9
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
100
Okunma
Rüzgarda savrulan bir toz tanesi
olsam,
İncitmem bir daha yakana dokunup
da.
Geçtiğim yollardan adını silerken
ömür,
Bir damla sitemi yük etmem dertli
canıma;
Gölgemi gölgenden sükutla çeker de
geçerim.
Bir ebedi yurt bilmiştim bendeki saklı
yerini,
Meğer dar bir kalbin kuyusunda
kalmış bu garip.
Yüzüme vuran toz, gözümün yağan
yağmuruyla birleşirken,
Çamura dönen dünyayı avuçlarımda
eritir,
Öylece susar da geçerim.
Göğsümde sızlayan o eski, o paslı
bıçak;
Yıllarca deştildiği yer elbet kalbin ta
kendisi.
Kaderle bir olup ruhumu ateşe
bırakan rüzgar,
Ne bizi kül edebildi bu yangında,
Ne de teslim alabildi ruhun asil
duruşunu.
Varsın yansın içimizdeki o son
hikaye...
Şimdi dinmeyen fırtınaların vakti bitti,
Hesapsız sevgimi heybeme koyup da gidiyorum.
Dönüp bakmaya gerek yok enkazın
ardına;
Bir yangın yerini, yangına hiç
küsmeden,
Gürültüsüzce bırakır geçerim.
Ne bir sitem kalır dudakta, ne de
yarım bir ağıt,
Kapanır o eski defter, dağılır elindeki
kağıt.
Göğsümde açılan o yaranın ebedi
iziyle,
Geçse de gençliğim, sana hakkımı
helal eder;
Kanayan kalbimi zamanın şefkatli
ellerine bırakırım.
Eksilmeden,
Sessizce,
Ve sadece yaşanmışlığa şükrederek
geçerim...
11 06 2026
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.