7
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
1244
Okunma
23 Şubat 1993, Babam, 3 Mart 2007 Annem, 9 Mart 2008 Eşim... Gittiler...
gittiniz...
yine kar yağdı.
hani zatürre olmuştum seni hastaneye yetiştirirken...
aslında hiç hatırlamak istemiyorum o günü.
seni kaybetme korkusunu, ellerini tutamama endişesini
hiç hatırlamak istemiyorum... hiç.
“korkunun ecele faydası yok” derdiniz, biliyorum.
doğruydu ama korkuyordum işte.
şimdi daha çok korkuyorum, ıstıraplar içindeyim.
üşüyorsunuz diye ısıtabilsem keşke sizi,
ellerinizi avuçlarıma alsam, sarılsam sımsıkı.
attığınız her adımda hırkalarınızı atabilsem omzunuza...
ne kadar güçlüydüm oysa siz varken,
dünyaya meydan okuyordum.
akşam eve döndüğümde mutfağa koşar,
en sevdiklerinizi hazırlardım birkaç dakikada.
annemle yolumu gözler, özlerdiniz belki de...
gülümsediğini görür gibiyim şu an;
"serçeler ne zamandan beri kas yapıyor" diyorsun.
"serçe kadar canın var, atma" diyorsun...
yine saçmaladım değil mi? bakma sen bana.
insanların en doğru konuştuğu anlar
aslında saçmaladıkları anlardır.
ben nasıl mıyım? idare ediyorum işte.
emekli olmadım, çalışıyorum hâlâ
neden bu kadar uzattım, inan ben de bilmiyorum.
çocuklarla yaşayıp gidiyoruz anlayacağın.
şikâyetlerim de oluyor elbet ara sıra.
en çok sana ve anneme kızıyorum;
yarım bıraktınız, yalnız bıraktınız diye.
biliyorum... bir gidenler vardır, bir de kalanlar.
biliyorum da, bazen katlanmak zor geliyor.
en çok neyi özledim biliyor musun?
sen başlamadan tabağından çorba aşırmayı...
görmediğimi sanıp salatana tuz atmanı,
turşu kavanozuna hücum ettiğin o çocuksu hallerini...
yaklaştı yine gittiğiniz gün.
o vakit belki bu kadar güç bulamam kendimde,
belki konuşamam, anlatamam her şeyi.
kim tutuyor ellerinizden?
yanaklarınızdan kim öpüyor, kim okşuyor saçlarınızı?
bizi sensiz, bizi sizsiz bırakıp gittiniz ya;
bunu hiç hak etmedik, siz de biliyorsunuz.
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.