 |
|
 |
| |
Şiir Bilgi
15.10.2006 tarihinde eklendi.
207 çoğul gösterim yapıldı.
291 tekil gösterim yapıldı.
17 yorum yapıldı.
|
|
 |
|
 |
|
|
|
ATEŞİ TUTAN KİMİN ELLERİ
alnımda biriktirdim suyun tadını
kan revan içinde şarap
bana dokunma yarama denk düşüyor gece
ATEŞİ TUTAN KİMİN ELLERİ
dolu dizgin bir sabahtı gülüşün her şey başlangıç bitişini düşünmediğim mavi günleri vardı ya İzmir’in hani güneşi bulutlara tutsak olmayan
seninle uyanırdı gün bir ıslıktın soluğumda çınlayan düşerdi imbata kısrak yelesi saçların adımızı söylerken şafakla bir
dur anılarımı silme
ayırdına varmak isterken yaşanmışlıkların aniden bir yalan sekerek geçiyor rüzgar yürüyor / duruyorum çılgın bir sabır soluğa birikiyor
neden böyle kalabalık susanların korosu sessizlik sarmaş dolaş
baktım ki gölgemden başka bir şey yok zaten kokusunda var ayrılık gülün
gün tutsak görkemli yalnızlığımda üşümüş sözcükler soğumuş soluğum anlaşılmaz kimsesizliğim / hele şiirim herkese uzak kendine yabancı aynanın düşlerine savrulan o çığlık kimin
bekletilerek acıtılır zaman hükmünü vermiştir yorgunluk akşamları yalnızlıkla acı harç edilmiş hüznün duvarlarına konmuş
başın ağırlığının yastığa bıraktığı çukur iz, komidinin üstünde yarısı içilmiş bir bardak su, bir bölüm sonunda açık bırakılmış kitap...................................................................... kirli sakallara dolaşmış akşam kendisiyle oturup içmiştir geceler boyu ______sızmış umutlarına
bir zaman yorgunuyum
söz kördüğüm / acı donuk susmalara bırakmış ömrünü tutsaklık düş yoksulu olmuş uçurum yanaklarda tuzlaşan hüzün ateşi tutan kimin elleri
Nail Yavuz, İZMİR yeniden düzenleme
|
|
|
Acaba Nedir?:
acı
,
ayrılık
,
bardak
,
başlangıç
,
bir
,
böyle
,
çılgın
,
çukur
,
dolu
,
dur
,
düş
,
gece
,
geceler
,
gün
,
hüzün
,
izmir
,
kan
,
mavi
,
o
,
rüzgar
,
sabır
,
sessizlik
,
söz
,
şarap
,
tutsak
,
yalan
,
zaman
,
zaten
|
|
|
19 Eylül 2007 Çarşamba 17:11:55
çok takdir ettiğim bir şiir olmuş. saygılarımla,
|
|
|
|
25 Haziran 2007 Pazartesi 13:15:49
Aramızdan ayrılan sevgili Dost Sayın Sevim Erdoğan Tezel'in, Başka bir sitede bu şiirime yazdığı yorumu anısı için buraya aktarıyorum.
Sevim ErdoğanTezel (11-05-2005, 16:11) ÖZEL MESAJ ÜYE DETAYLARI uzak aşk,unutulmayan sevgili,ve yıkılmaya yüztutmuş bir hayat...pek çok şeye boşvermişlik,ve yinede yaşamak,yaşayabilmek...yanarak,ağlayarak...yazarak.
sevgi ve dostlukla
|
|
|
|
14 Kasım 2006 Salı 00:05:34
İçine İzmir sızmış bir şair Nail Yavuz.
İzmir sızmış diyorum zira; bir tarafı gürül gürül yaşamak derken, diğer yanı hüzünlü bir yanlızlık taşıyor.
Bu iklimin bütün şairlerinde bu var.
Attila İlhanda da, Hilmi Yavuzda da...
Kendini ele vermeyen bir dil bu. Yalnızlığı buradan geliyor kanaatimce.
Nefis bir şiir "Ateşi Tutan Kimin Elleri"
Saygıyla selamlıyorum üstat...
GÖÇEBE
|
|
|
|
14 Kasım 2006 Salı 00:00:19
''bir zaman yorgunuyum''
Geçmişi günümüze taşımak zordur... Anıları alıp getirmek, karşımıza oturtmak ve söyleşmek...
İzleri aramak yüzümüzde ve yüreğimizdeki yansıması ile karşılaştırmak...
Hep güzeli düşünmek, düşlemek ve anımsamak ister ruhumuz;
Tıpkı şu dizelerde olduğu gibi...
''dolu dizgin bir sabahtı gülüşün her şey başlangıç bitişini düşünmediğim mavi günleri vardı ya İzmir’in hani güneşi bulutlara tutsak olmayan
seninle uyanırdı gün bir ıslıktım soluğunda çınlayan düşerdi imbata kısrak yelesi saçların adımızı söylerken şafakla bir''
Sabit tutamazsın usunda zira yalan bir gölge geçerken diyor sana...
Kokusunda ayrılık var gülün...
Gözlerini kapatıp, ruhunu yüreğine saldığında anlarsın...
''söz kördüğüm / acı donuk susmalara bırakmış ömrünü tutsaklık düş yoksulu olmuş uçurum yanaklarda tuzlaşan hüzün ateşi tutan kimin elleri ''
Geçmişin yolculuğunda bir zaman yorgunuyum, tuzlaşan hüzün yanaklarımda....
Sevgili Nail sizede söyledim ya, kaç kez gelip gittiğimdi sözün soğuduğu yazamadığım...
Sevgilerimle kutluyorum sizi...
SİYAH HÜZÜN
|
|
|
|
13 Kasım 2006 Pazartesi 23:45:00
Sular serinletse de alnı
Bir telaş yarayı sarmakta gece...
İzmir’in,
O bir başka kendine has büyüsünde güzel şehrimin,
Her sabaha günle uyanırdı
Her sabahı kısrak gülümsemesinde sırlar gizlerdi güne sürprizle.
İmbatı yeleler kuşanmış,
Savurur yelken sevdalar körfezin gizeminden
Ve sanki titreyişlerinde ışığın yakamozlar sağardı gözleri
Gözlerinde sevginin.
Susanlar söz birliği etmiş çılgın bir yankı doğurur gecede
Ve nereye gitsen bir iz ki peşinde
Kendidir tek takipçisi
Anıların gölgesinde yaşanmışlıklar
Islık ıslık
Tüner şafak vakitlerinde.
Ağır ağır çöker sineye.
Kimli kimsesizlikler
Başı boş günlerin dermansızlığı
Çığlık olup yırtar şafağı.
Duvarları boyar hüzün yalnız bakışların sessizliğinde
Bir ateş ki yürek
Ve tutan eller
Adı saklı yürekte
Buram buram tüterken hasret.
Ve benim hasretim ki bilir Dost
Güzel şehrime
Sinesinde sakladığı sevdiklerime..
En değerlilerim,
Yüreğimi titreten hasretliklerim...
Bir Dost elinden düşmüş kalemin izleri.
Güzel yüreğinden söz haykırmış,
Yine güzel dizelerle bezemiş şiiri.
Sevgilerimle Nail
Sesin her daim haykırış olsun yağsın şiire.
ÖZNUR KARAYUMAK
Nail Yavuz tarafından 11/13/2006 11:47:00 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
13 Kasım 2006 Pazartesi 23:37:46
Nail'e birşeyler olmuş sanki patlama anı gibi biraz deşelemem geker satırları izninizle sayın Yavuz
güncelleme
anlımda biriktirdim suyun tadını kan revan içinde şarap bana dokunma yarama denk düşüyor gece başta burası kimin sizin mi?Sizin değilse size kim bunu söyletti merak ettim:)
günleri vardı seninle uyanırdı gün...-burası "dı" ile aldatmacanız bence bize bunu yapmayın sonra tehdit anılarımı silmeyle...içinizi tehdit etmişsiniz bence bir yalanın sekerek geçmesi harika bir an-düşünün kulaklarıızı sıyırarak neler demiş o yalan susanların korosu sizi o satırda korkutmuş-acil harf bulun kulaklarınıza ve gölgenizden başka yer olmaması mezarınızın gölgeye vasiyyeti gibi geldi bana burası tam delilik izi kendi kendine konuşma
başın ağırlığının yastığa bıraktığı çukur iz, komidinin üstünde yarısı içilmiş bir bardak su, bir bölüm sonunda açık bırakılmış kitap................................................................ kirli sakallara dolaşmış akşam kendisiyle oturup içmiştir geceler boyu ______sızmış umutlarına
ve yönelmiş kıbleye sorduğun soru şu ateşi tutan kimin elleri
bende size soruyorum ateşi tutan kimin elleri ???
saygılar ve daha bir yığın selamlar
fazıl
|
|
|
|
13 Kasım 2006 Pazartesi 23:28:16
şiir kelimesi neleri nelerden alıyor neyi neyden yakalıyor nasılı nasıl değiştiriyor nedeni neden başka şekilde giydiriyor
şiir kelimesi dört harfli bir kelime... her harfi anlamak her harfi kavramak her harfi düşünmek her harfi algılamak aslında harflerin harf olmadığını her birinin ayrı bir dünyaya kapı açtığını ve bu kapıyı birleştirebilenlerin dünyaları birleştirip tek bir kainat oluşturup bu harfleri tekrar değiştirip reenkarnasyona uğratıp metamorfoz edip yeni oluşturan kainattan tekrar tekrar yenilerini tekrar tekrar değiştirip yenilerin yenilerin aklı sonsuzluğa mantığı sonsuzluğa algıyı sonsuzluğa en önemlisi düşünceyi sonsuzluğa götürüp sınırsız adımlarla tekrar ordan gelip giderkenki adımları gelirken farklılaştırıp aynı yol üzerinde sonsuz yollar açmak...
en güzel örneklerinden bir çoğunu sizde görüyorum... ışıltılı bir kapı açıyorsunuz ve o kapıyı açabilenler girdiği zaman sanki bir daha çıkmak istemiyorlar...
"düşerdi imbata kısrak yelesi saçların" "rüzgar yürüyor " "üşümüş sözcükler soğumuş soluğum" "kirli sakallara dolaşmış akşam " "düş yoksulu olmuş uçurum " ve bir başka şiirinizden "söz soğudu" "söylemin omurgası"
kolay bulunamayan dizeler... ben zaten her daim harflerin,kelimelerin,cümlelerin en nihayetinde anlamın akabinde düşüncenin her zaman farklı bir elbise giymesinden yanayım...
tebrikler
karkristali
|
|
|
|
13 Kasım 2006 Pazartesi 23:20:39
Ateşi Tutan Kimin Elleri
(daha okumadım ama şiiri El o kadar çok ki Ve ateş de bir o kadar “yanık”...)
“alnımda biriktirdim suyun tadını
kan revan içinde şarap
bana dokunma yarama denk düşüyor gece”
su ve içinde şarap yanında Kap bir gece Gelme girme koynuma Yaralı Gece Demiş sanki şâir Azabımın...
...
dolu dizgin bir sabahtı gülüşün her şey başlangıç bitişini düşünmediğim mavi günleri vardı ya İzmir’in hani güneşi bulutlara tutsak olmayan(gülüş...ü... doğmuş gün gibi aralığında İzmir’in bir sabah kendi gibi büyümüş gölgesi bile set çekmek için aydınlığın önünü kapatan her buluta... her oluşa...)
seninle uyanırdı gün bir ıslıktım soluğunda çınlayan düşerdi imbata kısrak yelesi saçların adımızı söylerken şafakla bir(gülmüş ve uyanmış o dem şehir deniz üzerinde eserken yeller... yel gibi eserken o saçlar, yarı kara yarı gündüz, onun saçları yalnız denizi üzerinde bir gönlün... esermiş şafak, şafak gibi aydınlık dur anılarımı silme(silinmesin gülüşün yüzünden ve gülmeyişin yüzünden bir toplamı yaşanmışlık...)
ayırdına varmak isterken yaşanmışlıkların(seviyorum ben bu kelimeyi: “ayırdına...” çok da kullanıyorum hem; anlaşılmaz olsa da birilerince gene de güzeldir diyorum ay yurdunda olmak anıların, kara deliğindense...) aniden bir yalan sekerek geçiyor(topal mı yoksa bütün yalanlar, evet... topal olmalılar ki hani bir gün bir yerde düşerler...) rüzgar yürüyor / duruyorum(ama hayat tamamı ile düşmez asla şâir susabilir, durabilir lâkin ardındakilerin eser rüzgârıdır..) çılgın bir sabır soluğa birikiyor(ve bu rüzgâr, kimi zaman sabrı taşır âtiye...)
“neden böyle kalabalık susanların korosu sessizlik sarmaş dolaş”
Kalır susmak belki İçinde çoğunluk Sana İçinden çoğunluk susar hep Yalnızlıkların...
...
“baktım ki gölgemden başka bir şey yok zaten kokusunda var ayrılık gülün...”
ayrılık-gölge ikisi de kara karanlık...
... “gün tutsak görkemli yalnızlığımda üşümüş sözcükler soğumuş soluğum anlaşılmaz kimsesizliğim / hele şiirim herkese uzak kendine yabancı aynanın düşlerine savrulan o çığlık kimin”
Sığıntı... evet... şiir, zaman geldi yalnızlığımıza sığındı; gitti zaman; biz ona sığındık... çığlık çığlığı kovalarken, bizden, bizden değil yahut...
...
“bekletilerek acıtılır zaman hükmünü vermiştir yorgunluk akşamları yalnızlıkla acı harç edilmiş hüznün duvarlarına konmuş
başın ağırlığının yastığa bıraktığı çukur iz, komidinin üstünde yarısı içilmiş bir bardak su, bir bölüm sonunda açık bırakılmış kitap...................................................................................... kirli sakallara dolaşmış akşam kendisiyle oturup içmiştir geceler boyu ______sızmış umutlarına
bir zaman yorgunuyum
söz kördüğüm / acı donuk susmalara bırakmış ömrünü tutsaklık düş yoksulu olmuş uçurum yanaklarda tuzlaşan hüzün ateşi tutan kimin elleri”
Yine bürümüş durmuş bu en hazin son Acıyı; yine acıtır olmuş neden, insanı Zaman da hiç durmazmış, neden yerinden uzatırmış elini yardım kedere Verilen insana lâkin
Ömür mahkûm görülmüş mü edilmiş mi acep böyle hep susmaya Susturulmaya mı çalınmış doğası bu düzenlerin maya
...
Okudum ve şiiri düştü yara Şarap tadında gecenin
Elleri ateş oldu Değdi alnıma Alnım ateş
Sudan Ateş
...
Şiir
FÂtih Çodur
|
|
|
|
13 Kasım 2006 Pazartesi 23:15:57
Yanakta tuzlaşan hüzün dolu dizgin bir sabahtı gülüşün her şey başlangıç bitişini düşünmediğim anlaşılmaz kimsesizliğim / hele şiirim menekşenin suya uzanışıdır o aynanın düşlerine savrulan çığlıklar’’
Kuruyan gözyaşının neden orada o kadar beklediğinin düşüncesinde sürüklenme. Bir sabahın şahlanışını gülümsemeyle özdeştir iken,bitişinde gelmesi yalın ayak. Sabahın seherinde yalnızlık rakkasesi dolanır tek çengi. Bir adam şiir yazar,çiçeklerin köklerini salışında simli aynadan gördüğü nü tabloya...
Şiirlerin girişindeki derinliğe hep atıfta bulunurum. Bir şiiri sürükleyen lokomotif giriş satırlarıdır. Canlı örneği bu düşsellikte katar ardından kırk satır çeker. Feryat figan.
‘’bir zaman yorgunuyum gün tutsak görkemli yalnızlığımda kaf dağının ardındaki aşk baktım ki gölgemden başka bir şey yok zaten kokusunda var ayrılık / gülün ‘’
Lokomotif kendisi olursa insanın,terdir yakıtı.Lakin terin tadı dile gelmeden tasvir edilir değildir.Dilde alınan tada ki yüz ekşiliği uyanılan günde baş başa kalınan aynadaki suret gerçeğe döner.Masalsı bir ivmenin dik açı hareketinde görünen gerçek baş başalığa dair.
Gölge hep durduğun yerdedir. Gölgelere ise hiç aldanmamalı risalesinden değerli satırlar. Şairin yazdığı kağıdın ne ehemmiyeti var ki duyguları bu güçte aktarabildikçe.
’’neden böyle kalabalık susanların korosu ______sessizlik sarmaş dolaş hükmünü vermiştir yorgunluk akşamları yalnızlıkla acı harç edilmiş hüznün duvarlarına konmuş ‘’
Yalnızlıkla baş başa kalındığında uğranan taciz.Sorgu başladığında bilinen her şey unutulup nedenlere düşülen şerh bu kıta başlı başına.’’hükmünü vermiştir yorgunluk akşamları’’ bu satırda epey bir dinlendim .Sonrasında verilen hüküm sadece kendini muhatap almış ibaresi uyandırır bir okuma anlaşılıyor.
Oysa kalemin kast ettiği yer dizede yalnızlığın acı ile harç edilerek yoğrulmuş ve üzerine yeni tuğlalar eklemek için yerine konmuş görüntüsü oluşturuyor.Mecazi anlamda bin dirhem değerinde bende ki anlamı.Akşamlar çoğulu sürdürülerek yada konmuş zamanı yok edilerek geniş zamana taşınsa idi daha pekişir durur gibi.
’’kirli sakallara dolaşmış akşam başın ağırlığının yastığa bıraktığı çukur iz, komidinin üstünde yarısı içilmiş bir bardak su, bir bölüm sonunda açık bırakılmış kitap...................................................................................... kendisiyle oturup içmiştir geceler boyu _________sızmış umutlarına
söz kördüğüm / acı donuk susmalara bırakmış ömrünü tutsaklık düş yoksulu olmuş uçurum _____yanaklarda tuzlaşan hüzün ________ateşi tutan kimin elleri ‘’
Bu dizeleri birbirinden ayırmak çok zor.Bir bütün zincirin halkası tamamı.Bir sayfa değil de bir bölüm.Bu ayrıntıyı atlamamak gerekiyor.Kitabın açık kalan kısmında.Noktalar ise devamlılığın müddetini gösteriyor.Gözyaşının durduğu yer yanak yinelemesi.Orda kalmış olmalı kaskatı.Kirli sakallara dolaşan akşam imgesi sonrası şiirin bu bölümü düzyazıya dönüştürülüyor.Bilinçli yapıldığını ve bu bölümdeki metnin o tatla alınmasının istediğini şairin enjektesi gereği olduğunu düşünüyorum.
Bu bölümde en çok takıldığım yer komidin oldu. Yatak odasındaki bu mobilyanın dışında bir yere bardak konması çok dikkatimi çekerdi.Yastık baş kitap üçgeninde.
Uzanılan yerde yapılan hesabın sağlaması meşalelerin aydınlatmaya mı yakmaya mı geldiği sorgusu kendine.
Kurgu harika fazlası ile gerçek. Yalnızlıkla düet ana fikir.
Bir ara bu şiirde bana çizilen çizgilerin bizi geçirmek istediğiniz hangi geçidi işaret ettiğine değinirseniz bu forum vesilesi ile sevinirim.
Kaleminiz bu koyuluğu ile.
kristalsenfonisi
|
|
|
|
08 Kasım 2006 Çarşamba 20:30:52
gün tutsak görkemli yalnızlığımda üşümüş sözcükler soğumuş soluğum anlaşılmaz kimsesizliğim / hele şiirim herkese uzak kendine yabancı aynanın düşlerine savrulan o çığlık kimin
bekletilerek acıtılır zaman hükmünü vermiştir yorgunluk akşamları yalnızlıkla acı harç edilmiş hüznün duvarlarına konmuş ...
saygılarımla
|
|
|
|
16 Ekim 2006 Pazartesi 14:12:19
çılgın bir sabır soluğa birikiyor
zaten kokusunda var ayrılık gülün ateşi tutan kimin elleri
Çok beğendim.Etkilendim.İzmir' den sevgiler.
|
|
|
|
16 Ekim 2006 Pazartesi 13:48:31
Emek verilen şiir çok belli oluyor...
kutluyorum sevgili hemşehrim
|
|
|
|
16 Ekim 2006 Pazartesi 01:09:02
yalnızlıkla acı harç edilmiş hüznün duvarlarına konmuş...güzel bir şiir okuttuğunuz için teşekkürler...saygı ve sevgiyle kalın...
|
|
|
|
16 Ekim 2006 Pazartesi 00:55:19
Sayın Nail Yavuz,
Bütün samimiyetimle yazıyorum şu an bir saate yakın bu sitedeyim şiir ve yazıları okuma fırsatı buldum kendimcede yorumluyordum. Şimdi sizin yüreğinizin sesine konuk olmuştum ki şiirinizin güzelliğinde tutuklu kaldım.. Kutluyorum kaleminizi. Şiirinizin verdiği güzel tadın ahengiyle buradan ayrılıyorum efendim... Melekler yüreğinizden öpsün..
İyi geceler.
|
|
|
|
15 Ekim 2006 Pazar 23:42:38
girizgâhına vuruldum ama şiirde kayboldum gittim... Türkçe/m/i bu nedenle çok seviyorum işte: değerlendirebilenin elinde adeta dünyanın en nadide çiçeği!.. iyi ki burdasınız sayın Nail Yavuz.
|
|
|
|
15 Ekim 2006 Pazar 23:38:02
Gece şiire yenik düştü... yorumlarım kayıp, beğenimse şiir gibi son zamanların hiti ; fevkaladenin fevkinde.
tebrikler
|
|
|
|
15 Ekim 2006 Pazar 21:48:09
bir zaman yorgunuyum
Haarika dizeleriniz kutluyorum Yine kaleminizden çok hoş bir şiir.
Saygılarımla
Bahar
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|