4
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
165
Okunma
Gök hizasında asılı bulutların
ölümsüz umutlarını emziriyor
cenin hâlinde neşterlenmiş bir kadavra.
Afaroz edilen meydanların insansız yüzünde,
salanan düşlerin çekiç darbesinde,
düşük avazların tuz sesinde
yıkanan kalbin duvarları boğulmakta.
Sorma.
Sıvası çıplak kalan şehrin
dalgalanan karanlığını...
Kirpiğine düşen buzullar ülkesinde
sobelenmiş sancıyı.
An ve dolunay,
tütsülenmiş bir pınar eşiğinde.
Bakma,
gamzesiyle sevişen tebessümün felsefesine.
Mavi öksüren açık bir griyim, der
dışarıda şapka çıkaran anlam.
Özgür bir sanatın yazdan randevusuna
geciken ellerin
ne bilsin
deniz kokan harflerin sancısını?
Sonra,
yan masadan düşen sözcükler
düşüyor hece hece
şiirimin paragrafına.
Evet, evet...
Şiirin gelişme ve sonuç bölümü
yan masadan ikram.
Düşünsene;
yana düşen kırmızıyı
mayısa bulayıp,
beyaza kundaklayıp
çöpe atıyorsun.
Öyle işte...
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.