0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
23
Okunma
İnsan bazen en büyük sessizliği,
en kalabalık cümlelerin arasında yaşarmış.
Ben bunu geç öğrendim.
Bir gülüşün ardına saklanan kederi,
bir vedanın içinde büyüyen özlemi,
ve gecenin, sabahı beklemekten yorulmuş yüzünü...
Gökyüzü her akşam başka renge bürünürken
hiçbiri birbirine küs olmaz.
Mavi, turuncuya yer açar;
mor, karanlığı incitmeden çekilir.
Meğer ahenk,
aynı olmak değilmiş.
Birbirini tamamlayabilmekmiş.
Ben de seni öyle sevdim.
Eksik yanlarımı gizlemeden,
yaralarımı örtmeden,
ellerime sinmiş geçmişi yıkamadan...
Çünkü sevgi, kusursuz insanların buluşması değil;
iki yorgun ruhun aynı gökyüzüne bakabilmesidir.
Bir gün rüzgâra adını söyledim.
Dağlara çarptı,
nehirlere indi,
ağaçların yapraklarında titredi.
Belki sana ulaşmadı.
Ama dünya,
o gün bir anlığına senin adınla nefes aldı.
Zaman dediğimiz şey,
eski bir saatin paslı dişlileri gibi döner durur.
Kimi gün çocukluğuma götürür beni,
annemin sesine,
babamın omzuna,
kapı önünde oynadığım yaz akşamlarına...
Sonra ansızın büyür insan.
Oyuncaklar yerini hesaplara bırakır.
Hayaller takvimlere yazılır.
Gözyaşları, "iyiyim" cümlesinin arkasına saklanır.
Ve yine de...
İçimizde ölmemeyi başaran bir çocuk vardır.
Yağmur yağınca camdan dışarı bakar.
Kar yağınca ilk izi atmak ister.
Bir kelebeği görünce gülümser.
Bir şarkıda eski birini arar.
İşte o çocuk,
kalbin gerçek sahibidir.
Ben nice şehirlerden geçtim.
Her istasyonda başka yüzler gördüm.
Kimi bana selam oldu,
kimi yara...
Ama hiçbir yol,
insanın kendi içine yaptığı yolculuk kadar uzun değildi.
Çünkü insan,
kendini affetmeyi öğrenmeden
hiçbir yere varamıyor.
Geceler vardı;
ay bile konuşmuyordu.
Yıldızlar, sanki göğün kırık camlarıydı.
Ben ise sessizliğin içinde
kendi kalp atışımı dinliyordum.
O zaman anladım...
Kalp yalnızca kan pompalayan bir organ değildir.
Kalp,
özlem biriktiren bir evdir.
Kapısını herkes çalamaz.
İçeri giren herkes de kalamaz.
Bir kuş gördüm geçenlerde.
Tek kanadı yaralıydı.
Yine de uçmaya çalışıyordu.
Ona baktım,
kendimi gördüm.
Demek ki umut,
düşmemek değilmiş;
her düşüşten sonra göğe bakabilmekmiş.
Bir gün herkes gider.
Çiçek solar.
Ağaç yaşlanır.
Deniz bile kıyısını değiştirebilir.
Ama bazı sevgiler vardır;
mezar taşına yazılmaz.
Rüzgâr taşır onları.
Yağmur söyler.
Toprak saklar.
Belki yıllar sonra
bir yabancı aynı sokaktan geçerken
sebebini bilmeden içi burkulacak.
İşte o,
bizden kalan ahenk olacak.
Çünkü gerçek ahenk,
aynı şarkıyı söylemek değildir.
Biri susarken ötekinin anlayabilmesi,
biri ağlarken diğerinin omuz olabilmesi,
biri yorulunca ötekinin yükü paylaşabilmesidir.
Ve eğer bir gün
adım unutulursa,
sesim rüzgârın içinde kaybolursa,
geriye yalnızca birkaç mısra kalırsa...
İnsanlar beni değil,
kalplerinde bıraktığım huzuru hatırlasın.
Çünkü ömür dediğimiz şey
bir nehrin denize kavuşması kadar kısa;
ama sevgi...
Sevgi,
bir kez gerçekten doğdu mu,
ölümün bile susturamadığı
en güzel ahenktir.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.