9
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
85
Okunma
Son Eşik.
Bir gün kapı çalar, o son gün gelir,
Odanın içini bir sükut alır.
Fısıltı yükselir, hıçkırık gelir,
Gözlerin kapanır, sessizlik kalır.
Ömrünü verdiğin o sıcak evden,
Yatağından seni kaldırırlar da,
Cansız bir et gibi, soğuk gövdeden,
Bir tahta üstüne fırlatırlar da...
Yabancı ellerde dönerken tenin,
Dökülen o son su buzdan katıdır.
Feryadı duyulmaz garip sinenin,
Bu gidiş ömrünün son saati’dir.
Ne bir unvan kalır, ne şan, ne mısra,
Yakasız, cepsiz bir beze sararlar.
Omuzlar üstünde, dizile sırayla,
Akçay rüzgarından çekip alırlar.
Evladın, sevdiyin durur başında,
Canından parçan o, eli titreşir.
Karanlık çukurun nemli taşında,
Ruhun feryad eder, gökle söyleşir:
"Bırakma ne olur, yalnızım, darım,
Toprak çok soğuktur, üşürüm burda..."
Sesini ulaştırmaz ah u zarın,
Kalırsın bir dertli, yaban asırda.
İlk kürek toprağı en yakının atar,
Kapanır yukarısı, zifiri gece.
Gözünün yaşları toprağa batar,
Sesler uzaklaşır gider gizlice.
Dönerler evine, sıcak aşına,
Yarım kalan sohbet, telaş canlanır.
Sen o dar kabirde, tek bir başına,
Unutulup gidersin, zaman katlanır.
Otlar yeşerir de biter üstünde,
Dünya hiç durmadan döner de gider.
Birkaç yıl anarlar bayram gününde,
Sonra adın solar, söner de gider...
Hasan Belek-Akçay
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.