvertesinde, yakamozlara ışığını,
değdirirken yıldızlar.. şubat yağmurlarında ıslanışımızı..

peki sen anımsıyor musun,
kadifekale’den ilk ışıklarını yaktığımız karşıyaka’yı,
balıkçı sığınağı’nda ki efes gemisinde,
içimizde papaz yalısının hüznüyle,
bir kaç saati kalmışları bırakıp,
düşlere dalıp gitmelerimizi...

elbette,
yaşlanıyoruz çoğaldıkça anılar..

evet,
tenha sokaklarında bu şehrin,
sen yoksun ya,
gölgen bile yok ya,
bir fotoğraf gibi yırtıp atasım geliyor kenti..

bu kente saçların dolaşmış olabilir mi?
boyuna yollara bakışım neden?
sisler kuşatıyor her yanı,
alnımdaki bozuk el yazısına siyah çelenk bırakıp,
topuklarımda yılların birikmiş ağrıları,
arkamdan koşturan hayallerim,
ve beynimdeki darp izleriyle,
bende terk edeceğim bu kenti..
bu kent yalnızlığım kadar büyük değil..

biliyorum,
bu koca şehirde her şey var,
bir biz yokuz,
ne kalır ki geriye,
fotoğraflar ve anılarla sokaklarda asılı gülüşlerimiz dışında..

bir gün her şey değişecek,
gözlerimizde topladığımız yağmur bulutlarıyla,
buluşacağız bu şehrin ortasında,
biliyorsun,
hiç bir acı sürmez sonsuza dek...


şimdi,
yaralı şehrimin,
kül grisi sokaklarında,
yorgun bir adamla birlikte,
yalnızlığın adımları dolaşıyor,
buza yazılan düşler üşürken,
sahil evleri’ndeki salaş meyhane,
bir kanunun mızrabında ağlayacak,
hiç bir dalgakıran direnemeyecek isyanıma,
yıkacak bütün bentlerini,
yüreklerimiz aynı saate kurulduğunda,
gurbetten firar edip,
ikimiz de döneceğiz bu kente..
geç kalmışlığın acısını paylaşacağız..
düşlere sığmayan,
düş bozumlarında...

zaten biz yoktuk
kimsesizdi İzmir

evet

İzmir’i yazdım yanında seni

SENİ yazdım büyük harflerle

izmir’i yazdım altı çizili

seninle İzmiriz

ne zaman İzmir’i düşünsem

içinden sen çıkıyorsun

İzmir için ne yazsam

seni yazıyorum

sahi bir adında Smyrna değil miydi senin

s e n İ z m i r s i n




sen izmirsin adlı şiir kitabımdan...............

İZMİR / NAİL YAVUZ

not: ilk yazdığım anısal çalışma
Nail Yavuz (Nail Yavuz)
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.


 Yorumlar
 Nail Yavuz
 
14 Kasım 2006 Salı 00:14:50


şiirin başlığı vurucu,bir kadına söylenebilecek en kıymetli hitabet, izmirli tüm kadınlara ithafen;

sen izmirsin diyebilmek vardı
izmirli kadınlara....


uzun ve belliki işçiliği ve duyguyu kavuran ,özümleyen dizeler....izmiri ,kenti aşkı ve denizi yosun yosun burnumda şiir.....

fon müthiş sunum çok estetik....


kentimin güzel şairini selamlar,emeğini kutlarım...


titiz çalışma,ustaca....


sevgiler saygılar izmire;çünkü

sen izmirsin.....




saygılar.....

MARİCALLAS

 Nail Yavuz
 
14 Kasım 2006 Salı 00:11:01



¤ Tayyibeatay

"izmirin denizi kız,kızı deniz
sokakları hem kız,hem deniz kokar"

demişti Cahit Külebi!..hem uzak,hem yakın tarihe damgasını vuran bu güzel şehrimiz için ne söylense,ne yazılsa azdır sevgili Yavuz!..kaldı ki bu bir şiirden öte destan olmuş...betik olmuş...kaleminizde can bulan tanrılar sokaklarında gezer olmuş...kutluyorum kaleminizi...

siz yazın,biz okuyalım olur mu üstadım!..:)))) sevgiyle kalın....daima....
 FATOŞ
 
13 Kasım 2006 Pazartesi 18:43:55
biliyorum,
bu koca şehirde her şey var,
bir biz yokuz,
ne kalır ki geriye,
fotoğraflar ve anılarla sokaklarda asılı gülüşlerimiz dışında..

bir gün her şey değişecek,
gözlerimizde topladığımız yağmur bulutlarıyla,
buluşacağız bu şehrin ortasında,
biliyorsun,
hiç bir acı sürmez sonsuza dek...

saygılarımla
 Hava Avcı Köseoğlu
 
07 Kasım 2006 Salı 02:21:47
Baştan sona şiirinizde kayboldum...

Yaşadığım şehrimi çok seviyorum ve yine çok sevdiğim şiirlerde İzmir' i bulunca daha bir başka oluyor okumak..

Tüm dingin duruşuna rağmen yüreklerde ki hüznü saklayamaz ve aşklarla harmanlanıp dizelere dökülür.İzmir'e ve sevgiye yakışır güzellikte bir şiirdi ,var olun.

Selam ve saygılarımla.
 Manisalı
 
17 Ekim 2006 Salı 03:56:54
O kadar güzel ki can İzmir'imi öylesine enfes anlatmışsın ki okudukça keyiflendim hele içinde bir de sevgili ayrı bir güzellik katmış yüreğin varolsun

Sevgiyle sağlıcakla kalın
 baharca57
 
17 Ekim 2006 Salı 00:35:39
Değerli şiir dostum,

Yürğeiniz öylesine güzel yazıyorki bir kez değil bir kaç kez okumak geliyor içimden.Ve öylede yaptım..Okudum ,okudum ve sustum fazla yoruma gerek yok..Harika bir kalem ve yürek..



Kutluyorum

Saygılarımla

Bahar
 Çınar GÖLE
 
16 Ekim 2006 Pazartesi 21:41:45
Sevgili dostum bu şiirini her zaman keyifle okudum şu anda olduğu gibi İzmir aşığı bir insan olarak hoş bir hafta sonra kısmetse artık sürekli orada olacağım ama inanılmaz keyif alarak okudum yine yüreğine sağlık sevgiyle ve sevdiklerinle kal her zaman sevgilerimle..

Çınar GÖLE


SEN İZMİRSİN şiirine yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Üye ol Şifremi Unuttum