0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
22
Okunma
Bana "devlet" deme,
İçini boşalttığınız o kutsal kelimenin arkasına saklanma.
Çünkü benim gördüğüm devlet,
Sarayların gölgesinde unutulmuş nasırlı ellerdir,
Çöpten ekmek toplayan anaların bükülmüş belidir.
Sen kürsülerden adaletten bahsederken süslü cümlelerle,
Birileri lüks odalarda sömürüyor bu halkın geleceğini.
Alın terini emen keneler, modern kölelik düzenleri…
Bana devlet deme!
Devlet, bir avuç azınlığın cebini dolduran bir şirket değildir.
Bak sokağa, dinle vicdanının sesini:
Haksızlık diz boyu, adaletin terazisi kırık.
Zalimin sırtı sıvazlanıyor bu düzende,
Mazlumun payına ise hep aynı karanlık, hep aynı hıçkırık.
Bir yanda milyarlık ihalelerle semiren alçaklar,
Diğer yanda evine ekmek götüremediği için canına kıyan babalar…
Şimdi söyle bana,
Bu mudur senin o yere göğe sığdıramadığın kutsal yapı?
Eğer bir çocuk yatağa aç giriyorsa bu gece,
Eğer hukuk, sadece güçlü olanın kalkanıysa,
Eğer namuslu yaşamak suç, hırsızlık baş tacıysa;
Bana o soğuk duvarları,
O ruhsuz binaları,
O vicdansız yasaları devlet diye övme!
Benim bildiğim devlet;
Yoksulun sofrasında aş,
Kimsesizin başında dam,
Mazlumun gözünde yaştır.
Ama sizin kurduğunuz bu çark,
Yalnızca sömürenlerin değirmenine su taşıyor.
Alçaklık diz boyu, liyakat yerlerde sürünüyor,
Doğruyu söyleyenlerin sesi zindanlarda boğuluyor.
Bu yüzden çek o maskeni yüzünden,
Bana süslü yalanlarla dolu o kelimeyi deme.
Çünkü ne zaman "devlet" desen,
Aklıma çalınan umutlar,
Sömürülen emekler,
Ve haksızlığa uğramış milyonların ahı geliyor.
Önce adaleti getir o kör gözlere,
Önce doyur karnını o aç çocukların,
Önce temizle bu ülkenin üstüne çöken alçaklığı…
İşte ancak o zaman,
Ben sana kelimelerin en güzelini söylerim.
Ama şimdi sus ve çekil yolumdan,
Bana sakın devlet deme!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.