1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
39
Okunma

Tiyatral kalemimden.
..,..
Kim söyledi önce bu adı,
bilmiyorum.
Belki duvardaki çatlak.
Belki uzun zamandır
kimsenin oturmadığı sandalye.
(Sessizlik.)
Kapı açıktı.
İçeri giren rüzgâr değildi.
Rüzgâr kendini bu kadar gizlemez.
Sen,
masanın üzerinde unutulmuş
bir bardak suya baktın.
“Bir şey eksik,”
dedin.
Ben,
hangi şeyin eksik olduğunu
sormadım.
Çünkü bazı sorular,
cevap verilince ölür.
(Uzun bir sessizlik.)
Efsus…
İnsan bazen
adını bile taşımakta zorlanıyor.
Aynadaki yüz,
her sabah biraz daha
başkasına benziyor.
Dışarıda
bir köpek havlıyor.
Kimse dönüp bakmıyor.
Sanki herkes,
çok önceden
suçunu kabullenmiş.
Masa yerinde.
Saat çalışıyor.
Perdeler kıpırdamıyor.
Ama odanın içinde
görünmeyen biri
durmadan yer değiştiriyor.
Belki vicdan.
Belki hatıra.
Belki de
hiç gelmeyecek olanın
ayak sesi.
(Sessizlik.)
Efsus…
Bütün ayrılıklar
yüksek sesle başlamaz.
Bazıları,
bir kelimeyi söylemeyerek
ömür boyu sürer.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.