8
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
906
Okunma

anadolu’da yaşayıp da bilmeyen yoktur;
toprakla uğraşanın hem gözü hem de gönlü toktur.
Fbilmez helale haram katmayı,
tek derdi helalinden yedirmektir çocuklarına her lokmayı.
ayağındaki lastik çizmelere sert gelen anız kökleri
hem çizmeyi hem ayağını delip geçince,
kallavi bir küfür sallardı en alasından;
anıza değil, lastiği dayanıksız yapana...
1960’larda başlamış derler haram helal karışmaya,
bir de su katmak pişmiş aşa...
sonraları hepinizin bildiği gibi;
benim babam da çiftçiydi, buğday tarlalarının efendisiydi.
sigara az bulunduğundan tütün ekerdi,
"deli tütün" derdi babam her soluk alışında.
halt etmişti vapur dumanı,
o deli tütünden çıkan dumanın yanında!
kimse içmezdi ama bir şişe rakı bulunurdu nedense,
anamın çeyiz sandığının bir köşesinde...
yaraya, bereye, bir de diş ağrısına iyi gelir diye..
tek lüksü ise, arada bir ilçeden aldırdığı
romanları okutmaktı benden büyüklere.
hatırlıyorum, harman markalı bir sigara içerdi bazen;
biz içindeki parlak kâğıtlardan küpe yapar
takardık kulaklarımıza, karton kabını bilezik diye kollarımıza...
ceplerinden tütün kırıntıları eksilmezdi,
bir de harman zamanı kuytulara ilişen başakların kılçıkları...
çizmelerinden toprak,
kasketinden ağaç dallarından düşen yaprak eksilmezdi.
çocuktuk, çok mutluyduk; ne alınırsa
itirazımız olmaz, büyük bir huzurla kabulümüzdü.
çünkü alın teriyle kazanırdı her kuruşu;
benim babam gibi her baba, milletin efendisiydi.
Hatice Ak
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.