7
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
964
Okunma
Bazen, sebebi gene bizlerin olduğumuz belirsizliklerimiz vardır ya, bir ağrı gelip saplanır tam da alnınızın ortasına, o an bir şeye tutunmak istersiniz, daha doğrusu o andan sıyrılmak, canlı cansız fark etmez, yeter ki beyniniz kurtulsun o ağrıdan istersiniz, bir kuş cıvıltısı, bir kedinin kuyruğuyla oynaması veya bir çocuk sesi yetecektir bu cendereden çıkmanıza ama yoktur... İşte tam bu anda kendinize sarılırsınız gene, kendi yüreğinize, en çok da çocukluğunuza.... şiirin öyküsü bu ve böyle bir duyumsama neticesinde döküldü sayfaya...
kışın ayazına
yazın kavurucu sıcağına aldırmayan
kendisiyle kâh dargın kâh barışık
bir kız çocuğu olduğum
dünlere çağırıyorum seni
ve kırlarda papatya toplamaya
derelerdeki çınar ağaçlarında
kuş sesleri dinlemeye
gönül bahçemizden
yediveren gülleri dermeye
çağırıyorum yorum seni
denizlerde martı
dağlarda ceylanlara yoldaş olmaya
kekik kokularını
birlikte solumaya çağırıyorum seni
ve göl kenarlarında
sazlıklara atılan taşın suda bıraktığı iz gibi,
yüreğimizde dalga dalga
sevgi çoğaltmaya ve umutlar ekmeye
tüm tezatlarına başkaldırıp
hayatı dolu dolu yaşamaya çağırıyorum seni
haydi...! kulak ver bu davete
yarın çok geç olur belki de
hiç tükenmeyen sevgimize
şimdi hemen sımsıkı sarılmaya
çağırıyorum seni
tut ki olmadı, hiçbirini yapamadık
hayal kurmak da yasak değil ya
sonsuza kadar geçerli bu davet
ister geri çevir, ister icabet et
Hatice Ak/04.07.2012
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.