0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
35
Okunma
Uzun yılların ardından
yüksekokul diplomasını aldı.
Şimdi sıra iş aramaktaydı.
Kapı kapı dolaştı;
başvurduğu yerlerden
bir cevap bile gelmedi.
İş görüşmesi için aldığı
takım elbisesi,
vitrinde sessizce
onu bekliyordu.
Hafta sonları
stres atmak için başladığı garsonluk,
zamanla kaderinin
adı oldu.
Sözü,bardaktan önce düşüyordu yere,
Çay ocağında
bunlar artık
sıradan bir günün parçasıydı.
Her gece eve dönüyor,
vitrindeki takım elbiseye bakıp
sessizce ağlıyordu.
Her sabah ise
kırılan bardakların sesinde
biraz daha eksiliyordu.
Masalardan aldığı
izinsiz şekerliklerle
belki de
hayatın en zor dersine çalışıyordu.
Beklediği mülakatın provasını ise
boş masalara yapıyor,
duymayan sandalyelere
cevaplar veriyordu.
Bir gün,
"Orta şekerli bir Türk kahvesi."
dedi Selim Abi.
Veli,
kahveyi sessizce bıraktı masaya.
Selim,
ceketinin iç cebinden
katlanmış bir özgeçmiş çıkardı.
"Seninle görüşmeye geldim.
İnsan kitap okuyarak değil,
kendini okuyarak ferd olur."
dedi.
Masada bıraktığı bahşiş,
kaybettiği ilk maaşın değil;
belki de
kazanacağı ilk hayatın avansıydı.
Vitrindeki takım elbise,
o gün ilk kez
Veli’yi beklemeyi bıraktı.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.