Kavramak için görmek, görmek için de dikkatle bakmak gerek! - Pitigrilli [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM
Yeni Şiir Ekle
• Anasayfa • Şiirler • Yeni Şiirler Sesli şiirler Sesli Şiirler Resimli şiirler Resimli Şiirler Bugün Eklenenler Bugün Eklenen Şiirler • Eleştirilen Şiirler • Etkili yorumlar • Seçki Şiirler • Son Eleştirilen Şiirler • Son Yayınlanan Şiirler • Yazılar • Makaleler • Öyküler • Denemeler • Söyleşiler • Mektuplar • Masallar • Anılar Bugün Eklenen Yazılar Bugün Eklenen Yazılar • Tüm Yazılar • Etkili Yorumlar • Hikayeler • Türkülerimizin Hikayeleri
• Edebiyat Defteri
• Yazım Türkçeleştirici • Türkçe Sözlük • Site Kuralları
Online Üyeler


İçerideki üyelerimizi görmek için üye olmanız gereklidir.

Üye olmak için tıklayın.

Online Üye:151




Kültür Sanat Haberleri
Türkiye'de basılan kitap sayısı arttı2 yorum
Türkiye'de geçen yıl basılan kitap sayısı yüzde 10,82 arttı.
4. Beykoz çocuk kitapları fuarı başlıyor
Çocuklara nitelikli okuma kültürü kazandırmak hedefiyle Beykoz Belediyesi tarafından bu yıl 4.sü düz..
3 sanatçıdan karma sergi
Tespih Sanatçısı Beki Baron, Minyatür Sanatçısı Canan Demirel ve Tezhip ve Minyatür Sanatçısı Gülhil..
İki ustadan Anadolu ezgileri
Yazar ve Türk Halk Müziği Sanatçısı Bayram Bilge Tokel ve Halk Müziği sanatçısı Erkut Özkan, "Müzikl..
Kitap yorumları   Son yorumlanan kitaplar  
Körlük
Körlük
Süleyman Toprak - İnceleme - (0 puan)
İnsanların,şehirlerin ve yaşanılan ülkenin isimlerinin bilinmediği ve insanların karanlık yüzlerinin anlatıldığı roman :Körlük. Körlük 1922 Portekiz doğumlu Jose Saramago tarafından kaleme alınmış.Roman,adı bilinmeyen bir kentte kırmızı ışıkta bekleyen adamın, aracının direksiyonu başında ’’Kör oldum’’ cümlesiyle başlar .Bulaşıcı bir körlüktür bu,konuştukça,temas edildikçe bulaşan, çoğalan bir körlük.İnsanlar zifiri bir karanlığa değil beyaz bir karanlığa gömülürler.Adı belli olmayan yedi karakterin kör olmasıyla ilerler roman. Sonra şehir,sonra ülkedeki tüm insanlar körleşir.Bir korku,kargaşa,pislik,açlık ve zorbalık hüküm sürmektedir artık kentte ,tüm ülkede. Cahit Zarifoğlunun stad şiirindeki; ‘’Hıncahınç bir stadda Duvarlar merdiverler kapı oyukları Demir rampalar Ve beton çölü toprak. Dünyanın döne devrile geldiği noktada Hıncahınç bir statta Bitiverdi eşya Ve dünya dostluğu Geldikleri olmayan insan kalabalığı şimdi Ortadaydı O babanın elinden tutup getirdiği on yaşlarındaki çocuk Çağırdığını işitti ve gitti Ve bütün buluğa ermemişler çağrıldılar Onların gidişinden müthiş bir kaygı doğdu Kalanlar için Kurt dalan hayvan kalabalığı gibi kabardı insan kalabalığı Ve ileri gidemediler yoktu Geri gidemediler yoktu Çoğu alabildiğine koşuyordu yönlere Ve doğu yoktu ve batı yoktu Ve güney ve kuzey yoktu Belki varırız diyorlardı oysa ’nereden’ ’nereye’de yoktu’’ Dizeleri ve oluşan kaotik durum bir film şeridi gibi romana yansır adeta.Sonra körlük tüm şehre ve ülkeye yayılır. Ülke yönetimi sıkı tedbirler alır ,bütün körler karantinaya alınır .Ancak şaşırtıcı bir olay vardır .Aralarında kocaman kentte gözleri gören tek bir kadın vardır. Ve bu kadın karanlık yüzlü yığınlar içerisinde insanlığın aydınlık yüzüdür. Saramago’nun gözlem gücüyle adı belli olmayan bu kadın ; doğruluğu, dürüstlüğü, insanların karanlık yüzlerini görebileni ifade eder. Körlük, bir taraftan kaotik ve bunaltıcı sahnelerle işlenen bir roman olmasına rağmen aynı zamanda bir beyaz körlük felaketi yaşayan toplumun nasıl çöktüğünün,nasıl bencilleştiğinin ve insanların değişik maskeler takarak nasıl göründüklerinin 360 sayfalık hikayesi. Gördüğü halde görmeyen körlerin işlendiği romanda; ‘’Saramago bu romanda neyi anlatıyor.? Neden hiçbir karakterin, insanların ,şehirlerin ve ülkenin adı yoktur? Adı olmayan bir karakter neyi ifade eder ? Beyaz körlük nedir ? Bakmak, görmek için yeterli midir? Görme yeteneğimizi gözlerimize mi yoksa gözlerimizin ileti aktardığı düşüncelerimizin insan ve durumları doğru bir okumasına mı borçluyuz? Fiziksel olarak gören gözlerimizin bazı görüntüleri ve insanlara ait özellikleri kendisine göre yorumlaması ve yok sayması da bir çeşit körlük olabilir mi? Kendi bakış açısını diğer insanlarda görmeye zorlayan zorbacı bir bakış açısı yalnızca beyaz körlükle tanımlanabilir mi ? ‘’ Sorularının açık uçlu düşüncelere aktarımını kuyumcu zerafetiyle işlenmiş Saramago. Toplumun yığın psikolojisini ve değişen şartlara göre ,bencilliklerinin karanlık yüzlere ve saldırgan yapılara nasıl dönüşebileceğini derin tahlil ve usta bir anlatıyla oldukça başarılı bir şekilde işlediği görülmekte. Teknik anlamda ; nokta ve virgül dışında noktalama işaretlerinin kullanılmadığı , okuyucunun noktalama işaretlerine boğulmadığı. şiirsel bir üslupla yazılan ve hiçbir karakterinin adının belirtilmediği bu romanda okuyucunun beyninde dönüp dolaşan yukardaki sorular çerçevesinde beyaz körlük ve insanların karanlık yüzleri üç farklı grupta toplandığı görülmektedir. 1-Nobel Edebiyat ödüllü Portekiz’li yazar Jose Saramago’nun “Bakabiliyorsan gör. Görebiliyorsan, gözle.” sloganıyla romanın hemen başına yerleştirdiği ve yetersizliğinde oluşan beyaz körlük. Beyaz körlük yani kendi gibi görme, farksız,renksiz,şekilsiz, sıfatsız görme, her insanı veya nesneyi diğeriyle eşdeğer görme körlüğü.Şair İsmet Özel’in Bakanlar ve Görenler’indeki bakma ama görememe durumu. 2-Yönetim Körlüğü:Kendi bakış açısını doğru olan bakış açısı olarak dayatan ,akıl veren, baskıcı ve kişisel istendik davranışlara yöneltme çabası güden körlük. 3-Değer ,karakter ve onur körlüğü:Temel dürtülerle harekete geçen açlık, ego, bencillik körlüğü . Romanın son bölümlerine doğru sıklıkla işlenen ve erkeklerin kadınlar üzerindeki daha çok cinsel temel dürtülerine dayalı, zorbacı ,kaba ve onursuz güç gösterilerini içeren körlük. Psikolojik yaklaşımının yanı sıra daha çok sosyolojik temelli ilerleyen ve bu yönde mesajlar veren romanda ,özellikle 15 yıla kadar olan Türkiye’nin yönetim anlayışının izlerini ,sosyal ve toplumsal çöküşün bireylerin kişisel çıkarlarına hizmet eden/hizmet ettirme kaygısı güden düşünce sistematiğinden kaynaklandığı,tüm olumsuzluklar içerisinde yalnızca bir bireyin (romanda doktorun karısı olarak geçiyor) kocaman bir toplumu bile yönlendirebileceğini görmek , Saramago’nun başarılı anlatısıyla mükemmel bir şekilde ifade diliyor. Kitapla ilgili son cümlem Saramago’nun cümlesi olacak: ‘’Ne düşündüğümü merak ediyorsanız,bu kitapla anlatmak istediğim hepimizin körleşmeye başladığı değildi.Bence körleşmiyoruz,hepimiz körüz,körüz ama bakıyoruz.Bakabilen ama görmeyen kör insanlar..’’ Süleyman TOPRAK
En çok satanlar kitaplar için tıklayınız
Yeniler kitaplar için tıklayınız
Ne nedir?  
Son yorumlanan terimler
Son cevaplanan forumlar
Forum
Ne izliyorsun?
16 Mart 2018 Cuma 18:23
Yanıt:24
İzlenme:435
Hicran Aydın Akçakaya
Hicran Aydın Akçakaya
23 Nisan 2018 Pazartesi 14:31
Aktif Forum
Aşka dair
3 Nisan 2016 Pazar 19:11
Yanıt:904
İzlenme:21.695
..güney_su..
..güney_su..
23 Nisan 2018 Pazartesi 14:29
Aktif Forum
Pencere kenarı
1 Mart 2018 Perşembe 22:29
Yanıt:159
İzlenme:2.907
Cömert Yılmaz
Cömert Yılmaz
23 Nisan 2018 Pazartesi 14:19
Aktif Forum
Ben'ce
28 Şubat 2018 Çarşamba 05:45
Yanıt:173
İzlenme:4.788
Bilge Dişsiz
Bilge Dişsiz
23 Nisan 2018 Pazartesi 12:46
Forum
Şarkı mırıldanmak
11 Şubat 2018 Pazar 05:44
Yanıt:33
İzlenme:378
ressam12
ressam12
23 Nisan 2018 Pazartesi 12:31
Forum
Sonra dedim ki
28 Mart 2018 Çarşamba 20:27
Yanıt:46
İzlenme:785
deniz-ce
deniz-ce
23 Nisan 2018 Pazartesi 11:58
Yoğun Forum
Birşey söyleyeceğim
29 Nisan 2012 Pazar 09:38
Yanıt:14.790
İzlenme:447.997
deniz-ce
deniz-ce
23 Nisan 2018 Pazartesi 11:56
Aktif Forum
An itibarıyla..,
1 Mart 2015 Pazar 20:51
Yanıt:1.629
İzlenme:48.193
nâ-gehân
nâ-gehân
23 Nisan 2018 Pazartesi 09:30
Aktif Forum
Gunun şarkısı..!
2 Mayıs 2017 Salı 09:28
Yanıt:365
İzlenme:4.480
flycan57
flycan57
23 Nisan 2018 Pazartesi 03:39
Aktif Forum
İç sesiniz ne diyor
28 Mayıs 2017 Pazar 12:42
Yanıt:1.140
İzlenme:25.345
ressam12
ressam12
22 Nisan 2018 Pazar 23:26
Forum
Başka şeyler
31 Mart 2017 Cuma 15:58
Yanıt:35
İzlenme:935
ressam12
ressam12
22 Nisan 2018 Pazar 23:18


En son eklenen şiirler En son 100 şiir Rss Yeni Şiir Ekle
En son eklenen yazılar Yeni Yazı Ekle

Şiir


Şiir; düşlerimizi, özlemlerimizi, düşüncelerimizi, duygularımızı kullanarak sözcükleri ortaya koyma biçimidir. Elle tutulmaz, gözle görülmez, sadece hissedilir.

Şiir sanat akımları içerisinde de en büyük yeri kaplar. İçinde sanatı, duyguyu, matematiği, müziği, estetiği olan geniş bir yelpazedir. Düz bir cümleye farklı anlamlar katarak kendine has ve eşsiz bir dil oluşturur. Bu dil yazan her kişiye göre değişebilir. Ölçü kullanmak isteyebilir, serbest yazmak isteyebilir, kafiye kullanmak isteyebilir vs. Dizeleri belirlemek ve şekline karar vermek yine yazan kişiye bırakılır. Aynı duyguyu anlatan binlerce eser ortaya çıkabilir. Fakat değişik kelime kullanımı ve şairin yeteneklerine göre, mısra dizilişi, kafiye kullanımı, yinelemeler, içindeki ritim ile hiçbiri birbirinin aynısı olmaz. Çünkü şiirin sahibi, yani şairi bu şekilde kendi imzasını atmış olur.

Günümüzde değerlendirildiğinde dizelerden oluşmasının dışında, düz metin şekliyle yazılması yaygınlaşmaktadır. Önemli olan tanımını ifade eden eserlerin şiirsel dili, diğer gündelik dili ile birbirinden ayrılmaktadır. Okunurken de şiirsel ses tonu ve yüksek söyleyişten ibaret klasik modernizm ile kendini ortaya koyar. Belirli bir amacı olan, tepkiyi, seslenişi, mesajları ifade ederken kullanılan dil ve yazım kurallarını kaybetmeden, ritim kurgusu ile birçok edebi biçimi içine katarak asıl sanatını burada icra etmektedir.
Şiirde neyin söylendiğinden çok, nasıl söylendiği önemlidir. Dikkati asıl çeken şey budur. Valery bu konuda şöyle bir örnek vermektedir. “Yürümek ile dans etmek aynı şey midir? Gündelik dil ile şiiri birbirinden ayıran özellikte böyledir. Nasıl ki, yürümek insanın bacak ve gövdesini çalıştırıyorsa, bu eylem kendi amacının dışında oluşur. Fakat dans etmekte oluşan eylem, amacın kendisidir.”
Şiir oldukça köklü bir tarihe uzanır, Sümerler ile başlar. İlk şiirler de Çincede halk şarkılarından, destanlardan ortaya çıkmıştır. Yirminci yüzyılda ise çok daha fazla dikkat çekmektedir. Bu zaman zarfı içinde yerini bulmuş, şeklini oluşturmuş, amacına karşılık özelliklerini belirlemiştir. Kendi içinde didaktik, dramatik, epik, lirik, pastoral, klasik ve modern şiir örnekleri ile farklılık oluşturmaktadır.